Şeker Piyasası Amerikan Cargill\'e teslim

Bundan 7 ay önce şeker fabrikalarının özelleştirilmesini iptal eden Başbakan, Erdoğan geçen sürede ABD’nin küresel gıda şirketi olan NBŞ’ci Cargill’e yönelik büyük bir jest yaptı. Kızılcahamam kampında, şeker fabrikalarının zarar ettiği ve halkın şekeri pahalıya tükettiğini iddia ederek, şeker fabrikalarının özelleştirileceğini dile getiren Erdoğan’ın bu açıklamayı ABD ziyareti öncesi yapması manidar bulundu. Erdoğan’ın “Fabrikalar özelleştirilirse şeker fiyatları ucuzlar” şeklindeki açıklaması akıllara Cargill Gıda’nın Türkiye Murahhas Azası Mustafa Sayınataç’ın, “Türkiye’de şeker fiyatları yüksek” sözlerini getirdi.

SADETTİN İNAN

Piyasa, Abd’li cargıll’e teslim edilecek

GELİNEN noktada şeker fabrikaları; ‘zarar ediyor’,  ‘fabrikanın zararları Hazine tarafından sübvanse ediliyor’ gibi cümlelerin hiçbiri gerçeği ifade etmiyor. Şeker fabrikalarını ne yapıp ne edip özelleştirerek Türkiye’nin pancar üretiminden elini çekmesini isteyen güçler, bu iftiralarla fabrikalara yıllardır saldırıyorlar. Bu küresel gücün Türkiye’de şeker piyasasını tamamen eline geçirebilmesi için fabrikaların bir şekilde özelleştirilmesi gerekiyor. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi durumunda 25 şeker fabrikasının 18-20 tanesi kapanacak. Bu fabrikaların kapanması demek, Türkiye’nin artık pancar üretiminde söz sahibi olmaması anlamına geliyor. Maliyetleri düşük, kârlılığı yüksek 5-6 fabrikada pancardan şeker üretimi devam edecek ancak piyasanın kontrolü tamamen mısır nişastasından yapılan NBŞ, yani tatlandırıcıların kontrolüne geçmiş olacak. Bu pazar ise şu anda ABD’li küresel gıda devi olan Cargill’in kontrolünde. Yani  ‘halka daha ucuz şeker yedirilecek’ iddiasıyla fabrikalar özelleştirilerek, şeker piyasası tamamen ABD’li Cargill firmasına teslim edilmiş olacak.

25 şeker fabrikasının yarısı Erbakan’ın eseri

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusu Millî Gazete’nin en hassas olduğu konuların başında geliyor. Türkiye’nin en önemli millî kurumlarından olan kamunun elindeki 25 şeker fabrikasının yarıya yakını Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından bu ülkeye kazandırılmıştı.

Oyunun kareleri tamamlandı

Geçtiğimiz haftalarda Şeker Kanun Tasarısı Meclis’e gönderilmişti. Bu kanun tasarısında doğrudan ve dolaylı olarak 10 milyon insanın ekmek yediği şeker pancarını yok etmek, ABD’li Cargill’in hakim olduğu nişasta bazlı şekerin (NBŞ) pazar payını ise daha da artırmak için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Tasarının hemen ardından Başbakan Erdoğan’dan da, “Halkımız şekeri pahalıya tüketiyor. Özel sektör devreye girerse fiyatlar epeyce düşecek” şeklinde bir açıklama gelmesiyle şekerdeki büyük oyunun kareleri tamamlanmış oldu. Bu oyunun içinde yerli pancar üreticimiz, şeker işçimiz, tarlada çapa yaparak aile geçimine destek veren annelerimiz, bacılarımız, traktörü ile yaptığı taşımadan dolayı geçimini sağlayan köylümüz yok. Kim var? Tatlandırıcılar yani NBŞ’ciler var.

Başbakan Tayyip Erdoğan, 16 Mayıs’ta ABD’ye yapacağı ziyaret öncesinde ABD’nin küresel gıda şirketi olan Cargill’i sevindirecek büyük bir müjde verdi. Kızılcahamam kampında devletin şekerden elini çekmesi gerektiğini belirterek şeker fabrikalarının özelleştirileceğinin mesajını veren Erdoğan, fabrikaların özelleştirilmesine karşı çıkan milletvekillerini de ‘itiraz etmeyin’ diye uyardı. Satılan 10 şeker fabrikasının özelleştirme ihalesini geçtiğimiz yıl Ekim ayında iptal eden Erdoğan’ın 7 ayda çark ederek fabrikaların özelleştirileceğine yönelik açıklama yapması dikkat çekti. Bu açıklamanın da ABD ziyareti öncesi gelmesi buradaki politika değişikliğini daha da manidar kılıyor.

Büyük oyunun kareleri tamamlandı

Malum olduğu üzere geçtiğimiz haftalarda Şeker Kanun Tasarısı Meclis’e gönderilmişti. Bu kanun tasarısında doğrudan ve dolaylı olarak 10 milyon insanın ekmek yediği şeker pancarını yok etmek, ABD’li Cargill’in hakim olduğu nişasta bazlı şekerin (NBŞ) pazar payını ise daha da artırmak için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Tasarının hemen ardından Başbakan Erdoğan’dan da  ‘Halkımız şekeri pahalıya tüketiyor. Özel sektör devreye girerse fiyatlar epeyce düşecek’ şeklinde bir açıklama gelmesi şekerdeki büyük oyunun kareleri tamamlanmış oldu. Bu oyunun içinde yerli pancar üreticimiz, şeker işçimiz, tarlada çapa yaparak aile geçimine destek veren annelerimiz, bacılarımız, traktörü ile yaptığı taşımadan dolayı geçimini sağlayan köylümüz yok. Kim var? Tatlandırıcılar yani NBŞ’ciler var.

25 şeker fabrikasının yarısı Erbakanın eseri

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusu Milli Gazete’nin en hassas olduğu konuların başında geliyor. Türkiye’nin en önemli Millî kurumlarından olan kamunun elindeki 25 şeker fabrikasının yarıya yakını Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından bu ülkeye kazandırılmıştı.

Fabrikalara yıllardır saldırıyorlar

Şimdi gelinen noktada şeker fabrikaları; ‘zarar ediyor’, ‘halkımız pahalı şeker tüketiyor’, ‘fabrikanın zararları Hazine tarafından sübvanse ediliyor’ ve ‘fabrikalar özelleştirilirse şeker fiyatları ucuzlar’ gibi cümlelerin hiç biri gerçeği ifade etmiyor. Şeker fabrikalarını ne yapıp ne edip özelleştirerek Türkiye’nin pancar üretiminden elini çekmesini isteyen güçler, bu iftiralarla fabrikalara yıllardır saldırıyorlar. Bu küresel güç, Türkiye’de şeker piyasasını tamamen eline geçirebilmesi için fabrikaların bir şekilde özelleştirilmesi gerekiyor.

Fabrikalar özelleşirse 18-20 fabrika kapanacak

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi durumunda 25 şeker fabrikasının 18-20 tanesi kesinlikle kapacak. Bu fabrikaların kapanması demek Türkiye’nin artık pancar üretiminde söz sahibi olmaması anlamına geliyor. Maliyetleri düşük karlılığı yüksek 5-6 fabrikada pancardan şeker üretimi devam edecek ancak piyasanın kontrolü tamamen mısır nişastasından yapılan NBŞ, yani tatlandırıcıların kontrolüne geçmiş olacak. Bu pazar ise şu anda ABD’li küresel gıda devi olan Cargill’in kontrolünde. Yani  ‘halka daha ucuz şeker yedirilecek’ iddiasıyla fabrikalar özelleştirilerek, şeker piyasası tamamen ABD’li Cargill firmasına teslim edilmiş olacak.

Küreselcilerin büyük yalanları

Şimdi gelelim büyük yalanlarına. ‘Fabrikalar zarar ediyor’ Bu cümle kendi içinde o kadar büyük bir tezatlık içeriyor ki, bu cümleyi kullanarak fabrikaya saldıranlar ülke insanına değil şeker piyasasını eline geçirmek isteyenlerin ekmeklerine yağ sürüyorlar. 2011 ve 2012 kampanya dönemlerinde Türk Şeker zarar açıklamıştır. Bu doğrudur. Ancak özelleştirme kapsamında olduğu için bu fabrikalara 11-12 yıldır hiçbir teknolojik yatırım yapılmıyor. Kendisini yenileme fırsatı verilmeyen bir fabrikaya ‘zarar ediyor’ diye saldırmak ne kadar haklı ve vicdani olur?

Diğer yandan 25 şeker fabrikasının içinde önemli bir kısmını sosyal amaçlı kurulmuş fabrikalar oluşturuyor. Bulunduğu bölgenin tarım ve ekonomisine destek vermesi amacıyla kurulmuş bir fabrikaya ‘zarar ediyor kapatılsın’ şeklinde yaklaşmak iyi niyeti değil, buradaki art niyeti gösterir. Sosyal amaçlı fabrikalara ‘zarar ediyor’ şeklinde yaklaşılması, hükümetin istihdam, yatırım ve üretimi artırmaya yönelik verdiği teşviklerle büyük bir çelişki arz ediyor.  

Fabrikalar hazine’den tek bir kuruş ödenek almıyor

Bir diğer konu ise, fabrikaların zararlarının Hazine tarafından sübvanse edildiği iddiası. Bu iddia büyük bir kuyruklu yalanı oluşturuyor. Fabrikalar 2000 yılından buyana Hazine’den tek bir kuruş almadan kendi yağı ile kavruluyor.

Ucuz şeker yalanı

Fabrikalar özelleştirilirse şeker fiyatları düşer iddiası ise gerçekle bir alakası bulunmuyor. Bugün dünya şeker fiyatları kamış şekerine göre belirleniyor. Kamış şekerinin maliyetleri de pancar şekerine göre düşük olduğu için fiyatlar da ona göre oluşuyor. Şeker kamışına göre belirlenen dünya fiyatlarını Türkiye’deki şeker pancarı ile karşılaştırmak sapla samanı karıştırmaktan başka bir anlam ifade etmez. Diğer yandan Türkiye’de şeker fiyatları pancar üretiminde söz sahibi olan Fransa, İngiltere, Hollanda ve Polonya gibi ülkelerle karşılaştırıldığında bir birine çok yakın olduğu görülecektir.

Küresel yalanlarla politika belirlenmez

Hükümet, şeker piyasasında üretim ve istihdam açısından gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsa bu politikasını küresel lobilerin yalanları ile değil ülke gerçeklerini dikkate alarak belirlemesi gerekiyor. Bugün Özelleştirme bürokrasisi başta olmak üzere Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan gibi isimler de ısrarla küresel lobilerin yalan iddialarına sarılarak fabrikaların özelleştirilmesini savunuyorlar. Hatırlanacağı üzere Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan geçtiğimiz yıl ABD’de, pancar ekmenin çiftçinin kaderi olmadığını söylemişti. Yıllık 3 milyar dolar yerli katma değer üreten bir sektörle ilgili olarak Çağlayan’ın böyle bir cümle kurması çok manidar bulunmuştu. Diğer yandan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de fabrikaların özelleştirilmesini ısrarla savunan isimlerin başında geliyor. Ancak Bakan Şimşek’in, özelleştirilmesini savunduğu fabrikalardan bihaber olduğu ortaya çıkmıştı. Özelleştirme ihalesi iptal edilen fabrikaların değerli arazileri ile satıldığı halde Bakan Şimşek, Meclis’teki konuşmasında ‘Fabrikaların arazilerini satmıyoruz’ demişti. Şimdi bu kervana Başbakan Erdoğan’ın da katılması şekerdeki oyunun geldiği boyutları gözler önüne seriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.