Bu nasıl bir üslup?

Bu nasıl bir tarz?

Ülkücüleri kullarınız, marabalarınız mı sanıyorsunuz?

Demokrasiden, haktan, hukuktan, insanlıktan, Ülkücü edepten nasipsiz düşüncelerinizi hangi hakla Milliyetçi Hareket’in kimliğine yamamaya çalışırsınız?

Bu çirkin, bu bayağı çıkışları yapmaya nasıl cüret edersiniz?

İmza verenlere, iktidar isteyenlere, genel merkezin siyasi duruşundan rahatsız olan Ülkücülere şok tedavisi uygulanacakmış.

Bu güne kadar bölücülere, mafyacılara, liderimize küfreden zibidilere yaptığınız gibi mi?

Hani Devlet bey, ‘ Bölücü başını asacağız.’  dediğinde ‘Siz assanız assanız paltosunu vestiyere asarsınız.’ diyen Sırrı’ya uyguladığınız şok tedaviden mi bahsediyorsunuz?

Mafyacılar ağza alınmayacak sözlerle size tavır aldığında uyguladığınız şok tedavi mi girecek devreye?

İktidar partisinden işittiğiniz sinkaflı sözlere, ‘ Siz ancak ulumayı bilirsiniz.’ diyen eblehlere karşı yumruğu masaya vurduğunuz gibi bir şok mu geliyor üzerimize?

Devlet bey, ‘ Kandile bayrak dikilsin.’ dediğinde, Kerkük’e pasaportla gidiyorsun diyerek dalga geçen üstüne üstlük Kandil’in yolunu tarif eden Hasip’e, ‘ Terör yandaşı siyasetçilerin dokunulmazlığı kaldırılsın.’ Dediğinde, ukala ve küstah tavır takınan Selahattin’e haddini bildirdiğiniz gibi bir şok mu bekliyor bizi de?

Koca teşkilatı yönetiyorsunuz.

Hiç yüzünüz kızarmıyor mu?

Ülkücüler üniversitelerde, sokaklarda hunharca katledilirken bu şok dalganız nerelerdeydi?

Bugüne kadar hainlere, hırsızlara, soysuzlara şok tedavi uyguladınız da elinizi kim tuttu?

Sokaktan uzak tutmakla övündüğünüz çocuklarımızı koltuklarınız tehlikeye girdi diye bize karşı bir tehdit olarak mı kullanacaksınız?

Sizin bu bayağı üslubunuzdan bıktık usandık.

İşte tam da bu üsluptan dolayı bırakın diyoruz.

Dosta korku, düşmana güven veren bu tavırlarınız sıktı artık.

Teşkilat başkanımız twit atmış.

Cümle, ‘DEVE KUŞLARI’ ile başlıyor. Hitaba bakar mısınız? Kendi insanına, kendi seçmenine, kendi tabanına, kendisi gibi düşünmeyen Ülküdaşlarına karşı takındığı tavra bakar mısınız?

Bu sözlerin sahibi mahallenin külhanbeyi değil. Milliyetçi Hareket Partisi’nin Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı.

Kim deve? Kim kuş? Bu kadar mı uzaksınız Ülkücülere? Saygı müesseseni de ortadan kaldırmak istemenizdeki amaç ne? 

Yazı, ‘duymayanlar, görmeyenler, görmezden gelenler’ diye devam ediyor.

Asrın zalimlerinin üslubu bu.

Kendini tarif ederek karşısındakine saldıran bir dil.

Milletin sözlerine kulaklarını tıkayan, içine düştüğümüz durumu görmek istemeyen, görmezden gelenler kim?

Beş ayda iki milyondan fazla oyu kaybeden ben miyim?

Görmezden gelen, durum değerlendirmesinden bile kaçınan, siyasi çalkantıları derebeyi zihniyeti ile bastırmaya çalışanlar kim?

Fitne ateşi yakılmışmış da, önce bu fitne ateşini yakanların -yani bizim- yuvamız yanarmış da…

Fitneyi tanımlar mısınız?

Parti göz göre göre erirken tekrar ayağa kalkmak için çare aramak fitne ha?

Ülkücüler, Türk Milliyetçileri umutla yarınlara bakmalı, iktidarı hedeflemeli demek fitne öyle mi?

Ülkenin buhranlı günlerinde Türk Milliyetçileri’nin dümene geçmesini düşünmek ve bu uğurda harekete geçmek fitne çıkarmak ha?

Oysa tam da cümlede anlatıldığı gibi.

Ortadoğu’da kan ve gözyaşının hüküm sürdüğü coğrafya, iktidarda kalma pahasına her haklı eleştiriye yıllarca kulaklarını tıkayan despot yöneticilerin, sizler gibi düşünen, hareket eden zihniyetlerin eseri.

Ülkemizin birlik ve beraberliği tehdit altındaymış da, kudretli efendilerimizi meşgul etmemeliymişiz.

Siyasi ukalalığın tavan yaptığı, tabanına maraba gözüyle bakan zihniyetin ifşa olduğu sözlerdir bunlar. 

Sizin aklınız hiçbir şeye ermez demenin en yalın halidir bu.

Ülkücüyüz dediğimiz gün, zulmün karanlığına doğru yürüyüşe geçtiğimiz o gün; ne Eblehe’lerin kınamalarına, ne Ebu Cehil’lerin dirayetine aldırmadan vermişiz kararımızı.

Hak yolunda, hakikat yolunda attığımız ilk adımda, ettiğimiz ilk yeminde vermişiz sözümüzü.

Bizim mücadelemiz Milliyetçi Türkiye’ye, Turan’a kadardır.

Meclise girip devlet yardımları ile bir avuç insana maaş bağlatalım diye çıkmadık bu yola.

Üstelik… Muhalefette kalarak, salı günleri grup toplantılarında konuşarak, bekle de gör siyaseti ile vatan kurtarıldığı nerede görülmüş?

Siz daha parti içinde birlik ve beraberliği tesis edemediniz. Ülkenin birlik ve beraberliğine katkı sağlayacak kudreti nereden bulacaksınız? 

Ülkücüyü, kendi seçmenini, il başkanını, ilçe başkanını, delegesini tehdit eden zihniyetin, kendisi gibi düşünmeyen insanları serçeye benzeten, gitsin başka partide siyaset yapsın, gitsin parti kursunlar diye öteleyen, dışlayan bir düşünüşün birlik ve beraberlikten söz etmesi inandırıcı mı?

İktidar istiyoruz!

Bu ülkeyi düştüğü bataklıktan kurtarmak için düşlüyoruz iktidarı.

Genel merkeze yapılan devlet yardımlarından maaş alan, genel merkezin parasıyla yiyen, içen, gezen, saltanat süren yancıların anlattığı gibi aç da değiliz üstelik.

Hürriyete, istiklale, özgürlüğe, demokrasiye, başarıya açız biz.

Savunduğunuz iki temel felsefe kaldı ya elinizde.

Lider, teşkilat, doktrin tartışılamaz.

Onu da yanlış anlamışsınız.

Bir fikrin toplumda yer edinebilmesi, muktedir olabilmesi ve iktidara gelmesi için bir teşkilat, doktriner bir yaklaşım ve elbette bir liderin olma gerekliliği tartışılamaz.

Teşkilat yozlaşırsa, yetersiz kalırsa yenilersiniz.

Doktrini günceller ve çağın gereksinimlerine uygun hale getirirsiniz.

Lider artık umut vaat etmiyorsa değiştirirsiniz.

Son sığındığınız liman ise vefa…

Unutmayasınız ki devletlerin, milletlerin ve hareketlerin vefa kavramı aynı zamanda reel bir matematiği de içinde barındırır. Barındırması zorunludur.

Ülkücü hareket bu matematiği çok iyi bildiği için, 1997’de Devlet Bahçeli’yi umut vaat eden bir siyasetçi olarak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı’na getirdi.

Matematikten sıyrılmış bir vefa duygusuna teveccüh etseydik, başbuğun vefatının akabinde Başbuğun oğlunu genel başkan seçer, Milliyetçi Hareket’in kapısına da kilidi kendi ellerimizle vururduk.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet DEMİR 13 ay önce

i̇çimizden geçenleri yazıya dökmüşsünüz yüreyinize, sağlık,kaleminize kuvvet

Avatar
Rüstem Fırat 13 ay önce

Başlayalım rüknettin bey. Lidere iftira atıldığında star gazetesinin önündeydik. Rahmetli Cengiz katledildiğinde tomaların, çeviğin önünde. Üniversitede kelime artığı bil cümle terör örgütünün, kuzey ırakta eşkiyanın, seçim çalışmalarında bombalamaların, Rizeli olmam ve pek çok dostumun karşımda yer almasına rağmen şefkat çetinin yanında. Sosyal medya hesaplarınıza baktım. Hepsi fake hesap. Sahi rüknettin bey. Siz kimsiniz?

Avatar
Rüknettin Kılıçarslan 13 ay önce

sayın yazar,
bahsettiğiniz mafya bozuntuları, lidere ve kadroya hakaret ederken siz ne yaptınız? önce oradan başlasak

Avatar
mustafa 13 ay önce

sayın rüknettin kılıçarslan, mafya bozuntularıyla sayın yazar birşey yapmayacak. balgat dükaları yapacak. önce bunu öğreneceğiz..

Avatar
Necip Ermez 13 ay önce

yazarın tesbitleri doru.mhp de yönetim ve algılama sorunu var.halkın yarasına melhem olmuyorsa daha neyin peşindesiniz.?

Avatar
ahmet 13 ay önce

şefkat abi ülkücünün hasıdır.bence saygı duyun.

Avatar
n. 13 ay önce

Şoklama kötü bir tedavi değil ki. Kötü anıları siler, MHP ile ilgisi olmayan Truva atlarının peşinden koşanları kendine getirir.

Avatar
Zakir 13 ay önce

sayın ruknettin genel merkezin görev ve sumlulukları ile basının görevini karıştırmışsınız