Selvi: AKP'nin seçim beyannamesinde 'kutsal mücadele' olacak

Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, “AK Parti iktidarı şimdiye kadar İslamofobi ile mücadele için batı dünyasıyla birlikte ”Medeniyetler İttifakı” projesinde yer almış bir parti.  Hatta bundan dolayı ulusalcı kesimler tarafından “BOP Eş Başkanlığı” gibi haksız ithamlara maruz kaldı. Paris katliamını fırsat bilerek Avrupa’nın 11 Eylül’ünü inşa etmek isteyenlere inat, Paris yürüyüşünde en ön saflarda yer almış bir ülkeyiz” dedi.

Selvi yazısında, “Ancak İslam düşmanlığı dalgasını kabartmaya kalkışanlara karşı bir medeniyet projesi ile çıkmak en çok ülkemize yakışır. AK Parti’nin seçim beyannamesinin bir bölümü, ”Kutsal mücadele”ye ayrılacak. Yeni bir medeniyet inşası olarak sunulacak. AK Parti bu seçimlerde sadece Türk halkına değil aynı zamanda İslam dünyasına da seslenecek diyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

Abdülkadir Selvi’nin Yeni Şafak gazetesinin bugünkü (3 Şubat 2015) nüshasında yayımlanan,  “Seçim beyannamesindeki önemli sürpriz” başlıklı yazısı şöyle:

Seçim beyannamesindeki önemli sürpriz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hesap adamı.

MHP’nin 40 yılında iktidara geleceğini rakamlarla nasıl da anlatmıştı öyle.

Ancak bu kadar olur demiştik.

Dedik demesine de 40 yılın üzerinden 5 yıl daha geçti ama MHP iktidar olamadı.

Sonra 49 milyonu 24’e bölüp, bir hesap çıkarmıştı ki, sormayın MHP şapadanak iktidar koltuğunda...

Bizim Turgay Güler stüdyoya tahtayı koydu, canlı yayında bir hesap çıkardı. Turgay’ın hesabı Bahçeli’nin hesabına uymadı. Az kalsın ilkokul diplomasını iptal edeceklerdi Turgay’ın.

Ben Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçimi kaybedeceğini Devlet Bahçeli üçgen çizdiği gün anlamıştım.

Bahçeli’nin çizdiği çatı MHP ve CHP’nin başına göçtü.

Bu seçimde ise Bahçeli’nin favorisi elips...

Ben ne zaman ki Devlet Bahçeli, üçgenler, beşgenler çizip, elipslere taktı anlıyorum ki MHP bu seçimi de kaybedecek.

Her seçimin kendine has öncelikleri oluyor.

7 Haziran seçimlerinde ise kimin iktidar olacağından öte, AK Parti’nin Anayasayı değiştirecek bir çoğunluğa ulaşıp ulaşmayacağı üzerinde duruluyor.

2011 seçimlerine giderken üç gazeteci İsrail Büyükelçisi Gabby Levy ile bir araya gelmiştik.

Büyükelçi, seçim tahminlerimizle birlikte, “AK Parti’nin tek başına iktidar olacağı anlaşılıyor. Ama Anayasa’yı değiştirecek bir çoğunluğa ulaşacak mı?” diye sormuştu. AK Parti yüzde 50 oy almış, ancak YSK’nın seçim mühendisliği sayesinde Anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edememişti.

7 Haziran seçimlerine giderken tek hedefleri var. O da AK Parti’nin Anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla iktidara gelmesini önlemek.

CHP’den bir şey olmayacağını anladılar.

Bunun için bir dönemler PKK’lı diye Meclis’ten attıkları HDP’ye ve bebek katili diye hakkında pankartlar bastırdıkları Öcalan’a güveniyorlar.

Beyaz Türklerin en büyük umudu HDP...

Erdoğan’ın Başkanlığını engellemek için paralel yapının da HDP’yi destekleyeceği söyleniyor.

Bir dönemler KCK operasyonlarıyla bileklerine İsrail usulü plastik kelepçe vurdukları KCK’lılarla el ele kol kola seçim kampanyası yürütecekler.

Üst akıl bir süredir Kandil’le Pensilvanya’yı yakınlaştırmaya çalışıyordu. Bunun siyasi olarak projelendirilmiş şeklini 7 Haziran seçimlerinde HDP- Paralel ittifakı ile görebiliriz.

HDP parti olarak seçime girerse, barajı aştığı taktirde AK Parti’nin Anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla iktidar olmasını önleyecek diye düşünüyorlar.

Siyaset mühendisliklerinden sonuç alınsaydı her seçimden sonra CHP tek başına iktidar olurdu.

CHP’de bir kaset darbesiyle Baykal’ı tasfiye edip Kılıçdaroğlu’nu getirdiler olmadı. CHP ile MHP arasında çatı kurdular olmadı. 7 Haziran seçimlerine giderken CHP ile MHP tel tel dökülüyor. AK Parti’nin oylarının yüzde 49, HDP’nin yüzde 8 gösterdiği bir tabloda MHP yüzde 13-15 arasında gidip geliyor. CHP’nin oy oranı ise yüzde 21.5... O nedenle HDP’ye sarıldılar.

HDP üzerinden yürütülen iki proje var.

1-AK Parti’nin Anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşmasını engellemek.

2-HDP üzerinden, çözüm sürecine tuzak kurmak.

HDP seçimlere nasıl gireceğine elbette ki kendisi karar verecek. Ancak çözüm süreci olmasa Selahattin Demirtaş, ”Türkiyelileşme” projesini yürütebilir miydi? Çözüm süreci olmasa HDP, parti olarak seçimlere girecek zemini bulabilir miydi?

Karakolların basıldığı, şehit cenazelerinin geldiği bir dönemde Karadeniz’den, Ege’den oy almaları mümkün değildi.

HDP’nin Meclis’te yer alması muhataplık oranını güçlendirdiği gibi, Meclis’te olmaması da bir takım sosyal krizlere davetiye çıkarmak olur. Muhalefet cephesine bir nokta koyup AK Parti’nin seçim projeksiyonuna bakmak istiyorum.

AK Parti kurmayları hafta sonu Afyon’da çok önemli bir çalışma yaptı. Başbakan Davutoğlu’nun da bir bölümüne iştirak ettiği toplantı, 7 Haziran seçimlerine yönelik yapılan ilk çalışma olması açısından önemliydi.

AK Parti’nin üçayaklı stratejisinde şunlar yer alıyor:

1-Yeni ve özgür bir Anayasa

2-Ekonomik dönüşüm

3-Mega projeler.

Üçüncü ayak iki bölümden oluşuyor.

A-Çılgın projeler

B-Sosyal projeler

Sadece bunlar olmayacak elbette ki, Başbakan Davutoğlu’nun entelektüel kimliğine çok oturan bir proje var. Buna seçim beyannamesinin sürprizi de diyebiliriz.

“Kutsal mücadele” ya da “Kutsal kavga”

Birilerinin İslamofobi ile yetinmeyip, bunu İslam düşmanlığına dönüştürmek istedikleri bir dönemde AK Parti bu seçimlerde bir, ”Medeniyet mücadelesi” ile ortaya çıkacak.

AK Parti iktidarı şimdiye kadar İslamofobi ile mücadele için batı dünyasıyla birlikte ”Medeniyetler İttifakı” projesinde yer almış bir parti.  Hatta bundan dolayı ulusalcı kesimler tarafından “BOP Eş Başkanlığı” gibi haksız ithamlara maruz kaldı. Paris katliamını fırsat bilerek Avrupa’nın 11 Eylül’ünü inşa etmek isteyenlere inat, Paris yürüyüşünde en ön saflarda yer almış bir ülkeyiz.

Ancak İslam düşmanlığı dalgasını kabartmaya kalkışanlara karşı bir medeniyet projesi ile çıkmak en çok ülkemize yakışır.

AK Parti’nin seçim beyannamesinin bir bölümü, ”Kutsal mücadele”ye ayrılacak. Yeni bir medeniyet inşası olarak sunulacak.

AK Parti bu seçimlerde sadece Türk halkına değil aynı zamanda İslam dünyasına da seslenecek diyebiliriz.

Peki çözüm süreci ve Başkanlık sistemi ne olacak?

Başkanlık sistemi yeni Anayasa projesinin en önemli unsurlarından biri olacak. Çözüm süreci ise seçim beyannamesinde hem müstakil olarak yer alacak hem yeni Anayasa projesinin içinde kendine yer bulacak.

Tüm bunlar önemli başlıklar. Ama ben ilk kez karşılaştığım “Kutsal Kavga”ya çarpıldım desem yeridir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.