Seçimin galibi Bilal!

Konuşmanın bir yerinde “Osmanlı tokadı” deyimini kullandı; tüm ailesiyle (ayıp şeyler konuşan Burak eksikti) tam bir hanedan pozunda çıktığı balkonda nelere özendiğini açığa vuran en anlamlı laf buydu. Bunu bir kenara yazıp diğer anlamlı mesajlara geçelim.

Başından beri bu seçimle ilgili en esaslı iddiası, bütün yolsuzluk, rüşvet iddialarına karşı seçim sandığını mahkeme divanı ilan etmiş olmasıydı. Sandıktan çıkacak sonuçtan emindi ve bu sonucun kendisi ve ailesi, rüşvetçi bakanlar ve çocukları, evdeki ve ayakkabı kutularındaki paralar vs. ile ilgili bir aklama işareti olacağına inanıyordu, taraftarlarını da buna inandırdı. Saldırı altındaydı ve kurtarılması gerekiyordu. Millet buna inandı ve acıdı, elini uzattı. Fakat o, kimlere el uzatıldığını ve kimlerin kurtarıldığını apaçık göstermek istedi. Hiç saklısı yok! Gözümüze soka soka sıfırlayıcı Bilal’i balkona çıkardı. Sümeyye Hanım, sol tarafta arkada duruyordu. Muhakkak ki saygısından, annesinin önüne geçmemişti ama bütün yaşananlar içinde oynadığı etkili rolün onaylanması gerekiyordu, o da onaylandı. Damat da oradaydı… Sıfırlama sürecinde çok emeği geçmiş, sadakatte kusur etmemişti; o da takdirlere sunuldu.

Buna cesaret ya da yüzsüzlük denemez. Bütün oy kitlesine ve hepimize bugünden itibaren ne yapacağını, nerede duracağını ve başlıca hedefinin ne olduğunu açıkça göstermek istedi ve gösterdi. Bilal’in orada bulunması açıkça, “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın garantisidir” anlamına geliyor.

Seçim süreci, özellikle önde giden muhalefetin sayesinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği plan üzerinden yürüdü. Bu plan, basitçe iki kelimeden ibaretti: “Bana saldırın”! Kurnaz bir boksör gibi, gücünü sakladı, rakibin zayıf sandığı yerlerini açtı. Son raunda kadar gardını korudu ve hasmının saldırı araçlarını tüketmesini bekledi. Gerçekten tüketti. Herkesin, artık bu yumruktan sonra ayakta duramaz dediği anlarda bile sırtını iplere dayadı ve yumrukların zayıflamasını bekledi.

Alınacak ders şudur: Emperyalist kapitalist sistemin bu boksörü, maç kişisel zayıflıklara göre kurulmuş bir taktik üzerinden yürütüldüğü sürece ayakta kalacaktır. Oysa mücadele sistem üzerinden, onun gerçekten zayıf olduğu halk ve emek düşmanlığı alanından yürümelidir. Hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk şahsi bir meseleymiş gibi ele alındıkça halk haklı olarak şu soruyu sormaktadır: Bu gidince, gelecek olan yemeyecek mi? Hepsi zaten hırsız değil mi?

Bilal, bu durumda hem saldırı hem de savunma aracı olarak orada duruyor. Kendisine yöneltilen bütün saldırılardan hiç etkilenmediğini göstermek için onu yanında tutuyor. Ama aynı zamanda, saldırıları çekecek bir paratoner olarak orada duruyor. Böylece rakibin sinirini bozuyor, gölgelere saldırmaya zorluyor. Sallamacı Egemen Bağış’ın da orada olması bu sinir harbinin bir gereğidir.

Sinirlenmeye hiç gerek yok. Bütün mesele, bütün bir emekçi halk yığınına onlarla kendileri arasında hiçbir ortak yan bulunmadığını göstermektir. Bu son raunt olacaktır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.