Mozaik nedir?

Etnik ayrılıkçı çevrelerin ve devşirme aydınların dillerinden düşürmediği bir söylem vardır: Bu söylem; Türkiye’nin etnik bir mozaik olduğu yönündedir.

Öncelikle uluslararası ölçülere göre ve etnik sosyoloji açısından bir ülkenin “mozaik olarak tanımlanabilmesi için gerekli ölçütü belirtelim. Bir ülkeye mozaik demek için, etnik nüfusun, toplam nüfus içerisindeki payı en az %35 olmalıdır.1] Hatta bir ülkedeki etnik nüfusun %35 ve daha fazla olması her zaman mozaik topluma işaret etmeyebilir. Etnik bir sorun yaşamayan, hâkim kültür etrafında gönüllü ve tarihsel bir birliğin oluştuğu toplumları nitelendirmede mozaik toplum kavramını kullanmak zordur. 

Türkiye’de, -bir an için Kürtleri azınlık saysak bile- bugün toplam etnik nüfus oranı %10’u geçmemektedir. 1927–1967 yılları arasında yapılan resmî sayımlarda Türkiye’deki etnik nüfus oranı 1927 yılında %13.60 iken bu aşamalı olarak azalmış ve nihayet 1967 yılında %9,88 seviyesine kadar düşmüştür. 1992, 1993, 1999, 2000, 2001, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında değişik kurum ve şirketler tarafından –ki bunlar arasında Türk ve Türkiye karşıtları da vardır- yapılan değişik anketlerin hiçbirinde Türkiye’deki toplam etnik nüfus, toplam nüfusun %10’unu geçmemiştir.[3]

Bu yüzden objektif ve bilimsel verilere göre Türkiye etnik bir mozaik değildir. Türkiye için kullanılan bu mozaik kavramı, Sovyet istihbarat servisi KGB’nin Soğuk Savaş sırasında Türkiye’ye karşı ürettiği psikolojik savaş unsurudur.[4] Bilmek gerekir ki, bu haliyle bile Türkiye’miz, dünyanın en homojen ve türdeş ilk 10 ülkesi arasındadı] Nasıl mı? Bunu anlamak için dünyanın diğer milletlerine bakmak gerekiyor.

Diğer Milletler, Nasıl Millet Oldular?

Bugünkü Avrupa’nın sosyal ve siyasal dokusu M.S. 4. yüzyılda Hun Türkleri tarafından başlatılan Kavimler Göçü sonucunda oluşmuştur. Avrupa’da bulunan İngiliz, Fransız, Alman, İspanyol gibi milletler, Kavimler Göçü’nden önce yoktular, ancak değişik etnisitelere mensup değişik insan toplulukları vardı.

Bugünkü Fransız milleti en iyi ihtimalle bundan 1500 yıl önce değişik etnik kökenden gelen insanların birleşmesi ile oluşmuştur. Yani Fransızların hepsi aynı kökten gelmez, değişik etnisitelere mensup topluluklardan oluşur. Bunun için ünlü Fransız düşünürü Andree Sieg Fried’in Fransız milleti konusundaki değerlendirmesi şöyledir:

“Fransız ırkı yoktur. Kuzeyde Cermenler, orta yaylada ve batıda Keltler (Alpinler), güneyde de Akdenizliler, Korsikalılar, Basklar, Brötanlar vardır.”[6]

Ya bugün durum nasıldır Fransa’da? Buna da bakalım… Fransa’nın toplam nüfusu 2006 yılında 63.587.700 olarak sayılmıştır. Fransa’da bulunan etnik grupların nüfusları ise şöyledir:

Basklar: 200.000

Brötanlar: 10 milyon (tahminen)

Korsikalılar: 400 000

Flamanlar: 350.000

Katalonlar: 250.000

Almanlar: 1.600.000

İtalyanlar:1.200.000

Cezayirliler: 1,5 milyon

Faslılar: 400.000

Tunuslular: 200.000

Portekizliler: 1 milyon

İspanyollar: 700.000

Polonyalılar: 400.000

Yahudiler: 700.000

Ermeniler: 250.000

Fransa ile ilgili verileri özetlersek; Fransa’da 15’ten fazla etnik grup bulunuyor. Nüfusları 100.000’in altında olan Çingeneler, Kelt, Slav, Endonezyalı, Latin vb. gruplar bu tasnife dâhil edilmemiştir. Buna rağmen Fransa’da yaşayan etnik grupların toplam nüfustaki oranı %30 civarındadır. Fransa’daki bu duruma son yıllarda işçi olarak giden; Türkleri, Yunanlıları, Yugoslavları, İranlıları, Afganları, Pakistanlıları vs.ilave edersek tablonun etnik olarak daha da renklilik kazanacağı muhakkaktır.[7]

Ya İngilizler? Onlara da göz atalım kısaca. İngiliz milleti de tek bir ırka dayanmaz ve bunlar da Kavimler Göçü’nden sonra milletleşmişlerdir. Birçok etnik grubun birleşmesi ile oluşan İngiliz milletinin önemli unsurları şunlardır: Anglo-Saksonlar, Vikingler, Brötonlar ve Normanlar. Tarihe baktığımızda şunu görürüz. İlk olarak Britanya adasında Kelt kökenli Brötonlar vardı. Daha sonra Kuzey Almanya'dan gelen Germen kökenli Saksonlar ve Angluslar adaya yerleştiler. Bu iki toplum birbirleri ile karışarak Anglo-Saksonlar'ı oluşturdu ve Britanya’da baskın toplum haline geldiler. Bunun üzerine Brötonlar adanın kuzey (İskoçya) ve batısına (Galler) çekildiler. Ortaçağ’da ise İskandinav kökenli Vikingler adaya İskoçya üzerinden girdiler. İskoçya’daki Brötonlar ile İngiltere’deki Anglo-Saksonlar arasındaki uzun savaşlar, Anglo-Saksonların üstünlüğü ile sonuçlandı. Böylece Britanya’da, İngiliz adı altında tek bir ulusun oluşum süreci hız kazandı.[8]

Günümüzdeki İngiltere’nin durumuna da bakalım: İngiltere’nin 2006 verilerine göre nüfusu 59.989.000’dir. İngiltere’de yaşayan etnik ve dinsel grupların sayısı %19 civarındadır. Bunlardan bazıları ve nüfusları şu şekildedir:

İskoçlar: 6,5 milyon

Kuzey İrlandalılar: 3 milyon

Pakistanlılar: 720,000

Yahudiler: 550.000[9]

Jamaikalılar: 600.000

Almanlar: 200.000

Normanlar: 150.000

Amerikalılar: 150.000

İtalyanlar: 150.000

Galliler: 110.000

Çinliler: 100.000

Kıbrıslı Rumlar: 100.000

Kıbrıslı Türkler: 100.000

Yapılan sayımlarda ülkedeki İngiliz sayısı %81 olarak tespit edilmiştir. Yani İngiltere’de bulunan azınlıklar % 19 civarındadır.[10] Avrupa’daki diğer devletlerin de durumları üç aşağı beş yukarı bu şekildedir[11].

Sadece Avrupa’da değil, dünyanın birçok ülkesinde buna benzer tablolar görmek mümkündür. Örneğin, 19 milyon nüfuslu Avustralya’da; Anglo-Sakson, Yunan, İtalya, Çin, Slav, Türk, Pakistan, Hint, Sri Lanka, Afgan, Vietnam, Kamboçya, Ermeni, Yahudi, Arap, Kore, Okyanus Adalılar olmak üzere yirmiden fazla değişik kökenden topluluklar yaşamaktadır. [12]

Çin’de ise durum daha da farklıdır. Ülkede 59 soydan ve bir o kadar ülkeden insan yaşamaktadır. Rusya’da ise en az 85 etnik grup vardır. 68 milyon nüfusa sahip İran’ın ancak %51’ini –ve bazı kaynaklara göre daha azını- Farslar oluşturmaktadır.[13]

Türkiyelilik nedir?

Hal böyle iken, son zamanlarda “Türkiyelilik” diye bir kavram ortaya atıldı. Dünya devletlerine bakalım. Dünyanın ciddi hiçbir devletinde Fransalılık, İngilterelilik ya da Amerikalılık diye bir kavram yoktur. Fransız vardır, İngiliz vardır, Amerikan vardır. Arap kökenli Fransalı bulamazsınız, ama Cezayir kökenli Fransız bulabilirsiniz. Hint kökenli İngiltereli bulamazsınız, ama Hindistan kökenli İngiliz bulabilirsiniz. Zenci kökenli Amerikalı bulamazsınız, ama Afrika kökenli Amerikan bulabilirsiniz. İşin garibi, Türkiye’yi etnik çorba olarak ifade eden dönme-devşirme takımı aydınlar “Fransız”, “İngiliz” ve “Amerikan” gibi kavramları titizlikle kullanırlar ve onların dağarcığında “Amerikalılık”, “İngilterelilik” ya da “Fransalılık” gibi kavramlar yoktur. Öyleyse dünya ölçeğinde bakacak olursak, bütün bu tartışmalar anlamsızdır. Türk’ün tarihine bakarsak bunun sadece anlamsız değil, boşuna olduğunu da anlayacağız. Türk milletinin böyle bir şeye izin vermesi düşünülemez. Çünkü Prof. Dr. Hüseyin Namık Orkun’un dediği gibi: “Türk, mukaddes soyumuzun ebedî adıdır”.[14]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.