Saadet Lideri Kamalak:AKP'nin hayatı yanılmakla geçti

Saadet Partisi, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “Bundan 12 yıl önce bu iktidarın önde gelenleri ‘Biz Milli Görüş gömleğini çıkardık. Erbakan Hoca 33 yıldır bizi yanıltmış, safmışız’ demediler mi? Şimdi de 12 yıl kendi iktidarları zamanında yanıldık diyorlar. 45 yıl ediyor. ‘Sırtımızdan bizi hançerlemişler’ diyen kardeşlerimize sesleniyorum. Erbakan Hoca’yı hem sırtından hem de kalbinden hançerleyenler kimlerdi” dedi. Adeta futbol topu gibi bir o yana bir bu yana yuvarlanıyorlar

12 yıl beraber yürüdükleri, aynı yağmurda ıslandıkları bir kısım arkadaşlarına ‘Bizi sırtımızdan hançerlediler’ diyorlar. Peki sizin yanıldığınız 12 yıl süreçte ne olmuş. TÜBİTAK işgal edilmiş, adliye bütünüyle ele geçirilmiş, emniyet ha keza. Ne zaman fark ediyorlar 12 yıl sonra. Allah aşkına bütün hayatı yanılgı ile geçen bir zihniyete koskoca bir ülkenin yönetimi teslim edilebilir mi. Adeta futbol topu gibi bir o yana bir bu yana yuvarlanıyorlar. 2004 yılında AB için Kızılay’da sanki Kanuni fetihten dönüyor gibi şölenler yapılmıştı. Şimdi o köşeden başka köşeye, Rusya’ya yanaşıyorlar. Şanghay beşlisine girmenin mücadelesini veriyorlar, yani bir batıldan diğer batıla.

Milli Görüşçüleri sürekli şucusunuz, bucusunuz diye suçladıklarını dile getiren Kamalak, Milli Görüş’ün Türkiye için bir pusula olduğunu, Saadet Partisi’nin ise bu ülkenin aklıselimi olduğunu söyledi. Kamalak, “Zulme uğrayan insanların huzur içinde yaşaması huzur bulmaları, mutlu olmaları mümkün değildir. Biz hep haykırdık, yalnız Hakkı bilir, Hakkı söyleriz” ifadelerini kullandı.

Milli Görüş Türkiye’nin Pusulasıdır

 28 Şubat AKP’ye Doğru Gidince ÖYM’leri Kaldırdılar

AKP’nin hukukla adeta kedinin fare ile oynadığı gibi oynadığını söyleyen Kamalak, kanun üzerinde oynama yaptığınız takdirde, geri döner dediğimizde sürekli bizi birilerinin tarafını tutuyormuş gibi suçladıklarını dile getirdi. Kamalak, “Bu HSYK’yı siz oluşturmadınız mı diye sorduk. 2012 yılında anayasa değişikliğinin en önemli amacı HSYK’yı yeniden oluşturmak değil miydi? Kanunu değiştirdiler, ama AYM en kısa zamanda iptal etti. Bu sefer AYM’ye yüklenmeye başladılar. ‘Darbeci zihniyetin kalıntısı’ diye yüksek mahkemeyi suçlama yoluna gittiler. Kendileri Balyoz ve Ergenekon davaları için özel yetkili mahkemelerin kurulmasına ilişkin kanunu çıkarmışlardı. Olay 28 Şubat sürecine gelince biz dedik ki üzerine gidemezler. 28 Şubat sürecindeki dalgaların AKP’ye, merkeze doğru geldiğini görünce kurdukları ÖYM’leri kaldırdılar” şeklinde konuştu.

Toplantının açılışında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, 28 Aralık 2011 yılında yaşanan Uludere Olayı’nı hatırlatarak, “CHP’nin Dersimi varsa, AKP’nin de Uludere’si vardır” diyerek olayın yıldönümünde çarpıcı bir değerlendirmede bulundu…

Ankara Bürosu

Saadet Partisi’nin aylık mutad olarak gerçekleştirilen İl Başkanları Toplantısı bu ay geniş bir katılımla düzenlendi. Partinin İl Gençlik Kolları ile Kadın Kolları üyelerinin de katıldığı toplantı büyük bir heyecan içinde başladı. Ankara AFİTAB Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantının açılışını Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak yaptı. ‘Başbakan Kamalak’ sloganları ile salona gelen Kamalak, konuşmasında çarpıcı tespitlerde bulundu. 28 Aralık 2011 yılında yaşanan Uludere Olayı başta olmak üzere Ak Parti’ye yönelik eleştirilerini sıralayan Kamalak, yargıda yaşananlara ve ekonomik çıkmaza değindi.

İşte Kamalak’ın Konuşmasından Satır Başları…

CHP’nin Dersim’i varsa, AKP’nin Uludere’si var

Devletin görevi bu tür olayların üzerine örtmek değil aydınlatmaktır ama 3 yıl geçmiş olmasına rağmen bu konuda atılmış adım yoktur. İktidar hala polemikler peşinde. 1937-1938 yılında cereyan eden Dersim üzerinden CHP’ye vurmaya dolayısıyla eski yaraları kaşıyıp, kanatmaya buradan oy toplamaya devam ediyor. Elbette o olanların hiçbirini Milli Görüşçü olarak kabul etmemiz mümkün değil ama diyoruz ki, CHP’nin bir Dersim’i varsa, bu iktidarında bir Uludere’si vardır. CHP’den Dersim’in hesabını sormaya kalkan iktidardan aziz milletimiz de Uludere’nin hesabını sormalı diye düşünüyoruz.  Elbette can sıkıcı, üzücü olaylar ile yüzleşmemiz lazım, ancak yüzleşmek yetmez, faillerin bulunup, adalete teslim edilmesi dolayısıyla sorumlulardan hesap sorulması gerekir. Biz sağduyuyu seslendirdikçe, karşı savunacak bir şeyleri, bir değerleri kalmadığı için saldırıya geçiyorlar, suçlama yoluna gidiyorlar. Bu tür suçlamalar sonucunda millet geriliyor. Kutuplaşıyor, iktidar sahipleri de gayet iyi biliyor ki, kutuplaşma olduğu zaman orada adaletin hesabı sorulmaz, kim benden yana duygusu hakim olur. Günümüzde iktidar bu yolu tutmuş durumda. Güvenin yerin güvensizlik, adalet yerini adaletsizlik almıştır.

Birilerinin Tarafını Tutuyoruz Gibi Suçlanıyoruz

Bazı gazetecilere yönelik gözaltılar cereyan eti. Basın hürdür, engellenemez dedik, en gizli köşelere ulaşmak zorundadır, nerede yoksulluk, yolsuzluk olduğunu, aziz milletimize bildirmekle görevlidir dedik. Gazetecilerin emniyet saraylarına girişi yasaklanmıştı. Yargı gazetecilerin emniyet saraylarına girişini yasağını iptal etti. Birilerinin tarafını tutuyormuş gibi suçlandık, olmadı. Bu sefer  HSYK kanununda değişiklik yapma yoluna gittiler. Bu HSYK’yı siz oluşturmadınız mı diye sorduk. 2012 yılında anayasa değişikliğinin en önemli amacı HSYK’yı yeniden oluşturmak değil miydi. Biz dedik ki, yine yanılıyorsunuz. O kanun üzerinde oynama yaptığınız takdirde, geri döner dedik. Kanunu değiştirdiler, ama AYM en kısa zamanda iptal etti. Bu sefer AYM’ye yüklenmeye başladılar. ‘Darbeci zihniyetin kalıntısı’ diye yüksek mahkemeyi suçlama yoluna gittiler. Yetmedi, hukukla adeta bağışlayın kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaya başladılar. Kendileri Balyoz ve Ergenekon davaları için özel yetkili mahkemelerin kurulmasına ilişkin kanunu çıkarmışlardı. Olay 28 Şubat sürecine gelince biz dedik ki üzerine gidemezler. 28 Şubat sürecindeki dalgaların Ak Parti’ye, merkeze doğru geldiğini görünce kurdukları ÖYM’leri kaldırdılar.

Biz de makul şüpheli olabiliriz!

Emin olun şu an hepiniz makul şüpheli olabilirsiniz. Biz bu bozuk düzeni değiştirmek için yollara koyulduk. Bu bozuk düzen yerine herkesin insanca yaşayabileceği nizamı tesis edeceğiz demiyor muyuz. Bir düzen ve sistem değişikliğinden bahsettiğimize göre bu yolda yürüyen herkes makul şüphelidir. Makul şüphe ile gözaltına alınan vatandaş, o iddianame mahkeme tarafından kabul edilene kadar neyle suçlandığını öğrenemeyecek. Avukat tuttunuz, o da dosyayı göremeyecek. Türkiye’de aylar geçiyor, iddianame hazırlanamıyor, bazen bir yıl geçiyor. Böyle hukuk olmaz. Böyle adalet olmaz. Önümüzdeki günlerde AYM bu kanunu da iptal edecektir, etmesi gerekir. Bunu söylediğimiz için yanılıyorsunuz demiyorlar, itham ediyorlar. Şucusunuz, bucusunuz diyorlar.  Biz Türkiye için bir pusulayız. Saadet Partisi bu ülkenin akl-ı selimidir. Bu yüzden Türkiye için bir pusula, İslam alemi için bir rehber, tüm insanlık için de bir reçetedir, kurtuluş reçetesi. Saadet Partisi olarak biz, adil bir düzen istiyoruz hem içeride hem dışarıda. Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Zulme uğrayan insanların huzur içinde yaşaması huzur bulmaları, mutlu olmaları mümkün değildir. Biz hep haykırdık, yalnız Hakkı bilir, Hakkı söyleriz.

Kelime Kelime Kendilerini Tarif Etmişler

2002 yılında iktidara geldiklerinde ne söylemişler. Diyorlar ki;  ‘Türkiye büyük bir kumpasın içindedir’ Bunu diyenler de aslında Milli Görüş karşı içeriden ve dışarıdan kumpas kuranlardır. Kendi programlarında, ‘ülkemiz son yıllarda siyasi iktidarın kötüye kullanılmasından kaynaklanan bir yolsuzluklar kıskacına girmiştir’ Sanki bu günü tarif ediyorlar gibi. Her geçen yıl kamu yönetimindeki yolsuzlukların hacmi daha da artmaktadır. Allah Allah, müneccim mi bunlar, keramet mi gösteriyorlar sanki bu günü söylüyorlar. Kelime kelime kendilerini tarif ediyorlar. ‘Kamu yönetiminde şeffaflığı sağlayacağız’ diyorlardı. Şeffaflıktan geçtik, meclisteki yolsuzluk komisyonuna bile yasak koyuyorlar. 2002 yılında demişler ki, ‘yolsuzluklarla mücadele için ilgili başsavcılıkların yetkileri artırılacaktır’ Dün kahraman ilan edilen savcılar bu gün hain ilan ediliyor, adeta linç ediliyorlar. Söz başka, öz başka. Dün Harun gibi görünenler, ne yazık ki bu gün Karun gibi görünmeye başlamışlardır.

İhaleye Fesat, Yolsuzluk Suçlarında Artış Yüzde 68

Türkiye’de zimmet, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, rüşvet ve yolsuzluk gibi suçlardan alınan mahkumiyetlerin son üç yıldaki artış oranı yüzde 68 olmuştur. Adalet Bakanlığı’nın resmi verilerine göre 2009 yılında 50 bin olan bu sayı 2012 yılında 84 bine çıkmış. Sadece yolsuzluk ve usulsüzlük hadiselerinden dolayı. Zimmet suçları 1652’den 2212’ye çıkmış. Yüzde 30 artış oranı. İhaleye fesatta artış yüzde 70. Dolandırıcılık suçlarında artış yüzde 40. Rüşvet suçlarında artış oranı yüzde 30. Kaçakçılık suçlarında ise suç artış oranı yüzde 110. Ama ilginç bir çelişki ile karşı karşıyayız. 2010 yılından bu yana sadece 10 bakanlıkta 2220 memur, yolsuzluk, zimmet ve rüşvet gibi suçlardan ceza almıştır. Kimi işten atılmış, kiminin maaşı kesilmiş. Millet olarak insan olarak, vicdan sahibi olarak, elbette suç işleyen cezalandırılmalıdır. Ancak anayasaya göre herkes kanun önünde eşitse, şu halde herkese eşit muamele yapılması gerekir. Suç işleyen bir zatın memur olması ile bakan olması arasında kanun karşısında bir fark gözetilmemelidir. Hatta, bakan ise daha üst sınırdan cezalandırılmalıdır. Çünkü onun aynı zamanda gözetim ve denetim sorumluluğu vardır. Memurlar cezalandırılırken, bakanların sorgulanmasının bile önlenebilmesi için her türlü yol ne yazık ki meşru sayılıyor. Adalet, eşitlik herkes için gereklidir. 

Borç yoksa, peki faiz borcunu kime veriyorsunuz?

Ekonomiyi anlamak için 2015 yılı bütçelerine bakmak kafidir. 2014 yılında sadece faiz ödemeleri için 53 milyar liralık ödenek konmuştur. 2015 yılı bütçesine de sadece faiz ödemesi için 54 milyarlık ödenek konmuştur. Borç yoksa, bu faiz ödeneğini niçin koydunuz, kime ödeyeceksiniz. Bu alanda da doğru söylemiyor, aziz milletimiz kandırılıyor. İç ve dış borç 600 milyarı geçmiş durumdadır. Bunun 420 milyar dolarlık kısmı dolar cinsinden dış borç. 

Devletin İtibarı Sarayla Ölçülmez

Ekonomiyi uçuracağız dediler evet uçurmuşlar. Tarihte yıkıma giden her iktidar iki hususu ön plana çıkarmıştır. Baskı ve zorbalık ile lüks ve şatafatı. Beyler şatafatla güçlü olduğunu gösterme gayreti içinde olmuşlardır. Bu şatafat yıkılmayı önleyememiştir. Tıpkı Babil’in Asma Bahçeleri ile Endülüs’teki El Hamra Sarayı. Bu ikisi bunun en somut örneğidir. Osmanlı da dahi yükseliş döneminde mütevazi  Topkapı Sarayı varken, son dönemde ise büyük saraylar yapıldı. Daha da hazini bu saraylar tıpkı Aksaray gibi borçla inşa edilmiş. Bu yüzden 1 milyar 300 milyon maliyete sahip olan, mimarlara göre 8 milyar harcanarak inşa edilen Aksaray’ın sarsılan itibarı sağlaması mümkün değildir. Çünkü bir ülkenin itibarı vatandaşlarının hayat standardı ile onların itibarı ile ölçülebilir. Saraylarla değil. Biz iktidara dedik ki yanlış yoldasınız. Bu ülkenin itibarını Soma’da, 301 vatandaşımızı kara toprağa vermekle gömdünüz. Ermenek’te, 18 vatandaşımıza ancak ölü bedenlerine aylar sonra ulaşmakla itibarı defnettiniz. Devletin itibarını  Ermenek’te Recep Amca’nın ayakkabısı gibi delik deşik ettiniz.

Futbol Topu Gibi Bir O Yana Bir Bu Yana Savruluyorlar

Bundan 12 yıl önce bu iktidarın önde gelenleri ‘biz Milli Görüş gömleğini çıkardık. Erbakan Hoca 33 yıldır bizi yanıltmış, safmışız’ demediler mi. 12 yıl beraber yürüdükleri, aynı yağmurda ıslandıkları bir kısım arkadaşları ile de ‘bizi sırtımızdan hançerlediler’ diyorlar. 33 yıl Milli Görüş’te yanıldılar, 12 yıl kendi iktidarları zamanında yanıldılar. 44/45 yıl ediyor. ‘Sırtımızdan bizi hançerlemişler’ diyen kardeşlerimize sesleniyorum. Erbakan Hoca’yı hem sırtından hem de kalbinden hançerleyenler kimlerdi. Peki sizin yanıldığınız 10/12 yıl süreçte ne olmuş. TÜBİTAK işgal edilmiş, adliye bütünüyle ele geçirilmiş, emniyet ha keza. Ne zaman fark ediyorlar 12 yıl sonra. Allah aşkına bütün hayatı yanılgı ile geçen bir zihniyete koskoca bir ülkenin yönetimi teslim edilebilir mi. Adeta futbol topu gibi bir o yana bir bu yana yuvarlanıyorlar. 2004 yılında AB için Kızılay’da sanki Kanuni fetihten dönüyor gibi şölenler yapılmıştı. Şimdi o köşeden başka köşeye, Rusya’ya yanaşıyorlar. Şanghay beşlisine girmenin mücadelesini veriyorlar, yani bir batıldan diğer batıla”

İbrahimi Duruşla Sorunları Tek Tek Çözeceğiz

Milli Görüş İbrahimi bir duruşla dış politika yapacak, mazlum milletlere önder olan bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Yeniden Büyüt Türkiye’yi tesis edeceğiz, işsizlikle mücadeleyi, yolsuzlukla mücadeleyi yoksullukla mücadeleyi ele alacağız. İstihdam projelerini geliştirmeden fakirliği yenmek mümkün değildir. Kaldığımız yerden başlayacağız. 383 yatırım projesini hayata geçireceğiz. İnsanlarımız doğduğu yerde doyacağı için iç göçü bu şekilde önleyeceğiz. Yolsuzluk, kapkaç olayları bu şekilde önlenecek. Dar gelirliler için adil bir gelir dağılımı sağlayacağız. Personel rejimini baştan yeniden düzenleyeceğiz. Asgari ücretten vergiyi kaldıracağız. Hiçbir vatandaşımız, emeklimiz, işçimiz, açlık sınırının altında maaş almayacaktır. Bu gün düşünün resmi verilere göre açlık sınırı 1250 TL. Asgari ücret 891 TL. Bu parayla bir ailenin geçinmesi mümkün mü. Kendi vatandaşına ‘ben bu kadar veriyorum, gerisin sen düşün, çalar mısın, çırpar mısın o de senin bileceğin iş’ demiyor mu. Sonra yakalıyor vatandaşı ‘niye hırsızlık yaptın, niye yolsuzluk’ yaptın diye.

Gittikleri Yol Değil Ama Gelecekleri Yol Erbakan’ın Yolu

Huzur arayan, mutluluk arayan herkes Milli Görüş’e Saadet Partisi’ne gelmeye mecburdur. Sayın Cumhurbaşkanımız bile iktidarın önde gelenleri dahi ‘yolumuz Erbakan’ın yolu’ demiyor mu. Biz gayet iyi biliyoruz ki, gittikleri yol Erbakan’ın yolu değil ama gelecekleri yol Erbakan’ın yoludur. Yeni Türkiye diyorlardı. Biz hayır yeni değil ‘Yeniden Büyük Türkiye’ dedik. Şimdi düzelttiler ‘Yeniden Büyük Türkiye’ kavramını kullanmaya başladılar. Doğrusu da o. Bütünüyle Milli Görüş çizgisine gelmeye herkes mecburdur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.