Son günlerde ülkemizde Suriyeli mültecilere söz verilen vatandaşlık meselesi bir hayli tartışmaya yol açtı. Harareti henüz inmiş değil. Milliyetçi ve Kemalist kesimler, Suriyelilere vatandaşlık vermeyi, vatan toprağını satmak olarak düşünürken, mevcut iktidarı destekleyen kalemler de, aburaka dabura yaparak, inanmadıkları bir konuda, tabanı iknaya çalışıyor, bu kararın ülke menfaatine olacağını yazıyor.

Gelin vatandaşlık meselesini, duygusallıktan uzak, rasyonalist bir şekilde, bölgemiz ve ülkemiz açısından önümüzdeki yıllarda nelerle karşılaşacağız, ona bakalım. Suriye’de 5 yıldır yaşanan iç savaşın ne zaman biteceği belli değil. 21 milyon nüfusun üçte ikisi ülkeden göç etmiş. En fazla göç alan ülke Lübnan, Ürdün ve Türkiye. Türkiye’ye resmi 3 milyon, gayri resmi 2 milyon olmak üzere, 5 milyon Suriyeli göçmen geldi.


Suriye’de Arap, Türk, Kürt olmak üzere çok ırklı ve çok dinli nüfus potansiyeli vardı. 1940 ile 1950 arası Hacc’ a giden özellikle Manisa, Aydın, Hatay’da yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’nin o günkü siyasi-ekonomik zor şartlarından dolayı, ülkeye dönmemiş, Şam’a yerleşmişlerdi. Torunları dahi orada doğmasına rağmen Suriye devleti, onlara vatandaşlık vermedi. Pasaport ve kimlikler Türk vatandaşıydı. Kürtler asırlardır orada yaşamalarına rağmen bırakın pasaportu, kimlik dahi alamadılar. Yurt dışına çıkamaz, devlet memuru olamazdılar. Otel, Cafe, Restaurant vb. Hizmet sektörlerinde çalışanların yüzde doksanı Kürtlerden müteşekkildi. 1970 sonrası HAMAS’ı himaye etmek için Filistin’den göç eden Müslümanlara, Arap oldukları halde vatandaşlık vermedi. Mülteci kamplarında yaşattı, kaçak sigara piyasasını Filistinlilere vererek iş yapma imkanı sağlamış oldu!

Savaş sonrası, eski Suriye olmayacak. Üçe bölünme ihtimali çok yüksek olan Suriye’de, hayat normale dönse dahi, Araplar’da adet olan kan davası devam edecek. Hakim olan güçler, intikam planlarını devreye sokacaklar. Bu yüzden göç edenlerin dönme ihtimali çok zayıf. O halde ne mi olacak? Suriyelilerin büyük kısmı Türkiye’de kalacak. Vatandaşlık formülü kaçınılmaz olacak.

Vatandaşlık verildiği takdirde, mevcut iktidarın en büyük destek aldığı illerden Gaziantep, Şanlıurfa, daha sonra Hatay, Osmaniye, Adana gibi illerimiz bu durumdan en çok etkilenecek iller olacak. Çünkü, Suriyeliler ticari sahada bizden daha yetenekli. 3-5 sene sonra bu illerdeki esnaflarla Suriyeli esnaflar arasında ciddi rekabet ve çatışma yaşanacak. 1939’dan bu yana Suriye’nin hayali olan Hatay projesi, kendi elimizle üzerine 3, 5 vilayette katılarak, Suriye’ye takdim edilecek. Sadece ticari sahada değil, suç örgütlenmesi oluşturup, toplumun başına daha da dert açılabilecek. Güneydoğu’nun istikrarı olan Gaziantep, bundan en çok etkilenen il olacaktır.

Küçük esnaf diye bir şey kalmayacak. Berber, terzi, bakkal, oto tamircisi… hepsi Suriyeli vatandaşlardan oluşacak. Bu konuya, sadece siyasi rant olarak bakmak da veya faşizan eleştiride bulunmak da ülkeye zarar getirir. 1970 ve 1980’lerde yaşanılan Alevi- Sünni provokasyonu, önümüzdeki yıllarda –Allah korusun- Türk- Suriyeli vatandaşlar arasında yaşanacak. Vatandaşlık vermek, vatanı vermek değildir. Almanya’da en a 2 milyon Alman vatandaşı Türk var. ABD, İngiltere ve Kanada da vatandaşlık için programlar yapıyor.


Nitelikli insanları ülkesinde istihdam ediyor. Bu çok olumlu proje. Ama bizim açımızdan en büyük sorun, nitelikli insanları tespit edecek, nitelikli insanımızın olmayışı. Bunun tersini düşünelim, 2 milyon Alman, Türk vatandaşlığı için başvursaydı, tepkimiz ne olurdu acaba?

“Cephelerde savaştık, vatanımızı vermeyiz” diyen düşünceye de saygılı olmalı. Ama onlar da şunu unutmasın, bu ülke, Cennet Vatan ise, vatan kısmı cephelerde savaşanlara, Cennet kısmı da cepheden kaçanlara kalmıştır. Vatansever, her daim öz vatanında garip yaşamıştır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.