Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın düştüğü durum

Dışarıda komşularla sıfır sorun siyaseti, içeride ‘dışlayıcı değil, kucaklayıcılık’ ilkesi ile yola çıkan iktidar, yurtiçinde düşman ve hain üretmede Cumhuriyet rekoru kırarken yurtdışında da benzer bir başarının peşinde koşuyor. Suriye ve Irak’taki acınası durum, vahameti derinleşerek devam ederken, Batı’da da ‘Erdoğan’ı topraklarımızda istemiyoruz’ sesleri artıyor.

 

UETD’nin 10. kuruluş yıldönümü kılıfı ile Avrupa’da cumhurbaşkanlığı kampanyası yürüten Erdoğan’ı ziyaret edeceği ülkeler zaman zaman diplomatik nezaketle, bazen de gayet net ifadelerle Gezi’den bu yana fıtratı haline getirdiği kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı ve nefret söyleminin dibine vurmuş söylemini kendi topraklarına taşımaması konusunda ikaz ediyor. Darbe dönemleri hariç, hiçbir Türkiyeli liderin Avrupalılarca alenen böyle bir muameleye tabi tutulduklarını zannetmiyorum. Üzücü olan, bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı resmen olmasa da fiilen ‘istenmeyen adam’a (persona non grata) dönüşüyor. Avusturya makamları, Türkiye gibi bir ülkenin başbakanına ülkedeki huzuru bozacağı endişesi ile mekân vermemek için mazeretler üretiyor.

     Bu hafta Viyana’yı ziyaret edecek Erdoğan ülkeyi şimdiden karıştırmış durumda. Avusturya’nın hem Dışişleri hem de Uyum Bakanı Sebastian Kurz, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı diplomatik teamüllerde pek alışkın olmadığımız netlikte uyarıyor. Başarılı Avusturya Temsilcimiz Seyit Arslan’ın haberinde Kurz, “Erdoğan’ı açıkça uyarıyorum: Kendisi Avusturya toplumuna bölücü huzursuzluk taşıyamaz. Entegrasyon hassas ve zor bir mesele… Yanlış bir konuşma bizi geriye götürür ve ortamı zehirler. Almanya’daki gibi bir konuşma olursa bunun, sadece çoğunluk toplumuna değil, buradaki Türklere de zararı olur.” diyor.

    Evet, Avusturya, yabancı düşmanlığının çok kuvvetli olduğu bir ülke. Anketlerde Türkiye’nin müstakbel AB üyeliğine karşıtlıkta liderliği yıllardır başka hiçbir Avrupa ülkesine kaptırmıyor. Ama Erdoğan’ı uyaran genç bakanı Avusturya’daki Türk toplumu gayet iyi tanıyor ve takdir ediyor. Müslümanları elde edecekleri haklar açısından diğer din mensupları ile eşitleyecek ve bu hakları anayasal güvenceye alacak  ‘İslam Kanunu’nun yasalaşması için yoğun çaba gösteren, Türklerin uyumu için samimi gayretleri ile maruf bir siyasetçi.

    Hadi diyelim ki, Kurz Türkiye’nin üyeliğine soğuk bakan Hıristiyan Demokratlar mensubu. Peki diğer partiler Erdoğan’a daha mı sıcak? Avusturya siyasetinin muteber simalarından ve 20 yıldır Viyana’yı idare eden Sosyal Demokrat Belediye Başkanı Michael Haupl da benzer uyarılarda bulunuyor. Haupl, Kurz’un siyaseten rakibi ama Avusturya basınına Kurz’u desteklediğini beyan ediyor.

    Bu tam bir ‘déjà vu’ durumu. Erdoğan, Avrupa’da ‘şu ülkeyi ziyaret edeceğim’ dediğinde, o ülke idarecilerini bir endişe alıyor. Merkel tarafından uyarılmasına rağmen 24 Mayıs’taki Köln konuşmasında kutuplaştırıcı tarzını Avrupa’ya taşıması Almanya ile Türkiye arasında diplomatik krize yol açmıştı.

CEM ÖZDEMİR VAKASI

Avrupa Parlamentosu’ndayken AK Parti’nin reformlarını kuvvetle desteklediği için ideolojik olarak yakın olduğu CHP ile arası açılan, ‘AK Parti’nin avukatı’ gibi hakaretamiz sataşmalara muhatap olan Cem Özdemir, Erdoğan’ın Köln konuşmasındaki ‘kutuplaştırıcı tonu’ tenkit edince bizzat Başbakan tarafından ‘sözde Türk’ ilan edildi ve ‘haddi’ bildirildi. Özdemir’in ailesini de hedef alan tehditlerin artması üzerine Alman devleti olaya el koydu ve Berli’ndeki Türkiye Büyükelçisi Dışişleri’ne çağrılarak Erdoğan’ın üslubundan duyulan rahatsızlığın ne kadar ciddi olduğu kendisine aktarıldı. Brüksel’deki diplomatlar, Berlin’deki görüşmede Alman tarafının mesajlarının gayet net ve sert olduğunu söylüyor.

    Özdemir vakasının Avusturya’da çok yakından takip edildiği, Kurz’un açıklamasında Özdemir’e karşı kullanılan saldırgan dilin etkili olduğu belirtiliyor. Viyana’da da aynen Köln’de olduğu gibi Erdoğan içeride taraftarlarına hitap ederken, dışarıda yine kendi vatandaşları tarafından protesto edilecek. Yani Avusturya’daki Türkler de bölünecek, kutuplaşacak. Türkiye’deki kutuplaşma yeteri kadar vahimken, bu bölücü tavır keşke Avrupa’ya taşınmasaydı.

    Erdoğan, Viyana’dan sonra Lyon’da konuşacak. Fransız basınında da önümüzdeki günlerde benzer makaleler yayınlanırsa şaşırmamak lazım!

SELÇUK GÜLTAŞLI

ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.