Suat başaran'dan Adaylık Açıklaması!
 Olağanüstü kongre taleplerinin yüksek sesle dillendirilmeye başladığı MHP'de Genel Başkanlığa Meral Akşener Sinan Oğan ve Koray Aydın'dan sonra Suat Başaran da talip oldu.
Yaptığı yazılı açıklama ile olağanüstü kongre çağrısında bulunan Başaran genel başkan adaylığı için de ilk işareti verdi.
Suat Başaran açıklamasında MHP Lideri Bahçeli'ye seslenerek Ülkücülerin birbirini kırmasına engel olmak için biran önce Olağanüstü kurultayın toplanması çağrısı yaptı.
Genel merkezin kendi iradesiyle kongreyi toplamaması halinde üst kurul delegelerinin imzaları ile kongreyi toplaması gerektiğini belirten Başaran,Camianın %90 oranında genel başkan değişikliği istediğini iddia etti.

Suat Başaran geçmişte , Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı,Avrupa Türk Federasyonları Genel Başkan yardımcılığı,MHP Genel Sekreter Yardımcılığı ve MHP MYK Üyeliği görevlerini yürütmüştü.

İşte Suat Başaran'ın Açıklaması:




 Türkiye ağır sorunlar altında ezilmektedir.
Bir yanda Rusya ile yaşadığımız gerilim, diğer yanda Suriye ve Irak’ta devam eden kaos…

Bir yanda vaktiyle Musul’da abdest alıp Şam’da namaz kılmaktan söz ederken bugün kendi şehirlerindeki hendekleri aşıp mahallelerine giremeyen bir iktidar ve her gün gelen şehit haberleri, diğer yanda ne zaman buzdolabından çıkacağını bilmediğimiz çözüm süreci…

Bir yanda sınırlarının dışı cehenneme sınırlarının içi devasa bir mülteci kampına dönmüş bir ülke, diğer yanda –bugüne dek 9 milyar dolar harcamış olmasına rağmen- AB’den alacağı 3 milyar avro karşılığında bu durumu pekiştirmeye teşne bir iktidar…

Bir yanda hem İsrail hem de Mısır’la kavgaya sürüklenmiş dış politika, diğer yanda sadece sıcak para ve inşaat sektörüne endekslenmiş ekonomi…

Bir yanda “yap-boz yasaları” ile iktidara bağımlı hale getirilmiş bir yargı, diğer yanda diline kilit, ayağına pranga vurularak özgürlüğü elinden alınmış bir basın…

Saymakla bitmeyecek sorunları yetmezmiş gibi, her an yeni krizlere gebe bir ülke… Önümüzde ise “Yeni Anayasa” tartışmaları ve “Başkanlık Sistemi” dayatmalarının oluşturacağı yeni kırılmalar, gerilimler, kamplaşmalar…

Ömrüm boyunca bu ve benzeri bütün sorunların çözümü olarak gördüğüm Milliyetçi Hareket Partisi ise –ne yazık ki- 1 Kasım seçimlerinde başarılı bir sonuç elde edememiş ve en az seçim sonuçları kadar, Genel Merkez Yönetimi’nin seçim sonuçlarını değerlendirişi de Ülkücü kamuoyunda bir travmaya neden olmuştur.

Ülke sorunlarına çözümler üreteceğine, çağlar üzerinden sıçrayarak geleceğin Büyük Türkiye’sini kuracağına yürekten inandığımız Milliyetçi Hareket Partisi’nin; kendi iç tartışmalarına gömülmüş, yönetimin kendi iktidarını koruyabilmek için komplo teorilerinden medet umduğu ve mensupları her gün bir diğerinden uzaklaşan bir yapıya bürünmüş hali asla kabul edebileceğimiz, görmezden gelebileceğimiz bir tablo değildir.

1 Kasım seçimleri sonucunda partimiz içinde oluşan bu hâlin mevcut yönetimimiz tarafından doğru okunup, soğukkanlılıkla değerlendirilebilmesi için bu güne kadar umutla beklenilmiştir.

Ancak görünen odur ki; başarısızlığın “dış mihrakların komploları” ile ve başarısızlığa yönelik içteki eleştirilerin de “hainlik” ile ilişkilendirilmesinin ötesinde bir değerlendirme yapılamamış, çözüm önerisi sunulamamıştır.

Oysa içinde bulunduğumuz şartlar Milliyetçi Hareket Partisi açısından bir varlık-yokluk boyutuna ulaşmış, büyük kırılmalara gebe bir hal almıştır.

Bu yangın, görmezden gelinmeyecek kadar büyük ve kutlu davamızı tehdit eder haldedir.

Oysa gerçekte ülkücülerin davasına inancı tam, en ağır şartlarda verdikleri imtihanlarla bu gün yaşananları aşıp, geleceği kucaklama iddiaları sarsılmaz haldedir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin içinde bulunduğu bu vahim tablodan tek çıkış yolunun toplanacak bir kurultay olduğunu düşünüyorum.

Bu kurultay, Ülkücü Hareket’teki gerekli değişimin en sağlıklı zemini olacaktır. Bunu görmeyip de, mevcut halin korunarak bir gelişim sağlanabileceğine inanmak, mevcut haldeki sorunların gelişmesinden başka bir sonuç getirmeyecektir. Değişime direnmekte değil, değişimin öze uygun gerçekleşmesinde özen gösterilmesi gerektiği inancındayım. Söz konusu özün aranması gereken yer ise Ülkücü Hareket’in yarım asra yakın tarihi boyunca yanan ocağının verdiği ruh olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, “Ülkücülük” temelleri üzerine çatılmış bir yapıdır ve geleneğiyle var olagelmiştir. Bu geleneğin en büyük teminatı ise tarihi boyunca “sönmeden tüten” Ocakları olmuştur. Beni –Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’nı onur ve gururla ifa etmiş bir kişi olarak- bu açıklamayı yapmaya iten temel etken de geleneğin küllenmediğini ve yanan bir ocağın verdiği ruhun halen var olduğunu gösterme isteği olmuştur. Söylenecek sözlerin Ülkücü Hareket’in kaderine etki edeceği yerde, bu sözlerden en az biri de temsil ettiğim nesle ve bir dönem Genel Başkanlık hizmetinde bulunduğum Ocak ruhuna ait olmalıdır.

Bu çerçevede; zor zamanlarda yürüttüğüm Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinin omuzlarıma yüklediği sorumluluk, ülkücü tabandan yükselen sesler, anketlere yansıyan ve yaklaşık camiamızın %90’ını temsil eden değişim arzusu beni bu açıklamayı yapmaya mecbur bırakmıştır.

Sayın Genel Başkanımıza son defa seslenmek istiyorum:

Görünen tablo açık ve nettir: Bir kurultay arzusu camiamızın neredeyse ortak görüşü halini almıştır. Bu arzu eğer imza toplanarak hayata geçecekse, gerekli imzadan fazlasına ulaşılacağı belli olmuştur.

Oysa bir ülkücü olarak, partililerimizin bu süreci topyekûn, kırılmadan, küsmeden, birbirini ötekileştirmeden atlatabilmesi için kurultayın Genel Başkanımız tarafından toplanması ortak arzumuzdur.

Sayın Genel Başkanım;

Ülkücü gönüllerin istediği, ülkücülere, birbirilerini kırıp dökecekleri bir süreç yaşatmadan, kurultayı sizin toplamanızdır.

Sizin de hep vurgu yaptığınız Ülkücü İrade tecelli etsin ve çıkacak kararın hepimiz sonuna kadar arkasında durup bu zor günleri aşalım.

….

Eğer bu güne kadar olduğu gibi bu çağrıma da Genel Merkezimizden olumlu bir cevap alınamazsa değerli delegelerimiz Olağanüstü Genel Kurul’un toplanması için halen devam eden imza sürecine destek versinler.

İmzalar ortak bir metin üzerinden farklı aday arkadaşlarımız tarafından toplandığı için, bizim açımızdan imzanın kime verildiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Zirâ Genel Başkanı imzalar değil kurultay belirleyecektir.

Kurultay toplandığında sergileyeceğim tavra ilişkin, bir ülkücü olarak, Ülkücülerin Genel Başkanlığını yapmış biri olarak açık ve net olarak ifade etmek isterim ki; “Ülkücü” bu ülkedeki her makam ve mevkie layıktır.

Başbakanlık yahut Cumhurbaşkanlığı görevini ifa etmek de bizim irade ve kudret sınırlarımız içindedir, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı görevini ifa etmek de…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bülent gezgin 1 yıl önce

işte! ülkücü tabandan gelmiş bir başkanın açıklaması bu olur. tebrik ve teşekkür ediyorum. hayırlısı olsun. özellikle, koray aydın'sız, şevkatsiz bir tablo tercihimizdir.

Avatar
Abdülhamit Karaca 1 yıl önce

başaran efendi̇,pekala 21 mart 2018 yapılan kurultayda teceli eden ülkücü irade deyilmidi de şimdi kalkıyor hangi vicdanla 8 ay sonra yeni genel başkan istiyorum diye ortaya çıkabiliyorsun.!mart seçimlerinde mhp için bir saniyen i harcamadığını biliyoruz.hangi ciüretle şimdi sen ülkücü iradeden bahsedebiliyorsun.yazıklarolsun sizin bu çifte standart anlayışınıza.ttk

Avatar
Aklı selim 1 yıl önce

neval hanım nerde kaldı acaba