Yeni adli yıl başladı..

Kutlayayım diyorum; bir gülme geliyor en acısından..

Adli yıl açılış töreni yapılıyor, ülkenin barolarının birliğinin başındaki kişiye konuşmacı değil, izleyici olarak davet gönderiliyor..

Yargıtay Başkanı, konuşma metnindeki "Kuvvetler Ayrılığı" başlığını es geçiyor..

Normal mi? Yargı adına ümit verir mi?

Ama hakkını yemeyelim doğru sözler etti Yargıtay Başkanı.. FETÖ'cülerin yargıya sızmasının adalete, yargıya güveni nasıl sarstığını anlattı..

Dedi ki:

"Tamamen bir güven mesleği olan hakimlik ve savcılık mesleğini icra edenlerin yaklaşık 1/3'ünün terörist faaliyetlerin odağında yer alması, halkın gözünde yargıya olan güveni elbette sarsacak bir durumdur. Toplumun en çok güven duyması gereken meslek mensuplarının bir terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket etme ihtimali dahi, tek başına bir toplumun şaşkınlık ve sarsıntı yaşamasına yeterlidir."

Çok doğru.. Doğru da, eksik..

FETÖ'cüler göz göre göre sızarken, SIZMALARINA GÖZ YUMANLAR MASUM MUDUR? Onları yargıya sızdıranların adalete duyulan güvensizlikte hiç payları yok mudur?

Hem sadece bunlar değil ki.. Yargıya olan güveni sarsacak başka şeyler de var..

Mesela siyaset üstü olması gerekirken olmayan, bundan da herhangi bir sıkıntı duymayan, GAYET SİYASİ BİR FİGÜRLE mutlu mesut, UYUM İÇERİSİNDE ÇAY TOPLAMAK..

Gerektiği takdirde Yüce Divan sıfatıyla YARGILAYACAĞI BİR MAKAMIN KARŞISINDA EĞİLİP BÜKÜLMEK..

Yargının tarafsız olduğunu ispat etmeye çalışırken "Tek başlarına güçlü siyaset yapamadıkları için eskiden onların imdadına yargı yetişiyordu. Şimdi artık yargı bunu yapmıyor. O nedenle rahatsızlar.” cümlesiyle bir SİYASİ PARTİYİ VE PARTİLİLERİ HEDEF ALMAK..

Adaletin, hakkaniyetin, tarafsızlığın sembolü olan DÜĞMESİZ CÜBBEDE İLİKLEYECEK DÜĞME ARAMAK..

Yargıya sızıp milletin adalete güvenini sarsanlar sorumlu..

Ama SIZDIRAN DA..

Sızdıranlara BİAT EDEN DE..

En az o sızanlar kadar yaralar adalete, yargıya duyulan güveni..

Ama artık her şey o kadar aleni ve o kadar kayıtsız ki..

Buradan tek sonuç çıkıyor.. Kaybedecek şeyleri olanlar ELİNDE KALANLARLA SAFLARI SIKLAŞTIRMAK ZORUNDA hissediyor.. O yüzden çay da topluyorlar birlikte, reverans da yapıyorlar, ilikleyecek düğme de arıyorlar.. İki taraf da halinden memnun..

Oysa ne reverans yapan ne de yapılan için hayırlı şeyler olmuyor..

Ne diyeyim?

TEK KİŞİNİN ADLİ YILI ne kadar ADİL bir yıl olur? Yaşayarak görürüz..

ŞİMDİ MERAL AKŞENER VE EKİBİ DÜŞÜNSÜN !

"Meral Akşener ve arkadaşlarının davası, MHP'de tutunamayanların hikayesidir. Bunu senaryolaştıran aklın da Türkiye'deki iflasıdır."

Yıllardır haberin içindeyim.. Siyaseti takip eder, son yıllarda daha yakın izlerim.. Kafa yorar, ülkeyi düşünürüm.. Fikirlere kulak verir, ortak zemin arayışına özen gösteririm.. Okurum, araştırırım, soruştururum.. Büyük- küçük demem resmi görmeye çabalarım.. Ayrıntıdaki şeytanın bacağını kırayım diye..

Yok arkadaş! Bir kendime bakıyorum, bir de Tuğçe'ye.. Şu analiz yeteneğine, şu çıkarım mantığına, şu enfes okumasına bakar mısınız.. Teşhisi koymuş, sonucu görmüş..

Hasetimden çatlayacağım.. Ve gerçekten artık çok sıkıldım..

Büyük oyunu hep Tuğçe Kazaz'ın görmesinden..

Yaşananları, dünü, bugünü hesaba katarak değerlendirip yarın için öngörülerde bulunmaya çalışırken Tuğçe'nin olayı 140 karakterde hoop çözüvermesinden..

Şu memlekete doğru bir kelam bırakayım diye debelenirken, bütün doğru(!) ve aşırı mantıklı(!) cümleleri Tuğçe'nin kurmasından çok sıkıldım..

Neyse..

Şimdi Meral Akşener ve ekibi düşünsün..

İşte şimdi sert kayaya çarptılar..

Büyük oyunu Tuğçe gördü.. İşleri çok zor.. Çok..

BİZDE TV DÜELLOSU VAR MI?

Almanya'da seçimler yaklaşırken rakipler Merkel-Schultz TV düellosunda karşı karşıyaydı.. Düelloda Türkiye ve Türkiye ile AB ilişkileri de gündeme geldi.. Merkel ilişkileri gözden geçirmekten, ekonomik anlamda atılacak adımlar konusunda bir kez daha düşünmekten bahsederken, Schultz da Türkiye- AB ilişkilerini tamamen koparmaktan bahsetti..

AB ile ilişkilerin kopması iki taraf için de ne kadar kolay olur orası tartışılır; ancak Türkiye'nin demokratik alışkanlıklardan uzaklaştığına ilişkin artan söylem de içimi cız ettirmiyor değil.. Bunu elin söylemesine kızarsın o ayrı da içten içe o elin doğru söylüyor olması da, ONLARIN ELİNE BÖYLE MALZEME VERİLMESİ DE insanın sinirini bozuyor..

Neyse..

Bu sözlerin ardından Cumhurbaşkanı Sözcüsü Twitter'dan cevap verdi.

Cevap da bir garip olmuş sanki..

Türkiye ve Erdoğan'a saldırmanın Avrupa'daki UFUK DARALMASININ BİR GÖSTERGESİ olduğunu yazdı Sözcü Kalın.. Erdoğan'ı övmüş mü yermiş mi, bir garip..

Her neyse..

Aslında bizim gözden kaçırdığımız bir nokta var..

Merkel şöyle demiş.. Schultz şöyle konuşmuş vs bunlar değil.. Biraz daha açılıp bakalım resme.. Tamam bir Tuğçe Kazaz değiliz; ama deneyelim..

Almanya'da seçimler olacak..

Rakipler ekranda..

Düello de adına, münazara de, neyse işte, karşı karşıya geliyor, çat çat çat konuşuyorlar.. Birbirlerine eleştirilerini dile getiriyor, ülke için ne yapacaklarını anlatıyorlar.. Sorulara yanıt veriyorlar..

İçeriğinden çok, bize ne dediğinden çok, ÖYLE BRİ DÜELLONUN YAPILMASIDIR haber bizler için..

Var mı bizde öyle şey?

Var-DI..

TeK başına olunca konuşmak kolay.. Anlatmak kolay hatta ALDATMAK DA KOLAY..

Yapılan yayın çağrılarına yanıt bile verilmiyor.. Duymamazlıktan geliniyor..

Sonra elin adamı siyasi rakibiyle kozlarını paylaşırken benim ülkemdeki demokrasiye laf atıyor..

Kızarım tabii..

YÜZ KIZARTIYOR bu yorumlar da ondan..

ÇİĞDEM AKDEMİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Denizcan 2 hafta önce

Bu sayfanın adı neden 2023 2023te ne olacak?