2002'den beri hızla artarak devam eden süreç ve en son olarak 16 Nisan Halk Oylamasının sonuçları Türkiye'de yıllardır beklenen yeni perdenin açılmasına vesile oldu. Bu perde tam olarak açıldı mı? sorusunu sormakla beraber bunun eşiğinde olduğumuzu yaşanan gelişmeler ile doğrudan anlayabiliyoruz. 
Hemen hemen hepsi farklı görüşlerinin, farklı hayat tarzlarının temsilcisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve toplumun tüm kesimlerinden destek bulan Meral Akşener gerçekleştirdikleri görüşmeler ile yaşanılabilir bir Türkiye için adım attılar. 
Katılımcı demokrasiden, Cumhuriyetten ve Türkiye'nin Türkiye'den yönetilmesinden yana olanlar bir masanın etrafında toplanarak Nasıl bir Türkiye? sorusuna cevap arıyorlar. Bu cevap aslında yıllardır çekilen çilelerin, ülkemizin ateşe sürüklenmesinin önünde bir set olacak, kötü gidişata dur diyecek ve özlemini kurduğumuz Aydınlık bir Türkiye'nin kurulmasında ön ayak olacaktır. 
Hiç şüphesiz birileri; Türkiye'yi bir ve beraber görmek istemeyenler, güçsüz bir Türkiye arzulayanlar ve onun ötesinde bu şer odaklarının Anadolu uzantıları bu buluşmalardan, bu uzlaşmadan rahatsızlar. Türkiye'nin bayram sofrasına oturmasını değil; sokakların karanlığında kaybolmasını istiyorlar. 
Önemli olan biz ne istiyoruz? Kuva-i Milliyenin ruhunu yüreğinde taşıyanlar, kalpleri Çanakkale'nin ruhuyla atanlar, sinesinde Sakarya'nın, Dumlupınar'ın özünü barındıranlar ne istiyor? Ne istediğimizi konuşabilirsek, fitnenin önünde dimdik durursak kısaca; İstersek başarabiliriz.
Bu açıdan 16 Nisan günü Türk Milletinin en az yüzde ellisinin katılımıyla kurulmuş olan Bayram Sofrası yarınlarımız için sağlam bir mesajdır. Bu mesajı Edirne'den, Kars'a tüm vatandaşlarımıza bir bir ulaştırmalıyız. 
Küresel güçlerin projeleri arasında sıkışmış, yaşadığı coğrafyaya hapsedilmek istenen, bölünmek, parçalanmak ve ayrılmak istenen bir Türkiye'den; bayrağım ay yıldızlı bayrak, vatanım Türkiye, milletim kadim Türk Milleti'dir diyen, Türkiye'yi Türkiye'den yönetmek isteyen ve herkesin kendisini ait hissettiği bir ülke kuracağız. 
Kuruluşun ve kurtuluşun ruhunu yeniden diriltecek, nazlı hilalin gölgesinde tek bir vatandaşımızı ayırmadan huzurlu bir düzeni hep beraber inşa edeceğiz.
Artık durmadan, yılmadan, bıkmadan ve en önemlisi bize bir silah olarak doğrultulan korkuyu alt ederek bir ve beraber olacağız. 
Diyoruz ya; hep beraber, Türkiye'nin tüm renkleriyle bir bayram sofrasında buluşacağız. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sukuti 1 ay önce

anadoluda timur ve yıldırım beyazıt dedemizin ruhu dolaşıp duruyor.zamanımızda bir nasrettin hocada yokki.filleri bir araya getirse.akşehir harap olup gider.soğanların cücüğü bilene filler çığneyince ezildi.inşAllah hayırlısı olurda yazar gardaşım sende gözel gözel yazıları yazar bizlerde okuruz.selamlar sukuti