Tuğrul Türkeş;MHP çatısı altında tüm Türkiye\'ye yer vardır. MHP, Türkiye\'dir.

Türkiye bugün itibarıyla bir yol ayrımındadır. Ülke olarak, ya demokrasimizi bir üst seviyeye taşıyacak ve herkesi tatmin eden bir düzene ulaşacağız veyahut şiddetli bir kırılmayla yok olacağız.

"Gezi Parkı" protestoları demokrasimiz açısından pek çok ayrı noktayı ortaya çıkarmıştır. Bu vesileyle birçok tespit yapmak mümkün olmuştur.

Bir defa, çoğunluğu tam anlamıyla "apolitik" olan 90'lılar kuşağının savunduğu yeni değerlerle tanıştık. Bireysel özgürlük talepleri, katılımcı demokrasi arzuları ve çevreci hassasiyetler söz konusu çıkışın temel eksenini belirlemiştir.

Aynı şekilde, genç vatandaşlarımız ne denli yaratıcı olduklarını yaptıkları barışçıl eylemlerle tüm dünyaya göstermişlerdir. Mizah ve zekâ dolu yaklaşımları tüm kesimler tarafından takdirle karşılanmıştır.

"Gezi" hadiselerinin tüm Türkiye'de yankılanan bir başka boyutu ise, hiç kuşkusuz, yaşam tarzına müdahale endişesi taşıyan ve AKP'nin baskıcı politikaları karşısında sindirilmeyi reddeden orta sınıfla bağlantılıdır. Kimseye zararı olmadan akşamları belli bir saatte "tencere-tava" vasıtasıyla tepkisini ifade eden bir sosyal tabaka varlık belirtmiştir.

Diğer yandan, "Gezi" protestoları, yıkıcı heveslerle dolu aşırı sol tehdidinin de güncelliğini gözler önüne sermiştir. Barışçıl gruplara sızan ve kışkırtmacı davranışlarla şiddeti körükleyen yapıların hoş görülmeleri elbette asla mümkün değildir.

Gezi’den nemalanarak, oluşan kargaşa sebebiyle, darbe çığırtkanlığı yapanları, demokratik değerlere kast edenleri ve ortak hayat irademizi zedelemeye teşebbüs edenleri de, böylelikle yeniden hatırlamış ve görmüş olduk.

Yine Gezi’den hareketle başörtülü-başörtüsüz ve Sünni-Alevi çekişmesini gerek devlet katındaki “sorumluluk sahipleri”, gerekse de irili-ufaklı muhalif oluşumlar tazelemişlerdir.

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL MERKEZİ BASIN BİRİMİ TARİH: 20/06/2013

Son olarak ise olan biteni bir köşede sükûnetle izleyen Anadolu; yani köylümüz, çiftçimiz ve küçük esnafımız vardır. Anadolu insanı bilgedir, sakindir. Evet, belki Anadolu metropollerde olduğu gibi tepkisini dışa vuramaz; ama tepkisini içinde biriktirir ve önüne sandık geldiğinde de son sözü söylemesini bilir.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak biz, bu sürece fiilen katılmadık. Bu sebepten ötürü hem tebrik edildik, hem de eleştirildik. Ne var ki bugün varılan noktada sorumlu siyasetimizin faydalarını görüyor ve ne denli doğru bir tavır aldığımızı da daha iyi idrak ediyoruz.

İç ve dış siyaset meselelerinde, AKP-CHP ikilisi ülke gündemine iki seçenekli bir bakış yerleştirmiştir. Biz bu cepheleşme mantığının hiçbir kademesinde yer almadık. Bu yüzden kâh "AKP'nin payandası", kâh "CHP'nin vagonu" yaftalarıyla muhatap olduk.

Bugün biliyoruz ki Gezi’de herkese ders çıkmıştır.

Türkiye’de son yıllarda vatandaşlar arasında belirgin bir ayrışma hâsıl olmuştur. Söz konusu parçalanmaya iktidar ve ana muhalefet aynı oranda çanak tutmuştur.

Son on yılda Türkiye’de il il, ilçe ilçe, sokak sokak ve hatta kaldırım kaldırım mikro-evrenler yaratılmıştır. Dünyayı, ülkeyi ve siyaseti okumanın ölçüleri kimliksel, sınıfsal, etnik, dinî, mezhepsel ve hatta cinsiyetçi kalıplarla tayin edilir hale gelmiştir.

Biz mezhepsel tartışmalara girmedik; Ne "Sünnici" olduk, ne de "Alevici" - daima "milli birlik" ortak paydasında birleştik.

Biz dinî hassasiyetleri ve aidiyeti kaşımadık, bunu kesin bir tarzla reddettik. Herkesi olduğu ve olmak istediği gibi kabul ettik, makbul gördük.

Biz etnik ayrışmaya, AKP-CHP-PKK üçgeninin felaket senaryosuna dâhil olmadık. Anadile, kökene, ailevî tarihe hürmet etmekle beraber herkesi kucaklayan "Türk milleti" hakikatinden bir milim dahi ayrılmadık.

Biz millî ve manevî değerlerimize sadık kaldık. Ankara’da iktidar tarafından yürütülen toplum mühendisliğine de, ana muhalefetin seçkinci eğilimlerine de karşı çıktık. Herkesin kendince doğru gördüğü hayat tarzının muhafazasına sonuna kadar sahip çıktık.

Biz Suriye'de ne iktidar gibi "El-Kaideci" ne de ana muhalefet gibi "Baasçı" olduk; Türkiye'yi düşündük, millî menfaatlerimizi öne aldık.

Biz, iktidar olmak uğruna ne "faiz lobisi"ne, ne İstanbul sermayesine, ne de Anadolu sermayesine yaranmaya çalışmadık - küçükleri düşündük ve onlara dayandık; işçiye, köylüye, memura ve esnafa gittik.

Nihayet biz Gezi’de sırf birileri istedi diye sokaklara çıkmadık, tuzaklara düşmedik. Genç vatandaşlarımızın barışçıl gösterilerini beğeni ile izlemekle birlikte onların "aramızda hiçbir partiyi istemiyoruz" mesajlarına kulak verdik.

Bugün son tahlilde;

Ankara’da rakamlarla, istatistiklerle, anketlerle düşünülmektedir. Fakat sahada, gerçekte yaşananlar basit bir matematiksel verinin çok ötesindedir; savrulan hayaller, yitirilen umutlar, alevlenen öfkeler ve tepetaklak olan hayatlar mevzubahistir.

Bir noktadan sonra hepsi makro-ekonomik veya sosyolojik değerlendirmeleri aşarak kişisel hikâyelere dönüşmektedir ki; bunlar ayrı ayrı, özgün bir şekilde ele alınmalı ve işlenmelidirler.

Dolayısıyla, biz MHP olarak;

Parti farkı gözetmeksizin seçmenlerin büyük bir bölümündeki genel hoşnutsuzluğu, baskıya ve aşırı müdahaleciliğe karşı memnuniyetsizliği anlıyoruz.

Kitlelerin bireysel özgürlüklere, hukuk devletine, insan haklarına, millî, manevî ve demokratik değerlere olan susamışlığını anlıyoruz.

Mevcut gidişat karşısında endişelenen Alevi kardeşimizin de, duyarlılığı iktidar tarafından mütemadiyen sömürülen Sünni kardeşimizin de rahatsızlığını anlıyoruz.

Tahrikçilerin saldırganlığı karşısında sokağa çıkamaz hale getirilen başörtülü kardeşimizi de, "özelime ve vücuduma dokunma" ihtarını veren hanım kardeşimizi de anlıyoruz.

Milli kimliğini, Türklüğünü, bayrağını, dilini kaybetmekten korkan kardeşimizi ve son 10 yılda insanî özellikleriyle değil de, etnik kökeniyle değerlendirilmeye başlayan, bundan sıkılan-yorulan kardeşimizi anlıyoruz.

Çalıştığı halde geçinemeyenlerin hiçbir iş veya meslek icra etmeden zenginleşenlere, köşeyi dönenlere baktıklarında hissettikleri haksızlığı, adaletsizlik hissini anlıyoruz.

İşsizlik sebebiyle geleceğe kaygıyla yaklaşan gençlerin, ek vergilerle ve zamlarla beli her geçen gün daha fazla bükülen Türk ailelerinin tecrübe ettikleri yılgınlığı görüyor ve anlıyoruz.

Ölüme, sigortasızlığa, güvencesizliğe terk edilen işçimizi de, kızıl sendikaların grev tehditlerinden bunalan ahlâklı işverenimizi de anlıyoruz.

Türk milleti daha çok adalet, daha çok özgürlük, daha çok umut istiyor. Zorluklarla, sorunlarla ancak doğrudan yüzleşerek mücadele edebiliriz. Olanları yok saydığımız an aslında zaten kaybetmişizdir.

Bugünden itibaren "siyasetçi siyaseti" üslubu iflas etmiş ve yepyeni bir dönemin işaret fişeği atılmıştır. Önümüzde açılan yeni çağda her şey daha fazla bireysel özgürlük, daha fazla demokrasi, daha fazla toplumsal mutabakat arayışı ve daha fazla millî birlik zemininde ele alınacaktır.

MHP, çağı yakalamakla yetinmeyen, çağa yön vermek amacını güden bir siyasal partidir. Bu özgüven ve cesaretle iktidara yürüyoruz. MHP çatısı altında tüm Türkiye'ye yer vardır. MHP, Türkiye'dir.

Saygıyla duyurulur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.