Yolsuzlukla mücadele edenin hedef alındığı ülkede ekonomik istikrar olmaz

40 binden fazla üyeye sahip Marmara Mühendis Mimar ve Teknik Elemanlar Federasyonu (MUTEF), ortak bir açıklama yaparak antidemokratik söylemlerin toplumu olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Endişelerini dile getiren dernek temsilcileri, halkın yüzde 58’inin desteklediği 12 Eylül referandumunda elde edilen kazanımların kaybedildiğini vurguladı. Son zamanlarda yaşanılan gelişmelerin halkı karamsarlığa sürüklediğini belirten MUTEF Başkanı Memik Bektaş, beklentilerini şöyle özetledi: “Devlet büyüklerimizden beklentimiz, ayrıştırma değil birleştirmedir, çatıştırma değil barıştırmadır, nefret değil sevgi söylemleridir ve toplumun bütün kesimlerini kucaklamalarıdır.”

Elite World Otel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Memik Bektaş, hukukun üstünlüğünden üstünlerin hukukuna geçildiği algısı oluşturulduğuna işaret etti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile ilgili düzenlemeyi eleştiren Bektaş, “Yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe sayan HSYK kanun teklifini hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye vurulmuş bir darbe olarak görüyoruz.” dedi. Bektaş’ın 30 STK adına okuduğu basın bildirisinde öne çıkan başlıklar şöyle:

SAVCILAR İŞ YAPAMAZ HALE GETİRİLDİ:Yolsuzlukla mücadeleyi prensip edindiğini söyleyen ve bu bağlamda savcıların yetkilerini artırma vaadi olan bir hükümetin dört bakanının ismi geçen 17 Aralık operasyonu sonrası ortaya koyduğu tavır ve icraat bizi hayrete düşürdü. Savcılara yapılan baskıları, medya yoluyla ve bizzat idareciler tarafından ortaya konulan linç girişimlerini üzüntüyle karşılıyoruz. Bu tutum savcıları iş yapamaz hale getirdi ve belki de suçsuz olan zanlıları toplum nazarında suçluymuş gibi gösterdi.

‘PARALEL DEVLET’ SÖZÜ ÖTEKİLEŞTİRİYOR:Kamu kurum ve kuruluşlarında amirlerinden değil de dışarıdan emir aldığı iddia edilen görevliler varsa neden delilleriyle soruşturma açılmıyor? Eğer bu temelsiz bir iddia ise ve mağdur edilen görevlilerin, kanun ve yönetmeliklere aykırı bir davranışları yoksa ‘paralel devlet’ söyleminin siyasi bir propaganda amacı taşıdığının düşünüleceğini üzülerek belirtiriz.

EMNİYET’TEKİ KIYIMLAR ANAYASAL SUÇ:17 Aralık operasyonundan sonra Emniyet ve yargıda girişilen kıyımlar anayasal suç teşkil eden fişlemeleri akla getirmekte. 12 Eylül referandumunda milletin ‘evet’ dediği ve anayasal suç olarak kabul ettiği fişlemelerin devlet kurumlarına da bir virüs gibi yayılması en fazla korktuğumuz şeydir. Hatta şimdilerde bazı devlet kurumlarında bazı idarecilerin diğerlerini fişlediği duyumları bu korkularımızı haklı çıkarmaya başlamıştır.

‘NEFRET SÖYLEMİ İNSAN HAKKI İHLALİ: Milletin bir kısmını ‘örgüt, çete, Haşhaşi’ gibi benzetmelerle suçlamayı; ‘yargı cuntası, paralel yargı’ gibi isnatlarla zan altında bırakmayı devlet aklıyla telif edemiyoruz. Bugüne kadar toplumun her kesimi ve devlet erkânınca takdir edilen ‘Hizmet Hareketi’ne’ yönelik talihsiz yakıştırmalarla linç girişimi başlatılması üzücü ve yaralayıcıdır. Hangi ‘hareket’ olursa olsun bu şekilde yargısız infaza tabi tutma insan haklarının ihlal edilmesi anlamına gelir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.