Yeniçeri: AKP Öcalan'ı bırakmak için kamuoyunu hazırlıyor

MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, "AKP'nin lügatinde terörle mücadele yok. AKP gerçek bir terör örgütü bulsa onunla derhal müzakereye başlar" dedi.

Yeniçeri, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, hükümete göre, "Her türlü kötülüğün kaynağı olan paralel yapının, devletin derinliklerinde AK Parti'ye darbe yaptığını" belirtti.

Bu söylenenin gerçek olmasının, AKP'nin, denetimi altındaki devleti yönetemediği anlamına geldiğini kaydeden Yeniçeri, "Bu nasıl bir gaflet, saflık ve basiretsizliktir anlaşılır gibi değil. Paralel yapı yargıya, TÜBİTAK’a emniyete her önüne gelen yere sızıyor, AKP’li yetkililer de bu durumdan sızlanıyor" dedi.

Yeniçeri açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

AKP Hesap Verecektir!
 
AKP iktidar gibi değil kullanılan edilgen bir yapı olarak yaşananlardan yakınıyor. Her türlü kötülüğün kaynağı olan Paralel Yapı adlı bir güç, devletin derinliklerinde AKP’nin yetki alanına müdahale etmiş ve AKP’ye darbe yapmış.
 
Söylenenler gerçekse AKP yönetimi ve denetimi altındaki devleti yönetememiş demektir. Devletin derinliklerine paralel, dinleyici, yargılayıcı casuslar sızıyor. AKP hükümetinin haberi olmuyor.
 
Bu nasıl bir gaflet, saflık ve basiretsizliktir anlaşılır gibi değildir. Paralel yapı yargıya, TÜBİTAK’a emniyete her önüne gelen yere sızıyor AKP’li yetkililer de bu durumdan sızlanıyor.
 
Devleti ve kurumlarını ağzına kadar casus, ajan ve istihbaratçıyla dolduran bir iktidarın bu ülkeye yapacağı en büyük iyilik istifa etmektir.
 
AKP iktidarı on iki yıldır iş başındadır ve iktidarda olduğu dönemde devleti iki paralel yapı arasında paylaştırmıştır.
 
Birisi Güneydoğu’da KCK adlı somut paralel yapı ki bu yapı yargı yapıp, vergi topluyor, yol kesip özerklik ilan ediyor.
 
İkincisi de Ankara’daki paralel yapı hükümeti izleyip, dinleyip, şantaj yapıyor! Bununla da yetinmiyor bir de darbe yapıyor.
 
Kahraman AKP ise bu darbeye ayakkabı kutularını, kasaları, çikolata kutularındaki dolarları ve faillerini koruma altına alarak karşı koyuyor.
 
AKP, kendisine karşı yapılanların darbe olduğunu söyleyerek paralel yapıdan hesap sorduğunu söylüyor. Gerçekte ise AKP, yolsuzluğun ve hırsızlığın üzerini kapatmak için bütün bunları gerçekleştiriyor.
 
AKP’li yetkililerin söyledikleri doğruysa, AKP milletten aldığı egemenlik hakkını paralelle paylaştığı ya da onları ortak ettiği için hesap sormadan önce hesap vermelidir!
 
Basına Baskı!
 
İktidar kumpasçı olarak nitelendirdiği gazeteci ve senaristleri terör örgütü bağlamında sorguluyor. İktidarın azat kabul etmez kalemlerinin söylediklerinin tamamı çalınan minareye kılıf bulma faaliyetleridir.
 
Kimse, gazeteciler de dâhil olmak üzere, soruşturmadan istisna değildir. Ancak siz, hükümetin doğrudan hedef ilan ettiği ve sürtüşme halinde olduğu bir gazetenin genel yayın müdürünü gözaltına alırsanız eğer, bu açıkça bir susturma çabası olduğu için başka bir gerekçe aramaya gerek yoktur. Bu durumda hiçbir hükümet, hazırlanması yılları bulacak bir iddianamenin açıklanmasını bekleyin diyemez. Gazetecilere yönelik suçlamaların ve delillerinin neler olduğunu kamu vicdanını rahatlatacak şekilde açıklanmalıdır.
 
 Kaldı ki AKP, “paralel yapı” adı altında yürütülen soruşturmalarla savaşa hazırlanır bir tavır içinde görülüyor. Özel yasaların, özel yargıçlıkların, özel birimlerin kurulduğu bir sürecin sonunda soruşturmalar gerçekleşiyor. Basın ve ifade özgürlüğünün, kişinin temel hak ve özgürlükler yok sayılıyor. Basın ve İfade özgürlüğüne yönelik olarak AB’den ya da ABD’den gelen eleştirilere de adamlarını korumak amaçlı deyip geçiştiriyorlar.
 
Bütün bunları AKP, terör örgütü ve paralelle mücadele kılıfı altında yürütüyor. Hâlbuki AKP’nin lügatinde terörle mücadele yoktur. AKP gerçek bir terör örgütü bulsa onunla derhal müzakereye başlar. AKP için terörle mücadele değil müzakere esastır.
 
Zira Güneydoğu’da sanal değil somut bir terör örgütü var. Yargı yapan, yol kesen, vergi toplayan, özerklik ilan eden, adı da KCK olan gerçek bir paralel devlet ve silahlı terör örgütü var. Her gün meydan okuyor, tehdit ediyor ve eylem yapıyor!
 
Kısaca AKP ülkenin birliğini ve bütünlüğünü tehdit eden gerçek terör örgütünü ve eylemlerini görmezlikten geliyor. Buna karşın gazetede köşe yazan, elinde kamera ile dizi çeken ve senaryo yazan insanları terör örgütü mensubu olarak ilan ediyor. İnsan aklıyla alay ederek bunları yapıyor. Kurgulanmış sanal bir terör örgütüyle Türkiye karşı karşıyadır.
 
Darbe ya da örgütün failleri olarak Gezi’nin ağacını, Çarşı’nın futbol topunu, Dumanlı’nın köşe yazısı, dizinin senaryosunu ilan etmek akıl alacak bir iş değildir.
 
Futbol topuyla, köşe yazısıyla, dizi ve senaryoyla darbe yapmak AKP zekâsının kavrayabileceği bir gerçek olsa gerek!
 
Ağaç ile darağacı, futbol topu ile 105 milimetrik topu AKP’nin kurmayları birbirine karıştırmıştır.
 
AKP Kumpası arıyorsa Ergenekon, Oda Tv., Şike, Balyoz vb. davalara bakmalıdır. Gerçek kumpas oradadır ve o kumpasın içinde o davaların savcısı olduğunu söyleyen şahıs da vardır.
 
Cumhurbaşkanı mı Cumhuriyet Başsavcısı mı?
 
Erdoğan, başbakandan çok konuşuyor. Bakanlardan daha fazla yürütmenin içinde görünüyor. Cumhuriyet savcılarından çok yargıyla ve yargılananlar ilgili kanaat bildiriyor. Bütün bunları kitlelerin önünde yapıyor. İktidar bir yana yaşamın her alanına ayar veriyor. Asıyor, kesiyor, suçluyor, tehdit ediyor, hakaret ediyor, yol gösteriyor. Ve şöyle diyor: “Bu ülkeyi uluslararası çevrelerin taşeronu olan ihanet şebekelerine, paralel devlet yapılanmalarına, hoca görüntüsü altında şaklabanlara asla teslim etmeyeceğiz”. Cumhurbaşkanının taraf olduğu, cumhuriyet başsavcısı gibi konuştuğu bir yerde adalet aramak abesle iştigaldir.
 
Bu şartlar altında muhtemelen savcılar da belki seslendirerek değil ama davranışlarıyla bir zamanlar Yassıada’nın hâkiminin söylediği gibi Dumanlı ve Karaca’ya “Sizi buraya tıkayan kuvvet böyle istiyor” mesajını vereceklerdir.
 
İmralı Canisinin İmajını Düzeltmek!
 
Bu arada Paralel yapı, doların yükselişi, basın ve ifade özgürlüğü, yolsuzluk ve yozluk derken AKP’nin çözüm ortağıyla ciddi hazırlıkları gözden kaçırılıyor.
 
6/7 Ekim olayları esasen Öcalan’ın serbest bırakılmasıyla ilgili takvimde AKP/İmralı hattındaki itilaftan kaynaklanmıştı. Bu yüzden İmralı’daki bebek katili sabrının son aşamasına geldiğini açıklamıştı. AKP hükümeti başından bu yana aşamalı bir biçimde Öcalan’ı serbest bırakacak bir çalışmayı uygulamaya sokmuştu. Bunu şöyle özetlemek mümkündür:
 
Milletin gözlerinin içine baka baka Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Öcalan için bir zamanlar ‘namazında niyazında bir adam’ olduğunu söylemişti. O zaman MHP hariç ciddi biçimde ahalinin ve siyasetin diğer yelpazelerinden tepki gelmemişti.
 
PKK’lıların masumiyetini ve zorunluluklarını vurgulayan, sözde empati yapan Arınç sosyal psikolojiyi bir kez daha yokladı. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları dağa çıkması için gerekçe yapanlara karşı “ben de olsa dağa çıkardım” diyerek dağa çıkanlara belli şartlar altında hak vermiş oldu.
 
Arınç bu defa “Dağda ölen PKK’lılara ağlamayan insan değildir” türünden bir açıklamaya destek verdi. İtirazlar oldu ama bir süre sonra unutuldu.
 
Yalçın Akdoğan, 6/7 Ekim olaylarını Öcalan'ın tahrik ettiğini ve gücünü test etmek için eylem emri verdiğini belirtirken Arınç yeniden Öcalan lehine devreye girerek HDP’yi Öcalan’ı zor durumda bırakmakla suçluyor ve şöyle diyor: “Siz kimin sözcülüğünü yapıyorsunuz da Öcalan’ı itibarsız hale getirmek istiyorsunuz?”
 
Başbakanın başdanışmanı Etyen Mahçupyan tam da Arınç’a yakışır bir tarzda Öcalan’ın itibarlı hale getiren şu açıklamayı yapıyor: Öcalan gerçekten ideolojik olarak bir rehber ve lider. O dünya çapında bir problemin taşıyıcısı, lideri ve bu sorunu çözerse tarihe geçecek bir insan''.
 
Bu arada ünlü aktör Kadir İnanır, bir yandan Akil Adamların “barış akademisi” olarak örgütlenmesini önerirken diğer yandan Öcalan için “çözüm süreci boyunca aldığı tutumla gerçekten halkının lideri" olduğunu gösterdiğini söylüyor.
 
Meğerse Öcalan, Güneşin Oğluymuş!
 
Bebek Katilinin Ağırlığı!
 
Bu arada bebek katili Öcalan da bir görüşme sırasında kendi konumu ve durumuyla ilgili olarak şunları söylüyor. Ben İmralı’ya getirilmeden önce benim bu kadar ağırlığım yoktu. Ben İmralı’da daha fazla etkili ve güçlü bir lider oldum. Buradaki mücadelem, duruşum bunu sağladı. Beni İmralı’ya getirenler herhalde böyle bir sonuç beklemiyorlardı diyor.
 
Öcalan’ı İmralı’da “daha fazla etkili ve güçlü” hale gelmesinde açılımın, sürecin, Arınç’ın, Erdoğan’ın, AKP’nin rolü nedir? Sorusunu sormadan yazılanları izlemeye devam edelim!
 
Öcalan’ı Serbest Bırak
 
AKP’nin akredite gazetecilerinden Hüseyin Yayman, önce “çözüm sürecinde Öcalan'ın eli güçlendirilmeli” diyor. Sonra da "Kalıcı bir barış için Öcalan dahi dışarı çıkacaksa toplum buna hazır" diyerek, AKP’ye ne duruyorsunuz, çıkarın şunu dışarı mesajını vermiş oluyor.
 
Emekli Mit mensuplarından Mehmet Eymür de bu arada duruma vaziyet etmekte geç kalmamak için "Cesur olsunlar, Öcalan'ı serbest bıraksınlar" çıkışını yapıyor.
 
Daha önce de makbul medyanın önde gelen kalemi Abdülkadar Selvi, “Öcalan’ın konumu tartışılmalı” diyerek yeni gündem başlığı açmak istemişti. Onun ardından da Yeni Akit yazarı Ersoy Dede, “Öcalan’ın serbest bırakılması da dahil olmak üzere her konu” tartışılsın diye yazmıştı.
 
İmralı’daki eli kanlı teröristi normalleştiren, meşrulaştıran, makbulleştiren bu açıklamaların tesadüf olmadığı açıktır.
 
Öcalan 6/7 Ekimde düğmeye basan kişidir. Öcalan bir işaretiyle sokakların nasıl karıştığını AKP’ye göstermiştir. Bu durum AKP’nin nefesini kesmiştir.
 
AKP Öcalan’ı Serbest Bırakmak İçin Kamuoyunu Hazırlıyor!
 
AKP, iktidarının Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmaya ve süreci umut olarak halka pazarlamaya bağlı olduğunu düşünüyor. Hükümet bağlı yazarlar, görevliler, aktörler ve bakanlar Öcalan’ın serbest bırakılmasına kamuoyunu hazırlıyor!
 
Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Yardımcısı, Danışmanı, emekli olanı ve halen görevde bulunanıyla, MİT’i, sanatçısı ve gazetecisiyle Öcalan’ın İmralı’dan çıkması için halkı hazırladıkları açıktır!
 
Bu arada HDP ile AKP elleri birbirlerinin ve İmralı’nın elinde, gözleri kamuoyu üzerinde “bul karayı al parayı” oyununu oynayan dolandırıcılara benziyor. Onları izleyenler de boş gözlerle işin nereye varacağını gözlüyor.
 
Son sözü Türk halkı söyleyecek de nasıl söyleyecek? Mesele budur!
 
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yeniçeri, TBMM Soruşturma Komisyonu'nun aslında "soruşturmama, alıştırma komisyonu" olduğunu, AKP'nin, komisyonun kuruluş aşamasından bu yana sergilediği tavırlara bakıldığında, buradan adaletin çıkmasının beklenemeyeceğini savundu.
 
Yeniçeri, başka bir soru üzerine, 17 Aralık soruşturmasına ilişkin CHP'nin il başkanlığına astığı afişin kaldırıldığını ve MHP'ye, konferans düzenlemek için salon bulmakta sıkıntı yaşatıldığını belirterek, "AKP iktidarı, yolsuzluğu normalleştirmiş ve meşruiyet kazandırmıştır. 2015 seçimleri AKP için var olma ya da yok olma meselesi. Çünkü 12 senedir uyguladıkları hukuksuzluğun hesabını verecekler" dedi.
 
Yeniçeri, basın toplantısında, arkasındaki fona, "Ey ahali; yolsuzluk dinen haram, ahlaken kötü, hukuken suçtur" yazılı afiş astı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.