Teröre Yol Vermek Alışkanlık Oldu

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetinin yazılı basın açıklaması;

TERÖR ÖRGÜTLERİNE YOL VERMEK AKP’DE ALIŞKANLIK HALİNE GELDİ

AKP PEŞMERGEYE KORİDOR AÇMAKLA, PYD VE PKK’YA YARDIM ETMEKTEDİR

 

Irak’taki Barzani bölgesinden Suriye’deki PYD’ye askeri yardım amacıyla ülkemiz üzerinden bir koridor açılmasına izin veren AKP hükümeti tarihi bir hata yapmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın PYD’yi bir terör örgütü olarak tanımlamasının hemen ardından, teröristlere yardım koridoru açmak tam bir ilkesizlik, ikiyüzlülük ve milleti kandırmaktır. Anlaşılan AKP’de terör örgütlerine yardımcı olmak ve yol vermek bir alışkanlık haline gelmiştir. Hangi amaçla olursa olsun hiçbir yabancı askerin çizmesini basmasına müsaade edilmemesi gereken Türk vatanında peşmergeye transit yol yapılmasının vebali AKP hükümetinin boynunda hep asılı kalacaktır.

 

Son günlerde başbakan ve bakanlarının yanı sıra asıl patronları Tayyip Erdoğan’ın birbiriyle çelişen açıklamaları kafalarının karışıklığına ve bir politika etrafında uzlaşamadıklarına işaret etmektedir. Türkiye’nin en hayati konularında çelişen açıklamalara bakılırsa ortada bir hükümet kalmamıştır. ABD’nin baskılarıyla günde iki kere politika değiştirmek zorunda kalan AKP hükümeti, Suriye ve Irak politikalarında resmen çuvallamıştır. Türkiye’yi yönetmekten aciz hale düşen hükümet, kim dost kim düşman, hangisi terör örgütü karıştırmış vaziyettedir.ABD’nin silah ve cephane yağdırdığı PYD’ye Barzani için Türkiye’den koridor açmakla, AKP hükümeti bundan önce defalarca olduğu gibi yine ABD politikalarına teslim olmuştur.

 

ABD’nin Suriye’de yaptığı ise, tıpkı Irak’ın Kuzeyinde yarattığı Kürt bölgesine benzer yeni bir kurtarılmış bölge oluşturmaktır. Haftalardır Ayn el Arap’ta (Kobani) bütün dünyaya bir senaryo izlettirilmekte ve böylelikle IŞİD’e karşı savaşan Kürtlerin bir kurtuluş savaşı verdiği tezi zihinlere işlenmektedir. Dört parçalı Kürtlere devlet kurmayı amaçlayan küresel senaryo, Kürt grupları birbirine yardım eder hale getirmek için IŞİD’in kontrollü bir şekilde şiddet kullanmasına müsaade etmektedir. Adeta bir bilgisayar oyunu gibi basit, aleni ve kolaylıkla uyguladıkları yöntemlerle, taraflara her gerektiğinde ABD müdahale etmekte ve hatta yaptığı silah yardımı bazen yanlışlıkla (!) IŞİD’in eline geçmektedir. Kürt gruplara eğitim vermek için İngiltere ve Almanya gibi ülkelerin sıraya girdiği bir dönemde, Tayyip Erdoğan’ın ağzından düşürmediği eğit-donat formülünün hangi amaca hizmet ettiği daha iyi anlaşılmaktadır. Enerji ve su bölgesinde oyun kuruculuğa soyunan güçlerin piyonlarını eğitmekte ve donatmakta herhangi bir sıkıntı yaşamadıkları çok açıktır. Tayyip Erdoğan’ın sunduğu eğit-donat formülü ise uzakta olduğu için maliyeti artıran Guantanamo yerine daha yakındaki Türkiye’nin kullanılması anlamına gelmektedir. Terör örgütlerinin eğitimi ve geçişi için kapıları açılan Türkiye Lübnanlaştırılacak ve komşulardaki kaos ve kargaşanın ülkemize sıçraması için davetiye çıkarılmış olacaktır.

 

Milli menfaatleri gözetmekten uzaklaşan ve ne yazık ki küresel gücün direktifleriyle şekillenir hale gelen Türk dış politikası, Irak ve Suriye’de kurulmaya çalışılan Kürt devleti gerçeğini ıskalamaktadır. Hâlbuki Cumhuriyetin kuruluş döneminden itibaren tespit edildiği üzere, güney sınırlarımızda yaratılacak bir Kürt devletinin Türkiye’nin güvenliğine ve bölünmez bütünlüğüne tehdit oluşturmaması imkânsızdır. Türk dış politikasının Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik politikalar geliştirmek yerine, ayrılıkçı hareketlere destek vermesinin milli perspektiften ve çıkarlarımız açısından izahı yoktur.

 

IŞİD’in saldırıları sayesinde tek bir kurşun atmadan petrol zengini Kerkük’ü ele geçiren Barzani’ye peşmergelerini Suriye’nin kuzeyine sokması için Türkiye’den bir koridor açan AKP’nin yaptığı milli bir politika izlemek değil, ABD’nin talimatlarını yerine getirmektir. Böylelikle uzun süredir IŞİD ile terbiye edilen PYD’nin Esad’la bağları koparılacak ve Kürtlerin birleşmesi ve Akdeniz’e kadar uzanmaları sağlanmış olacaktır. Zaten Türkiye’de faaliyet halindeki PKK, AKP hükümetinin sağladığı müzakere imkânı sayesinde önemli bir güç elde ederek sözde Kürdistan’ın üçüncü ayağını hazır hale getirmektedir.

 

Diyarbakır’da Barzani’yi bizzat misafir eden Tayyip Erdoğan Kürtçü hareketin hem Barzani kanadını hem de PKK ve PYD kanadını ortak hareket etmeleri noktasında teşvik etmektedir. 1990’larda Irak’ta dahi birlikte hareket edemeyen iki aşiret lideri Barzani ve Talabani’yi barıştıran ve diplomatik Türk pasaportuyla dünyada dolaşıma sokan zihniyet, bugün AKP eliyle sözde Kürdistan’ın üç parçasını birleştirmek için taşları daha sıklıkla döşemektedir.

 

AKP hükümeti iktidarını sürdürebilmek için PKK terör örgütü ile karşılıklı çıkara dayalı bir anlaşma içerisindedir. Bu anlaşmaya göre, PKK geçici olarak kan dökmekten vazgeçerek AKP’nin elini rahatlatmakta, AKP ise bölücü terörün dilediği her tavizi vermektedir. AKP’nin terör örgütü ile ilişki seviyesi öylesine üst düzeye çıkmıştır ki, terör elebaşının arzusu ile ardı ardına yasalar çıkarılmaktadır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ağzından öğreniyoruz ki, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çekmek üzere İmralı’ya gönderilen bölücübaşına iki odalı ve bahçeli bir yer verilmiştir. Yıllarca barındığı Suriye’de dahi bu denli rahata ve güvenliğe sahip olmayan bebek katili, AKP sayesinde örgütünü dilediği gibi yönetecek imkânlara sahip hale gelmekle kalmamış, doğrudan hükümete talimatlar verecek, yasa çıkartacak güce kavuşmuştur.

 

Türkiye’de terör örgütünü muhatap alıp aynı masaya oturan AKP, Irak’taki Barzani’ye, Suriye’deki Salih Müslim’e de desteğini esirgemeyerek kendi içinde tutarlı ama Türk’e ihanet eden bir politika izlemektedir. 6-11 Ekim olaylarında yakılıp yıkılan sokaklarımız ve Bingöl’de verdiğimiz şehitlerimiz üzerinden verilen bölücü uyarının AKP hükümetini kendine getireceği ve teröre karşı verdiği tavizkar tutumundan vazgeçeceğine yönelik düşünceler ne yazık ki boşa çıkmıştır. Tam aksine AKP hükümeti bir taraftan Barzani peşmergesine Türk toprağını çiğnetmek gibi affedilemez bir hatayla, diğer taraftan Kandil-İmralı hattındaki teslimiyetini pekiştirecek yeni adımlarıyla artık topyekün bir yok oluşa doğru sürüklenmektedir. Bu ihanet sürecinin Türkiye’ye daha fazla zarar vermemesi için derhal AKP iktidarının sonlandırılması zaruri bir ihtiyaç haline gelmiştir.

 

Bölücü Kürt hareketlerinin her geçen gün mevzi kazandığı ve kamuoyunun dikkatinin Ayn el Arap’a kilitlendiği bir dönemde, ne yazık ki Irak ve Suriye’deki Türkmenlerden kötü haberler gelmeye devam etmektedir. Irak’ın Diyale iline bağlı Karatepe kasabasında üç koldan ağır saldırılar karşısında aralarında çocukların da bulunduğu 10 Türkmen’in şehit edilmesi ve 16’sının yaralanması karşısında herhangi bir tepki gösterilmemesi son derece üzücü ve düşündürücüdür. Aylardır yüzbinlerce Türkmen’in evinden ve yurdundan edilmesine ve binlercesinin katledilmesine sessiz kalanların sadece Kürtlerin yaşadığı sıkıntılara tepki göstermesi samimiyetten uzak ve gayrı insani bir tavırdır. Bilhassa Türk dış politikasının bölgedeki Türkmenlere yönelik böylesi bir etnik körlüğe mahkûm edilmesi karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’nin suskun kalması mümkün değildir. Mazlum olan, hakkı çiğnenen ve hayat hakkı tanınmayan Türkmenlere sahip çıkmak Türkiye’nin birinci önceliği olmalıdır. AKP hükümeti Kürt gruplara yardımda dünya ile yarışmaktan biran için kafasını kaldırarak, önce Türkiye’nin güvenliğini, ardından ise ezilen ve yok edilmek istenen Türkmenlerin yaşam haklarını sağlamalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.