MHP\'li Kalaycı:Başbakanlık ağlama makamı değildir

EMEKLİLİKTE YAŞI BEKLEYENLERE DÜZENLEME YAPILMALI

Bu Tasarıda 125 madde var, ama emeklilikte yaşı bekleyen ya da emekli olabilmek için prim gün sayısını doldurma imkanı olmayan vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetleri giderecek bir düzenleme mutlaka yapılmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi bu sorunun çözüme kavuşturulması için gerekli desteği ve katkıyı vermeye hazırdır.

 

NAKLİYECİ LERİN SORUNLARINA HÜKÜMET DUYARSIZ KALIYOR

Bu Tasarıda 125 madde var, ama nakliyeci esnafımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirecek bir madde yoktur. Nakliyeciler birçok ilimizde 4 günlük kontak kapatma eylemi başlatmışlardır. Sorunlarına çözüm bekleyen nakliyeciler, sonuç alınmazsa eylemi 15 güne çıkarma kararı almışlardır. Bu süre zarfında İstanbul’un meyve-sebze ihtiyacı nasıl karşılanacaktır. Hükümet bu soruna duyarsız almamalıdır.

 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak nakliyecimizin her zaman yanındayız. Yaşanmakta olan sorunun çözüme kavuşturulması için de her türlü desteği ve katkıyı vermeye hazırız.

 

NAKLİYECİYE DERT TAŞIYOR

Nakliyeci yük değil dert taşıyor Pahalı mazot, yüksek vergiler, istenen bin bir çeşit belgeler ve iş yokluğu nakliyecileri canından bezdirmiştir. İşsizlikten çoğu çalışamıyor. AKP Hükümeti gemicikleri, yatları, uçakları olanlara vergisiz mazot veriyor, kamyoncuyu, taksiciyi, dolmuşçuyu görmüyor, onlara acımasızca trafik cezaları kesiyor.

 

ESNAFIN SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİM BORÇLARI SİLİNSİN

Bu Tasarıda 125 madde var, ama işyerinin kirasını ve vergilerini ödeyemez duruma düşen, emekli aylığından yılardır sosyal güvelik destek primi kesintisi yapılmadı diye çıkarılan yüklü miktardaki borçları nasıl ödeyeceğim diye kara kara düşünen esnaf ve sanatkarımıza yönelik bir madde yoktur.

 

İş yeri açan, katma değer yaratan, gençlere iş imkânı sağlayan esnaf, ödüllendirilmesi gerekirken cezalandırılmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak esnaf ve sanatkârın emekli aylığından prim kesilmemesini ve çıkarılmış borçların da silinmesini istiyoruz.

 

ÇİFTÇİLERİMİZDEN ALINAN VERGİLER KALDIRILMALI

Bu Tasarıda 125 madde var ama, sürekli zam yapılan mazot ve gübre fiyatlarına yetişemeyen, ürünü para etmeyen, elektrik borçlarını ödeyemeyen çiftçimizin dertlerine derman olacak bir madde yok.

 

Çiftçimizin temel sorunu mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç, yem fiyatlarının çok pahalı olmasıdır. AKP döneminde çiftçinin girdi fiyatlarında 4-5 kat artış olurken, ürün fiyatlarındaki artış bunun çok altında kalmıştır. Çiftçi zarar etmektedir. Önceki yıl 1700 liraya sattığı ayçiçeğini geçen yıl 900 lira 1000 liraya satabilmiştir.

 

Çiftçimize mutlaka ucuz girdi alma imkanı verilmelidir. Bunun için başta mazot ve gübre olmak üzere temel girdilerinden alınan vergiler kaldırılmalı, teşvikler artırılmalı, elektrik borçları mutlaka yeniden yapılandırılmalıdır.

 

ALTIN VE PIRLANTADAN ÖTV’Yİ KALDIRMAK İSTEDİLER

Altın, elmas, pırlanta gibi kıymetli taş ve madenlerden KDV alınmazken, bir de ÖTV de alınmamasını öngören AKP Hükümeti çiftçimizi hiç düşünmemektedir. Hükümet Tasarısındaki kıymetli taş ve madenlerle ilgili istisna maddesi Komisyonda çıkarılmıştır.

 

YAŞLI VE ENGELLİ AYLIKLARINDA ARTIŞ YOK

Tasarıda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı görev alanına giren onlarca maddede yapılan düzenlemeler, yoksul vatandaşlarımıza umut vermemekte, muhtaç olduğu için 65 yaş aylığı alan 800 binin üzerindeki yaşlılarımızın, 550 bin civarındaki engellilerimizin aylıklarında 5 kuruş dahi artış getirmemektedir.

 

Tasarıda engellilere yönelik genelde tanımlar, genel esaslar ve ilkelere yönelik düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak, Türkiye'de engelli bilinci oluşturma noktasında Hükûmetin bir eylem planı yoktur.

 

Ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon engelli vatandaşımız eğitimden sağlığa, istihdamdan ulaşıma kadar her alanda onlarca sorun yaşamaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sorumluluk alanındaki engellilerin bugünkü sayısını, engel durumunu, eğitim, sağlık ve istihdam durumunu bilmemektedir.

 

ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZIN EN ÖNEMLİ SORUNU İŞSİZLİK

Türkiye’deki engellilerin belirlenmesiyle ilgili olarak en son çalışma Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 57. Hükümet döneminde yapılan,“Türkiye Özürlüler Araştırması 2002” çalışmasıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca yapılan tüm açıklamalarda 2002 yılında yapılmış olan bu araştırma sonuçları kullanılmaktadır.

 

Engellilerin en önemli sorunlarından biri işsizliktir. Engellilere yönelik istihdam politikaları büyük ölçüde kota tekniğine dayanmaktadır. Kamudaki kotaya Hükümetin kendisi uymamaktadır. Ayrıca, istihdam öncesi engellilerin korunması hep ihmal edilmektedir.

 

Devlet Personel Başkanlığının Haziran 2013 verilerine göre; diğer kamu kurumları bir yana, engelli memurların istihdamından sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığında dahi boş durumda engelli memur kontenjanı bulunmaktadır.

 

ÖZEL SEKTÖR ENGELLİ İŞÇİ YERİNE CEZA ÖDEMEYİ TERCİH EDİYOR

Engelli istihdamı konusunda en büyük direnişin devletten gelmesi, özel sektörün de yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmasında yol gösterici olmaktadır. Engelli işçi çalıştırma yükümlülüğüne uymayanlara uygulanan ceza miktarı caydırıcı olmadığı için engelli çalıştırmak yerine para cezası ödemeyi tercih edilebilmektedir.

 

Mevcut mevzuatımızda “muhtaç” diye yapılan tanımlama, Tasarıyla “ihtiyacı bulunan” şekline dönüştürülmektedir. Ama ihtiyacı bulunanları bu durumdan kurtarmaya dönük bir politika izlenmemektedir.

 

BAKANLIK YOKSUL SAYISINDAKİ ARTIŞTAN KORKTU

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2012 Sosyal Yadım İstatistikleri Bültenine göre, yoksulluk envanteri olarak ifade edilen Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sisteminde 6,3 milyon hane ve bu hanelerde yaşayan 23 milyon kişi yer almaktadır.

 

Aynı bültene göre; genel sağlık sigortası uygulaması kapsamında yapılan gelir testi sonucu elde edilen bilgilere göre 4 Ocak 2013 tarihi itibarıyla ülkemizde kişi başına net geliri asgari ücretin üçte birinin altında olan hane sayısı 2.517.918, kişi sayısı 10.401.419’dur. Asgari ücretin altında kişi başına net geliri bulunan hane sayısı ise 3.606.542, kişi sayısı 14.363.635’tir.

 

Bakanlık bu verileri 6 ayda bir yayınlarken, yoksul sayısındaki artış gözünü korkutmuş olacak ki şimdi internet sitesinden bile kaldırmıştır.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 10 bin 578 hanede 2011 yılında yüz yüze yaptırdığı “Türkiye’de Aile Yapısı Araştırması”nın Şubat 2013′te internetten yayınlanmasıyla beraber, ülkemizdeki ailelerin gelir dağılımının içler acısı haline dair önemli tespitler de ortaya çıkmıştır.

 

Araştırmadan çıkan veriler Türkiye’deki hanelerin yüzde 61,2′sinin ayda 1.200 lira ve altında gelirle hayatta kalmaya çalıştığını gözler önüne sermektedir. Hanelerin yüzde 78,5′i ise 1.900 lira ve altında gelirle geçinmeye çalışmaktadır.

 

Türkiye’deki gelir dağılımı uçurum konusunda OECD’nin 2013 yılı Mayıs ayında yayınladığı “İyi Yaşam Endeksi” raporu bize sağlıklı bir veri sunmaktadır. OECD’nin raporuna göre Çin, Meksika ve Türkiye gelir dağılımı eşitsizliği konusunda dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında ilk üçte yer almaktadır.

 

HÜKÜMET, İHALELERDE KAMU İHALE KANUNU

DEVRE DIŞI BIRAKACAK DÜZENLEMELER YAPIYOR

AKP döneminde en çok değişiklik yapılan yasaların başında Kamu İhale Kanunu gelmektedir. Bugüne kadar kamu ihale sisteminden kaçışa, hak arama hürriyetini engellemeye ve ihalelerde keyfi uygulamalar yapılmasına imkan sağlayan birçok düzenleme yapılmıştır.

 

Öyle ki, Kamu İhale Kanununun istisnaları düzenleyen maddesine eklenen fıkraların numarası bu Tasarıyla “u” harfine gelmiş olup, alfabedeki harflerin yetersiz kalacağı görülmektedir. Ayrıca, başta TOKİ, yap-işlet-devret, yap-kirala-devret gibi milyarlarca liralık ihalelerde kamu ihale kanununu devre dışı bırakan yasal düzenlemeler yapılmıştır. 11 yılda diğer kanunlarda yapılan düzenlemelerle birlikte kamu ihale sistemini devre dışı bırakan düzenleme sayısı 60’ı geçmiştir.

 

Bu Tasarının 11 ayrı maddesi 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda değişiklikler yapmaktadır. Esasen Hükümetin gönderdiği Tasarıda 23 ayrı madde kamu ihale sisteminde değişiklikler öngörürken, Komisyonda yaptığımız eleştiri ve itirazlar üzerine 12 madde Tasarıdan çıkarılmıştır.

 

Komisyon görüşmelerinde, KİT’ler ile kamu idarelerinin sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin tüm mal ve hizmet alımlarını, Enerji Bakanlığı ile ilgili KİT’lerin yapım işlerini tümüyle istisna haline getiren düzenleme Tasarı metninden çıkarılmıştır.

 

HÜKÜMET HAK ARAMA HÜRRÜYETİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Yine Hükümet tasarısında yer alan, Danıştay tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararlara itiraz edilememesi, verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaması ve Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru hakkının kısıtlanmasına yönelik hak arama hürriyetini engellemeye dönük maddeler de Tasarıdan çıkarılmıştır.

 

Tasarıyla getirilen düzenlemeler, ihalelerde tekliflerin neye göre değerlendirileceğiyle ilgili şüpheleri artırmakta, ihaleler üzerindeki şaibelerin artmasına neden olacak, aşırı düşük tekliflerle ilgili ihaleler arasında farklı uygulamalara yol açabilecek nitelik taşımaktadır.

 

İhalelerin hesaplanan sınır değerin altında teklif veren isteklilerden biri üzerinde bırakılması halinde, yaklaşık maliyetin yüzde 15’ine kadar kesin teminat alınabilmesi öngörülmektedir. Teminat miktarının hangi ihaleye veya kime göre artırılacağına nasıl karar verilecektir? Bu düzenleme objektif olmayan uygulamalara ve eşitsizliğe yol açacaktır.

 

İtirazen şikayet başvuru bedelleri genel olarak 3 katına yükseltilmektedir. İtirazen şikayet başvurularındaki ücret artırılarak hak arama maddi olarak engellenmektedir.

 

Birden fazla idarenin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik mal ve hizmet alımları ile bakım ve onarım işlerinde, bir üst limit ve iş sayısında sınır olmaksızın ihalelerinin birleştirilebilmesi kötüye kullanılabilecek bir nitelik taşımaktadır. Bu şekilde tek ihaleyle milyarlarca liralık işlerin yandaşlara verilmesinin önü açılmaktadır.

 

HÜKÜMET YOSUZLUKLARIN ÖNÜNÜ AÇAN DÜZENLEMELER YAPIYOR

AKP Hükümeti yolsuzluklarla mücadele etmediği gibi, yolsuzlukların önünü açacak düzenlemeler yapmıştır. Kamu ihalelerinde; saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, kamuoyu denetimi ve kaynakların verimli kullanılması temel ilkelerini rafa kaldırmıştır.

 

KAMU İHALE YASASI DİKENSİZ GÜL BAHÇESİNE DÖNDÜRÜLDÜ

Kamu ihalelerini istedikleri gibi yönlendirebilmek için ihale mevzuatında çok sayıda değişiklikler yapılmış, birçok işe istisna ve muafiyet getirilmiş ve kamu ihale sistemi dikensiz gül bahçesine döndürülmüştür. Kamu ihale sisteminde, keyfiliği, rüşveti, yolsuzluğu, eş dost yandaş kayırmayı önlemek amacıyla kurulan barikatların çoğu kaldırılmıştır.

 

Bu düzenlemeleri pervasızca ve fütursuzca yapan AKP zihniyeti, şimdi de ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları konusunda feryad-ı figan etmektedir. Kendilerini dokunulmaz addedenler,

kendilerinden hiç hesap sorulmayacağı zannına kapılanlar, şimdi panik atak olmuşlar, yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtbas etme gayretine düşmüşlerdir.

 

HÜKÜMET YOLSUZLUKLARI GÖLGELEME ÇABASINDA

Ayakkabı kutularında ve evdeki para kasalarında bulunan milyon dolarları başlangıçta imam hatip okulu, üniversite yaptırmak için alınan bağışlar, satılan villanın parası gibi inandırıcılığı olmayan gerekçelere sığınanlar, şimdi dış mihraklar, çete, örgüt işi diyerek rüşvet ve yolsuzluk iddialarını gölgeleme çabası içine girmişlerdir.

 

Hani ayakkabı kutularında saklanan milyon dolarlar imam hatip okulu ve üniversite yapmak için alınan bağışlardı? Hani, para kasalarında saklanan milyon dolarlar satılan villanın parasıydı? Ne oldu, bundan hiç bahsetmez oldunuz.

 

BAKANLAR YOLSUZLUK NEDENİYLE GÖREVDEN ALINMADI MI?

Operasyon kapsamında ortaya çıkan sayın Başbakanın, bakanların ve çocuklarının telefon görüşme kayıtları ve görüntüler, rüşvet, yolsuzluk ve nüfuz ticareti yapıldığını göstermiyor mu? AKP Hükümetinin 4 bakanı rüşvet ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle görevden alınmadı mı?

 

“Dosyadaki imar planları Başbakanın onayıyla yapılmıştır… Başbakan’ın istifa etmesi gerekir” diyen, bu hükümetin görevden alınan bir bakanı değil mi?

 

Bunlar aslında birer itiraf mahiyetindedir ve inkar edilememektedir. Dış mihrak, çete, örgüt, paralel yapı, darbe suçlamaları ve belirli kesimlere yönelik nefret söylemleri bu iddiaları örtemeyecektir.

 

HÜKÜMET HIRSIZI YAKALAYANLARIN PEŞİNE DÜŞTÜ

Hükümet hırsızların değil, hırsızları yakalayanların peşine düşmüştür. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarını kapatabilmek için suçlu telaşıyla adli kolluk yönetmeliğini değiştirme, HSYK Kanunu değiştirme, başsavcıları tehdit etme, savcıların taleplerini yerine getirmeme, mahkeme kararlarını uygulamama, yargıda ve emniyet teşkilatında kıyım yapma gibi yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıran, hukuku katleden çalışmalar yapmıştır.

 

HÜKÜMET İNTERNET KULLANIMINA CİDDİ KISITLAMALAR GETİRİYOR

Bu Tasarıda da internet kullanımında bireysel hak ve özgürlüklere yönelik ciddi kısıtlamalar getirilmektedir. Telekomünikasyon İletişim Başkanı’nın emri ile sitelerin erişime kapatılması düzenlemesi haberleşme hürriyetini ciddi anlamda ihlal etmektedir. Esasen, AKP zihniyetini çökertecek görüntülerin, yolsuzluk ve rüşvet belgelerinin internette dolaşımı engellenmek istenmektedir.

 

Ama ne yaparsanız yapın, rüşvet ve yolsuzluk iddialarını örtbas edemeyeceksiniz. Zira, hesap vermekten, yargıdan münezzeh değilsiniz. Hesap vermekten asla kurtulamayacaksınız. Yargıdan asla kaçamayacaksınız.

 

 

 

YOLSUZLUKLA SUÇLANAN ÖRGÜTÜN BAŞI KİM?

Ayrıca sormak lazım, ağır suçlamalar yönelttiğiniz çetenin, örgütün adı nedir? Bu çete ve örgütün başı kimdir, yöneticileri kimlerdir? Bahsettiğiniz çetenin elemanları, örgütün üyeleri savcılar, hakimler midir? Yoksa polisler midir? Ya da HSYK üyeleri midir? Örgüt kurmak, çete kurmak suç değil midir? Eğer örgüt üyesi ise görevden almak, görev yerlerini değiştirmek yeterli midir?

 

BAŞBAKANLIK AĞLAMA MAKAMI DEĞİLDİR

Başbakanlık ağlama makamı değildir, varsa çete ve örgüt bunu ortaya çıkarıp yargıya teslim edecek Hükümetin başıdır. Ama, sayın Başbakan ve Hükümet bugüne kadar laf üretmekten başka bir şey yapmamıştır. O nedenle çete var, örgüt var sözlerinize kim inanır?

 

Daha düne kadar AKP iktidarının ülkeyi çetelerden, derin yapılardan temizlemeyi başardığını, statükoyu dağıttığını, vesayet rejiminden devleti kurtardığını ballandıra ballandıra anlatırken millete yalan mı söylüyordunuz?

 

Ergenekon, balyoz, internet andıcı gibi davalarda göklere çıkardığınız yargı ile yolsuzluk ve rüşvet çarkını deşifre eden aynı yargı değil mi? Ergenekon davasını yürütürken kahraman ilan ettiğiniz savcılar, nasıl bir anda darbeci, cuntacı, çeteci, örgütçü oluverdi?

 

Gezi Parkı olaylarında direnç gösterdikleri için vatansever, cesur diye sahip çıkılan emniyet mensupları, bugünlerde görevlerinden alınanlar değil miydi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.