Türk Milliyetçiliğine ait herhangi bir kavram ifade edildiğinde aynı şeyi anlamıyoruz.

Türk Milliyetçilerinin devlet algısında bile farklılıklar var.

Sürekli “parti içi didişmelerle enerji tüketen” bir hareketin düşünce işçilerine ihtiyacı var.

**

Kabul edelim ki Türk Milliyetçiliğine ait herhangi bir kavram ifade edildiğinde aynı şeyi anlamıyoruz.

40 yıl boyunca kendisine yöneltilen siyasi saldırılar sebebiyle mücadele ile yoğrulan Ülkücü Hareket değişen dünya karşısında kavramlarını yeniden anlamlandırmada geç kaldı.

Bu mücadelenin yoğunluğunun yarattığı kafa karışıklığı ve zihinleri besleyici eser eksikliği Ülkücüler arasında söylem birliğinin oluşmasını geciktirdi.

Herkes Türklük, Türkçülük, Ülkü, Ülkücülük, Türk İslam Ülkücülüğü, Devlet Milliyetçiliği-Sivil Milliyetçilik, gibi kavramları kendi penceresinden farklı yorumlayarak farklı Ülkücülük algıları üzerinden kendisini ifadeye çalışıyor.

Oysa 40 yılı geride bırakan bir siyasi hareketin kendi kavramları üzerinde bir mutabakat sağlaması gerekirken düşünce dünyamızı ilgilendiren tartışmalar birbirimizden çok farklı yerlere savrulduğumuzu ortaya koyuyor.

Hepimiz Ülkücülük iddiasında bulunuyoruz ama Ülkücülük algılarımız farklı ve bu farklı Ülkücülük algısı ışığında siyasal ve sosyal değerlendirmelerimiz, devlet ve toplum tasavvurlarımız farklı.

Hepimiz Türk Milliyetçisiyiz diyoruz ama referanslarımız farklı…

Ne Ziya Gökalp ortak fikir çeşmemiz ne de Arvasi…

Bu farklılıkları aşmak kolay olmayacak gibi.

O halde farklı düşünen herkesin buluşacağı, üzerinde ittifak sağlayacağı bir düşünce iklimi oluşturmak gerekiyor.

Bu anlamda “Ne Yapmalı” sorusu doğru bir soru.

**

Önerim çok basit.

Bütün farklılıkları dikkate alarak geleceğe yürüme noktasında Alparslan Türkeş’in düşüncelerinde birleşmeyi, Türkeş Beyin tanımlamalarını ortak eksen almayı öneriyorum.

Kendini Ülkücü olarak ifade eden insanları bağlayacak, bütünleştirecek bütün çevrelerin etrafında toplanacağı nokta Alparslan Türkeş’in Ülkücülük tanımı ve değerlendirmeleri olmalıdır.

Alparslan Türkeş’te bile birleşmekte güçlük çeken insanlarla zaten konuşacak bir şey olmadığını, birleşmeye gerek olmadığını belirtmek zorundayım.

Türkeş’in fikirlerinin çağın gerisinde kaldığını söyleyecekleri şimdiden duyar gibiyim…

Yanlış anlaşılmasın yeniden geriye dönelim demiyorum.

Zaten her şey söylendi yeni fikirlere ihtiyaç olmadığından bahsetmiyorum.

Aksine temel kavramları konuşacaksak Türkeş’in yaklaşımlarını hareket merkezi alalım diyorum.

Türk Milliyetçiliğini Başbuğ Türkeş’in düşünceleri etrafında günümüzün gelişmelerini dikkate alarak yeniden ele alalım ve yorumlayalım diyorum.

**

Elimizdeki yazılı kaynakların gelişen dünya karşısında yeniden düzenlenmesi gereken yerleri olmasına karşın Türkeş bu kaynaklarda Türk Milliyetçiliğini, Ülkücülüğü, Turancılığı, Türkçülüğü genişçe anlatmıştır.

Başbuğ Türkeş’in yazılı ve sözlü kaynakları hala ortada iken herkesin ayrı bir Ülkücülük tarifi yapması ve bir o kadar ayrı değerlendirmeler ortaya koyması garip değil mi?

**

Siyasal bir harekette söylem birliği sağlanamamış olması en az niçin iktidar olamadık sorusu kadar üzerinde durulması gereken ciddi bir konudur. Dolayısıyla bunun sebepleri üzerinde durulması ve bir mutabakat zemini oluşturulması yönünde çaba gerektirmektedir. Mutabakatın kime ve neye göre sağlanacağı da ayrı bir önem kazanmaktadır.

**

Önerimi tekrar ediyorum…

Cennet Mekân Alparslan Türkeş’i kendisine lider kabul eden Türk Milliyetçileri ve Ülkücüler için Başbuğ Türkeş’in bu kavramlara bakışı ve tarifleri ortak kabul olmalıdır.

Düşünce dünyamızın üzerine düşen bu yılgınlığı yırtıp atacak olan da Alparslan Türkeş’in aziz hatırası ve yeniden canlandırılacak düşünceleridir.

Eğer bunu gerçekleştirebilirsek Türk Milliyetçiliğini iktidar yapmak da daha kolay olacaktır.

Biz yıldızların varlığından haberdarız ama yıldızları görebilmek için önce kafamızı kaldırmamız gerekir.

Ben kafamızı kaldıralım diyorum.

Müjdat ÖZTÜRK

22-08-2017

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.