MHP\'li Zuhal Topçu 4+4+4\'ü yerden yere vurdu

Topcu, yaptığı yazılı açıklamada, 4+4+4 sisteminin "milli eğitim tarihinin en büyük skandalları"ndan olduğunu, 60-66 aylık çocukların okul öncesi eğitim almadan, gerekli alt yapı hazırlanmadan tehditle okullara kaydettirildiğini savundu. Topcu'nun yazılı açıklaması şu şekilde:

Milli Eğitim Bakanlığı’nın son zamanlardaki çelişkilerle dolu, tutarsız uygulamaları dün olduğu gibi bugün de kamuoyunu ciddi anlamda meşgul etmektedir.
 
Milli Eğitim tarihinin en büyük skandallarının başında 4+4+4 eğitim sistemi gelmektedir. 4+4+4 eğitim sistemiyle 60-66 aylık çocuklar okul öncesi eğitim almadan, gerekli alt yapı hazırlanmadan tehditle okullara kaydedilmiştir.
 
Uzmanların görüşleri alınmadan, pilot uygulama yapılmadan, “Ben yaptım, oldu.” anlayışıyla yangından mal kaçırır gibi uygulamaya konan bu sistemin geçersizliğini biz MHP olarak ilk günden beri dile getirmekteyiz.
 
Çocukların gelecekleri üzerinde olumsuz etki yapacağına dair öğretmen, veli ve akademisyenlerin görüşlerini dikkate almadan, okul öncesi eğitime gitmesi gereken çocuklar 1. Sınıfa başlatılmış ve bu uygulamayla birlikte okullarda pek çok sorun yaşanmıştır.
 
Yaşanan sorunlarla ilgili kamuoyuyla hiçbir şey paylaşılmamış sorunlar katlanarak kocaman yumak haline dönüşmüştür.
 
Başbakanın 2012 yılında medyada yer alan konuşmasında  “... Bu işe karşı bir kampanya var.  66 ay meselesinde rapor alanları ben evlatlarına ihanet etmekle tanımlıyorum.  Bu iki ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek?  Ben de babayım.  Bizim çocuklarımızı erken başlattık.  Bırakalım çocuklarımız okullarına başlasın.  Bunu rastgele belirlemedik.  Dünyadaki uygulamalar ortada...” cümleleriyle hedef aldığı ailelerden başbakan özür dileyecek mi?  Bu ülkenin evlatlarına ihanet edenler özür dileyebilecek mi?  AKP iktidarı bu mağdur edilen çocukların yaşadığı travmaları ve sorunları nasıl telafi edecektir?
 
Tehditle ve baskı ile okullara kaydedilen 60-66 aylıkların sayısı yaklaşık 450.000 civarındadır.  Yarım milyon çocuk eğitim tarihine “kayıp nesil” olarak geçecektir.
 
Yeni alınan bir kararla bakanlık 60-66 aylık çocukların okula başlaması kararından geri adım atmıştır.  66-67-68 aylık çocukların okula başlamalarını veli kararına bırakırken, 69-70-71 aylık olanların ise eğitime başlamaya hazır olmadıklarını sağlık raporu ile belgeleyenler ancak kayıtlarını erteleyebileceklerdir.
 
Bu sonuca göre, eski sistem uygulamasına dönüldüğü görülmektedir. Bu durumda 450.000 civarındaki öğrenci, veli ve öğretmen AKP iktidarının ihtiraslarına kurban edilerek mağdur olmuştur. AKP iktidarının ve onun Milli Eğitim Bakanlarının yaptıkları bu hataların hesabını, mağdur edilen bu millet sandıkta soracaktır.
 
 2010 yılı Temmuz ayında Milli Eğitim Bakanlığı görsel ve yazılı medyada eğitimde büyük değişim olacağı başlıkları yer almıştır.
 
Bu başlıklara bakacak olursak;
 
Genel Liseler;

  • “4 yıl içinde Anadolu Liselerine dönüştürülecek.
  • Anadolu Liselerinde Öğretim kalitesi daha da yükseltilecek.
  • Sınıf mevcutları 30’u geçmeyecek.
  • Öğrenci bir yabancı dili rahat konuşur hale getirilecek”, denilmişti.

 
Yıl 2013 Ağustos...
 
Genel liseler 4 yıl içerisinde Anadolu liselerine dönüştürüldü. Fakat sadece tabela okulları olarak “Anadolu Lisesi” oldu; eğitimin içeriğinde bir değişiklik ve kalitesinde bir yükselme söz konusu olmamıştır.
 
Anadolu liselerinde öğretim kalitesi üniversiteye öğrenci kazandırma yüzdelerine bakıldığında geçmiş yıllara göre ciddi şekilde düşüş göstermiştir.
 
Sınıf mevcutlarının sayısını düşüreceğini söyleyen Milli Eğitim Bakanlığı sınıf mevcutlarını bu yıl itibarıyla arttırmıştır. Bu mevcudun ne kadar olacağı kestirilememektedir.  Eğitim sisteminde bırakın 30 kişilik sınıfları, tıpkı ilkokul ve ortaokullarda olduğu gibi liselerde de ikili öğretime geçileceği ilerleyen günlerde görülecektir.
 
Liseyi bitiren öğrencilerin yabancı dil bilmesi şöyle dursun, bu öğrenciler Türkçemizi kullanma becerilerinde bile problem yaşamaktadırlar.
 
Ortaöğretime geçiş ve Yüksek Öğretime geçiş sınavlarında Türkçeye yönelik dikkate değer başarı düşüşleri görülmüştür.
 
2012-2013 eğitim-öğretim yılında yapılan ortaöğretime geçiş sınavı sonucunda 600.000 bine yakın öğrencimiz açıkta kalmıştır.  Açıkta kalan bu çocuklarımızın önlerine 5 tane zorunlu seçenek konulmuştur.

  • Özel Okul
  • Meslek liseleri (SBS puanıyla almayanlar)
  • İmam Hatip liseleri (SBS puanıyla almayanlar)
  • Çok Programlı lise (Düz lise bölümü)
  • Açık lise

2012-2013 eğitim-öğretim yılında 9. sınıfa başlaması gereken öğrenci sayısı yaklaşık olarak 1.200.000 dir. Bunun yaklaşık 600.000’i SBS sınavı ile herhangi bir okula yerleştirilmiştir. Bakanlığın geriye kalan 600.000 civarındaki öğrencimizi yukarıda saydığımız 5 okul türüne yerleştirmesi imkânsızdır.  Çünkü bu okulların bu sayıdaki öğrenciyi kaldıracak kapasiteleri yoktur.
 
Bu uygulamalarla maddi imkânı olmayan aileler bile özel okulların kapılarını aşındırmak zorunda bırakılmıştır.
 
Bakanlık büyük bir acziyet içinde 600.000 çocuğumuzun hangi okula gideceğini planlayamayıp işi çıkmaza sokmuştur. Bu nasıl bir beceriksizliktir? Bu nasıl plansızlıktır?
 
Ülkenin geleceğini yetiştirmekle sorumlu olan Milli Eğitim Bakanlığı bırakın vizyon oluşturmayı, günü bile kurtaramamaktadır.
 
Bakanlığın plansızlığına dair bir başka örnek ise sağlık meslek liselerinin bugünkü durumudur. Son bir yılda sağlık meslek lisesi sayısı inanılmaz bir şekilde artmıştır. Bu da yeni diplomalı işsizler ordusu yaratırken,  birçok gencin umutlarının da yok olmasına sebep olacak ve ayrıca Milli Eğitim Bakanlığının son yaptığı yönetmenlik değişikliği ile bu alana yatırım yapan pek çok yatırımcı da zor duruma düşecektir.
 
Son günlerde Milli Eğitim Bakanı Avcı’nın kamuoyuyla paylaşmaya çalıştığı ama kendisinin de tam olarak bilmediğini düşündüğümüz yeni sistem öğrencilerin, ailelerinin ve eğitimcilerin kâbusu haline dönüşmüştür.
 
Bakanlık bir taraftan öğrencileri sınavdan kurtarma müjdesi verirken diğer taraftan bakanın açıklamalarına göre,  bir öğrenci bir yılda en az 12 kez olmak üzere ortaokul boyunca 48 kez sınava katılacaktır.
 
Bu sistemin elle tutulur, uygulanabilir hiçbir tarafı yok.
 
AKP iktidarı bunun gerçekten uygulanabilir bir sistem olduğuna inanıyor mu?
 
Her zaman olduğu gibi biz şimdiden bu sistemin başarısız olacağına ve fırsat eşitsizliğine neden olacağına yönelik AKP iktidarını uyarıyoruz.
 
AKP iktidarı tarafından “günah keçisi”  olarak ilan edilen dershaneler bu iktidarın başını uzun süre ağrıtacaktır.
 
Çünkü AKP iktidarının bir sınav yerine 48 sınav uygulayacak olması ve ülkenin ihtiyacını çözmeye yönelik projeler üretememesi, dershanelere yönelik ihtiyacı daha çok artıracaktır.
 
Bu nedenlerle dershaneleri kapatmaya yönelik teşebbüslerin de karşılıksız kalacağı bilinmelidir.
 
Eğitim sisteminde mağdur duruma düşürülen yöneticilerin durumları da içler acısıdır. Bir türlü gerçekleştirilemeyen yönetici atamalarındaki belirsizlik yöneticileri canından bezdirmiştir.
 
Bu ülkenin gençliğinin hayalleri ve gelecekleri deneme yanılma yöntemiyle belirlenemez.
 
AKP iktidarı Milli Eğitim’i kördüğüme çevirmiştir. AKP, bu kördüğümle uğraşmaktan “illallah” eden milyonları özel okullara ve dershanelere kaydırmıştır ve AKP iktidara geldiğinde 7 yaşında olan bir çocuk bugün 18 yaşındadır. Hala mağdur edebiyatı üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışan AKP iktidarını kamuoyuyla gerçekleri paylaşmaya davet ediyoruz.
 
Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak çocuklarımız ve gençlerimiz adına eğitimde ve diğer alanlarda oynanan derin oyunların farkındayız ve takipçisiyiz.

Anahtar Kelimeler:
Gazete2023MhpTopçuZuhal4
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.