Irak çöllerinde unutulan insanlar

Sadece alabildiklerimizi yanımıza alıp Telafer’i terk ettik. Günlerdir yollardayız. Küçük kızım sıcaktan öldü. Onu yolda defnettik. Eşim ve çocuklarım Türkiye’ye geçmek için sınıra gittiler ancak pasaportları olmadığı için içeri alınmadılar. Bize soydaşımız diyen Türkiye bizi yalnız bıraktı. Biz Şii olduğumuz için şimdi Necef’e gidiyoruz. Yaşlılar ve çocuklar yollarda hastalanıyor. Çocuklarımızı bir daha göremeyeceğimiz mezarlara gömdük." Göç konvoyunda görüştüğümüz 30 yaşındaki Cemile Abdullah, durumlarını böyle özetliyor.

Bir başka Türkmen Ayşe Hasan ise kendi durumlarını anlatırken Türkmenlerin ayrıştırıldığını şöyle anlatıyor: "Ben Sünni’yim. Bizde mezhep ayrımı yoktu ama şimdi var. Türkiye devleti ayrımcılık yapıyor. Sünnilere daha çok sahip çıkıyor. Bazı Sünnilere daha çok sahip çıkıyor. Ama Türkmen kimliği yok oluyor ve bu bir sorun. Şiiler, Şii bölgelerine gidiyor; bizler ise başka yerlere gidiyoruz. IŞİD bizi bölüyor ve ayrıştırıyor. Bir taraftan can güvenliğimiz yok, diğer taraftan sahipsiz durumdayız. Herkesin bir kurtarıcısı var, bizim yok. Türkiye bizi kurtarır, bize yardım eder diye bekliyorduk. Ama hayal kırıklığı yaşıyoruz. İran ve Bağdat, Şii olan Türkmen kardeşlerimize sahip çıkıyor ama bize sahip çıkan yok."

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak’ta korku salmaya devam ediyor. Öyle ki örgüt tüm dengeleri bozmuş durumda. Mezhepleri ayrıştırmada etkili olduğu gibi etnik grupları da mezheplere bölüyor. Keskin ve kalın çizgiler çizen IŞİD, Irak’ta sadece terör estirmiyor, sanki Irak’ın yeni haritasını da dizayn ediyor gibi eylemler ve işgaller yapıyor. Irak şu anda tam bir kaos ve göç dalgasıyla karşı karşıya. Bundan en çok etkilenenler ise pek gündeme gelmeyen Türkmenler. Ayrıca Türkmenler içinde Şii ve Sünni ayrımı giderek keskinleşiyor. Türkmenlerin en büyük şikâyeti ise Türkiye’nin kendilerini yalnız bırakması. 300 bin nüfuslu Telafer tamamen boş. Burada sadece IŞİD militanları ile az sayıda da Arap bulunuyor. Alınan bilgilere göre kentte 500’den fazla terörist var ve bunların bir kısmı Sünni Türkmenler… Türkmen Cephesi yetkilisi bu bilgiyi doğruluyor.

Türkmenlerin büyük kısmının kaldığı kamplardan biri Hazır. Musul yakınlarındaki bu kampta kalanlar burayı daha çok geçiş amaçlı kullanıyor. Bir şehirden bir şehire geçişler o kadar kolay değil ama yine de binlerce insan araç kuyrukları oluşturuyor. Peşmerge denetimindeki kamptan her gün 500 aile başka yerlere geçiyor. Geçiş noktalarında bekleyenlerin tamamı Türkmen demek yerinde olur. Bunların büyük kısmı ise Şii. Sünni Türkmenler daha çok Kerkük merkez, Erbil ve büyük kentlere geçiyor, kamplarda az bir kısmı kalıyor.

Son Şengal olaylarında ise Yezidilerle birlikte dağlara kaçan 5 bin Türkmen bulunuyor. Şiiler; Bağdat, Necef, Kerbelâ gibi Şiilerin olduğu yerlere göç ediyor. Türkmenler arasındaki mezhep ayrışması göçlere de yansımış. Irak Türkmen Cephesi mezhep ayrımı yapmıyor. Onlar için Türkmen ve aynı kültürden olmak yeterli. Tam bir tespit olmasa da 750 bin Türkmen şu anda Irak çöllerinde 50 derece sıcakta kendilerine barınacak bir yer arıyor. Irak Türkmen Cephesi de bu bilgiyi doğruluyor ve sayının 500 binin üzerinde olduğunu teyit ediyor.

Türkmenlerin bulunduğu Hazır Kampı aslında çok şey ifada ediyor. Buraya çeşitli yerlerden gelenlerin çoğunluğunu Türkmenler oluşturuyor. Türkmenler burayı başka yerlere geçmek için kullanıyor. Güneşin altında günlerce bekleyen Türkmenler kamyon, otomobil ve minibüslerle bir yerden bir yere gitmeye çalışıyor. Küçücük arabalara tıkıştırılmış iki-üç aileyi görmek sıradan bir durum. Kaçış ve panik hâli hâlâ mevcut. Burada görüştüğümüz Türkmenler çok zor durumda olduklarını anlatıyorlar. Ama hepsinin ortak şikâyeti Türkiye’nin kendilerine sahip çıkmaması. Yaptığımız görüşmelerde ve sahadaki çalışmalarımızda elde ettiğimiz sonuç, Türkiye’nin öteden beri dile getirdiği Irak’taki ‘Türkmen kartı’ tezinin son dönemde büyük yara aldığı noktasında. Çünkü ister Sünni ister Şii olsun Türkmenler, Türkiye’nin IŞİD’e yardım ettiğini inanıyor ve kendilerine en zor dönemde yardım gelmediğini düşünüyor. Şiiler yüzünü bu sebeple Bağdat ve İran’a çevirirken; kırgın Sünniler sitemkâr konuşuyor. 50 yaşındaki Ala Salih bu çelişkiyi yaşayan Türkmenlerden biri: "Bizim Türk soydaşlarımızla hiçbir problemimiz yok. Onlardan şikâyetçi değiliz. Ancak devletin bize sahip çıkması gerekirdi. Bugün yanımızda olmayan Türkiye ne zaman bize sahip çıkacak? Ben Sünni’yim ama Türkiye’ye geçişime izin vermediler. Biz 45 aile Türkiye sınırından geri döndük. Aynı şekilde Şii olanlar da geri çevrilmiş."

Musul’dan kaçan Hüseyin Rıza, Şii Türkmenlerden. Kayıp verdiklerini, IŞİD’in kendilerine saldırıp mallarına ve evlerine el koyduğunu anlatıyor: "İki aydır evlerimizden uzaktayız. Musul etrafındaki Şebek köylerinde yaşıyorduk ancak bizi oradan da kovdular. Şimdi Necef’e gitmek için yola çıktık. Eğer ulaşırsak hayatta kalabiliriz. Birçoğumuz hastalandık yollarda."

Şengal’den ayrılan Türkmenlerden biri olan Muhammed Behçet de Türkiye’nin neden kendilerine yardım etmediğini merak ediyor. Ona göre Başbakan Erdoğan Türkmenlere sahip çıkmalıydı: "Bizim kafileden 85 çocuk yolda hayatını kaybetti. Hava sıcak ve yeterince beslenemiyorlar. Çocuklar ishal olup ölüyorlar. Hiçbir şey yapamıyoruz. Yollarda onları toprağa veriyor, yüreğimize taş basıp göçe devam ediyoruz. Bizim sesimizi kimse duymuyor."

Türkmenlerle yol boyunca karşılaşmak mümkün. Dohuk, Kerkük, Erbil, Musul, Bağdat yolunda küçük konvoylar hâlinde gördüğümüz Türkmenler, kontrol noktalarından ya geri gönderiliyorlar ya da gidecekleri yerlere ulaşabilmek için saatlerce, hatta günlerce bekliyorlar. Sıradan bir olay artık bu durum.

Musul ve Telafer Türkmenleri dört bir yana dağılmış durumda. Kerkük civarında yaşayan Türkmenler de öyle... Buradaki küçük ilçe ve kasabalarda yaşayan Türkmenlerin bir kısmı Kerkük’teki akrabalarının yanına yerleşmiş. Akrabaları olmayanlar ise buldukları yerlerde ikamet ediyor. Şiilerin az bir kısmı Kerkük’e geçmiş. Ancak şu anda Şii Türkmenlerin yoğunlukta yaşadığı yerler de IŞİD kuşatması altında. Bunların başında Amirli beldesi geliyor. Bu beldeye giriş-çıkış yok. İki aya yakındır şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Ancak buradan dışarıya çıkan Türkmen de yok. IŞİD tamamen kuşatmış durumda. Bağdat hükümeti havadan gıda ve silah yardımı yapıyor. Bu onları şimdilik idare ediyor. Ancak beldeden alınan bilgilere göre su sorunu giderek büyüyor ve çocuklarda ciddi hastalıklar baş göstermiş. İçilen kuyu sularının kısmen tuzlu olması ciddi bir sorun. 25 bin kişinin yaşadığı beldenin ne kadar dayanacağı ise bilinmiyor.

Aynı şekilde olmasa da Kerkük’e çok yakın mesafedeki Tuzhurmatu ilçesi de zor durumda. Etrafı sarılmış. Daha doğrusu IŞİD Kerkük’ün etrafını kuşatmış ve şehre girmek için fırsat kolluyor. Ancak uç noktalarda Peşmergenin varlığı ve Türkmenlerden oluşan milis güçler şimdilik IŞİD’e geçit vermiyor. Lakin IŞİD’in Kerkük’e girmesi durumunda ülkenin tamamen bir kaos ortamına sürükleneceği ve IŞİD’in kalıcı bir başarı kazanacağı görüşü hâkim. Zira Kerkük’ün konumu ve potansiyeli Telafer veya Musul’unkinden oldukça farklı. IŞİD şu anda Kerkük’e 10 kilometre uzaklıktaki Tazehurmatu’ya kadar gelmiş durumda. Burada Peşmerge ve Türkmen milisler ile IŞİD arasında sadece 700 metre mesafe var. Taraflar kazdıkları mevzileri terk etmiyor. Tazehurmatu diğer yerler gibi Şii Türkmenlerin yaşadığı bir yer. Burası aynı zamanda Türkmenlerin ordulaşmaya doğru gittiği bir alan olarak da görülüyor. Hâlihazırda 2 bin silahlı Türkmen milis bu hattı Peşmerge ile birlikte koruyor. Doktor, mühendis, esnaf ve inşaat işçilerinden oluşan Tazehurmatu Milis Birliği bundan sonra silah bırakmayacaklarını söylüyor. Kazdıkları mevzileri her geçen gün daha da genişletiyorlar. Çünkü burası düşerse IŞİD önünde boş bir alan bulup Kerkük’e kolayca girer. Burada çıkan çatışmalarda 60’a yakın kişi hayatını kaybetmiş, 6 kişinin ise akıbeti bilinmiyor. Ancak 3 kadının IŞİD’in elinde olması Türkmenlerin öfkesini artıran en etkili sebep. Şu anda kadın ve çocukların büyük çoğunluğu Kerkük’e gönderilmiş. Daha çok erkekler var. Türkmenlerin elinde havan, makineli ve uçaksavar tüfeği gibi ağır silahlar da bulunuyor. IŞİD’in ısrarla Tuzhurmatu, Tazehurmatu ve Amirli’yi kuşatmasında, petrolle birlikte aynı zamanda buraların Irak’ın en zengin tarım ve hayvancılık alanı olması da önemli bir etken. Ayrıca buralar Irak’ın tam orta noktası. Bu üç nokta ele geçirilirse Kerkük otomatikman düşmüş olur.

Şu anda silahlanıp direniş gösterenler Şii Türkmenler. Bunlara Bağdat hükümeti zaman zaman silah yardımı yapıyor. En son bir hafta önce silah yardımı yapılmış. Ayrıca Türkmenler her ne kadar bu konuyu konuşmak istemese de İran ordusuna mensup subayların Türkmenleri yönlendirdiği ve organize ettiği iddiası var. Zaten varlıklı olmayan Türkmenlerin kendi başlarına silah ve cephe için erzak temin etmeleri oldukça zor. Diğer bir avantajları ise daha önce Irak ordusunda bulunan Türkmenlerin, Irak ordusunun bu bölgelerden çekilmesinden sonra milis kuvvetlere katılmış olmaları. Aynı şekilde Irak ordusunun çekilirken geride bıraktığı bir kısım silahları da milisler ele geçirmiş. Silahların diğer bir kısmına ise IŞİD el koymuş.

Türkmeneli bölgesi olarak geçen Telafer, Musul, Altınköprü, Kerkük, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Kifri, Amirli, Karatepe, Haneki, Diyala, Mendeli, Bedre gibi yerleşim yerlerinin önemli kısmı IŞİD’in elinde ya da kuşatmasında. Telafer ve Musul tamamen kaybedilirken, Kerkük civarındaki yerler ise kuşatma altında. Son 10 gündür Sincar’da da etkili olan IŞİD, Telafer’e bağlı bu beldeyi de tamamen kontrolüne almak istiyor. Telafer, Türkiye ile sınır olması açısından da son derece stratejik bir yerde bulunuyor.

TÜRKİYE IŞİD’İ DESTEKLİYOR, TÜRKMENLERE YARDIM FİLAN GELMEDİ

Tazehurmatu’da oluşturulan Türkmen Birliği’nin sorumlularından Türgeş Mahili ile de konuştuk. Deşifre olmamak için fotoğraf çektirmek istemeyen Mahili, Türkmenler olarak yalnız bırakıldıklarını ifade ediyor.

-Milis birliğini nasıl kurdunuz?

Biz Türkmenlerin silahlı bir yapısı yoktu. Ancak çok zorda kaldık ve kendi topraklarımızı, namusumuzu korumak için böyle bir karar aldık. Şimdi herkes gönüllü olarak cephede savaşıyor. Evimizi, toprağımızı koruyoruz. Bundan sonra da bu silahlar bırakılmayacak. Bu topraklarda var olmak istiyorsan buna ihtiyacın var. 2 bin kişiden oluşan bir ekibimiz var. Bunun 200’ü Irak ordusundan bize katılan Türkmenler. Biz şimdi sıfır noktasında IŞİD’e karşı duruyoruz. Bin kadar Peşmerge de bizimle birlikte mevzilerde.

-Türkiye’den hiç yardım aldınız mı?

Bize MHP üzerinden gıda yardımı geldi. Ama Türkiye devletinden hiçbir şey almadık. Türkiye bizi yalnız bıraktı. Şu anda Irak’ta İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin adı hiç iyi anılmıyor. Türk milleti böyle değil ama hükümete karşı bir kırgınlığımız var. Haydi Türkiye bize arka çıkmıyor, tamam; ama bari düşmanımıza yardım etmesin. Biz çok iyi biliyoruz ki Türkiye devleti IŞİD’e destek veriyor. Soydaşlığımızı bile inkâr etsinler ama düşmanımıza yardım etmesinler, onlara silah verip yardımda bulunmasınlar.

-Size yardım eden bir ülke var mı?

Bize kimse yardım etmiyor. Bağdat diğer yerlerdeki Türkmenlere silah ve gıda yardımı yaptı. Onlar kuşatma altında. Türkiye’nin yanımızda yer almasını isterdik. Herkes herkese yardım ediyor. Büyük devlet olmak budur. Ama biz yalnız bırakıldık. Türkiye bizi petrol ile tarttı ve sanırım petrol ağır geldi! Ne olursa olsun sonuna kadar savaşacağız. Kendi çabamızla bir şey yapmak istiyoruz. Türkiye’de Türkmenlere silah yardımı yapıldı deniyor. Bize ne silah geldi ne de başka bir şey. Türkmenlere yardım filan gelmedi. Keşke gelseydi. Bu bize moral olurdu ve sahipsiz olmadığımızı anlardık. Şimdi birileri başka bir şey yapıyor.

-Ne yapıyor mesela?

Türkmenleri mezhep olarak ayrıştırmak istiyorlar. Biz Şii’yiz ama Sünni Türkmenlerle bir sorunumuz yok. Türkmen olmak önemli. Ama şimdi göçlere bakıyoruz, Şii Türkmenler Şiilerin olduğu yerlere göç ediyorlar. Çünkü yalnız bırakıldılar. İnşallah sonumuz iyi olur.

IŞİD, TÜRKMENLERİ AYRIŞTIRIYOR, KÜRTLERİ BİRLEŞTİRİYOR

IŞİD saldırıları Türkmenleri mezheplere ayrıştırırken Kürtleri ise birleştiriyor. Şengal’e saldırıp Yezidileri katleden ve bazılarını kaçıran örgütün bu tavrı bütün Kürtlerin tepkisini çekti. PYD-PKK ve Peşmerge ortak hareket etme kararı aldı. Şengal’i yeniden kazanmak için, farklı düşünen Kürtler farklı mevzilerde de olsa birlikte hareket ediyor. Tek bir amaçları var: Yezidileri kurtarmak. Hatta öyle bir gelişme yaşandı ki Peşmerge daha önce Suriye sınırında kazdığı hendekleri Şengal olayından sonra tekrar doldurmaya başladı ve PYD’ye kapı açtı. IŞİD’in diğer bir hamlesi ise garip bir şekilde 140. Madde kapsamına giren ve tartışmalı sayılan bölgelere veya ortada kalan şehirlere saldırmış olması. Kerkük ve civarı ile Sincar (Şengal), tartışmalı bölgeler içinde. Musul ve Telafer’in durumu ise ortada gibi. Bu da aslında IŞİD’in çok yönlü ve bir taşeron örgüt olarak hareket ettiğinin göstergesi.

Türkmenlerin sesi duyulmuyor

Irak Türkmen Cephesi Üyesi Aydın Maruf Selim de Türkmenlerin tek başına kaldıklarını düşünüyor ve bölünme tehlikesinin farkında olduklarını anlatıyor.

-Irak’ta ne kadar Türkmen var?

Irak’ta Telafer’den başlayıp İran sınırına kadar giden hatta 3,5 milyon Türkmen yaşıyor. Normalde Irak Parlamentosu’nda 30 sandalyemiz olması gerekirdi. Ancak yeni bir nüfus sayımı yok. Nisanda yapılan seçimler IŞİD tehdidinin gölgesinde geçti. Türkmenler burada sahipsiz olduğu için çoğu kişi sandığa gidemedi.

-Türkmenler içinde Şii-Sünni ayrımı giderek belirginleşiyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

IŞİD veya başkaları Türkmenler içinde Şii-Sünni ayrımı yapıyor. Bilinçli bir plan var. Mesela, Telafer’i terk eden 150 bin Şii Türkmen hemen İran’ın güneyine gönderildi. Bu bilinçli bir politika. Aynı şekilde Bağdat, Necef, Kerbelâ’ya gidiyorlar veya buraya alınıyorlar. Türkmenleri bölüyorlar. Biz mezhep ayrımı yapmıyoruz. Bizim için Türkmen olması yeterli. Şimdi Türkmenlerin bir kısmı Türkiye’ye tepkili. Onlar Türkiye operasyon yapsın istiyorlar. Ancak bu mümkün değil. Türkiye elinden geldiğince yardımda bulunuyor.

-Türkmenler coğrafi anlamda nasıl ayrıştırılıyor?

Türkmeneli bölgesi denen hattı bozmak istiyorlar. Bunu şu anda Musul ve Telafer üzerinden yapıyorlar. Buradakiler Kerkük veya Erbil’deki Türkmenler gibi değil. Farklı bir yapıları ve kültürleri var. Ayrıştırmak kolay. Ama bu ayrışma buralara da sıçrayabilir. Karayolu ile Şii bölgelerine giden Türkmenler olduğu gibi uçaklarla Bağdat veya Necef’e taşınanlar da var. Biz bu tehlikenin farkındayız. Ama bir şey yapamıyoruz. Bağdat ve İran bunu yapıyor. Ayrıca IŞİD; Musul ve Telafer’de Türkmenlerin evlerine, mallarına el koyup buralara Tikrit gibi yerlerden Sünni Arapları getirip yerleştirdi. Etnik yapı ve mezhepler üzerinden farklı bir oyun oynanıyor şu anda. Bu çok tehlikeli bir durum. Şii Türkmenlere de ‘Kerbelâ ve Necef sizin kutsal yerleriniz, buralara gelin’ çağrısı yapılıyor. Şu ana kadar 50 bin Şii Türkmen Necef ve Kerbelâ’ya gitti.

-Bu durumda Irak’ta en büyük göçü Türkmenler yaşıyor.

Evet. Ama kimse bizim mağduriyetimizi dile getirmiyor. En çok Türkmenler mağdur. Şengal olayını bütün dünya duydu. Yezidilerin mağduriyetini artık dünya biliyor. İnsanlar haklı olarak tepkilerini ortaya koydu. Fakat kimse Türkmenlerin sesine kulak vermiyor. Türkmenler öldürüldü, yollarda ölüyorlar ve göçe zorlandılar. Hâlihazırda yüzbinlerce Türkmen Irak’ın içlerinde göç hâlinde. Biz organize olamadık, onları bir arada tutamadık. Çok geç kaldık. Ama elimizde kalanlar için Kerkük, Erbil ve Dohuk’ta kampların kurulmasını istiyoruz. Türkiye bu konuda çalışmalar yapıyor. Bu olursa kısmen durumu kurtarabiliriz.

-Türkmenlerin bu zamana kadar silahlanmaması bir eksiklik mi?

Biz hata yaptık, silahlanmadık. Bu coğrafyada güçlü olan kazanıyor ve hayatta kalıyor. Biz bunu yapmadık. Keşke zamanında milis kuvvetlerimizi oluştursaydık. Bizi kimse korumuyor. Şu anda Türkmenler kendilerini korumak için silahlanmış durumdalar ve çatışıyorlar. Bizim bunlardan haberimiz var. Emniyetleri için bütün Türkmenlerin silahlanması şart.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.