Taksim ateşini kim yaktı, kim devraldı?

Polis, yaşadığı kente sahip çıkan bir grup insanın Taksim Gezi Parkı için başlattığı eylemi, ülke genelinde bir isyana dönüştürünce, bunun polisin içindeki bir grup tarafından bilinçli organize edildiği iddiası yayıldı.
Bunları, televizyonlara çıkan sözde uzmanlar değil, basbayağı halk konuşuyor. Meydanlara inen, sokaklarda tencere-tava çalanlar... Eylem alanlarında konuşulanları sansürlemeden yazıyorum.
İddialar şöyle:
- Emniyet içindeki bir grup, Hükümet’i köşeye sıkıştırmak istedi, başardı.
- Cumhurbaşkanı Gül’ün devreye girmesiyle polisin Taksim’i eylemcilere bırakması, Başkanlık yarışının provası niteliğindeydi.
- Emniyet İstihbarat’taki üst düzey bürokratları görevden alan Hükümet, Gülen Cemaati’nin tepkisini çekti.
- Başbakan’ın talimatı üzerine Fethullah Gülen ile görüşen Bülent Arınç’ın Pensilvanya ziyareti, kamuoyuna aktarıldığı kadar iyi geçmedi.
- ABD’nin “Kaygılıyız!” açıklaması, Amerikan medyasının eylemlere ilgisi, ABD’nin Erdoğan Hükümeti’ne uyarısıydı.
- Obama-Erdoğan görüşmesinin akabinde gerçekleşen eylemler, “Birileri düğmeye bastı!” klasiğini dolaşıma soktu.
- Suriye politikasında, herkesten daha şahin olan Hükümet’e birileri “ayar verdi”.
Bunlar eylemin arkasında başka güçler arayanların yorumları. Ki, bu kesimler eyleme sonradan dahil oldular.
Eylemi başlatan ve polis şiddetine direnenler ise şunları konuşuyor:
- Halk, “Yüzde 50 oyum var, istediğimi yaparım!” anlayışına “Yeter artık!” dedi.
- Korku duvarı aşıldı. Gözaltı, gaz, cop kimseyi yıldıramadı.
- Alkol yasağı sabırları taşırdı.
- “Yaşam tarzını” korumak isteyenler, “İçkime, hangi diziyi izleyeceğime, kürtajıma karışma!” sloganıyla sokağa çıktı.
- “Laiklik”in yok olması korkusu farklı kesimleri buluşturdu.
- Muhalif her duruşu, “kendisine karşı çıkmak” olarak algılayan Başbakan, doğrudan hedef alınarak eleştirildi.
- Kamu mallarının satılması, halkın itirazına rağmen derelere HES’ler yapılması, piknik tüpünün nükleer santralden tehlikeli olduğu savı, çirkin kentleşme, AVM’lerin meydanlara dahi gözünü dikmesi, isyan ettirdi.
- Ana akım medya, tüm dünyanın haber yaptığı eylemleri görmezden gelerek kendisine olan azıcık güveni de kaybetti.
- Sosyal medya, gücünü Türkiye’de de ispatladı.
Eyleme sonradan katılan ulusalcı ve milliyetçi kesimlerin iddiaları: 
- PKK ile masaya oturan Devlet/Hükümet, Türk tarafını yok sayınca sabırlar taştı.
- Barış sürecini eleştiren herkesi “savaş yanlısı” ilan etmek, affedilmedi.
- İstiklal Marşı, Andımız, “Ne Mutlu Türküm Diyene” sloganı, meydanlara bu tepkinin sonucu indi.
- Topçu Kışlası, Said-i Nursi’nin tutuklanıp yargılanmasına sebep olan 31 Mart olaylarının başlangıç noktası olduğu için Hükümet bu projede ısrarcı.
Kürtler hakkında konuşulanlar:
- Sırrı Süreyya Önder’in iş makinelerinin önünde durarak eylemin kahramanı olması, kişisel bir tercihmiş meğer. Barış sürecinde AK Parti ile kol kola giren Kürtler meydanlardan uzak durarak tercihlerini yaptılar.
- Kürtlerin destek vermemesi, meydanlarda “sol”un elini zayıflatırken, lümpenler her geçen gün daha fazla dolduruyor alanları ve eylem, kimliğini kaybediyor.

ÖZLEM ÇELİK AKARSU

AKŞAM

http://www.aksam.com.tr/yazarlar/taksim-atesini-kim-yakti-kim-devraldi-iddialar/haber-212062

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.