Ülkemizde yaşanan siyasi tıkanıklıkların sebebi olarak gösterilen parlamenter sisteme alternatif olarak Başkanlık Sistemi gösteriliyor. Özellikle çoğunluk iktidarına sahip partilerin arzuladığı Başkanlık Sistemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dayatmasıyla yine gündemimize girmiş durumda.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesi ile kavgalı olduğunu bildiğimiz AKP başta TSK, bürokrasi, sermaye dünyası ve medya olmak üzere etkili kurumların yapısını ve işleyişini değiştirdi. 
Aynı AKP şimdiler de siyasi sistemi değiştirmek için kolları sıvamış durumda.
Uzun süredir Başkanlık Sistemi için ciddi bir kampanya yürüten AKP’nin bu ısrarına karşılık Başkanlık Sistemine toplumsal desteğin yeterli seviyede olmaması hatta AKP seçmeninin bile Başkanlık Sistemine şüpheyle yaklaşmasına rağmen AKP son seçimlerde aldığı oy desteğine güvenerek Başkanlık Sistemini Türkiye’ye dayatmaktadır.

***

AKP kadroları bir referandum olasılığına karşı toplumu bilgilendirmeye şimdiden başladılar. Havuz medyası Başkanlık Sisteminin Türkiye’yi uçuracağından söz ediyor. 
İstikrar için Başkanlık Sistemi şart algısı oluşturuluyor. 
AKP bildik bütün yöntemleri sahip olduğu vasıtalar aracılığı ile harekete geçirirken kurultaylarla boğuşan kendi içlerinde birliği sağlayamamış muhalefet partileri ne yapıyor acaba?
AKP’nin Başkanlık Sistemini geçirmek adına bütün imkânlarını seferber ettiği bu süreçte toplum Başkanlık Sistemi konusunda yeterince bilgi sahibi mi?
Başkanlık Sistemi Türkiye’ye uygun mu?  Hayata geçirilebilir mi? 
AKP hangi Başkanlık modelini öneriyor?

***
Bilimsel tarif olarak başkanın yürütmenin başı olduğu doğrudan halk tarafından seçildiği ve görevinin devamı noktasında yasamanın (Meclisin) güvenine ihtiyaç duymadığı, kuvvetler ayrılığı prensibine dayalı bir hükümet sistemi Başkanlık Sistemi…
Bu sistem de yasama üyeleri de doğrudan halk tarafından seçilir fakat hükümette yer alamazlar. Seçilen Başkan bakanlarını Meclis dışından atar. Başkan ve kabinesi yasa teklifinde bulunamaz. Meclis de Başkanın faaliyetlerine karışamaz. Meclis Başkanı görevden alamayacağı gibi Başkan da Meclisi feshedemez.
Başkanın seçtiği bakanların Başkanın otoritesi karşısında hiçbir etkisi yoktur. Başkan alacağı kararları tek başına almakla mükelleftir. Başkan, Bakanları değiştirebilir bunun için de hiçbir hesap vermez.
Başkanlık Sisteminin özü de kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanır. Burada amaçlanan denge ve denetimdir.
Genel itibari ile Başkanlık Sistemi bu.
Bu sistem de kendi içinde sıkıntılar barındırıyor elbette.
Görülen uygulamalar içinde sorunsuz işleyen Başkanlık Sistemi sadece ABD’dedir. Sadece ABD’de başarılı olan bu sistemin Türkiye’de uygulanabilirliği gerçekten tartışmalıdır. Üstelik AKP’nin önerdiği Başkanlık Sisteminin ne ABD’de ne de diğer ülkelerde uygulanan Başkanlık Sistemi ile en ufak bir alakası yok. AKP bütün yetkilerin Erdoğan’da toplanacağı bir Başkanlık Modeli önermekte buna da Türk Tipi Başkanlık Sistemi demektedir.

***
Türk tipi Başkanlık Sisteminin ne olduğunu AKP’nin önerdiği taslaktan anlamak mümkün.
AKP kendi önerdiği modeli 2013 yılı sonunda Adalet Komisyonuna sundu.
Bu öneride hiçbir Başkanlık modelinde görülmeyen Meclis seçimlerinin yenilenmesine karar vermek, kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermek,  Yüksek öğretim Kurulu üyelerinin yarısını seçmek, üniversite rektörlerini seçmek, Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını, Danıştay üyelerinin yarısını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin yarısını seçmek gibi olağanüstü yetkilerle donatılmış bir Başkan önerisi vardı.
Taslakta çok eleştiri alan kısım “Başkanın genel siyasetin yürütülmesinde ihtiyaç duyduğu konularda Başkanlık Kararnamesi çıkarabilir” önermesiydi.
( ABD’de Başkanın kararname çıkarma yetkisi yok)
Kanunları hiçe sayacak bu öneri ile Başkana yasaların üstünde bir güç veriliyor.
Bununla birlikte Başkan dilerse TBMM’yi feshedebiliyor.
(ABD’de Başkan Kongreyi feshedemez)
Üstelik tasarının tek tartışılan kısmı da bunlar değildi. Yargıya ait bölümlerde yargı bağımsızlığı yok edilerek Başkana Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını, Danıştay üyelerinin yarısını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin yarısını seçmek” yetkisi verilmektedir. Öneriye göre, Anayasa Mahkemesi'nin on yedi üyesinden sekiz üyeyi başkan, dokuz üyeyi TBMM seçecektir. 
Ayrıca aynı gün yapılması öngörülen Başkanlık ve parlamento seçimleri ile siyasi değişimlerin Meclise yansıtılması devre dışı bırakılarak Başkanın parlamento çoğunluğu da garanti altına alınmak isteniyor. Bu haliyle yasama da Başkanın kontrolünde bir sistem oluyor. Yani kuvvetler ayrılığı ilkesi ortadan kaldırılmış oluyor. Böyle bir sistemde Başkanın denetlenebilmesi imkânsız hale getiriliyor.
Tüm yetkilerin Başkanda toplandığı, bütün atamaların Başkan tarafından yapıldığı, Başkanın yargıyı şekillendirdiği bir sistem bu.
Başkanın denetlenemediği, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığı bu taslağın tamamı incelendiğinde taslak ne Başkanlık Sistemi ne de Parlamenter Sistemin özelliklerini barındırmaktadır.

***
Bütün bu değişiklikleri yapma arzusunun altında yatan sebep;
Rejim değişikliği ve tek kişiye dayalı, otoriter Tek Adam, Tek Parti düzeni kurma isteği.
Süper yetkilerle donatılmış bir Başkanlık modelini bu yüzden Türk tipi diye pazarlamaya çalışıyorlar.
AKP Başkanlık Sistemine geçmek isterken Cumhuriyetin temel felsefesini de kökten yok etmeyi planlıyor. 
***
AKP getirmeye çalıştığı modelle siyasi tıkanıklığı ve istikrarsızlığı aşacağını iddia ederken dünya genelindeki veriler aynı şeyi yansıtmıyor.
Doç Dr Alican Kaptı ve Doç Dr Sabahattin Gültekin’in yaptığı karşılaştırmalı analizlerle Başkanlık Sistemi ve Türkiye başlıklı araştırmaya göre; 
Cümleyi düzelt…Dünya başarı sıralamasında ilk 1o’da yer alan ülkelerin büyük çoğunluğunun yer aldığı Avrupa ülkelerinin  % 69’u parlamenter sistemle yönetilirken sadece % 6’sı Başkanlık Sistemi ile yönetiliyor.
NATO’da 24, G-8’de 5, G-20’de 8 ve AB’de 23 ülke parlamenter sistemle yönetilmektedir. Buna karşın, NATO’ya üye 28 ülkeden sadece 1’i, G-8’e üye ülkelerden sadece 1’i, G-20’ye üye ülkelerden 6’sı ve AB üyesi ülkelerden sadece 1’i başkanlık sistemi ile yönetilmektedir.
Dünyada ülkelerin niteliklerini belirleyen farklı alanlardaki güvenilir indeks sonuçları değerlendirildiğinde ülkelerin insani gelişmişliği, refah seviyeleri, ekonomileri, toplumsal gelişmişlik, yönetişim düzeyi, eğitim durumları, sağlık sektörünün gelişmişliği, bireysel özgürlük durumları, sosyal sermaye, güvenlik, ülke kırılganlığı, hukukun üstünlüğü, demokratik gelişim düzeyi, yolsuzluk algı düzeyi ve basın özgürlüğü gibi alanlarda dünya sıralamasında en başarılı olan ülkelerin parlamenter sistemle yönetildikleri görülmektedir. Buna karşılık başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin çoğunlukla dünya sıralamalarının sonlarında yer aldıkları görülmektedir.
***
Önümüzdeki günler Başkanlık Sisteminin yoğun tartışılacağı günler olacak. 
AKP var gücüyle Başkanlık Sistemini topluma kabul ettirmeye çalışacak.
Türkiye Başkanlık Sistemini tartışırken MHP’de ellerindeki imkânlar nispetinde kamuoyunu Başkanlık Sisteminin sakıncaları noktasında bilgilendirmeli, parlamenter sistemin terk edilmesi halinde yaşanacak sıkıntıları topluma anlatmaya hazır olmalıdır.
MHP mevcut sistemin iyileştirilerek çok daha iyi işleyen bir siyasal sistem olabileceğine milletimizi ikna etmelidir.
Başkanlık Sistemi ister ABD modeli olsun ister Türk Tipi Başkanlık Sistemi olsun Türkiye için uygun bir seçenek değildir.
Sadece yürütmenin güçleneceği ve Başkan seçilenin seçilmiş kral olacağı bu sistem Türkiye’nin sorunlarını çözmeyecek Tek Adam rejimini getirecektir.
 Fakat böylesi önemli bir dönem de MHP’de yaşanan sıkıntılarda ortada. 
Seçim sonuçlarının ardından tabana hâkim olan umutsuzluk ve heyecan kaybı giderilmeden MHP’nin bu süreci istediği gibi yürütemeyeceği görülüyor.
MHP yetkilileri ne derse desin MHP tabanındaki isteksizliği, memnuniyetsizliği ve sayısı artan seçim yenilgilerinin yarattığı çöküntüyü gidermenin tek yolu bir olağanüstü kurultay.
Kendi içindeki tartışmaları yapılması kaçınılmaz bir olağanüstü kurultayla dindirecek MHP yeni anayasa ve başkanlık sistemi sürecinin kilit partisidir.
Olağan kurultaylar gibi olağanüstü kurultaylarda demokrasinin gereğidir. 
Parti içi demokrasinin gereğini yapmaktan kaçınan bir MHP’nin Türkiye’yi Tek Adam rejimine sürükleyecek Başkanlık Sisteminin demokratik açıdan mahsurlarını anlatmasının inandırıcılığı olmayacaktır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MEHMET 12 ay önce

önce parti içi demokrasiyi hayata geçirmek lazım,mhp ve akp tek adam yönetiminden kurtulursa ülkeye demokrasi yeniden getirilebilir,ülkenin yönetim rejimi deyişti,meclis ilkokul müsamerelerindeki gibi parmak indirip kaldırmakdan başka bi işe yaramıyor,milletvekilleri sallabaş oldu,vatandaş ise cambaza bakmakdan burnunun ucunu bile göremiyor,ülke iç savaş yaşıyor, göz göre göre bölünüyor,her gün ocaklara ateş düşüyor,bu yaşananların tek sorumlusu akp deyil,payanda siyaseti yapanların,seçim sonuçlarının faturasını vatandaşa kesmeye kalkanların,salıdan salıya yüksek siyaset nutukları ile parti yönetmeye kalkanların,hükümeti elinin tersiyle itenlerin vebalide var

Avatar
kocayusuf 12 ay önce

bütün ülkücü sitelerde cemaatçi yorumcular türedi bu aralar.ülkücü kisvesinde yorum yazıyorlar

Avatar
ahmet 12 ay önce

mehmet uydurma...sen başkalarını bırak,devlet bey i dinle bence

Misafir Avatar
Mehmet 12 ay önce @ahmet

yazı star gazetesinden nasuhi güngöre ait,sabredip sonuna kadar okusaydınız linki görür,yazının içeriyini anlar ve utanırdınız,akp nin stepnesi olduğunuzu anlatan bir utanç ve ihanet belgesidir anlayana

Beğenmedim! (3)
Avatar
Mehmet 12 ay önce

türkiye, muhtemelen hepimizin beklediğinden daha hızlı biçimde başkanlık sistemiyle ilgili tartışmayı yürütecek .çizilen bu sınırları adeta kutsal kabul etmenin bize faydası yok. bu sınırları çizen akıl, daima sorun üretmeye müsait yapıları, devlet adı altında coğrafyamıza servis ettiği için, halihazırdaki her çatışma daha fazla bölünmeye ve kırılmaya neden oluyor.mhpnin siyasi omurgası ve her durumda ona oy veren tabanı, her zaman tercihini devletin güçlü olmasından yana kullanır. bunun ötesindeki yaklaşımlar partinin dokusuyla uyuşmaz.muhtemeldir ki önümüzdeki dönemin kritik virajlarında mhp liderliği, türkiyenin gerçekten ihtiyacı olan sistem değişimine olumlu katkı sağlayacaktır. su akar ve yolunu bulur. http://haber.star.com.tr/yazar/baskanlik-sistemi-ve-mhp/yazi-1080794 nasuhi güngör yukarıda linkdeki ihanet belgesi herkese ders niteli,

Avatar
mustafa kaykaç 12 ay önce

milletin ve tabanın menfaatini korusun,onların geleceklerine ipotek koymasın yeterli,tek adama da,yarım adama da razıyım...