Muhalefete bu kez de Osmanlıca resti çekti

Osmanlı vurgusunu yapan ilk isim RP milletvekili iken Gül olmuş, “Osmanlıcılık kavramlarını oldukça sağlıklı olarak görüyorum” demişti. Dönemin Başbakanı Erdoğan da, 2010’da Türkiye Cumhuriyeti’ne Osmanlı’nın güçlü, ayakları yere basan dönemlerini hedef göstermişti.

Milli Eğitim Şurası’nda kamuoyuna açıklanan “Osmanlıca” dersi konusundaki tartışmalar devam ediyor. Hükümet bu konuda geri adım atmayacağını söylerken, muhalefet ise bunun “Osmanlı” devletine dönüşün bir aşaması olduğunu düşünüyor. Muhalefet, Ömer Tuğrul İnançer’in, Meclis’te düzenlenen konferansta sarf ettiği, “Bu memlekette inkilap (köpekleşme) yapılmıştır” sözlerini örnek olarak göstererek, “Atatürk ve Türk devletine düşmanlık yapılıyor, Osmanlı övülüyor” diyorlar. Bu gelişmeler yaşanırken, Recep Tayyip Erdoğan,  Bilkent Otel’de düzenlenen 5. Din Şurası’nda yaptığı konuşmada “Osmanlıca” dersinin okullarda mutlaka okutulacağını söyleyerek tartışmaları daha da alevlendirdi.
Laikliği hedef aldı
Tayyip Erdoğan, “İsteseler de istemeseler de Osmanlıca bu ülkede öğrenilecek ve öğretilecek” dedi. Erdoğan, yaptığı konuşmada “Din ve devlet işleri ayrı olsun diyerek dine yönelik her saldırıyı meşru görenler, kendi yapay dinlerini devlete egemen kılmanın mücadelesini verdiklerinin bilicinde değiller. Bu ülkede ’sipariş şairleri’çıktı bunların, ’Kabe Arap’ın olsun bize Çankaya yeter’dediler. Bu zihniyet, bir dinin yerine yapay din kurma, helvadan put yapma zihniyeti değil de nedir? Kendileri yaptılar kendileri taptılar. Bunu hala ikame etmek isteyenler var. İşte bunun için normalleşme, özgüven, cesaret diyoruz. Demokrasi, özgürlük diyoruz. Devlet eliyle her türlü ret, asimilasyon, inkarı biz de reddediyoruz” ifadelerini kullandı.
Şah damarı kopartıldı
200 yıldır yaşanan baskılara rağmen Türkiye’nin alimlerinin ayakta olduğunu kaydeden Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti: “İşte 5 gündür süren Milli Eğitim Şurası’nda Osmanlıca gündeme geliyor. Osmanlıcayı bu ülkenin evlatlarının öğrenmesinden rahatsız olanlar var. Bu eskimez Türkçedir. Yabancı bir şey değil bu. Bununla gerçekleri öğreneceğiz. ’Mezar taşlarının okunmasını mı öğreteceğiz’diyor. Zaten sıkıntı burada. O mezar taşlarında bir tarih yatıyor, medeniyet yatıyor. Bir neslin kendi mezarında kimlerin yattığını bilmemesinden daha büyük cehalet, acz olabilir mi? Bu bizim şah damarlarımızın koparılmasıydı, bizim şah damarlarımız koparıldı. İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek. Bu dinin bir sahibi var. Sahibi bu dini dünya var oldukça muhafaza edecektir. Bize düşen ise emanetin hakkını vermektir. Emanetin hakkını verebilirsek mezhepler arası çatışma sona erecektir. Bize biçilen rolleri atıp kendimiz olabilirsek adaletin yeryüzüne egemen olması mümkün hale gelecektir..”

Türklüğün imhası projesi


Osmanlı’ya dönüş hesaplarının ardındaki hedefin “Türklüğün silinmesi” olduğu belirtiliyor. Bu çerçevede “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü ile “T.C:” ifadelerinin tabelalardan kaldırılması operasyonu aralıksız sürüyor. Uygulamanın böyle olacağının işareti  Abdullah Gül tarafından, 32 yıl önce verildi. Gül,  9 Aralık 1992 tarihinde Refah Partisi Milletvekili iken “Ne mutlu Türk’üm diyene lafını tutup her yere yaza yaza ve bunu özellikle hiç olmayacak yerlere yaza yaza Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür. ’Bir Türk dünyaya bedel’lafı, Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eder anlama gelmiştir” demişti. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan ise kapalı kapılar ardında “Türklüğü” sileceğinin işaretlerini verdi. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Strasbourg’da AKPM toplantısında yaptığı konuşmanın öğle arasında başbaşa yemek yediği Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Sosyalist Grup Başkanı Andreas Gross, Erdoğan’ın, kendisine “Artık Anayasa’nın ilk üç maddesi gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyaç olmadığını” ve bu maddelerin “ileride olmayacağını” söylediğini açıkladı. Ayşenur Bahçekapılı, Yaşar Yakış, İhsan Dağı gibi bir çok AKP’li milletvekili ve bakanlar, “Türklüğü sileceklerini”, “Türk” lafının gereksiz olduğunu defalarca vurguladı. AKP’li Ahmet Aydoğmuş, “Bugüne kadar Türklüğümün hiç bir faydasını görmedim” demişti. Bu çerçevede “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazan tabelalar bir çok yerden kaldırılırken, camilere asılan mahyalarda, dağ ve tepe yamaçlarında yazılması yasaklandı. Bu arada, ilköğretim okullarında “Andımız” yasaklandı, arkasından da devlet madalyalarındaki T.C. ibaresi kaldırıldı. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bir çok bakanlık, kurum ve kuruluş, banka ambleminden T.C. ibaresini çıkarttı.

Gerçek niyetlerini
zaten açıklamışlardı!

Osmanlı vurgusunu yapan ilk isim Abdullah Gül olmuştu. Gül, Refah Partisi millitvekili olduğu 19 Aralık 1992’de Türkiye Gönüllü Kültür Teşekkülleri 3’üncü İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “İkinci cumhuriyet, yeni Osmanlıcılık kavramlarının ve bu tartışmaların ortaya gelmesini ben çok sağlıklı olarak görüyorum ve geleceğe çok ümitle bakıyorum” ifadesini kullanmıştı.
Edelman’a brifing
Gittiği bütün ülkeleri karıştıran ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, 2003 Ekim ayında göreve başlar başlamaz, Yeni Osmanlı birifingi verdirtmişti. 10 gazeteci ve 3 tarihçinin katıldığı brifingi elçilik basın müsteşarı Joseph Hullington ve Kuzey Irak’taki Kürt parlamentosunun fikir babası Nicholas Kass brifing vermişti. ABD’deki Wisconsin Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölüm Başkanı Kemal Karpat’ın da katıldığı toplantıda Irak’ın ve Orta Doğu’nun geleceği tartışılmıştı.


Büyükanıt’tan övgü


“Osmanlıcılık” söylemi dönemin Başbakanı Erdoğan’la, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında 2007 Mayıs’ında Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirilen ikili görüşmenin ardından daha yüksek bir sesle dillendirilmeye başlandı. Büyükanıt da, Mayıs 2008’de Osmanlı modeline övgüler yağdırmıştı. Harp Akademileri Komutanlığı’nda düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını yapan dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, bir gazetecinin, “İlk defa konuşmanızda Osmanlı dönemine atıf yaptınız” sözleri üzerine, bunun doğru olduğunu, Osmanlı egemenliği sırasında Orta Doğu’da mezhepler arasında çatışma olmadığını vurgulamıştı.
Erdoğan itiraf etti
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 210’da Ramazan ayında gazete ve TV kanallarının genel yayın yönetmenlerine Dolmabahçe’de verdiği iftar yemeğinde, Türkiye Cumhuriyeti’ne Osmanlı’nın güçlü, ayakları yere basan dönemlerini hedef göstermişti. Yemeğin ardından yaptığı açıklamada Yeni Osmanlıcılık özlemini dile getiren Erdoğan “Bizim şu anda üniter yapımızı çok güçlü kılmamız lazım. Ama şimdi şöyle bir Osmanlı’ya baktığımız zaman, Osmanlı bu noktada çok rahattı. Çünkü ayakları yere zaten sağlam basmıştı. Ondan sonra pergelin bir ucu her tarafa rahatlıkla dönebiliyordu. Bu noktadaydı. Şimdi bizim Türkiye Cumhuriyetimizi o noktaya getirmemiz lazım” demişti.
Kitap tanıtmıştı
Cemil Çiçek de Dolmabahçe Sarayı’nda “Harem ve Cariyelik” kitabının tanıtım toplantısına katılmıştı. Çiçek, haremde cariyelik konusunun televizyon dizilerinde de gündeme gelmesinin toplumda bir merak yarattığını belirterek, “Harem konusu sadece özel hayatla ilgili kavram değil, aynı zamanda devlet idaresiyle de ilgili önemli bir kurumdur” demişti. 

Salim Yavaşoğlu

yeniçağ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.