MHP\'li Yalçın\'dan Yasin Aktay\'a sert eleştiri

AK Parti MKYK üyesi Yasin Aktay’ın, Türklük hakkındaki iddiaları üzerine yazılı değerlendirme yapan Semih Yalçın,

11 yıldır süren iktidar sarhoşluğu, AKP saflarında yer alan bilim adamından hukukçuya, serbest meslek sahibinden eğitimciye kadar çeşitli mesleklerden kurmay kadrosunu doyumsuz bir koro hâline getirmiştir. Sahip olduklarıyla tatmin olamayan AKP kurmayları arasında hemen her alanda aşırılıklara ve sapkınlıklara temayül baş göstermiştir.

İktidar partisi ileri gelenlerinde titreme nöbetlerinin giderek artmasıyla seyreden bu siyaset anlayışı, tek doz morfine cevap vermeyen, iki dozla yatıştırılabilen bağımlılık hastalığına benzemektedir.

Şimdiye kadar içinde Türk mayası bulunmayan bir millet kavramı üreten ve bununla yetinemeyen iktidar çevrelerinde, daha uç arayışlar baş göstermiştir. AKP’nin Türklük dışında bir millet anlayışı yaratma çabalarındaki tatminsizlik, yerini Türk’ü ve Türklüğü kökünden reddetme şeklinde kendini gösteren bağımlılık krizlerine bırakmıştır.

AKP yöneticilerinin içinde bulunduğu bu durum bir siyasi sapıtmadır; insan fıtratının ve tabiatının ötesine geçen çılgınlıktır.

Gemi azıya alan ve dizginlerini koparmak üzere olan iktidar bineği,  doludizgin milletin birlik ve bütünlüğüne doğru ilerlemektedir.

Sosyoloji alanında akademik çalışmalar yapmış ve profesör unvanını kim bilir hangi vasıtalarla elde etmiş olan Yasin Aktay adındaki bir sözde bilim(!) adamı, dedelerinin bin yıldır bir arada yaşadığı ve kaynaştığı Türk ırkının varlığını reddetmiştir.

Irkçılık başka şey, bir ırkın varlığını reddetmek başka şeydir. Irkçılığı reddedeceğim diye, bir realiteyi yok saymak, ilmî gerçeklere aykırıdır.

Bir insan ırkı olarak her kıtada, her coğrafyada Türk’e rastlamak mümkündür. Ama söz konusu ülkemiz olunca topraklarımızda yaşayan insanların niteliği ırk değil, millettir. Millet geniş ve vasi bir kavramdır. Yüzyıllar alan sosyokültürel ve tarihi sürecin sonunda teşekkül eden toplumsal yapı, sosyoloji ilmine göre millet diye anılır. Böyle bir süreçten geçen Türkiye’de de milletin adı Türk olarak tescillenmiştir. Çünkü milletin harcını karan ırk, Türk’tür; ortak sosyal şemsiyeyi oluşturan kültür de Türk’ündür.

Türk diye bir ırkın olmadığı iddiası, Yasin Aktay gibi profesör müsveddelerinin bilgisizliği kadar, niyetini ve hedefini de ortaya koymaktadır. Sosyoloji biliminin hakikatlerine aykırı bu iddialara bakılırsa, demek ki Yasin Aktay ilim tahsil etmemiş, yıllarını Türk milletine düşmanlıkla bilenerek geçirmiştir. Türklüğe kin ve nefretle kodlanmış genetik hafızasıyla oluşmuş olan cibilliyeti; kadirşinaslık, şükran gibi faziletlerden kendisini mahrum bırakmış, nankörlüğün ve inkârcılığın kirine bulaştırmıştır. 

İdeolojik ön yargılarıyla bilimsel gerçekleri birbirine karıştıran Yasin Aktay, Türklüğü inkâra yeltenirken, sindiremediği tahsilini kusmakta ve kendi emeklerini boşa çıkarmaktadır.

Yasin Aktay sözüm ona profesör olmuş ama bilim adamı olamamıştır. Aktay, unvanlı bir palavracıdır. Palavra ile ilim adamlığı arasında cennetle cehennem kadar dehşetli bir fark vardır.

Bir çakma bilim adamının hem ilim tahsil ederken öğrendiklerini, hem de içinden yetiştiği toplumun sosyolojik gerçeklerini inkâr noktasına gelmesi, PKK’nın dayattığı taleplerin sonucudur. Çünkü bölücü örgüt, Türk varlığının bütün değerleriyle birlikte yok sayılmasını istemektedir. PKK’nın ret ve inkâr politikası yürütmekle suçladığı Türkiye, bugün asıl kurucularının varlığını inkâr noktasına getirilmiştir

Türklüğün inkârı, AKP’nin hastalıklı insan ve millet anlayışının tipik bir numunesi, ön yargılarının ve kötü niyetlerinin manidar bir misalidir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.