Siyasetçidir söyler katlanacaksın

Beşir Atalay’ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde Kılıçdaroğlu aleyhine açtığı tazminat davasını reddeden mahkemeden siyaset dersi gibi gerekçeli karar: Siyasetçi sert eleştirilere katlanmak zorunda.

Türk siyasetinin en çok konuşulan davalarından biriydi “Köstebek..” Davayı bu kadar önemli kılan etkenlerden biri davacının dünün İçişleri Bakanı, bugünün Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, davalının ise ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmasıydı kuşkusuz. Akşam gazetesinin haberine göre; peki neydi bu Köstebek davası ve bugüne nasıl gelindi?

‘KÖSTEBEĞİN DOSYASI’

DENİZ Feneri e.V isimli kuruluş aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddialarına ilişkin CHP grubunda konuşan  Kılıçdaroğlu, elindeki dosyayı göstererek “Bu köstebeğin dosyası” dedi. 14.10.2009’da Bakan’ın Koruma Müdürü’nün, Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz’ı arayarak, Kanal 7’de arama yapılacağı bilgisini verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle bitirdi: Köstebek Beşir Atalay’dır!

ATALAY’DAN DAVA 
BEŞİR Atalay önce “İddialar yalan ve iftiradır. CHP lideri köstebek arıyorsa belgeleri sızdıranlara baksın” açıklamasını yaptı. Ardından da “Kişilik haklarını ihlal’ iddiasıyla CHP lideri aleyhinde 10 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Tarafları dinleyen Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın reddine karar verdi. Arkasından da  gerekçeli kararını açıkladı. Siyasetçiler için kritik tespitlere yer verilen karar özetle şöyle: 

HAKARET SAYILMAZ...
DAVAYA konu konuşmanın parti grup toplantısında yapılmış olması, davalının ana muhalefet partisi genel başkanı olması nedeniyle kamuoyunu ve parti grubunu siyasi konular hakkında bilgilendirme görev ve yetkisinin bulunması, konuşmanın geneli dikkate alındığında TBMM’de bulundukları, bu aydınlatma görevinin kamu yararına üstün tutulması yönündeki düzenlemenin gereği olduğu, Yargıtay’ın uygulamalarına göre normal bir vatandaş yönünden suç oluşturacak sözün, siyasi partilerin çalışmaları sırasında söylenmesi durumunda söylendiği yer ve olayın kapsamı itibarıyla suç oluşturmayacağı, hakaret ve kişilik haklarına saldırı anlamına gelmediği, manevi tazminat gerektirmediği, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması olduğu, konuşmanın bütünlüğü itibarıyla dayanak gösterilen hususların gerçek olduğu, temel olan gerçeklerin yanında bazı noktaların ve eleştirinin sert olmasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilmesinin mümkün bulunmadığından davanın reddi gerekmiştir.

DAVACININ İçişleri Bakanı, davanın ana muhalefet partisi başkanı olarak kamuoyunda tartışılan bir husustaki konuşmasının kapsamı itibarıyla kullanılan sözcüklerin kişilik haklarına saldırı amaçlı söylendiğinin kabul edilmemesine, tarafların sert eleştirilere katlanma zorunluluğuna göre manevi tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinin doğru olacağı sonuç ve kanısına varılmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.