Öncelikle şunu söylemekte fayda vardır. MHP bir siyasi partidir ve Devlet Bahçeli, bu siyasi partinin genel başkanıdır. Dolayısıyla bir siyasi partinin genel başkanının kim olacağına o siyasi partinin kadroları karar verebilir. Sözkonusu kadrolar haricindeki kişiler, Devlet Bahçeli hakkında tabiiki eleştirilerde bulunabilirler ve bir noktaya kadar O’nun genel başkanlığını tartışabilirler ancak O’nun genel başkanlıktan gitmesi gerektiğini söyleyemezler. Bu ince bir çizgidir.
MHP’nin kadrolarında yer almayıp, genel başkanın gitmesi gerektiğini söyleyen her kim varsa bilsinler ki; aslında MHP’nin iyiliğini düşünürmüş gibi yapıp MHP kadrolarının iradesine hakaret etmektedirler. Eğer gerçekten MHP’nin iyiliğini düşünüyorlarsa buyursunlar, MHP çatısı altında faaliyetlere katılsınlar. Aksi halde uzun yıllardır türlü menfaat tekliflerine ve engellere karşı sabırla direnen bir milli iradeye hakaret etmiş olurlar ki bu asla kabul edilemez.
Bu noktada karar vermesi gereken MHP’nin öz kadrolarıdır. Bu öz kadrolar yani milliyetçi-ülkücü irade, naçizane görüşüm olarak, sahip olduğu ahlak ile inandığı ve güvendiği herhangi bir liderin ardında gitmekte hürdür. MHP kadrolarının bu süreçte yapması gereken, tertemiz vicdanlarına güvenerek hareket etmeleridir. Tertemiz vicdanları haricinde başka bir şeye güvenmelerine gerek yoktur. Bu noktada kararlarını verdikten sonra, olağanüstü bir kanıt olmadıktan sonra ardında yürüdükleri lider hakkında herhangi bir şüpheye kapılmaları da doğru bir şey değildir. Çünkü şüphe bir kurttur ve insanın içini kemirir, başarıya ulaşma yolunda insanı zayıflatır.
Genel başkanlık yarışında oy kullanma hakkına sahip olan her kişi de MHP’nin öz kadrolarının içerisinde yer alan bireyler olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu kişiler hakkında da herhangi bir somut kanıt olmadan kimse bu kişilerin, MHP aleyhine çalıştığına dair bir şüphe taşımamalıdır. Bir kanıt olmadan herhangi bir kişiyi bir tür hainlik ile suçlamak ve hatta hain olarak kabul etmek ise bir tür iftira hükmündedir. Diğer bir deyişle o kişinin itibarını öldürmek gibidir. Bu süreçte her kim doğal seçme hakkı ile Devlet Bahçeli Beyefendi’yi veya Meral Akşener Hanımefendi’yi desteklerse desteklesin; aksi ispatlanmadıkça kesinlikle kötü bir fiil ile itham edilemezler.
Meral Akşener, bilindiği üzere diğer iki genel başkan adayı ile birlikte MHP genel merkezine 547 delegenin imzasını sunmuştur. Bu 547 değerli kişinin haricindeki diğer değerli delegelerden kaçı Devlet Bahçeli’yi destekliyor, kaçı diğer genel başkan adaylarından birini destekliyor veya kaçı hala kimi destekleyeceğini düşünüyor? Bunu henüz bilmiyoruz. Dolayısıyla delegelerin her biri diğeri kadar değerlidir. Çünkü her birinin sahip olduğu hak eşittir.
Devlet Bahçeli’nin sıklıkla kullandığı güzel bir cümle vardır. “Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben.” Bu cümle çerçevesinde bir gerçeği daha ifade etmek isterim. Eğer bir kişi ihanet edecekse; önce ülkesine ve milletine ihanet eder, sonra partisine ve en son Devlet Bahçeli’ye ihanet eder. Halbuki geldiğimiz noktada bazı delegeleri ihanetle suçlayan bazı kişiler, ne yazık ki o delegelerin ülkelerine ihanet ettiğine dair bir şey söyleyemiyorlar, milletine ihanet ettiklerine dair bir kanıt sunamıyorlar. Partilerinin o kişilere tanıdığı seçme hakkını kullanmanın da
partiye ihanet sayılacağını söyleyemezler çünkü kendileri de o hakkı kullanıyorlar. Tek kullandıkları argüman Devlet Bey’e ihanet olarak ortaya çıkıyor ki buna dair de bir gerekçe gösteremiyorlar. Dolayısıyla ben diyorum ki; Devlet Bahçeli’yi desteklediğini iddia eden bazı kişiler, Devlet Bey’in yukarıdakini sözünü ve bu söz içerisindeki sıralamayı iyi anlayamamışlar. Bu bir hatadır ve herkes hata yapabilir ama hatada ısrar etmenin manası yoktur. Bir kanıt yok ise en güzeli susmaktır.
Bütün bu açıklamalarımızın ardından şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki; MHP kadrolarının karamsar olması için bir neden yoktur. Çünkü eninde sonunda kazananlar, doğru yoldan sapmayanlar olacaktır. Eğer ki bu süreçte yönetim tarafından bir hata sudur etmiş ise, bu hata olsa olsa en çok MHP’nin iktidara gelmesini tehir eden bir şeye sebebiyet verebilir. Ama doğru yoldan sapılmadığı sürece yapılmış bir hata, MHP’nin iktidara gelmesini asla imkansız kılamaz ve birilerinin iddia ettiği gibi ülkücü duruş damarının tarih sahnesinden silinmesini sağlayamaz.
MHP kadrolarının yiğitlikleri devam ettikçe bu damar hayatta kalmaya devam edecektir. Yiğitlik, kabadayılığa benzemez. A. Ragıp Akyavaş’ın Âsitâne adıyla neşredilen eserinin ikinci cildinde yer aldığı üzere: “Yiğit, kanun ve faziletin hâkim olduğu cemiyetlerde, devirlerde yetişir. Kabadayı ise, fazilet duygularının sönmeye yüz tuttuğu, kanunsuzluğun hüküm sürdüğü mezbeleliklerde ürer, ısırgan gibi duvar diplerinde boy atar. Kabadayıya hayran olmaya, alkışlamaya gelmez, şîrâzesinden çıkar ve bir daha gem tutmaz.” Devlet Bahçeli’ye göre gündelik politikada kabadayılık alkışlanıyormuş gibi görünse de eninde sonunda kazanan, yiğitlik olacaktır.
Kimse MHP’nin, bir önceki seçime göre düşen oy oranlarıyla da teessüre kapılmasın. Türkçe’mizde “Yiğit düştüğü yerden kalkar” diye güzel bir atasözü vardır. Ataların bu sözünün de gereği olarak yiğitlik elden bırakılmadığı sürece yükselmek kaçınılmaz bir netice olacaktır.
Devlet Bahçeli’ye muhalif olan-olacak kişiler dahi şu ana kadar geçen zamanı heba olmuş sanmasınlar. Yazılarımızda izah edilmeye çalışıldığı üzere, Sayın Bahçeli kendi hedefine her gün biraz daha yaklaşmaktadır ve gün gelip de bayrağı devrettiğinde; kendisinin bu çabaları, halefleri tarafından daha iyi anlaşılacaktır. Zira gündelik politikanın büyülü havası bazı gerçeklerin üstünü gölgeleyebilmektedir. Hatta Türk halkı da bu minvalde gerçekleri göremeyebilmekte ve özlerine dönemeyebilmektedirler. Peki ne zaman mı insanlar kaybettikleri değerlerine, göremedikleri gerçeklere yani kısaca özüne dönecekler?
Cervantes’in, Örnek Alınacak Hikayeler adıyla Türkçe’ye çevrilen eserinde yer alan şiirde de güzelce anlatıldığı üzere, “vakti geldiğinde”. Sözkonusu şiir ile yazımızı sonlandırabiliriz:
Ne zamanki hızlı bir değişiklikle
Kudretli bir el sayesinde
Ayaktaki kibirlilerin düşüp
Devrilen acizlerin kalktığını görecekler
İşte o zaman gerçek hallerine dönecekler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet demir 2 yıl önce

suya sabuna dokunmayan,ne şiş yansın ne kebap misali bir yazı olmuş,içeriği boş adının önunde dr sıfatı olan bir partilinin şu zamanda yazacağı en son şeyleri yazmışsınız,yüz yıllık dava 46 yıllık parti keskin bir viraja girdi,ülke bölünmenin eşiyinde,iç savaşı yaşıyor,bahçeli koltuğa sarılmış tabana teba muamelesi yapıp,ülkücü iradeye mahkeme yolunu gösterirken ben utandım,sonrada kendimi sorguladım biz 18 yıldır bu adamın peşinden koştuk diye, bu hengamede sizin yazı sade suya tirit misali oluyor

Misafir Avatar
mehmet 2 yıl önce @Mehmet demir

eline sağlık bugun ülke bu duruma geldiyse bunun en buyuk musebbbi aldığı akılalmaz kararlarla bhaçelidir bahçelinin yerinde tabandakı sıradan bir ülkücü getirseyd,k mhp şuanda en azından iktidar ortağı olmuştu

Beğenmedim! (2)
Avatar
Dr.Sezai SAYIN 2 yıl önce

3---kızılderililerin dediği gibi,gökte üç ay değişene dek,onların ayakkabısıyla yürümelisin.ya da iyisimi sen,kahvehaneye çık,sıradan vatandaşla konuş,daha kolay realiteyi görebilirsin . vakti zamanı bekleyecek an ,bu an değildir.ne zamanımız,ne sabrımız,ne güvenimiz kalmıştır. ülkemiz üç parçaya bölünmek üzereyken,biran önce riskli de olsa önlem alınmalıdır.kaplumbağa bile ilerlemek için,risk alıp,kafasını ve ayaklarını kabuğundan çıkarıp yürüyebiliyor.demokrasi ve özgürlükler için;i̇slamın siyasetten arındırılıp ,özgür kılınması için;vatanın bölünmez bütünlüğü için;güvenli bir gelecek için;yaşama hakkı içinvaki̇t gelmi̇şti̇r.zaman deği̇şi̇m zamanidir.saygılarımla

Avatar
Dertli Nazim 2 yıl önce

40 küsür senedir mhp liyim. üye olmak icin müracaat ettim, kabul etmediler.

Avatar
Dr.Sezai SAYIN 2 yıl önce

2---.Bir yol gösterme,bir rica hatta günümüz koşullarında geleceğimizi kurtarmak için BİR YALVARMADIR.Lider olayında ise onurlu,şerefli,hayatını ülkücü görüşe adayan,büyük başarılara imza atan bir lider bile,zamanın değirmeninde yorgun düşebilir,yıpranabilir,vizyonunu kaybedebilir.İdeojik liderlik 4X100 metre bayrak yarışı gibidir,flamayı zamanında devretmezseniz,yarışı kaybedersiniz.Bugün kaybedilen siyasi bir yarıştan öte.vatanımız olacaktır.Siyaset Bankasında,yetersiz bakiyeden iflas edip baraj altında kalmaktansa,yeniden yapılanıp,mücadeleye ilk günkü gibi hevesle,cesaretle ve akıllıca devam etmek gerektiğini düşünüyorum.İdeolojinizi geleceğe taşımak,yüceltmek,iktidar olmayı isteyerek ülkeyi aydınlatmak,refaha,huzura kavuşturmak ihanet olarak tanımlanabilir mi?Demokrati değişim istekleri zorbalıkla,kabadayılıkla bağdaştırılabilir mi?Unutmayınız ki yiğit er meydanında belli olur.Muhalifleri,vatandaşları,senin gibi düşünmeyenleri yargılamak istiyorsan,

Avatar
Dr.Sezai SAYIN 2 yıl önce

1---Milli ülkücü irade,ülkücü ideoloji: İdeoloji siyasi veya toplumsal bir öğreti oluşturan,davranışlara yön veren,politik,hukuki,bilimsel,felsefi,dini,kültürel,estetik düşünceler bütünüdür.Kısaca toplumsal bir düşüncedir.Toplumun düşünceleri,ideolojisi,bir gurubun,yönetici gurubunun,tapulu malı değildir.Allah gani gani rahmet eylesin,Alparslan Türkeş tarafından topluma sunulan,kazandırılan,benimsetilen ülkücü görüş,artık kamuya aittir,kamunundur.Şahıslar tarafından vesayet altına alınamaz.İşgal edilemez.Milli iradenin önünde durmaya kimsenin gücü yetmez.Yönetici kadrolar,ideolojinin korunması ve geliştirilmesinden sorumludurlar.Başssız çivi misali,koltuklara çivilenerek;ülkücü ideolojiyi –Allah için doğruya doğru-büyük bir özveri ile bugünlere getirenler,eğer bu noktadan daha ileriye taşıyamıyorlarsa,ideolojinin asıl sahibi toplumun –geçmiş için teşekkür edip minnet duyarak-ayrılmalarını söylemesi hakaret değildir.