PKK ile PYD arasında organik ilişki mi var?

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de yaptığı basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. PYD'nin Suriye'nin kuzeyindeki özerklik ilanının, Türkiye'ye karşı açılmış ikinci bir cephe olduğunu söyleyen Yeniçeri, “PKK ile PYD arasında organik bir ilişki vardır. Türkiye'ye karşı birlikte hareket etmeleri kaçınılmazdır.” diye konuştu. PYD'nin, Kürtleri birleştirip, güneye doğru da genişleteceği bir bağımsız PKK Kürdistan'ı kurmak istediğini söyleyen Yeniçeri, “Burada amaç özerk yönetim kurmaktan ziyade Kürtlerin yaşadığı dağınık bölgeleri birleştirmek ve mümkün olabilirse denize açılacak bir alanı kontrol altına almaktır. Bunun yolu da bölgede yaşayan Türkmen ve Araplara yönelik etnik temizlik uygulamaktan geçmektedir. Bu da önümüzdeki günlerde bölgede etnik ve mezhep çatışmasının şiddetleneceği anlamına gelmektedir.” dedi.

“AK PARTİ'NİN DÖNÜŞLERİ PES DEDİRTECEK POZİSYONU GEÇTİ”

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Temmuz 2012'de Erbil'de Suriyeli Kürt şahsiyetlerle görüştüğünü hatırlatan Yeniçeri, “Bu görüşmede orada bulunan Salih Müslim ile görüşmeyi kabul etmemişti. Yine Başbakan Erdoğan, Kuzey Suriye'de PYD'nin yaptığı emrivakiyle ilgili olarak 25 Temmuz tarihinde şunları söylemişti: ‘Buradaki yapılanma, oradaki Kürtlerin bir yapılanması olarak değerlendirilemez. PKK terör örgütüyle PYD'nin bir yapılanmasıdır ki bu tabii şu anda hassas dengelerimiz arasında yer almaktadır. Burada kalkıp da bu oluşuma “eyvallah” edecek halimiz yok'. Gelinen aşamada Davutoğlu, PYD'nin lideri Salih Müslim'in Erbil'den İstanbul'a gelişinde önayak oluyor. Terörist olarak nitelendirdiği örgütün lideriyle görüşmeler yapıyor ve yaptırıyor. Bu durum kafası karışık AKP iktidarının bu defa PYD ile yaptığı açılımdır. Bu kadar kısa süre içinde bu kadar keskin bir dönüş ancak AKP gibi, hiçbir kırmızı çizgisinin hiçbir hassasiyeti ve hiçbir basireti olmayan bir iktidarın işi olabilir. AKP'nin U dönüşleri ‘pes' dedirtecek ölçüyü geçmiş, ülke güvenliğini ve birliğini tehdit eder hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.

Esed karşıtlığının, AK Parti iktidarına kavramları bile tersinden okuttuğunu söyleyen Yeniçeri, “Bir defa Özgür Suriye Ordusu, özgür değil, Suriye'nin dostları toplantısına katılanlar da gerçekte Suriye'nin dostu değildir.” ifadesini kullandı. Yeniçeri, Özgür Suriye Ordusu'nu çapulcu olarak nitelendirdi.

“SÖZÜ EDİLEN İTTİFAKLARIN TAMAMI SORUNLUDUR”

‘Kürtleri, Araplara karşı Türkiye korusun' düşüncesinin fiilen hayata geçirilmek istendiğini söyleyen Yeniçeri, şöyle devam etti: “Bölgede ne Barzani'nin ne de PYD ve PKK'nın, kendi başlarına bölge, ülkelerinin herhangi biriyle her şeye rağmen baş etmeleri mümkün değildir. ABD'nin, Irak'ta olduğu gibi yeni bir maceraya girişmesi de söz konusu değildir. En uygun model Türkiye'ye rağmen ya da Türkiye ile beraber Birleşik Büyük Kürdistan'ın yolunu açmaktır. Gerekçeler ve savunacakları temalar da şimdiden hazırdır; Türkler, Kürtlerle üç defa ittifak yapmıştır, üçünde de zaferle çıkılmıştır. ‘Bu dördüncü ittifaktır' denilecek. Birincisi 1071'de Malazgirt, ikincisi 1514-17 Çaldıran, üçüncüsü de Kuva-i Milliye döneminde yapılan ittifaktır. Şimdi de dördüncü ittifaktan söz edilecektir. Bu sözü edilen ittifakların tamamı sorunludur. Kuvayi Milliye başladığı zaman Kürdistan Teali Cemiyeti vardı. Onlar da ayrı bir havadaydı. Mustafa Kemal'i Sivas'ta tutuklamaya gelenler arasında İngiliz Binbaşı ile beraber aynı zamanda Bedirhan Aşiretinin reisleri de gelmişti. Bu defterlerin o yönünü açarsanız ortada bir ittifaktan değil tam anlamı ile başkaları ile işbirliği yaparak bölgedeki İslami ve Türklüğe yönelik hareketlerden de söz etmek mümkün. Elbette birlik beraberlik de olmuştur ama o kadar da o bölgede bugünkü Barzanilerin, bugünkü Öcalanların, bugünkü Demirtaşların dedeleri hiçbir zaman Türk milleti ile işbirliği yapmamışlardır. İhanet içinde olmuşlardır. Kahir ekseriyatlı Kürt kardeşlerimizi bunların dışında tutuyoruz.”

“FRANSA'DA FRANSIZ, ALMANYA'DA GERMEN DENİYOR, TÜRKİYE'DE DE TÜRK VATANDAŞI DENİLECEKTİR”

Yeniçeri, basın mensuplarının sorularını da cevaplandırdı. Bir gazetecinin, Anayasada vatandaşlık tanımı konusunda halen uzlaşı sağlanamadığını hatırlatması üzerine Yeniçeri, “İngiliz Muhipler Cemiyeti'nin çocukları, Mavri Mira'nın torunları, Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin evlatları, Ali Kemal'in yerli temsilcileri şu veya bu biçimde etkin olabilirler. Sayı olarak artabilirler. Bu, Türkiye'yi kuran iradenin Türk iradesi olduğunu değiştirmez. Mesele, Türk tanımı ile ilgili değil. Mesele, Anayasayı birden fazla millete ait bir anayasa gibi göstermek çabasıdır. Egemenlik hakkının Türk milletine ait olduğu anayasal olarak ifade edildiği için başka milletler bu topraklar üzerinde egemenlik iddiasında bulunamazlar. Türk milleti kavramından kim ki taviz verir, kim ki bu kavramla uğraşır, bu milletin varlığına kast etmiş demektir.” cevabını verdi.

“Sakarya, Dumlupınar, Çanakkale artistik puz pateni yapmak için mi yapıldı?” diyerek tepkisini dile getiren Yeniçeri, “Oraya o kavramı koymak için yapıldı. Fransa'da Fransız diyor, Almanya'da Germen diyor, İspanya'da İspanyol diyor. Türkiye'de de Türk vatandaşı diyecektir. Bunu eğip bükmeye, esnetmeye veya kendilerine benzetmeye hakları yoktur.” ifadesini kullandı.

 

Kaynak: CİHAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.