Yalçın Akdoğan: HDP barajı geçemez, bu şantajvari bir yaklaşım

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, CNN Türk’te “Hafta Sonu Keyfi” programında gazeteci Hakan Çelik’in sorularını yanıtladı.

 

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’nın milletvekili adayı olmak için görevinden istifa etmesini değerlendirmesi istenen Akdoğan, “Hakan Fidan, Ahmet Davutoğlu’nun yanında yer alacak. Arkasında duracak. En çok güvendiği isimlerden biridir. Başbakan ve AKP’nin Genel Başkanı bellidir. Böyle bir arayış da yoktur. Hakan Fidan’nın böyle bir düşüncesi de yoktur. Bu tür şeylere çekmek Fidan’ı ve Başbakan’ı yıpratmaya dönük yorumlardır. Gülmeden edemiyorum. Komik şeyler bunlar. Hakan Fidan sanki Ahmet Davutoğlu’na karşı bir şekilde bir senaryonun parçası olarak istifa ettirildi falan. Bu son derece yanlış. Büyük bir kara cehalettir bu. Davutoğlu’nun en güvendiği isimlerden biridir. Koruma kalkanı içine girme gibi bir şey yok niye korksun?” diye yanıt verdi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Önümüzdeki günlerde yapılacak açıklama, çok büyük gelişmelere yol açacak gibi kimse beklenti içine girmesin, rutin devam ediyor” açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Akdoğan, “Önümüzdeki günlerde bir açıklama yapılacak ve bu açıklamayı böyle çok önemli bir gelişmelere sebep olacak gibi görmemek lazım’ şeyi, çok anlamsız görüyorum” dedi.

“Eğer Öcalan, İmralı görüşmesinden sonra bir mesaj veriyorsa; bu mesajı bir şekilde sıradanlaştırmaya çalışmak, rutin bir şey gibi göstermeye çalışmak… Buna ben anlam veremedim açıkçası” diyen Akdoğan, şunları aktardı:

“HDP Genel Başkanı niçin böyle bir şey yapar? Yani, Öcalan bu görüşmeleri tarihi bir görüşme gibi algılarken ve nitelendirirken, bunları çok rutin, sıradan görüşmeler gibi takdim etmek ne derece doğrudur veya buradan diyelim ki çok pozitif bir mesaj çıkacak, siz ‘ya bunu çok önemli görmemek lazım’ gibi bir takdimde bulunmak ne derece doğrudur?

Bunun iyi irdelenmesi gerekir. Burada ne yapılmaya çalışılıyor? Ben, çok kötüye yormak da istemiyorum. Neticede HDP, bu süreçte önemli bir rol oynuyor ama bu tür yaklaşımları doğru bulmam. Bunların hepsi, süreçte kırılganlık meydana getirir.”

“TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK GÖRÜLÜYOR”

Akdoğan, görüşmelerin başlamasının ve devam ediyor olmasının başlı başına önemli olduğunu ifade ederek, “Şu anda böyle bir çabanın sergilenmesi, ilk defa tünelin ucundaki ışığın görülmesi açısından önemli bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Bunu da çok sıradanlaştırmamak, değersizleştirmemek, önemsizleştirmemek gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Şimdi sürece ilişkin yeni şeyler yapıldığını ve buna şans tanınması gerektiğini ifade eden Akdoğan, “Burada, AK Parti, Tayyip Erdoğan’a duyulan güvenle bu süreç, bu kadar toplumsal destek buldu. Güçlü bir iktidar var. Ahmet Davutoğlu’nun bu meseleye inanması, böyle bir vizyona sahip olması, bunların hepsi şans ve bu şansı iyi değerlendirmemiz lazım. Bardağın dolu tarafından bakarak bu meselenin götürülmesi lazım” diye konuştu. Akdoğan, çözüm sürecine ilişkin “en umutlu dönemde” olduğunu söyledi.

“Abdullah Öcalan bakımından, bu meselenin bütünüyle ortadan kalkması halinde, kişisel bir beklentisi ortaya çıkabilir mi?” şeklindeki bir soru üzerine Akdoğan, “Böyle bir insan zihninde ne tür beklentisi olur, bilmiyorum ama kendisi ile ilgili meseleleri şu anda gündeme getiriyor değil, böyle bir konu da şu anda konuşuluyor değil” dedi.

“HDP BARAJI GEÇEMEZ”

Akdoğan, “HDP’nin barajı geçmesini ister misiniz?” şeklindeki bir soru üzerine de seçimlere yönelik sürekli araştırma yaptıklarını söyledi. “HDP’nin barajı geçebileceğini düşünmüyorum” diyen Akdoğan, “Çok ciddi bir emanet oy alması lazım, bir geçiş olması lazım. Şu anda AK Parti’ye bir şekilde zarar vermek isteyenler, zayıf düşürmek isteyenler, bu süreçte ‘HDP’nin üzerine nasıl oynayabiliriz, nasıl destek sağlayabiliriz?’ diye çaba içesine de girdiklerini görüyoruz” dedi.

“Bu çaba, AK Parti’ye kaybettirme ittifakı, daha önceki iki seçimde de oldu ama başarılı olamadılar” diyen Akdoğan, bu sefer HDP’ye oynanması halinde de başarılı olunabilineceğine inanmadığını söyledi. Akdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Çünkü, bu ‘kaybet, kaybet’ formülüne dönüşüyor. Bunu, 30 Mart’ta da 10 Ağustos’da da gördük. HDP, bu süreçte önemli rol oynuyor. ‘Hep beraber destek olalım da HDP barajı geçsin, yoksa kıyamet kopar’ Bunun takdim biçimi de yanlış. Düşünün, şöyle bir tehdit ve şantajvari bir yaklaşım. ‘Eğer barajı geçmezsek, alternatif parlamento kurarız, dünyaya bunu farklı yansıtırız’ Böyle bir tehdit, demokrasiye inanmak açısından bir samimiyet ortaya koyar mı? Samimiyetsizliktir bu. Önce, demokrasiye inanacaksınız.

Barajı geçseniz de demokratik sisteme inanacaksınız; geçmeseniz de inanacaksınız. Seçime, eğer bir şaibe karışmıyorsa, usulüne uygun bir seçim yapılıyorsa bu meşru bir seçimdir. İkincisi, Kürtleri sadece sen mi temsil ediyorsun? AK Parti’nin içinde belki 50-60-80 tane Kürt kökenli milletvekili olabilir, Kürt milletvekili olabilir. Kürtlerin temsili, sadece senin varlığınla ortaya çıkmıyor. Siyaset dışı kalmak değildir, barajı geçememek.”

“SİYASET SADECE MECLİS’TE Mİ YAPILIYOR?”

Barajı geçemeyen başka siyasi partilerin de bulunduğuna dikkati çeken Akdoğan, “Bunlar, siyaset dışında mı kalıyorlar? Siyaset, sadece Meclis’te mi yapılıyor? Bunların hepsi, demokratik münazaralar açısından sağlıklı yaklaşımlar değildir. Barajı geçip geçmemesi, milletin takdirinde olan bir şeydir. Millet oy verirse geçer, oy vermezse geçmez.’ El birliğiyle bunu geçirelim, hadi biraz destek olalım’ böyle bir şey olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

“HDP barajın altında kalırsa, çözüm sürecine etkisi azalır mı? Bir aktör olarak, bu oyun alanının dışına mı itilmiş olur? O zaman Öcalan ya da Kandil mi daha çok öne çıkıyor olur sürecin çözümünde?” sorusu üzerine, Akdoğan, şöyle konuştu:

“Şimdi burada HDP’nin oynadığı bir rol var. HDP tabi ortadan kalkmış olmuyor. HDP, parti olarak barajı geçse de var geçmese de var. Şu anda mesela bağımsız olarak girdiler, sonra mesela Meclis’te grup kurdular. Bu şekilde bir rol oynayabiliyorlar. İmralı’ya gidenlerin hepsi de milletvekili değil, biliyorsunuz. Hatip Dicle de gitti. Bunu o gün değerlendiririz. Ama benim gördüğüm zaten seçime kadar çözüm süreci belli bir kıvama ulaşır, belli bir noktaya varır diye düşünüyorum. Bunlar biraz çözüm sürecinin gidişatıyla da bağlantılı konular. Sadece HDP’nin olduğuyla alakalı konular değil. Çözüm sürecinin total olarak nereye doğru gittiğiyle ilgili konular.”

“BİRİLERİNİN BAĞIMSIZLIK GİBİ ÜTOPYALARI OLABİLİR, BENİM BİR ENDİŞEM YOK”

Türkiye’de çözüm sürecine kuşkuyla bakanlar ve Kürt devleti kurulacağı yönünde temel kaygıların hatırlatılması üzerine Akdoğan, kendisinin öyle bir endişesinin bulunmadığını söyledi.

“Birilerinin bu tür Kızıl elmaları olabilir, hayalleri, ütopyaları olabilir. Bunları engellemek mümkün müdür? Adamın böyle bir hayali vardır, ütopyası vardır, bu olabilir. Böyle bir anlayışta olan insan varsa, siz siyaset zemininde bunla mücadele edersiniz. Eline silah alırsa sizde silahla mücadele edersiniz veya bir şekilde etkisizleştirmeye çalışırsınız. Veya birileri böyle düşünüyor olabilir” diyen Akdoğan, şöyle devam etti:

“Bu süreç, yani çözüm süreci Türkiye bölünmesin diye, bu tür korkuları gidermek için zaten başlayan bir süreç. Bunlar olmasaydı Türkiye’nin bir beka sorunu olurdu, bu riskler ortaya çıkardı. Bunları telafi etmek için, gidermek için, biz bu sürecini yürütüyoruz. Öncelikle bunu anlamak lazım. Bu sürecini eleştirenler, ‘Türkiye bölünecek vesaire.’ Arkadaş sen zihninde bölmüşsün Türkiye’yi. Sen Şırnak’a gidemiyorsun, Hakkari’de siyaset yapamıyorsun. Yani Diyarbakır’da varlık gösteremiyorsun. Bu kadar, en böyle şiddeti eleştirenleri biraz zorlayın bir aşama sonrasında ver kurtulcu olurlar. Yani orayı bölelim, ayıralım biz burada rahat edelim. Bir adım sonra bunu söylemeye başlarlar. Biz bunların hepsine karşıyız. Ne ver kurtul çözüm, ne bu yaklaşımlar çözümdür. Bu süreç birilerinin ütopyasını, örgütsel hedeflerini yerine getirme süreci değil.”

Akdoğan, “Bu Türkiye hepimizin, biz birlikte Türkiyeyiz. AK Parti’nin sloganı bu ve oralarda varlık gösteren, siyaset yapabilen tek parti AK Parti kaldı. Türkiye’nin birliğinin, bütünlüğünün sigortası durumunda şu anda AK Parti” dedi.

AKP İÇİN BAŞARININ ÖLÇÜSÜ…

“Seçime aynı oy oranında mı gireceğinizi tahmin ediyorsunuz? AK Parti için başarı kriteri nedir?” sorusuna ise Akdoğan, şu cevabı verdi:

“Her partinin kendi hedefi ve amacıyla bu ölçülebilir. Muhalefetin iktidar olma beklentisi var mı, yok. HDP için başarının ölçüsü, barajı geçmektir. MHP ve CHP için başarının ölçüsü geriye gitmemek, bir puan daha fazla almaktır. AK Parti için başarının ölçüsü, birinci parti çıkmak değil, iktidarını koruyabilmek ve 330’un üstünde milletvekili çıkarabilmek, yani Anayasayı yapabilecek bir çoğunluğa ulaşabilmek. Bunlar, bizim önümüze koyduğumuz hedeflerdir. İktidarını korumak, birinci parti olmak en büyük siyasi başarıdır. Ama onun ötesinde Anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluğa ulaşabilmek, bu bizim hedefimizdir. Partilerin performansını kendi ortaya koydukları hedeflerle de ölçmek gerekir.”

ERDOĞAN’IN “400 MİLLETVEKİLİ İSTİYORUM” SÖZLERİ

Akdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bursa’daki konuşmasında “En az 400 milletvekili istiyorum” demesinin AK Parti’ye açıkça bir destek midir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“400 milletvekiliyle Anayasa’yı değiştirebilecek bir iktidar olsun anlamında. AK Parti demiyor burada ama Anayasayı değiştirmek önemli, bu büyük bir toplumsal beklenti, talep öyle bir iktidar olsun ki bu Anayasayı değiştirebilsin. Öyle bir uzlaşı olsun ki o rakama ulaşılabilsin. Bu yüzden yeni anayasa vurgusu olarak okuyorum. Güçlü bir şekilde AK Parti sandıktan çıksından ziyade yeni anayasayı yapabilecek bir güce ulaşabilsin iktidardaki parti anlamında görüyorum.” (DHA, Anadolu Ajansı, CNN Türk)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.