İnsan Kalitesi-Suat Başaran

Peki! Ahlâk doğal mıdır, yoksa kurgu mu?
Genlerimizde saklı bir kod mu ahlâk?
Tercih midir, zorunluluk mu?
Hırsız, genlerinden dolayı mı hırsızlık yapar? Katil yaratılışı sebebiyle mi insan öldürür?
Uzmanlarına sorulursa sayfalar dolusu cevaplarla karşılaşırız şüphesiz... Ancak bu yazının konusu, felsefi bir tartışma açmak değil... 
Aranan insan kalitesinin arzulanan seviyeye gelmesindeki dinamiklere yüzeysel bir bakıştır...
*****
İnsan kalitesinin düştüğünden şikâyet eden toplumlar, öncelikle kendi ahlâk kodlarını açık olarak ortaya koymalı, sonra da insanları ceza-ödül yöntemiyle, denetlemeli; ahlâksızlığa giden bütün yolları kapayan bir sistem kurmalıdır...
Meselâ: Çalmayı teşvik eden bir sistemde, hırsızlıkla baş edilemez...
Sistem çalmayı teşvik ediyorsa, başındaki insan kesinlikle çalar... Böyle bir sistemde, hırsızlık ahlâkî değerler açısından ne kadar kötülenirse kötülensin, uygulamada başka kılıklara sokularak meşrulaştırılır... Eylem, çalınan mal-paranın miktarıyla ve çalmada kullanılan yöntemle orantılı olarak yeni bir değerlendirmeye tabi tutulur...
“Yolsuzluğa, hırsızlık diyemeyiz” sözü bu durumu verilecek en çarpıcı örneklerden biridir.
Böyle bir toplumda vaaz edilen ahlâk normları sadece toplumun sahipsiz katmanlarını kontrolde kullanılır.
Zina, hırsızlık, dolandırıcılık, görevi kötüye kullanmak, sahtekârlık hep bu kimsesizlere dayatılan kurallar olarak kalır...
Bunun ayırdına varan kimi insanlar, sözü edilen kuralları asla özümsemez bu sebeple... Bilir ki yaptırıma uğramasının sebebi ahlâksızlık yapması değil, sahipsiz ve güçsüz olmasıdır... Yapması gereken de gücü ele geçirebilmek için aşamalı bir şekilde ahlâk kurallarını hiçe saymaktır…
*****
Sözü edilen genel durum, özelde bizim hareketin de en büyük sorunlarından biridir... Buna rağmen, arkadaşlarımızın davranışları, sistemimizin özellikleri göz ardı edilerek değerlendirmeye tabi tutuluyor...
Önce bir bakalım: Bir ülkücü MHP’de kendini gerçekleştirmek için hangi kurallara uymalıdır?
Tek bir örnek verelim: Bugün (kendi ifadesiyle) medyadan sorumlu baş danışman olarak bizi temsilen televizyonlarda konuşturulan zat, hangi mesleki ve ahlâkî ölçütleri taşımaktadır? O makamı kendine hedef seçecek genç bir ülküdaşımızın söz konusu makama gelmek için uyması gereken kurallara uygun mudur, sözü edilen zatın geçmişi?
Uygunsa, Ülkü Ocaklarında vaaz edilen ahlâk kuralları göz önüne alındığında, o göreve hiçbir ülkücünün gelmesi mümkün değildir...
Uygun değilse, hangi sebeple o göreve getirildi? Ülkü Ocaklarından yetişme o görevi yapabilecek tek bir kişi bile yok muymuş?
Peki! O zaman ne yapacak ülkücüler?
Kendisine vaaz edilen ve uyması gereken ahlâk kurallarını nereye koyacak?
*****
Sistemimiz, ilkeler -hizmet ilişkisi ve uyumunu, ilkeler aleyhinde bozmuştur... Hizmet etmek isteyen, ilkeleriyle çatışmaya zorlanmakta, insan kalitemiz işte bu çatışmadan ağır yaralar alarak, gün geçtikçe zaafa uğramaktadır...
Utanç duyulması gereken pek çok uygulama, yandaşların fetvacıları gibi, bizim bilmişler tarafından meşrulaştırılmakta ve alt kademedeki ülküdaşlarımıza gizem kılıfına sokularak kabul ettirilmeye çalışılmaktadır...
Böyle bir ortamda alt kademedeki kişilerin kalitesinden ziyade sistemi yönetenlerin kalitesi sorgulanmalıdır...
Sistemi kim yönetiyorsa onun kalitesidir aşağıya sirayet eden…
Bu sebeple, teşkilâtlarımız aynaysa eğer, yansıyan, muktedirlerin suretleridir; ülküdaşlarımızın değil…

SUAT BAŞARAN

Anahtar Kelimeler:
SuatInsanBaşaranKalitesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
orkinos hp 4 yıl önce

sus be adam doğruları söylemek senin ne haddine..
kelimeleri kavramaları eskitme bari...
10 yıl sonra gelecek kuşaklara söz söylem kalsın.