Yalanlarına dinden sonra tarihi de alet etti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, " 90 yıl 100 yıl öncesine gidin. MHP’nin CHP’nin yöneticileri, gitsinler ilk meclis zabıtlarını okusunlar. Bugün MHP  ve CHP neye karşı çıkıyorsa, ilk meclis zabıtlarında karşı çıktıkları şeyleri görecekler. Mustafa Kemal’in Nutuk’unda görecekler. Kürt kelimesini o mecliste görecekler. Kürdistan kelimesini o zabıtlarda görecekler" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AKP grup toplantısında konuşuyor.

Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

Bugün itibariyle hükümetimiz 12. yıldan gün almaya başlamış bulunuyor. Hükümetimize ilişkin bu rekorların bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Görevi bugün devralmış gibi hareket etmeye devam edeceğiz. İnşallah milletimizin de desteğiyle, hayır duasıyla Türkiye için, milletimiz için, insanlık için çok daha fazlasını yapacak, uzun ince bu yolda gece gündüz gideceğiz.

Bu vesilesiyle, 58. Hükümetimizin başbakanı, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’den bugüne kadar kabinede görev alan tüm arkadaşları, teşkilatlarımızdaki tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Diyarbakır’da tarihi günler yaşadık, tarihi anlar yaşadık. Sayın Mesud Barzani, 38 yıldır ülkesinden uzak yaşayan Şivan Perwer ve değerli sanatçımız İbrahim Tatlıses bu heyecanı paylaştılar. Daha sonra nikah merasimine geçtik ve orada 400 çiftin nikah akitlerine şahitlik yaptık.

AK Parti iktidarı olarak bugüne kadar neler yaptık ve bundan sonraki süreci nasıl değerlendiriyoruz, bunların çok net mesajını verdik. Red, inkar ve asimilasyon politiklarını biz sadece kendi iktidarımız olarak ifade ettik, açıkladık, 2005’ten sonra tekrar burada ifade etme fırsatını bulduk.

2009 yılında, milli birlik ve kardeşlik projemizi başlatırken bir temennimizi iletmiştik; anneler artık ağlamasın demiştik. Son 1 yıl içinde bu temennimiz karşılık bulmaya, akan kan durmaya, gözyaşları dinmeye başladı. Biz anneler ağlamasın, babalar ağlamasın dedik ama cumartesi günü Diyarbakır’da, Diyarbakır’la birlikte 81 vilayetimizde bunun bir istisnasını yaşadık.

Annelerin, babaların, gençlerin, çocukların gözyaşları döktüğüne şahit olduk. Bu gözyaşları bu sefer çok farklıydı. Bu gözyaşları sevinç gözyaşlarıydı, umudun, vuslatın, konuşmanın gözyaşlarıydı.

Bismil’de bir genç önümüzü kesti, yanımıza geldi, “Başbakanım barış istiyoruz, ölmek istemiyoruz” diyerek feryadını dile getirdi.

O gün mutluluktan ağlayan sadece Diyarbakır değildi, Edirne’ydi, İzmir’di Konya’ydı Mersin’di, Trabzon’du… Sadece Türkler, sadece Kürtler değil, milletin huzura susamış her bir ferdi gözyaşları döküyordu.

Diyarbakır’da Türkiye’nin tamamı için, bölgenin tamamı için tarihi bir an yaşanırken, birilerinin yine bu sevinci, bu umudu, bu heyecanı paylaşamadıklarını gördük. Başta MHP olmak üzere, siyasetçilerin bu iklimi hissedemediklerini gördük. Bizim tarihimiz, MHP yöneticilerinin zannetikleri gibi 12 Eylül 1980’de başlamış bu kadar kısır ve köksüz değildir. Bizim için tarih Hz. Adem’in yeryüzüne indirilmesiyle başlamıştır. 1960’ta, 1980’de değiştirilen yer isimlerini sanki bin yıllık bir uygulama gibi sunuyorlar. Sadece 80 yıllık ömrü olan And’ı, bin yıllık gibi lanse ediyorlar. 80 yıldır yapılan red, inkar ve asimilasyon politikalarını bu milletin ebedi ve ezeli kırmızı elması gibi takdim ediyorlar.

Bu millet köksüz değildir. Bu millet reddi miras yapacak, ecdadını unutacak, sırt çevirecek bir millet değildir. Şurada 90 yıl 100 yıl öncesine gidin. MHP’nin CHP’nin yöneticileri, gitsinler ilk meclis zabıtlarını okusunlar. Bugün MHP  ve CHP neye karşı çıkıyorsa, ilk meclis zabıtlarında karşı çıktıkları şeyleri görecekler. Mustafa Kemal’in Nutuk’unda görecekler. Kürt kelimesini o mecliste görecekler. Kürdistan kelimesini o zabıtlarda görecekler.

Osmanlı’ya gittiklerinde, Doğu Güneydoğu’nun Kürdistan eyaleti, Doğu Karadeniz’in Lazistan eyaleti olduklarını görecekler.

1. Dünya savaşı sonrasında ülkemizi işgal edenler uzaydan gelmedi. O zulmü iliklerine kadar en iyi hisseden belki de Gazi Mustafa Kemal’di. Onlarla büyük mücadele etti. 29 Ekim 1923’te aynı Mustafa Kemal bu devletlerle barışa dostluğa dayalı ilişkiler başlattı.

Diyor ki Gazi, “Milli hudutlar içinde yaşana çeşitli İslam hususlar öz kardeşlerdir. Bizce kati olarak belirli olan bir şey varsa o da milli hudutlarımız içinde Türk, Kürt, Laz, Çerkez tüm İslami hususlar çıkar birliği içindedirler. Beraber çalışmaya karar vermişlerdir. Dindarca bir vahdet vardır. Hiç şüphe etmeyiniz ki Kürt, laza reyi sorulduğu zaman bu reyi vereceklerdir.”

Biz bugün aynı arzuları dile getirdiğimizde itiraz ediyorlar, hop oturup hop kalkıyorlar. Bunlar milletin ruh köküyle temas kuramıyorlar. Daha işin başında Mustafa kemal Irak ve Suriye halkları bizim kardeşimizdir diyor. Türkiye’nin yakın tarihi MHP ve CHP’nin çizdiği gibi bir tablo değildir. Bize ne diyorlar bölücü… Peki Mustafa Kemal de mi bölücüydü.

“Kürt damadımız var” diyen merhum Alpaslan Türkeş de mi bölücüydü. Devekuşu kafasını kuma gömer “dünya küçük” der. Kusura bakmasınlar bizim dünyamız küçük değil. Biz tüm komşularımızla tüm dünya ülkeleriyle hiç tereddüt etmeden irtibat kurarız. Türkiye’nin kazanacağı her meselede harekete geçeriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.