MHP\'li Semih Yalçın\'dan Akil bayramoğlu\'na açık mektup

 

Sayın Ali Bayramoğlu;

 

Yazılarınızda sık sık MHP ve Ülkücüler aleyhinde ithamlarda bulunuyor, en ağır ifadelerle mensuplarımıza hakaret ediyorsunuz. MHP camiasına ve Ülkücülere karşı içinizde biriken muazzam kini tutamıyor, köşenizden kusuyorsunuz.

Barış adı altında PKK ile birlikte yürüttüğünüz ayrışma projesine karşı MHP’nin sürdürdüğü kararlı irade ve tutuma bir türlü tahammül gösteremiyor, her fırsatta art niyetten beslenen gazeteci kimliğinizi dışa vuruyorsunuz.

Benimsediğiniz ayrışmacı yolun sonu olmadığını size hatırlatan milyonların sesini gürültü addederek her gün kendinizi avutuyorsunuz.

Biliniz ki sizin o mülevves diliniz ve kirli kaleminiz Ülkücülerin ismetini kirletemez, kutlu hedeflerini lekeleyemez.

Ülkücülerle ilgili kelam edebilmek için en az onlar kadar itibar, izan ve inandırıcılığınız olmalıdır.

Aksi takdirde ettiğiniz her küfür, sıraladığınız her hakaret, kendi sicilinize yazılacak, bumerang gibi yine kendinize dönecektir.

Ülkücüler; kandan kına yakanlar değil, kanla beslenenler tarafından her gün birkaç dava arkadaşını toprağa vermiş onurlu insanlardır. Ve böyle bir şerefli maziyi kucaklayarak bugünlere gelmiştir.

Ne çabuk unuttunuz, 1980 öncesinde aileleriyle, kardeşleriyle birlikte öldürülen binlerce Ülkücüyü?

Ne çabuk unuttunuz, Türkiye’yi uydu yapmaya çalışan bölücü güruhunun sokakları savaş alanına çeviren eylemlerini?

Anasını, bacısını, kardeşini ve kendini korumak için mücadele eden Ülkücülerin çektiği çileleri, darbe sonrasında yaşadığı dayanılmaz işkenceleri ne çabuk unuttunuz, ne çabuk hazır altı yaptınız?

Federasyon projesi için birlikte yollara düştüğünüz Tayyip Erdoğan’ın Ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun arkasından ağladığını ne çabuk unuttunuz?

İhtaren bildiririm ki, sizin bugün yaratık diye hakaret ettiğiniz Ülkücü vatan evlatları, bu milleti karşılıksız sevmektedir.

Ülkücüler, Türk milletini oluşturan ayrılmaz parçaların değil, parçalara ayırmak isteyenlerin düşmanıdır. Bölücülerin, işbirlikçilerin korkulu rüyasıdır. Sizin gibi PKK sözcülerinin de kâbusudur.

1984 yılından beri binlerce insanımızın kanına girenler, Ülkücüler değil, PKK militanlarıdır.

Siz, Türkiye’de askerimizi polisimizi şehit eden bu mihrakları özgürlük savaşçısı sayanlardansınız.

Siz, bölücü örgüt PKK’yı kader ortağı görenlerdensiniz.

PKK’nın kanlı eylemleri,  sizin gibi gafillerin hafızasını silmiştir.

Siz, PKK’nın akıttığı masum kanından “âkıl” kınaları yakanlardansınız.

Bu kınayı bütün vücudunuza sürmeli, İmralı’ya veya Kandil’e gidip orada takdis edilmelisiniz.

Sizin gibiler, siyasi haccını İmralı’ya yüz sürerek, sonra da Kandil’de barış duası yaparak bitirmelidir.

Vatanını gönülden seven, milleti uğrunda ölmeye hazır idealist gençlere sizin gibi PKK’yı tercih edenler, millet adına konuşmaya layık değildir.

Sizin gibilerin milleti temsil etme hakları yoktur.

PKK’nın yıllardır işlediği cinayetleri yok sayarak barış havası pompalamakla âkıl olamazsınız.

Sizin ve akıl hocalarınızın her gün yalan söylemekten burnunuz uzuyor.

Söylediğiniz yalanlar Kandil’den daha yükseklere ulaşıyor.

Barış gelecek, silahlar susacak diye milleti aldatıyorsunuz.

Barış düşmanla yapılır. Peki, düşman kimdir?

Kürt halkı mı? Milletimizin ayrılmaz parçası olan Kürtlerle Türkler arasında bir savaş mı vardır ki Kürtlerle barış yapılsın? Türklerin Kürt kökenli kardeşleriyle bir dargınlığı yok ki barışsınlar.

Savaş kiminle kimin arasındadır? Devlet güçleriyle PKK arasında… Devletin karşısında, etnik ayırımcılığı esas alan taleplerini silahlı mücadele yoluyla elde etmek isteyen kanlı bir örgüt vardır.

Öyleyse sizin barıştan kastınız nedir? Elbette bölücü örgüt PKK’nın taleplerinin yerine getirilmesidir.

Devlet kanlı terör örgütüyle barış imzalar mı? Asla.

O hâlde neden milleti aldatıyorsunuz?

Neden bu konuda her soru soranı, kuşkusunu dile getireni barış karşıtı ilan ediyorsunuz?

Neden gözlerinin içine baka baka millete yalan söylüyorsunuz?

Neden farklı görüşte olanları savaş çığırtkanları, kandan beslenenler diye itham ediyorsunuz?

Türk milleti, PKK ile barışa karşıdır.

PKK binlerce insanımızın canına kıyan kanlı bir terör örgütüdür.

PKK; ne Kürt kardeşlerimizi, ne başka masum vatandaşlarımızı temsil etmektedir. Zaten Kürt halkının çoğunluğu da PKK’yı desteklememektedir.

PKK; bölücülüğün, ayrıştırmanın ve millet düşmanlığının temsilcisidir. Küresel güçlerin taşeronudur.

PKK’nın amacı topraklarımızdan parça koparmak, önce federasyon sonra da bağımsız Kürdistan’ı kurmaktır.

Siz ve sizin gibilerse PKK arabulucusudur.

 “Eşkıya ile arabuluculuğa kalkışanlar, gün gelir o eşkıyanın kanında boğulurlar.”

Yazınızda, milyonların sesini duymazdan gelerek Ülkücü gençleri vurucu tim diye nitelendiriyorsunuz.

Buna karşılık BDP-PKK mitinglerinde Türk Devleti’ne başkaldıranları, meydan okuyanları görmezden geliyor, hatta alkışlıyorsunuz.

Meydanlarda bölücü başına özgürlük isteyip bunu temin etmek için silah kullanacaklarını açıkça ilan eden katiller sürüsünü, barış güvercinleri sayıyorsunuz.

Siz bu hakkı nerede buluyorsunuz? Bu yetkiyi nereden alıyorsunuz?

Türk milletinin bunun hesabını bir gün sizden soracağını düşünmüyor musunuz?

BOP eş başkanına mı güveniyorsunuz?

PKK’nın elebaşına, silahlı eşkıyaya mı sırtınızı dayıyorsunuz?

PKK’nın taleplerine evet demekten başka teröre çözüm yolu yok mu? Elbette var. Ama meşru yollar sizin işinize gelmiyor.

Sizin amacınız üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek, bağı talan etmektir. Bölücü başını ve PKK’yı ise ihya etmektir.

PKK ve BDP temsilcileri, “PKK’nın çekilmesi barış anlamına gelmez. Anayasada Kürt kimliğinin tanınmasını istiyoruz. Öcalan’a özgürlük istiyoruz” diyor. “Gerekirse yeniden savaşırız” diyor.

PKK’nın barıştan anladığı önce bölücü başına siyasi meşruiyet, sonra özerklik, en sonunda da bağımsız devlet… Aksi takdirde barış olmayacağını herkes biliyor, ama siz ısrarla karartma uyguluyorsunuz.

Devlete kafa tutan PKK’nın söylemlerini masum addediyorsunuz. Buna karşılık Ülkücüleri kanla beslenmekle, kandan kına yakmakla itham ediyorsunuz.

Asıl ben size sormak istiyorum ki, siz nasıl bir yaratıksınız?

Türkiye gerçeklerinden haberiniz olmadığına göre, muhtemelen siz uzaydan geldiniz ya da Kandil’den aramıza pimi çekilmiş bomba gibi gönderildiniz.

Çünkü Kandil’deki yaratıkların dilini konuşuyorsunuz.

İmralı’daki baş yaratığın taleplerini savunuyorsunuz.

Siz, “âkıl” değil sakil bir yaratıksınız.

Sizi âkıllar korosuna seçenlere söyleyin de, bari kandan kınanızı İmralı’daki baş yaratık yaksın. 24.04.2013

 

 

 

   Prof. Dr. E. Semih Yalçın

MHP Genel Başkan Yardımcısı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.