Yazarlar F.Bahçe-Salzburg maçını yorumladı

Ömer ÜRÜNDÜL: F.Bahçe kazandı ama...

F.Bahçe, Salzburg karşısında daha üçüncü dakikada şok bir golle skor dezavantajına düşünce iş adeta çıkmaza girmişti. İlk maçtaki avantaj çok ciddi bir dezavantaja dönüşmüştü. Tek şans vardı o da önde basan Salzburg'un alan savunmasını beceremeyişi ve defans bloğunda kişisel hatalar yapan bir takım olmasıydı. Önemli olan rakibin bu rahatsızlığını değerlendirmek mümkün olabilecek miydi. Meireles ve Sow kısa süre içinde iki jeneriklik gol atınca kara bulutlar dağılır gibi oldu. Artık rakip takım tüm riskleri alacak, tehlikeli ataklar yapacaktı. Bu durum F.Bahçe için de takımı rahatlatacak üçüncü gol için elverişli ortam demekti. Nitekim Webo harika bir gol attı. Artık her şey F.Bahçe lehine dönmüştü. Ama bundan sonraki görüntü hiç de öyle olmadı. İlk devrenin son dakikasından maç sonuna kadar rekor sayıda pozisyon üreten, oyunu domine eden Salzburg'tu. Birçok gol kaçırdılar. Volkan biri devre sonunda olmak üzere üç mükemmel kurtarış yaptı. İki tane de kale içinden Topal'la Kadlec'in çıkardığı top var. Sonuçta dün Fenerbahçe üç harika golle zoru büyük sıkıntılar çekse de başardı.

Turu Volkan Demirel getirdi
Volkan ilk maçtaki ve bu maçtaki performansıyla turun bir numaralı ismi oldu. Onun dışında da bana göre en iyi oyuncu ilk yarının son dakikasındaki hatasına rağmen Mehmet Topal'dı.

Bu maçta F.Bahçe'nin hiç de hazır olmadığı açıkça ortaya çıktı. Ama bir önemli konu daha var. Geçen seneden beri vurguluyorum. Forvetlerinin yapısı itibarı ile F.Bahçe kontratak uygulayamıyor. Böyle bir rakip karşısında hiç kontratak yapamadılar. Bu yüzden bir transfer yapılacaksa bana göre Cardozo yerine Emenike gibi bir santrfor çok daha faydalı olur.

Gürcan BİLGİÇ: Selçuk abi; alkışlarla...

Sabah saatlerinde gelen haber, gecenin anlamını da değiştirdi. Koca kaptan, golün de, adamın da kralı, gençliğimizin en önemli figürü Selçuk Yula, veda etmişti herkese... Bir maç gününde, hayatının anlamını, belki kendisi göremedi ama, ismiyle ve hatıralarıyla 90 dakikanın kahramanı oldu. Bir futbol sanatçısının, tek beklentisi olan alkışlarla birlikte tribündeki koltuğundan, kalplerdeki locasına geçiş yaptı. Tıpkı Serkan Acar, Lefter ağabey gibi.
Bu uğurlamayı alkışların peşine katan diğer sanatçılar da gollerin kahramanlarıydı. Birbirinden güzel ve benzersiz sayılar izledik. Meireles'in vuruşu ve öncesindeki aksiyonlar. Baroni'nin, Rapaic'i hatırlatan slalomu ve Kuyt'un pası...
Moussa Sow'un topu önüne alırken ayağına yapıştırması, dönerek vuruşu... Rakip defansın moral çizgisini iyice dibe çeken, çaresizlik hissini kuvvetlendiren, önlemez bir teknik. Webo'nun golü öncesindeki pas üçgeni. Kimsenin kıpırdamasına bile fırsat vermeyen tecrübe hızı...
Selçuk ağabeye daha güzel, daha keyifli bir veda yapılamazdı. O; topu seveni severdi zaten. Sahada her şey seyredenin resim haline getireceği, usta ressem fırçalarından çıkmalıydı. Bunu yapana "futbol" derdi, diğerleri "topçuydu" O'nun için. Formayı terletenlerin zor beğenen kibirinden uzak kalbi ve aklıyla yeteneğe kucak açar, saygı gösterirdi. Kendi sanatının alkışlarını yaratan, sevinç sesinin sevdasına aşıktı Selçuk abi.
Kadıköy'ün büyüsüne leke getirmeden, ilk dakikalarda yediği gole rağmen maçı kazanacağını her saniye hissettiren Fenerbahçe takımı vardı. Yine hatalar, olmayacak top kayıpları veya tempo istikrarsızlığı eleştirilebilir. Bu daha takımın form çizgisinin yüzde 40'larda olduğunun göstergesi. İki maçta, iki sakat (Emre, Meireles) verdiler. Buna rağmen üç oyuncu (Volkan, Mehmet topal ve Baroni) biraz üst düzey oynadılar, maçı da değiştirdiler, rakibe de şans verdiler ama gol fırsatı vermediler. Sekiz yabancı ile başlandı oyuna. Pazar günü Süper Kupa da ise sayı 6 olacak. Yanal'ın hangi bölgeden fedakarlıkta bulunacağını, merakla bekleyeceğiz.

Metin TEKİN: Kalite farkı

Salzburg ilk maçta kendine avantaj yarattığı önde baskı ve tempolu oyununu İstanbul'da da oynamaya çalıştı. İstanbul'da farkı yaratan Fenerbahçe oldu. Özellikle ilk yarıda o kadar kaliteli işlerle 3 gol bulduki bu Salzburg ile Fenerbahçe arasındaki farkın anlatımıydı. Gerçekten mükemmel 3 goldü. Çünkü istediğiniz kadar futbolu yüksek tempoda oynayın yine de sonucu oyunculuk yani beceriler belirler. Bana göre dünkü maçın özeti buydu. Evet ikinci yarı Salzburg'un lehine oynandı ama maçın sonucu ilk yarıda belirlenmişti zaten. Artık bundan sonra önemli olan CAS'ın kararı ve playoff'ta kimin çıkacağı.

Metin TEKİN: Kalite farkı

Salzburg ilk maçta kendine avantaj yarattığı önde baskı ve tempolu oyununu İstanbul'da da oynamaya çalıştı. İstanbul'da farkı yaratan Fenerbahçe oldu. Özellikle ilk yarıda o kadar kaliteli işlerle 3 gol bulduki bu Salzburg ile Fenerbahçe arasındaki farkın anlatımıydı. Gerçekten mükemmel 3 goldü. Çünkü istediğiniz kadar futbolu yüksek tempoda oynayın yine de sonucu oyunculuk yani beceriler belirler. Bana göre dünkü maçın özeti buydu. Evet ikinci yarı Salzburg'un lehine oynandı ama maçın sonucu ilk yarıda belirlenmişti zaten. Artık bundan sonra önemli olan CAS'ın kararı ve playoff'ta kimin çıkacağı.

Rıdvan DİLMEN: İki maçın en iyisi Volkan

Bazen; ama çok nadirdir, yediğiniz goller size avantaj olarak dönebilir. F.Bahçe de şu iki maçta bunu yaşadı. Deplasmanda 70 dakika mahkumdu. Bol pozisyon verdi, golü yedi, sonra tek kaleye yakın maç oynadı. Dün de maçın başında golü yedi, bu da avantaj oldu. Salzburg'un iki maçta da gördüğüm en büyük problemi, kalesine yüklenildiğinde pozisyon vermeleri ve kırılgan yapıları. F.Bahçe'de oyuncuların geçen yıldan alışkanlığı olan geriden gelip öne geçme alışkanlığını koruması bu yıl içinde bir avantaj. Ancak bazen çok kritik sınavlarda, ciddi takımlara karşı bunu başaramayabilirsiniz. F.Bahçe'nin attığı üç gol de birbirinden güzel. İlk golde top Meireles'in ayağına oturuyor. Moussa Sow tam 'Moussa Sow golü' atıyor. Kontrolü ve vuruşu mükemmel. Webo da topun sekmesini avantaja çevirip kalecinin üzerinden golü yaptı. Ama bu üç güzel gol aslında genel performans olarak tehlikeli. Çünkü her maçta çok güzel üç gol atamayabilirsiniz. Çünkü oyunun son bölümünde Mehmet Topal'ın getirip Webo'nun vuramadığı pozisyon dışında pozisyonu yok F.Bahçe'nin. Bunun dışında iki maçta da F.Bahçe'nin en iyi oyuncusunun Volkan olması ciddi uyarıdır.

BASKETBOL KOÇU GİBİ OLMALI...
Salzburg
iki maçta 10 civarında pozisyon buldu. Ve enteresandır bu pozisyonları F.Bahçe takım halinde savunmadayken buldu. Bu da tehlikeli. Salzburg'daki maçta gole kadar 5 pozisyon verdi F.Bahçe. Dün golü yediler, üç gol atmalarına rağmen skoru haklı olarak korumak isterken yine birçok pozisyon verdiler. Sezon başı evet, rakibin ligi başladı evet, hazır değiller evet ama iki ciddi maçta verilen 10 gol pozisyonu, hücum girişimlerinde de bireysel beceriler Yanal'ın en çok dikkate alması gereken konu.
Geçen yıl ligin ikinci yarısında Kocaman'ın oynadığı düzenle oynadı F.Bahçe. İleride Kuyt, Sow ve Webo oyunun tamamında değişken oynadılar. Tipik sağ, sol ve santrfor gibi oynamadılar. Bu yetenekli oldukları için hücumda avantaj sağlar. Bu üç oyuncu sağlıklı sezon geçirirse 40 civarı gol bulurlar. Ama bu durum dönüşlerde takım savunmasında arıza yaratabilir. Taktiksel anlamda işleri kolay değil. BENCE ERSUN YANAL'IN BİR BASKETBOL KOÇU GİBİ OYUNCULARINA HÜCUMDA VE ÖZELLİKLE SAVUNMADA BIRAKIN METREYİ, SANTİM SANTİM POZİSYONLARINI EZBERLETMESİ LAZIM.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.