Şefkat Çetin'den AKP'ye Erken Seçim taktiği!
 Son günlerde ardı ardına aldığımız şehit haberleri millet olarak hepimizin canını yakmaktadır. Bugüne kadar milli birlik ve beraberliğini temin için büyük bedeller ödemiş Türk milletinin vatan ve millet uğruna şehitlik mertebesine ulaşmış bütün evlatlarını saygı ve rahmetle anıyoruz. Başta aileleri olmak üzere milletimize başsağlığı diliyoruz.

Türkiye gibi terörle mücadelede yeterli tecrübeye sahip bir ülkede, bitme noktasına kadar getirilmiş terörün yeniden hortlatılmasının nedenleri üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. Türkiye’nin güvenliğinden, vatandaşın can ve mal teminatından sorumlu kurumları ve yetkilileri görevlerini yapamaz hale getiren nedir? Yaşanacaklar çok önceden belli olmasına rağmen güvenlik bürokrasisinin kör ve sağırlaşması, terör örgütünün ise dağlardan şehre inerek gücüne güç katmasının izahı milletimize yapılmalıdır.

Milli savunmamız ve kamu güvenliğimizde yaşanan zafiyetler ve gelen şehit haberlerinin milletimizde bir öfke patlamasını tetiklemek üzere olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Barış, kardeşlik ve demokrasi masalları ile kamuoyu oyalanırken, terör örgütü boş durmamıştır. Millete her şey yolunda diye masal anlatılırken, terör örgütleri çok geniş alanlar ve militan sağlama imkânı bulmuştur. İktidar partisi ise siyasal çıkarlar uğruna Türkiye’nin güvenlik sorunları üzerinde bir karartma uygulamış ve milletimizden gerçekleri gizlemiştir. PKK ile hükümet yetkilileri ve güvenlik bürokrasisinin anlaşma masalarındaki görüntülerinin kalıcılığına inandırılan kamuoyu, arka planda güç toplayan terörist grupları ancak yeniden kan akmaya başlayınca fark edebilmiştir.

AKP iktidarının Oslo’da pazarlık yaptığı PKK terör örgütü ile daha altı ay önce Dolmabahçe’de mutabakat sağladığı ve Meclis’ten yasa çıkardığı unutulmamalıdır. “Analar ağlamasın” kandırmacasıyla milleti uyutan AKP’nin bugüne kadar PKK’yı hangi tavizleri verdiğinin cevabı yoktur.

Daha düne kadar AKP iktidarının en büyük projesi olarak gösterilen çözüm süreci sayesinde silahlı grupların şehirlerimizde dolaştığını artık başbakan dâhil herkes itiraf etmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin uzun süredir yaptığı uyarılara aldırmayan, terörle mücadele etmek yerine müzakereyi seçen siyasi akıl bugün resmen iflas etmiştir.

Türkiye’nin terör örgütlerinin doğrudan hedefi haline dönüştüğü bu şartlarda yapılması gereken terörle aktif mücadele edilmesidir. Ancak terör tehdidine karşı yeterli


bilince ve duyarlılığa sahip olmadığını bugüne kadarki söylem ve eylemleriyle ispatlamış AKP iktidarı, yükselişinde bizzat pay sahibi olduğu teröre karşı mücadelede nasıl etkili olabilecektir? AKP terör sorununun bir kaynağı iken, bir anda nasıl çözümün tarafında yer alabilecektir?

Kaldı ki, AKP’nin 7 Haziran seçimleri sonrasında kaybettiği oyları telafi edebilmek için terör eylemlerini bir fırsat olarak gördüğü değerlendirmeleri yapılmaktadır. 13 yıldır ülkeyi yöneten AKP hükümeti, izlediği tavizkar politikalarla terörün hortlamasının bir numaralı sorumlusudur. 7 Haziran sonrası güçlü bir hükümet kurulmasını geciktiren bu parti, geçici hükümetiyle terör sorunlarının üstesinden gelecek gibi görünmemektedir. Terörün kaynağı örgütlerle aynı masaya oturmuş ve el sıkışmış bir siyasi yapının şimdi onlarla mücadeleye başlaması inandırıcı gelmemektedir. AKP dün açılımcı iken bugün nasıl mücadeleci olacaktır?

Terör olayları geçici AKP hükümeti için bir güvenlik endişesinden daha çok sıkışan siyaseti için bir cankurtaran simidi rolüne dönüşmüştür. Geçici hükümet partisi AKP, dağları taşları bombalatarak terörün bitirilemeyeceğini bile bile kamuoyunu oyalamaktadır. Teröre karşı kendi çıkardıkları güvenlik yasasını dahi henüz uygulamaya sokmamış iktidar partisi, sırf oy hesaplarıyla kamuoyuna şahin görüntüsü vermekten öte bir şey yapmamaktadır. Oysa terörün bitirilmesi için, teröre cesaret veren çözüm süreci başta olmak üzere bütün lojistik kesilmelidir. İmralı-Kandil ve Ankara arasında kurulan şeytan üçgeni yıkılmadan, terör baronlarına ulaşılmadan terörle gerçek manada mücadeleye başlamak mümkün değildir.

AKP hükümetinin tek endişesi olası bir erken seçimde milliyetçi oylardan faydalanmak ise, evvela MHP’nin terörle mücadele programına kulak vermelidir. Hem çözüm sürecine sahip çıkıp hem de terörle mücadelede edemeyeceğini artık anlamalıdır. Hem İmralı canisine heyet gönderip hem şehit cenazesinde saf tutamayacağını kafasına kazımalıdır. Bu partinin bölücü terörle mücadele edebilmek için önce milli şuura, yani Türk milletinin varlığına ve bölünmez bütünlüğüne iman etmiş olması gereklidir. Milleti 36 etnik parçaya bölüp devlet eliyle her birine ayrı kimlikler inşa edenler, ancak ayrıştıran ve bölen zihniyete ortak olabilirler.

PKK terörünün askerlerimizi şehit ettiği bu karanlık süreçte, Başbakan Davutoğlu’nun hem çözüm süreci adıyla terörle müzakerede inat etmesi, hem de terörle mücadele pozları vermesinin inandırıcılığı yoktur. Kandil’i kurutmadan Türkiye’nin terör belasından kurtulamayacağı çok açıktır. İmralı-Kandil-PKK-KCK’nın lojistik destekçileri ve siyasi uzantılarının maskeleri indirilmeden Türkiye’ye huzur gelmeyecektir. Oy için terör bataklığını sulayanlara karşı yasaların gereği yapılmadan, devlet otoritesi tesis edilerek bölge insanı üzerindeki vesayet kaldırılmadan olayların önünü almak mümkün gözükmemektedir.

Söz konusu olan vatanın ve milletin menfaatleri ise, Milliyetçi Hareket Partisi kendisi iktidarda olsun ya da olmasın fikirlerinin uygulanmasından ancak memnuniyet duyar. Geçici AKP hükümetinin bugüne kadar izlediği politikalardan vazgeçerek, MHP’nin dile getirdiği şekilde teröre karşı tavır almaya çalışması halinde destekleyeceğimiz bilinmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi Türk devletinin bekası, Türk vatanının ve milletinin bölünmezliği ve güvenliği için üzerine düşen sorumlulukların farkında olduğunu her zaman göstermiştir ve şimdi de gereğini yapmaya hazırdır. Yeter ki devleti yönetmeye talip olanlar, şahsi çıkarlarını milletin istikbalinden üstün tutmasınlar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.