Mümtaz'er Türköne'nin Oy Vereceği Parti
İŞTE MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE'NİN 1 KASIMDA HANGİ PARTİYE OY VERECEĞİNİ AÇIKLADIĞI YAZISI:

Oyumu hangi partiye vereceğim?

-Seçime değil sanki savaşa gidiyoruz. İktidar bloku 1 Kasım'ın “ölüm-kalım kararı” olacağını öne sürüyor. “Her şeyimizi kaybetmek”, “ülkenin işgale açık hale gelmesi”, “düşmanlar tarafından ele geçirilmesi”, “küresel komploya yenilmemiz” vs. türünden tezler, aslında iktidarın birileri için ne kadar vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.

Sonuçta atla deve değil, iktidar giderse sadece bir nöbet değişimi gerçekleşmiş olacak. Anayasa, kanunlar, bu topraklarda uzunca bir devlet tecrübesi, toplumun zor zamanlarda dayanışma, uzlaşma ve işbirliği yeteneği arkamızda duruyor. Devletin sadece kuralları değil, bu kurallara göre görevleri tanımlanmış kurumları dimdik ayakta.
Bürokrasinin engin birikimi ve refleksleri gerektiğinde boşluğu dolduracak. Öyleyse bu telaş niye? AKP iktidar yorgunu. Yaramaz çocukların gitmek istemeyince kapının çerçevesine kollarıyla ve ayaklarıyla sarılıp direnmesi gibi devlete yapışmış durumda, tutmuş bırakmak istemiyor. Üzerindeki tonlarca şaibenin altında eziliyor. Yürürken ayakkabısından bir zamanlar geçtiği kötü yolların kiri çamuru etrafa saçılıyor. İktidardan bir an uzak kalsa yakayı ele vereceğini biliyor. Telaşı ve korkusu bu yüzden ve gerekirse her yeri yakıp delilleri yok etmeye kararlı. Seçim sadece iktidar partisi için bir ölüm-kalım yarışı. Kaybederse her şeyini kaybetmiş olacak; kazanırsa suçlarının üzerindeki örtüyü bir seçim süresi daha kapalı tutacak.

İktidar değişirse Türkiye ağır bir yükten kurtulacak. Yeni iktidarın becerebildiği nispette hukuk avdet edecek, yeniden en temel haklarımızı güvence altında hissedeceğiz. Devletin iktidarda işlenen suçların ve suçluların kalkanı değil, bizim hayatımızın, onurumuzun ve özgürlüklerimizin güvencesi olduğunu hatırlayacağız. Gelen hükümet mecburen Anayasa'ya ve toplumun çıkarlarına uygun davranacak. Gücün yerini tekrar hukuk alacak. Dikta arayışları gündemden kalkacak, keyfilikler sona erecek. Kurallara ve ihtiyaçlara bakarak önümüzü görebilecek, birbirimize güvenecek ve istikrarlı bir ülkeyi tek kişinin kaprislerinden sıyrılıp yeniden inşa edeceğiz.

Kim gelip de sizden oyunuzu, “yoksa canını alırım” der gibi isterse ona şüphe ile bakmalısınız. “Benden sonra tufan olur” diye tehdit ederse inanmamalısınız. “Ne olur beni başka partilere muhtaç etmeyin” diye yalvarırsa aldanmayınız. Ne olacak? Sırtında yumurta küfesi yoksa bir dönem yedek kulübesinde beklemesinin, üzerini örtemeyeceği kadar büyük bir suçu yoksa iktidarı koalisyon ortağı ile paylaşmasının ne sakıncası var?

İktidar değişecek, mutlaka değişecek. Üzerinde bu kadar şaibe, bulaştığı onca kir-pas ve yaptığı onca hukuksuzluk varken ülke bu iktidarın altında ezilir, un-ufak olur. En küçük bir sorununuzu çözemezsiniz, hiçbir işi göremezsiniz.

CHP, yaşananlardan büyük dersler çıkarmış, toplumla barışmış görünüyor. CHP artık dünkü CHP değil. Kılıçdaroğlu'nun uzlaşmacı ve müstağni tavrı, toplumsal barışın yeniden tesisine katkıda bulunabilir. İktidardaki bir CHP, Türkiye'yi saplanıp kaldığı Suriye bataklığından çekip çıkarabilir. Anayasa'yı ve hukuku referans alıp Türkiye'yi yeniden düzenli ve öngörülebilir bir ülke haline getirebilir. Hukuk devleti geri dönebilir. Belki en önemlisi, kantarın topuzunu kaçırmadan işlenen suçların hesabını sorabilir.

HDP normal şartların ürünü olmayan bir parti; bu kadar iddialı hale gelmesinin tek sebebi iktidarın toplumu kamplaştırması ve kutuplaştırması idi. Bu parti dayandığı politikalardan değil, iktidarı başka türlü değiştirmek mümkün olamadığı için o kadar oy aldı. Demek iktidar değişebilse, HDP de kendi doğal sınırlarına çekilecek.

Ben oyumu, 7 Haziran'da olduğu gibi yine MHP'ye vereceğim. MHP'nin iktidarda takınacağı vakar ve sorumluluğa güveniyorum. Bu partiye oy verenler biraz da kendisini Devlet'te hisse sahibi görenlerdir. Devlet sahibi olma iddiası iktidar sorumluluğu ile birleşince MHP'nin ülkeyi gönüllü birarada yaşama alanına çevireceğine inanıyorum. İmparatorluk varisi bir millet, ayrılıkları-farklılıkları aradan kaldırıp, ortak paydaların üzerinden sağlam bir gelecek inşa etmeyi başarabilir.

Sonuç: Demokrasi yanlışların kan dökmeden düzeltilebildiği yönetim sistemidir. Buna izin vermeyen sadece iktidar partisi var...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SINDIRGILI 1 yıl önce

Allah'ım sen nelere kadirsin.Bu prof. bir zamanlar RTE ve APO ya methiyeler düzüyor, MHP ve Bahçeli ye demediğini bırakmıyordu.