Saray’ın İsrafını Milletin Omzuna Yüklüyorlar

Türkiye’nin vergi yükü konusunda OECD ortalamasının üzerinde olduğunu hatırlatan Özdağ; hükümetin Deli Dumrul gibi vergi almanın peşinde olduğunu söyledi.  Elinde bulunan kaynakları har vurup harman savururken düşünmeyen iktidarın gelinen noktada bütün yükü vatandaşın omzuna yüklediğini ifade etti. 

Hükümet vergi artışları ile Saray’ın müsrif politikaları ve israfa dayalı yaşamına para bulmaya çalışıyor. 

Hükümetin uluslararası piyasalarda yayınladığı verilerin hiç bir inandırıcılığı olmadığı yüksek sesle defalarca dile getirildi. Pek çok uluslararası kuruluş ve banka AKP hükümetlerinin sunduğu göstergelerin şüphelinin ötesinde ve belki de siyasi olarak etkilenmiş olabileceğini belirtiyor. Hükümet için bu göstergeler analitik enstrümanlar değil, sadece kamuoyunu etkilemek, kandırmak ve –mış gibi yapmaktan ibarettir. 

Siz Bu İşi Bilmiyorsunuz

Öncelikle Sn. Ağbal ve AKP hükümetlerinin ekonomi kadrolarına hatırlatmamız gereken bir çok önemli bir konu var: Siz bu işi bilmiyorsunuz!

İktidara geldiğiniz günden beri açıkladığınız hiç bir Orta Vadeli Programda hedeflediğiniz rakamları tutturamadınız. Ne büyüme rakamları, ne bütçe dengesi, ne cari denge, ne enflasyon, ne işsizlik hiç bir dönem sizin tahminleriniz doğrultusunda gerçekleşmedi. Çünkü iktisadi gerçekler, Türkiye’nin kaynakları ve potansiyeli sizin israf ve savurganlık hızınıza yetişebilecek durumda değil. Bu hem yapısal olarak sizin ekonomiyi sürüklediğiniz yerin doğal bir sonucu hem de uluslararası ilişkilerdeki başarısızlığınızın küresel ekonomideki yeridir. 

Basit matematiksel mantıktan dahi uzaksınız: Harcadığınızdan daha az geliriniz varsa hayatınızı sürdürmek için önce borçlanırsınız. Bu süreklilik kazanırsa muhtemelen iflas edersiniz. Bugün ülke sizin israf ve kontrolsüz tüketim alışkanlıklarınız ile durma noktasındaki üretim ve plansızlığınızın girdabındadır. 

Üretimden vazgeçerek inşaat rantını tercih ettiniz, sanayicileri fabrikalarını kapatmaya mahkum ederken, şehirleri yükselen beton yığınlarına boğdunuz. Kepenkler bir bir inerken küçük esnafı çokuluslu firmalara ezdirdiniz. Doğrudan yatırım yapmadan, sadece sıcak parayla ülkemize gelen yabancı sermayenin bu ülkenin emeklerini ne kadar ucuza kapattığı fark edilmeyecek sandınız. 

Tıpkı Rusya ve Yunanistan’da yaşanan ekonomik çöküşlerin hemen öncesinde yaşanan sahneler yaşanıyor. Dar bir oligarşinin, kirlenmiş bürokratik ve ticari rant gruplarının lüks tüketimini tatmin edecek mağazalar etrafı işgal etmeye başladı bile. Kaynağı belli olmayan paraları harcayan, sizin döneminizde mantar gibi türeyen zenginlerin bindiği lüks arabalar, satın aldığı rezidanslar sizin “yeni Türkiye’niz.”

Bu gücü  kendilerini bir anda zengin eden AKP hükümetlerinin israf alışkanlığından alıyorlar. En az 5 milyar Türk Lirasına mal ettiğiniz Kaçak Saray’ınızın aylık giderinin 21 milyon Türk Lirası olması cesaretlendiriyor onları. “Seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın” 2015’ten bu yana bütçenin binde 5’i düzeyinde, yıllık yaklaşık 2,5 milyar Türk Lirası tutarında harcadığı örtülü ödeneğinden güç buluyorlar. İktidarınızı “uçurmak” için aldığınız 11 uçak ve 3 Helikoptere eklediğiniz “Tunus devrik diktatörünün” 78 milyon dolarlık uçağı israflarının bilinç altını oluşturuyor. 

“Nereden geliyor bu değirmenin suyu?” Öyle ya devletin gelirlerinin en önemli kalemi vergilerdir. Siz de şimdi vergileri arttırıyorsunuz. Ama hatırlamakta fayda var yalnızca 2010 yılında yandaş müteahhit, havuz medyası, rantçı iş adamı, ihaleci, komisyoncu ve diğer size yakın grupların en az 3 milyar 106 milyon Türk lirası tutarındaki vergi borcunu “sıfırladınız.” Oysa aynı dönemde geliri milli gelirin ancak  ¼’üne ulaşan ücret gelirlilerinin, işçilerin, emekçilerin, memurların ödediği vergi, vergi hasılatının %55’inden fazlaydı. 

Bu şekilde üretmeden harcamaya devam ederseniz,  vergileri daha da arttırmak zorunda kalırsınız. Bunu anlamak için Nobel Ödüllü Ekonomist olmak  gerekmiyor.  Sizin savurganlığınızın ve hesap bilmezliğinizin yükünü vatandaşın omzuna yıkmaya hakkınız yok!

Hukuku Çiğniyorsunuz Bari Allahtan Korkun 

Bunu hangi vicdanla, hangi adaletle, hangi hukukla açıklayabiliriz?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 73 açıkça hükmediyor: “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.”

Anayasa’yı rafa kaldırdınız, hukuku ayaklar altına aldınız. Görüyoruz, biliyoruz. Milletten korkmuyorsunuz bari Allah’tan korkun. Araf suresi 31. Ayette buyurulduğu üzere “...yiyin, için, fakat israf etmeyin.”

Siz ne yapıyorsunuz? Harcadıkça harcıyor, savurdukça savuruyorsunuz.

Yükü kendi vatandaşınızın üzerine bindirip, işçinin, memurun, dar gelirlinin sofrasından alıp, zengini daha zengin ediyorsunuz.

Yalnızca Suriyelilere harcadığınız para 8 Temmuz 2017’de Sayın Cumhurbaşkanının ifadesi ile 30 milyar dolar. Türk parası ile yaklaşık 108 milyar TL. Türkiye her bir Suriyeli için “resmi olarak” yıllık 5,097 lira masraf yapıyor. Yıllık 12 milyar doları bulan bu harcama 6,5 milyon asgari ücretlinin aylık 569 lira daha fazla almasını sağlayabilirdi.

Bugün Maliye bakanının ifade ettiği bütçe açığı 66 milyar Türk Lirası. Ve siz bunu fakirin fukaranın, dar gelirlinin, sabit ücretle, asgari ücretle çalışanların sofrasından almak istiyorsunuz. Kısacası dediğiniz şu: “Biz vatandaşımızın sofrasındaki makarnanın yanında yediği ekmeğin yarısını, domatesi, soğanı alacağız çünkü yandaşlarımızın, bizim etrafımızda kümelenenlerin, gözü doymayanların israfına kaynak bulmak zorundayız.”

Milletin Nesi Var Nesi Yoksa Sattınız

Bu noktaya gelene kadar da Cumhuriyet tarihinin bütün birikimlerini harcadınız, elde ettiği kazanımların hepsini özelleştirme adı altında sattınız. Yetmedi yap-işlet-israf et modelinizle çok karlı ihaleler üzerinden milletin geleceğini de sattınız o da yetmeyince elde avuçta ne varsa ipotek ettirip kredi çekip harcadınız. Bunun karşılığında 57,5 milyar yıllık faiz ödemesi yaptınız. 

Dış politikanız için hep söylediğimiz bir şey var: Anaokulu bilgisiyle yönetmeye çalışıyorsunuz. Ekonomi yönetiminde durumunuz daha da berbat. Keza ana okulu çocukları bile en azından toplama çıkarmayı bilir, bu işin bu noktaya geleceğini görürdü. 

İlk seçimde işgal ettiğiniz koltuklardan kalkacaksınız. O gün geldiğinde 1913 şartlarından daha kötü bir Türkiye devralacağımızın farkındayız. Geride ekonomisi işlemez halde, üretimi durmuş, işsizliği artmış, küresel piyasalarda kredibilitesi düşmüş bir ülke bırakacaksınız.

Biz milletimize üreten, istihdam sağlayan, hakça bölüşen, bugünü refah içinde yarını güven altına alınmış, öz kaynakları ile büyüyen, küresel piyasalarda hak ettiği saygınlığı kazanmış huzur dolu bir Türkiye’yi kurmak için yola çıktık. Geliyoruz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.