Parti Müftüsünden TÜRGEV'E aklama

İşte o yazı;

Din anlayışını ve hizmetini belli bir şahsa, gruba, mezhebe ve meşrebe bağlamadan benimseyip yürüten hasbî (Allah rızası için kurulmuş ve çalışan) vakıflarımız var. Bu yazıda ele alacağım vakıflar genel olarak örgün din eğitimi ve özel olarak da İmam Hatip Okullarını öncelikli hizmet alanı olarak seçmiş bulunan ENSAR ve ÖNDER ile üniversite gençliğine yurt ve yuva kuran İlim Yayma ve TÜRGEV'dir..

Bu vakıflar çatı mahiyetinde olup Anadolu'da şubeleri ve uzantıları vardır, hizmetleri belli bir coğrafi noktaya ve bölgeye mahsus değildir.

28 Şubat'ın hedefi Türkiye'de İslamlaşma hareketini bitirmek olduğu için bu vakıflara da (o zaman mevcut olan üçüne) el atmış, zarar vermiş, faaliyetlerini durdurmuş, ilgililere eziyet etmişlerdi. Gün geçti, devran döndü, bu ülkenin öz çocukları 'biz de varız' diyerek çeperden merkeze doğru ilerlediler, önü kesilmek, sayıları iyice azaltılmak istenen İmam Hatip okulları yeniden canlandı, sayıları arttı, mezunları etkili makamlara geldiler, ülkede söz sahibi oldular. Halkın farklı kesimleri ile müsbet ilişkiler kuruldu, Alevîler, Kürtler, Çingeneler gibi yıllarca dışlanmış insan kesimlerine eşit vatandaşlık anlayışı içinde el uzatıldı. Hasılı güzel şeyler oldu ve oluyor.

Kendilerini ülkenin sahibi, büyük Müslüman çoğunluğu da 'ıslah edilerek kendilerine dönüştürmeyi' vazife bilmiş bir avuç 'iki cami arasında kalmış bînamaz'; yani ne kendi olarak kalmış ne öteki olabilmiş kişiler topluluğu bu gelişmeyi hazmedemediler. Şimdi demokrasinin feda edilmesi pahasına bile olsa yeniden eski imtiyazlarına kavuşmak için içeride ve dışarıda ellerinden geleni arkada bırakmıyorlar. Akparti iktidarı ve onun liderini ortadan kaldırmak, istedikleri ilk, belki tek hedefleri.Yeni neslin maddi ve manevi olarak beslendiği kaynakları kurutmak da stratejik hedefleri arasında.

Yukarıda adlarını yazdığım vakıflardan biri olan TÜRGEV, ilgilileri arasında başbakanımızın oğlu ve kızı da bulunduğu için hedef tahtasına kondu, malum çevreler iş ve elbirliği içinde iftiralar attılar, karalama kampanyaları yaptılar. Hakkı ihkak (korumak, gerçekleştirmek) için önce bu vakfın ne yaptığını vakıf başkanının ağzından verelim, sonra da ithamlarla ilgisini görelim:

'Ülkemizden ve dünyadan pek çok genç üniversite eğitimi için İstanbul'u tercih etmektedir. Eğitim için tercih sebebi olan bu güzel şehirde geleceğimizin mimarı olacak gençler için eksikliğini gördüğümüz bir alanda hizmet veriyoruz.

 'Kurulduğumuz günden bu yana binlerce öğrenciye ev sahipliği yaptık. Ailesinden uzakta yüksek öğrenimini devam ettirecek kızlarımıza aile sıcaklığında bir ortam sağlıyor, İstanbul'daki aileleri biz oluyoruz. Öğrencilerimizi önce Allah'ın sonra ebeveynlerinin emaneti olarak alıyoruz yurtlarımıza. Sonrasında yurtlarımızın idari ve yardımcı personeli büyük bir sevgi ve merhametle çocuklarımızı kabul ediyor. Onların mutlu, huzurlu bir öğrencilik geçirmeleri ve geleceğe daha iyi hazırlanmaları için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

 'Sene içinde de çeşitli kültürel faaliyetler, kurslar, seminerler ve gezilerle kızlarımızın eğitimine destek oluyoruz. Tek isteğimiz çocuklarımızın ahlaklı, bilgili ve sosyal açıdan tam donanımlı gençler olarak yetişmeleri.

Bu sebeple tüm enerjimizi gençliğin eğitimi için kullanıyoruz.'

Bu kadar güzel ve faydalı bir faaliyet içinde olan bir vakfı hedef tahtası yapmanın asıl sebepleri nelerdir?

Gelecek yazıda.

Ve bir teşekkür:

Ahmed Yaman ve Yasin Aktay dostlarıma, kadirşinas ve lütufkâr yazılarından dolayı teşekkürler ediyor, sağlık ve başarılarının devamını diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.