Bir "Tırtıl"ın Düşündürdükleri
Son günlerde hayatıma ilişkin bir muhasebe yapıyorum.

İlk ve ortaokulu yatılı bir okulda devletim okuttu. Liseyi bir devlet okulunda okudum. Dershaneye ailem gönderdi. Fakülteyi, Yüksek Lisans ve Doktorayı yine devletimin imkânlarıyla okudum. Büyük Marmara depremi sonrasında devletim istedi diye bedelli ve 28 gün askerlik yaptım. Bu süre zarfında hiç bir grup ya da dernekten maddi destek almadım.

İlkokul öğretmenim -"annenize babanıza söyleyin bu seçimde oylarını MHP'ye versinler" dedi diye o yıldan itibaren MHP'yi çocuk aklımla savunmaya başladım. Lise 2. sınıfta "Bizim Ocak"a ilk kez gittiğimde beni kesif bir sigara dumanı karşıladı. Ozan Arif olduğunu sonradan öğrendiğim, o an için sempatik gelmeyen ama sonraları çok sevdiğim "Ölmez Bu Hareket Ölmez Bu Dava" adlı destan eski bir teypte son ses ve cızırtılı bir kasvet yüklemişti kırık dökük sandalye ve masalı salona…

Bir de üzerinden 12 Eylül geçmiş devlete kırgın, ürkek ama yine de devletsiz olmaz diyen yapayalnız bir adam vardı gün öğlen sonu olduğu halde Bizim Ocak’ta… Ocak’ın sobasını yakmış, tozmasın diye yerleri ıslatarak mısır süpürgesi ile süpürürken gördüğüm ve görevli zannettiğim o yalnız kişi aynı zamanda çaycı, temizlikçi, muhasebeci hâsılı ocağın her şeyi ve başkanı imiş.

İlk çayı o gün içtim. Her şey o bir bardak çay ile başladı. O gün bugün devletimden maaş ve ücret dâhil hesap sormadım. Devletimi hiç borçlu düşünmedim. Hep ben borçluyum bütün varlığımla…

Bana "tırtıl diyen adamı ise Gazi Üniversitesinin bahçesinde soğuk birasını yudumlarken 2004 yılının bir yaz ayında tanıdım.

"Siz izin vermezseniz kimse size hakaret edemez" derlerdi anlamazdım. Şimdi daha iyi anlıyorum verdiği "Boş fıçı- dolu fıçı" örneğinden kendi hayatını ve bizi nasıl gördüğünü...

Ve beni; boşalttığı bira fıçısı gibi görüp, değersiz, işe yaramaz bir eşya gibi denize terk ettiğini anladığım günden beri öfkem, aldatılmışlığım, hayallerim ve hayatım arasında gidip geliyorum...

Bu hesabı siyaseten ve ahlaken büyük Türk Milleti ve tarihi önünde yapacağız. Kaçamayacaksınız, ölürsek Türk tarihi, kalırsak Türk siyaseti şahit olsun.

Önder BİLGİN
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gazneli 5 yıl önce

Ah hocam ah ben size bir hikaye anlatayım da yüreğininiz soğusun. ( gerçekten soğursa yorum olarak belirtin ama :) tırtılın birİ yolda yürürken bir ayıya rastlamış, ayı sormuş sen ne yaparsın bre tırtıl, bizim ki cevap vermiş Allah'ın bana verdiği fıtrat üzerine yaşarım bugun sürünem de yarın kesin ucarım, peki sen ne yaparsın diye de eklemiş? Ayı bu cevap karşısında şaşırmış ve hayatının başında da sonunda da ayı olduğunu, uzayıp kısacak bir durumunun olmadığını hatırlayıp önce tırtıl özenmiş taşıdığı potansiyelden ötürü, sonra da çıkışimiş ben senin ucmana izin vermem diyerek bizim azimli tırtılın üzerine doğru hucuma kalkmış. Koşması ile birlikte ayağının taşa takılıp düşümesi ve yuvarlanması bir olmuş. Sonrasın da hop bizim ayı avcının kucağına düşüvermiş. Hikayenin gerisi herkesin malumu zaten.

Avatar
Herif 58 5 yıl önce

10 numara 5 yıldız olmuş tebrik ederim.Hocaefendi sen bizim ebed müddet hocamızsın. Öğrencilikten bir türlü kurtulamayan, kendini sürekli yenileyen güzel insan. İşte bu yüzden yani öğrenirken öğreten adam sen hep bizim Önder hocamız olacaksın. İstemesende reddetsende senin kaderin Önder Hoca olmak.kızacaksın da Bize değil kaderine kız