Sinan Oğan\'dan Bomba Açıklamalar
Yerel seçim sonuçlarıMHP açısından değerlendiren Sinan Oğan, MHP'nin en büyük hatasının nerede olduğunu anlattı. AK Parti'nin seçimleri kazanmasındaki en büyük artısının Türk halkının reflekslerini görmek olduğunu söyleyen Oğan, MHP'nin en büyük hatasının "seçimlerin sandıkta kazanıldığını öngörememek" olduğunu söyledi.

Sonuçlara bakıldığında en çok üzüldüğü ilin Iğdır, onu en çok sevindiren ilin ise Mersin olduğunu söyleyen Sinan Oğan, Cumhurbaşkanı adayının MHP'li olacağının da altını çizdi. 

Cumhurbaşkanının bir kadın olmasının Türkiye için çok önemli olduğunu söyleyen vekil, Türkiye'ye bir kadının şefkatli eli değmelidir dedi.


Yerel seçim sonuçlarına bakıldığında MHP’nin oylarını yükselttiği görülüyor, peki siz bu sonuca başarı diyebiliyor musunuz?

HEDEFLERİN BİR KISMINA VARILAMAMIŞTIR

"Milliyetçi Hareket Partisi’nin oyları 30 Mart 2014 seçimlerinde ciddi bir artış göstermiştir. Bu açıdan bakıldığında elbette ki, bu bir başarıdır. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’deki bütün il, ilçe ve beldelerde Belediye Başkanlıklarını almayı hedeflemiştir. Ancak bu hedeflerin bir kısmına varılamamıştır.

2011 seçimlerinde 5 milyon 575 bin oy alan MHP, bu yerel seçimlerde 7 milyon 875 bin oyla yüzde 13'lerden yüzde 18'lere ulaşmıştır. Bu, 2 milyon 300 binden fazla somut oy artışı demektir. Kısaca özetleyecek olursak eğer MHP 2011’e göre her 3 seçmenine 1 seçmen daha eklemiştir."

Yerel seçim hedeflerinde ne kadar şaşma oldu MHP'nin?

GÜNEYDOĞU ANADOLU POLİTİKALARINI GÜÇLENDİRECEK POLİTİKALAR

"Milliyetçi Hareket Partisi oy artışı anlamında hedeflerine ulaşmıştır. Bu seçimlerde oylarını artıran tek parti olmuştur. Ancak Gerek büyükşehirlerde ve gerekse de il, ilçe ve beldelerde Milliyetçi Hareket Partisi daha fazla belediye başkanlığı almayı hedeflemiştir. Bu hedeflerine ulaşmada görülen eksiklikler seçim sonrasında elbette ki, değerlendirilecektir. MHP adayları özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara’da ikili makasın dışında bırakılmıştır. MHP Anadolu’da tek yükselen partidir ve iktidarın da yegane alternatifidir. MHP’nin Anadolu’daki bu yükselişinin üç büyükşehirde de yaşanması için gerekli çalışmalar yapılacaktır. Ayrıca MHP’nin özellikle de Güneydoğu Anadolu bölgemizde oylarında bir kıpırdama vardır. Bunu güçlendirecek politikalar da önümüzdeki süreçte yaşanacaktır. Güneydoğu sorunu Türkiye’nin önündeki en önemli sorundur ve bu soruna yönelik çalışmalara hız verilecektir."

Bir özeleştiri yapmak gerekirse MHP'nin en büyük hatası ya da hataları neler?

SEÇİMLERİN SANDIKTA KAZANILACAĞINI MAALESEF YETERİNCE ÖNEMSEMEMİŞİZ

"Elbette ki, Genel Merkezimizde bunun değerlendirmeleri yapılacaktır. Ben burada sadece şahsi fikrimi beyan etmekteyim. Bana göre bu seçimlerdeki en büyük eksiğimiz sandık görevlilerini yeterince motive edemememiz ve bütün sandıklara görevli yazamamamızdır. Seçimlerin sandıkta kazanılacağı gerçeğini maalesef ki, yeterince önemsememişiz. Zira sandıklarda hem yeterli görevlimiz yoktu ve hem de olanların bir kısmı sandık sonuç belgelerini almadan görev yerlerini erken terketmişlerdir. Kanaatimce bundan sonraki en önemli görevlerimizden birisi Sandık Başı Görevlileri çalışmasını seçim sürecinden çok daha önce başlatmamız olmalıdır. Aslında Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli Seçim Meydanlarında sürekli uyardı. Sandıklara sahip çıkalım, sandıklar herşeyden önemlidir diye ama Sayın Bahçeli'nin neredeyse her seçim meydanında yaptığı bu uyarılara maalesef ki, tam uyulmadı. Ayrıca Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli hem bazı teşkilatları gözden geçirme ve hem de bölge istişare toplantıları yapma konusunda çalışmaları başlatmıştır. "

MHP açısından seçim sonuçlarına bakıldığında sizi en çok üzen ve en çok sevindiren il hangisi oldu?

EN ÜZÜLDÜĞÜM İL IĞDIR, EN SEVİNDİĞİM İL MERSİN OLDU

"En çok üzüldüğüm il Iğdır olmuştur. Zira Iğdır’daki seçim sıradan bir Belediye Başkanlığı seçimi değildi. PKK elebaşının hedef gösterdiği illerin başında Iğdır geliyordu. Bir diğeri ise Mersin’di. Dolayısıyla da Iğdır en çok üzüldüğüm ve Mersin ise en çok sevindiğim il oldu. Iğdır’da da seçimi kaybetmemizin en başta gelen sebebi Sandık Başı görevlilerimizin yeterli olmaması ve BDP’nin ise oy kullanılan birçok okula yığdığı güçlerle sandıkları adeta kuşatması olmuştur. Birçok sandık görevlisi can güvenliklerinin olmadığını ve tehdit edildiklerini itiraf etmişlerdir. BDP maalesef ki, Iğdır’da ölüye, diriye, askerde olana, kısacası listede kim varsa oy kullandırmışlardır. Iğdır’da demokratik bir seçim olmamıştır. Seçmenin iradesi sandığa tam olarak yansımamıştır."

Siz, yerel seçimlerde iktidara bunca muhalefete rağmen, (tapeler, ses kayıtları, medya etkisi) seçimlerde AK Parti'nin yine birinci parti olarak çıkma sebebinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

AKP TÜRK HALKININ REFLEKSLERİNİ ÖNGÖRDÜ

"Sanırım bu seçimlerdeki en büyük yanlışlık Türk insanının reflekslerinin ne zaman, hangi şartlarda devreye gireceğinin kestirilememiş olmasıdır. AKP’nin ise tam tersine bunu yeterince öngörmesi ve seçim stratejisini buna göre dizayn etmiş olmasıdır. Türk insanı ikna edildiği takdirde suçlu bile olsa kendisinin üzerine toplu halde gelindiği, kendisinin bir saldırı altında olduğu, kendisinin mazlum, saldıranların ise zalim olduğu şeklinde bir algı sürecine tabii tutulduğu takdirde diğer bütün şartlar aleyhte olsa bile kendince “saldırı” altında olana sahip çıkar. Türk milletinin böyle bir hesaplanamayan refleksi vardır. AKP’nin propagandistleri bunun farkında olmuş ve seçim stratejilerini buna göre kurgulamışlardır. İddia ediyorum eğer bu tapeler v.s. olmasaydı AKP çok daha az oy alacaktı. Dolayısıyla da AKP Cemaatten geldiğini iddia ettiği saldırıları tersine çevirmiş ve bu işten de bir mağduriyet çıkarabilmiştir. Maalesef ki, Türk insanı hırsız bile olsa mağdur olduğuna inandırıldığı takdirde hırsıza bile sahip çıkacak bir yapıya sahiptir. Türk insanının içindeki acıma duygusu ve mazlumun yanında olma algısı bu seçimlerde AKP tarafından başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Maalesef ki, bu seçimlerde hırsız başarılı bir propaganda faaliyeti ile mazlum moduna bürünebilmiştir."

Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP ile ortak aday gösterme fikrine nasıl yaklaşıyorsunuz?

İKİNCİ TUR OTOMATİK OLARAK İŞBİRLİĞİ GEREKTİRECEK

"Cumhurbaşkanı bildiğiniz gibi halk tarafından birkaç turlu bir işlem sonucu seçilecektir. Dolayısıyla da herhangi bir siyasi parti ve/veya grupla işbirliği yapmadan dahi seçime gidildiğinde ikinci tur seçimleri otomatik olarak bir işbirliğini beraberinde getirecektir. Dolayısıyla da, herhangi bir partiyle ortak aday gösterme konusu protokollerle değil sandıkta kendiliğinden olacaktır."

PARASI OLMAYAN CUMHURBAŞKANI OLAMAZ

Burada gözden kaçırılan bir husus vardır. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ile ilgili kabul edilen yasa incelendiğinde görülecektir ki, bu yasa ile namusu ile çalışmış, saygın bir kişilik elde etmiş bir insanın aday olması ve kampanya sürdürmesi pek olası değil. Zira bu kampanyaları sürdürecek maddi imkanları sağlamak için ya evde sıfırlayamadığınız ölçüde birikmiş paranızın olması veya iyi bir mirasyedi olmanız olmanız lazım. Siyasi partilerin doğrudan maddi ve teşkilati destek olamadığı bir süreçte saygın ama yeterli birikimi olamayan birisi seçim kampanyalarını nasıl yürütecektir? Bu husus kimsenin dikkatinde değil, ama kanaatimizce gündemdeki en önemli konu bu olmalıdır.

Ortak adaya evet demeniz için nasıl bir aday profili öne çıkmalı?

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİ ÖNEMSEYEN ADAY

"Şu bir gerçek ki, Türk milletinin ezici bir çoğunluğu milli ve manevi değerlere sahip çıkan ve onu önemseyen bir yapıdadır. Dolayısıyla da çıkacak ve/veya çıkarılacak adayların bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. AKP cenahında aday Başbakan Erdoğan veya mevcut Cumhurbaşkanı Gül’ün olması yüksek bir ihtimal ise, Karşı cenahtan aday olacak kişinin milli ve manevi değerleri önemseyen bir profilde olması gerekmektedir. Sanırım bu gerçek bugün neredeyse bütün siyasi partiler tarafından genel kabul gören bir konumdadır."

Bu adayın MHP'li mi olması gerekir?

YARIŞ MHP VE AKP'Lİ ADAY ARASINDA GEÇER

"Yukarıda izah etmeye çalıştığım gerekçeler sebebiyle Cumhurbaşkanlığı seçimleri MHP’nin çıkaracağı aday ile AKP’nin çıkaracağı aday arasında geçecektir. Türk milliyetçileri içerisinde gerek parlamento çatısı altında görev yapan, parlamento yönetiminde yer almış, gerekli toplumsal desteği sağlayacak, siyasi tecrübeye sahip, devlet yönetiminde yer almış tecrübe sahibi isimler mevcuttur. Bu adaylar içerisinde sadece AKP’nin karşısındaki cenahı toplamakla yetinmeyecek, aynı zamanda AKP seçmeninden de oy alabilecek potansiyele sahip adayı MHP çıkaracaktır. Diğer partilerin de buna destek vereceğine inanıyorum."

Cumhurbaşkanı adayının bir kadın olmasına nasıl bakarsınız?

TÜRKİYE'NİN ŞEFKATLİ BİR KADIN ELİNE İHTİYACI VAR

"Adayın kadın veya erkek olmasından ziyade Türkiye’deki gerilen ortamı yeniden rahatlatabilmesinin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Türkiye’de siyaset alanı fazlasıyla gerilmiştir. Hatta bu gerginlik vatandaşa bile yansımaktadır. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı da bu gerginliğin ürünüdür. Yine siyaset sahnesindeki bu kutuplaşma ve kamplaşma kurumlara da yansımıştır. Kısacası devletin adeta çivisi çıkmıştır. Devletin ve milletin yeniden şefkatli bir ele ihtiyaç duyduğu aşikardır. Bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanlığı makamına bir kadın eli değmesi, bozulan dengelerin yeniden yerine oturması anlamında faydalı olabilir."

MİT yasasına itirazınızın en geçerli sebebi nedir? Yasanın meclisten geçmesi halinde ne gibi sıkıntılar doğuracağını düşünüyorsunuz?

MİT YASASI TEKLİFİ MECLİSE TASARI OLARAK GELMELİYDİ

"Öncelikle böyle bir düzenlemenin TBMM gündemine teklif olarak gelmesi doğru bir yaklaşım değildir. Bu teklifin Tasarı olarak gelmesi gerekirdi. Tekliflerle tasarılar arasındaki fark, tasarıların Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanarak TBMM'ye sunulmasıdır. Tasarılar, Bakanlar Kurulunca imzaya açılmadan evvel ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşların görüşlerinin değerlendirmeleri, hem Bakanlar Kuruluna hem de tasarı ekinde TBMM'ye takdim edilmektedir. Ayrıca Anaya Komisyonuna sevkedilmeyen bu teklifte Anayasa’ya ciddi aykırılıklar mevcuttur. Teklifin açıkça Anayasanın 10, 20, 22, 28, 36, 37 ve 40. maddelerine, ayrıca da Anayasanın özüne ve felsefesine aykırıdır."

MİT YASASI İLE KİŞİ HAK VE HÜRRİYETLERİ DARBE ALACAKTIR

Diğer yandan Türkiye’de AKP iktidarından önce, özellikle de son döneminden önce kurumlar kişilerin ve hükümetlerin tahakkümü altında değildi. Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere birçok kurum iktidar tarafından şahsi işlerde kullanılamazdı. Aynı şekilde parti çıkarları ve/veya hükümet edenlerin şahsi tasarrufları doğrultusunda bu kurumların kullanılması pek sözkonusu değildi. Ancak özellikle şimdiki bu MİT yasası ile MİT adeta Başbakanın özel istihbarat gücüne çevrilmek istenmektedir. Yoksa MİT’in devlet çıkarları doğrultusunda güçlendirilmesi, operasyonel hale gelmesinde bir sorun yok. Bir de tabi cezai sorumluluğun kaldırılması, hesap verilebilirliğin ortadan kalkması başka sorunları beraberinde getirecektir. Yine son yasa ile özel hayatın her alanına MİT’in girebilecek olması da kişi hak ve hürriyetleri ile özel hayatın gizliliği ilkesi ciddi bir darbe alacaktır.
 
internethaber
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.