Ülke liderlerinin ve siyaseti yönetenlerin kendi yönetim dönemleri ile yüzleşmediği süreç “VASATLIĞIN BELİRTİSİDİR”

Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinden siyaset bilimci ve düşünür Francis Fukuyama "Tarihin Sonu" adlı kitabıyla bu “Büyük Yüzleşme” ye ışık tutmaktadır...Fukayama, kendisi ile yüzleşmeyen devletlerin “VASAT” yapılarından bir türlü kurtulamadığını ve sürekli gelişmekte olan ülkeler katarındaki yerini devam ettirdiklerini ifade etmektedir.

Değişim için; herkes , bütüne katkı açısından neleri yapmadığını görmek zorunda. Toplum olarak içine girmiş olduğumuz vasatlığı ortaya çıkarmamız için çaba gösterilmesi gerekiyor.. Vasatlıklarımızı önce samimiyetle kabullenelim ki, üstesinden gelmenin yollarını arayabilelim.

Türkiye'nin küresel rekabette öne çıkabilmesi için artık yeni bir hikâye yazması lazım, ancak gerçeklerle yüzleşmeden, kendimizle hesaplaşmadan bu hikâyenin yazılması da mümkün değil. Talebimizde ısrarlı olduğumuz takdirde siyasetçinin bunun dışında kalması mümkün değil. Siyasilerden cevap alamıyoruz diye kenara çekilmek çare değil. O umudu ve heyecanı korumamız lazım…

Bu konudaki esas soru; bizler toplumdaki bireyler olarak ve bu topraklardan işimizi ve aşımızı kazanan vatandaşlar olarak kendi vasatlıklarımızla yüzleşmeye hazır mıyız?

Peki, gerek halkımızın, gerekse siyasetçilerimizin vasatlıktan kurtulma talebi var mı? Türkiye'nin eğitimden hukuka, hayat kalitesinden özgürlüklere kadar pek çok alanda gerilerde yer alması “VASATLIK” değil midir?

Eğitim olimpiyatlarında matematik ve fen bilimlerinde en gerilerde kalınması bir şeylerin sorgulanması gerekliliğini daha çok ön plana çıkarmıyor mu? Bunu aşmak için yeni bir zihniyet ve yaklaşım gerekmiyor mu?

Vasatlık kelimesinin anlamı, mevcuda razı olmak, ötesine talip olmamaktır. Dünyanın değişimi o kadar hızlı ki, vaktinde çözmediğiniz basit bir konu, çözümü daha zor problem haline gelebiliyor. Dünyadaki bu hızlı değişimle bir noktada buluşulması gerekmektedir.

AVM, yeni yollar ve park, bahçeler ve çiçekli bulvarları yeterli görmek ne devlete yakışır, ne de bu ülke insanına. İnşaat ve arsa rantiyesinin zenginlik gibi prezante edilmesi, vasatlığın göstergesi değil midir?

Soru; Türkiye’nin 25 Milyar TL Çanakkale köprüsüne Mİ yatırım yapması , bu paranın AR-GE ve teknoloji okullarına harcanması MI doğrudur ??

Bu ülkenin, insanlarıın yeni bir devrimsel hikayeye ihtiyacı vardır. Genç çoğunluklu , 80 milyon nüfus, vasatlığı hak etmemektedir.

Bugün sırtını sadece hizmet sektörüne yaslayan ülkelerin kolayca alabora oldukları hepimizin malumlarıdır.

Sanayi ürünü ihracatımızda orta teknolojili ürünlerin payı artarken, ileri teknoloji gerektiren ürün ihracatının payı bir türlü artmıyor. Bu durum sanayimizdeki yapısal dönüşüm ihtiyacını net bir şekilde göstermektedir...

Türkiye geleceğin bilim ve teknoloji alanları; biyoteknoloji, kök hücre, genetik, nanoteknoloji ve robotik, gibi yeni alanlara yönelmek, bunları tüm imalat ve hizmet sektörleriyle bütünleştirmek zorundadır.

Sonuç olarak, vasatlığın sorgulanmasında, sivil toplum kuruluşları, aydınlar, bilim adamları, üniversiteler ve medyanın toplumun itici gücü olarak, “VASATLIĞIN AŞILMASI “ na yönelik olarak, mutlaka devreye girmeleri gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail Türk 3 hafta önce

1978 lerde suat sarı i̇deolum alan üçbeş kişiden biridir.size suat sarı yı kısa kısa da olsa bir saatlik bir panel de anlatmak isterim.hareketimiz işte böyle güzel değerler üretmiştir.sevgili suat sarıya .atayurtdan selamlar.