MİT yasası eski MİT\'çiyi bile rahatsız etti

TBMM Genel Kurul gündeminde bulunan MİT yasa teklifinin görüşülmesi 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimler sonrasına bırakıldı.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup yöneticileri, “yerel seçimler için milletvekillerinin sahaya inecek olmasını” ertelemeye gerekçe olarak sunuyor.

Ancak geçen hafta ortasında AKP grup yöneticilerinin, CHP ve MHP grup yöneticileriyle bir araya geldiği ve yasa teklifi için uzlaşma aradığı biliniyor. CHP, bu görüşmelerde “siyasi gerginlik” nedeniyle teklifinin görüşülmesinin seçim sonrasına bırakılmasını istemişti.

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş de 17 Aralık sürecini ve yerel seçimleri anımsatarak, teklifin “talihsiz bir zamanda” gündeme geldiğini belirtiyor. Ayrıca “parlamentoda geniş tartışmalar yapılıp, toplumun desteğini alarak çıkarılmasının Türkiye’nin ihtiyaçlarına daha iyi cevap vereceğini” düşünüyor.

Öneş, 2937 sayılı MİT Kanunu’nu, “1980 darbesinin zihniyeti çerçevesinde şekillenmiş bir yasa” diye niteliyor ve Türkiye’nin önünde, demokratik bir anayasa yapılması görevi olduğunu belirtiyor.

“Bu görev yapılamadığı için diğer tüm temel sorunlarımız çözülememekte, istihbarat, güvenlik ve savunma konseptinde de mevcut sorunlar devamlılığını korumakta. Mevcut yasadaki bazı maddelerin değiştirilmesi, Türkiye’nin ihtiyacını karşılamaz” diyen Öneş, BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

MİT’in, kanun teklifindeki görevlerini gizli yaptığı, teklif yasalaşırsa şeffaflaşacağı, çağdaşlaşacağı iddia ediliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Cevat Öneş: Kişisel olarak, MİT’in görev ve yetkileri bakımından bir şeffaflığın ortaya çıkmadığını görüyorum. Yeni teklifte MİT’e dış güvenlik, terör ve milli güvenliğe ilişkin Bakanlar Kurulunca verilecek her türlü görev diye yeni bir tanımlama getiriliyor. Dış güvenlik ve terörü anlayabiliyoruz ama milli güvenlik kavramı çok geniş. İç ve dış istihbarat ve güvelikle ilgili sınırlar belli değil. ‘Her türlü’ kavramı, sınırları çok genişleten ve devletin milli güvenlik ve istihbarat hizmetleri dışında MİT’e sanki bir görev verilecekmiş gibi bir algıyı ortaya çıkarıyor.

Yeni teklifte, istihbaratı analiz kavramının yanı sıra ‘uygular’ şeklinde bir madde var. Bu, MİT’e istihbarat üretme faaliyeti dışında kolluk kuvvetlerinin yetkisini kullanma gibi tereddüt yaratan algıyı ortaya çıkarıyor. Demokratik bir ülkenin, istihbaratla icra yetkisi bütünleşmez, bilakis ayrıştırılır.

İcra yetkisinin kullanıldığı alanlar vardır ve bunun açık şekilde belirtilmesi lazımdır. İcra yetkisinin genel olarak verilmesi, istihbarat faaliyetiyle bağdaşan bir konu değildir. Bir güç temerküzünü ortaya çıkarır. Devletin diğer güvenlik ve istihbarat kuruluşları arasındaki tedahüllerin devamına sebep olur ve ayrıca şartlara, siyasi ve kişisel algılara göre riskler de yaratabilecek bir durum ortaya koyar.

2937 sayılı yasanın yetkiler, görev ve sorumluluklar bakımından MİT’e bir sıkıntı yarattığını söyleyemeyiz. Yeni yasa teklifinin söylendiği gibi MİT’i çağdaşlaştırdığı, gelişen istihbarat ihtiyaçlarına cevap verebilme yönünden hazırlandığını da söyleyemeyiz. Hatta yeni yasanın, 2937’den geri bir değişiklik teklifi olduğunu ifade ediyorum.

Dış operasyon yetkisi çok tartışılıyor. Hükümet çevreleri, verilmesi gerektiğini söylüyor. Bu yetki, tüm ülkelerde var da bir tek Türkiye’de mi yok?
Tüm istihbarat teşkilatlarının örtülü operasyonlar yaptığını biliyoruz ve her ülkenin çıkarları ve riskler çerçevesinde yapabileceğini de öngörmemiz lazım. Yalnız bu konu, demokratik ülkeler bakımından hayati, hukuki, siyasal ve ekonomik bir konudur.

Örtülü operasyonlar, mümkün olduğu kadar dar kapsamlı, çok özel şartlarda, kurumsal yapı içerisinde ve siyasetle bağlantı kurarak özel yetkilendirmeyle yapılır. İstihbarat teşkilatlarına her devlet tarafından bu yetki verilir, kullanılır ama hukukun ruhuna uygun olarak, ülkenin ve toplumun genel çıkarları çerçevesindedir. Tabii riskler de öngörülerek planlanır.

Ayrıca bu hassas durumun denetlenebilirliğini zorunlu kılar. Bugün mevcut olmayan denetleme ve hesap verebilme mekanizmasının yeni yasada da olmadığını görüyoruz. Bu mekanizmanın mutlaka hayata geçirilmesi gerekiyor.

Genel bir yetki verilemez, verilmemelidir. Genel yetki, otoriter ülkelerde kullanılan bir metottur.

MİT belgelerini yayınlayanlara karşı getirilen maddeler oldukça ağır. Bu haliyle teklif temel insan hak ve özgürlüklerine sıkıntı getirir mi?
Tabii ki. MİT’in dinleme ve kontrolü gerek iletişim bakımından gerek bankalardan gerekse de tüm devlet kurumları ve özel kuruluşlardan bilgi alma yetkilerinin genelleştirilmesi doğru değildir. Bu çalışmalar için bir yargısal denetim mekanizmasının mutlaka kurulması gerekir.

Demokratik istihbarat, insani istihbarat kavramını unutmayacağız. Yeni bir istihbarat teşkilatı yasası çıkarılırken, değişiklikler yapılırken, evrensel değerlerden uzaklaşmayacağız. O bakımdan bir istihbarat faaliyetinin, konjonktürel gelişmelere göre hukuki düzenlemesi olamaz.

MİT mensupları tarafından bilginin, belgenin sızdırılması ciddi bir suçtur. Buna ağır cezaları getirebiliriz. Yalnız sızan bir bilginin medyada yayınlanması ise kamuoyunun bilgi edinme hakkıyla bağlantılı bir konudur. Kasıt unsuru dikkate alınarak meseleye evrensel değerler ve medya özgürlüğü çerçevesinde yaklaşmanın doğru bir yöntem olacağını düşünüyorum.

"Teklif bu haliyle MİT’i gelecek için bilgi üreten değil de jurnal merkezi yapar, istihbarat devleti oluruz" eleştirileri var.
Bu eleştirileri dikkate almak gerekir. Türkiye, nitelikli demokratikleşme adımlarına süreklilik kazandırmalıdır. Bunu kurumsallaştırmalı ve özgürlükleri kısıtlayıcı davranışlardan kaçınmalıdır. MİT de bunlardan ayrı değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.