Tuğrul Türkeş leylek de çok uçar ama ömrü laklakla geçer

“Arap Baharı” olgusuyla sarsılan AKP dış politikası, bugün itibarıyla iflâsın eşiğine gelmiştir. Başbakan Erdoğan, tutarsızlıklarına her gün bir yenisini ekliyor ve bölgedeki dinamikleri okumaktan ne denli aciz olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Ortadoğu’daki her türden -ılımlı ve radikal- Sünni oluşumla “demokratik değerler” kisvesi üzerinden tam bir mutabakat sağlayan Sayın Erdoğan, hür düşünceyi ve çoğulculuğu sahiplenenleri ise dışlamaktadır.

Mısır’da Mübarek rejiminin devrilişi Tahrir’de toplanan halk kitlelerinin sürekli eylemleriyle tetiklenmişti. Fakat hatırlanmalıdır ki, nihaî sözü Mısır Ordusu söylemiş ve tanklarla meydana girerek halka fiilen destek sunmuş, değişim öyle gerçekleşmiştir. Söz konusu kitle hareketini o dönem “devrim” olarak selamlayan ve öven Sayın Erdoğan, benzer bir mahşerî kalabalığın yine Mısır Ordusu tarafından desteklenmiş olmasına ise adeta köpürmüştür. Manzaranın aynı olmasına rağmen, AKP iktidarının verdiği tepki çifte standartlıdır.

AKP’nin Müslüman Kardeşler ağıyla olan sıkı muhabbetini bildiğimizden, AKP’nin tutumuna şaşırmıyoruz. Sayın Erdoğan’ın her defasında “kardeşim” diye bahsettiği Mursi’nin akıbetine üzüldüğünün farkındayız. Yine söz konusu harekâtın, Mursi’ye olduğu kadar Sayın Erdoğan’ın bölgede inşa etmeyi düşlediği düzene de karşı yapıldığının da bilincindeyiz. Nitekim Obama yönetiminin Suriye’de AKP iktidarını neden “yalnız bıraktığı” da büyük fotoğrafa bakıldığında gayet net bir biçimde anlaşılmaktadır.

Sayın Erdoğan, bölgede “kardeşleri” ile birlikte kendi iktidar modeliyle uyumlu; yani “demokrat” olmaktan çok “çoğunlukçu” ve mezhepçi bir sistemiarzulamaktadır. Ne var ki son günlerde saptandığı üzere, 21. yüzyılda bu eğilimlerin meşruiyeti ve geçerliliği kalmamıştır, yoktur.

Son olarak Suriye’nin Kuzey kısımlarında patlak veren çatışmalarda da, Sayın Erdoğan’ın yalnızca Müslüman Kardeşler ile değil aynı zamanda El Kaide örgütünün uzantılarıyla da iyi anlaştığını tespit ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, 16.05.2013 tarihinde, yani bundan yaklaşık iki ay önce AKP’nin El Nusra ile tesis ettiği dumanlı ilişkileri açığa çıkarır mahiyette bir basın açıklamasını zaten hazırlamıştık. Bu açıklamamızda, söz konusu terör örgütünün Türkiye’yi lojistik ve eleman temini noktalarında adeta bir ikmal üssüne çevirdiğini ve AKP’den müsamaha gördüğünü açıkça ifade etmiştik. Gerçekten de El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra’nın Türkiye’den dilediği gibi üye topladığı bugün ulusal basınımızda çıkan bir haberle bir kez daha teyit edilmiştir.

Diğer taraftan, çözülme süreciyle birlikte Türkiye’yi terk ettiği iddia edilen PKK teröristleri de, stratejik bir hamlede bulunarak Suriye’nin Kuzey bölgesindeki “devletleşme” teşebbüsüne ivme kazandırmışlardır. “Dört parçalı Kürdistan” safsatası çerçevesinde Irak’tan sonra Suriye ayağının da teminat altına alınmaya çalışılması, dalganın Türkiye’ye ulaşmaya başladığının açık göstergesidir. Sayın Erdoğan’ın bu husustaki sessizliğini doğal karşılıyoruz. Zira Türkiye’de yıkım projesi çoktan yürürlüğe girmiş ve PKK teröristlerinin otuz senede başaramadıklarını AKP iktidarı kendi inisiyatifiyle oldurmuştur.

Üzülerek görmekteyiz ki Sayın Erdoğan günlük işlerle meşgul “siyasetçi” profilini bir kenara bırakıp “devlet adamı” mertebesine terfi etmeyi inatla reddetmektedir. İç politikada halkı cepheleştirmekten başka bir işlev görmeyen iktidar, dış politikada da hem devletimizin, hem de uluslararası topluluğun emniyetini hiçe saymaktadır.

Sayın Başbakan’a ve çalışma arkadaşlarına küçük bir hatırlatma notuyla bitirelim: bölge siyasetine hükmetmek yalnızca çok seyahat ederek olmaz. Unutulmamalıdır ki, leylek de çok uçar ve fakat ömrü laklakla geçer.

Bu vesileyle, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Sayın Erdoğan’ı ve kabinesini vakit kaybetmeden sorumluluklarını almaya ve esas vazifelerini ifa etmeye davet ediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.