MHP\'li Büyükataman; 19 Mayıs ruhu 26 Ekim’de Samsun\'da yeniden şahlanacaktır.

özlerime başlamadan önce sizleri en derin hürmet ve muhabbetlerimle selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.

 

Değerli Basın Mensupları,

Milliyetçi Hareket Partisi olarak 9 ilde yapmayı planladığımız “Milli Değerleri Koru ve Yaşat” açık hava toplantılarımızın ilkini Bursa’da “Kuruluş”, ikincisini İzmir’de  “Bayrak”, üçüncüsünü Adana’da“Vatan”, dördüncüsünü Erzurum’da “Birlik”, beşincisini Konya’da “Türkçe”, altıncısını Elazığ’da“Kardeşlik”, yedincisini İstanbul’da “Demokrasi”   temalı olarak ve milletimizin coşkulu katılımı ile gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

 

“Kurtuluş” temalı sekizinci mitingimizi ise 26 Ekim Cumartesi günü, Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki milliyetçi kadroların, emperyalist Batı devletleri ile onların içte ve dıştaki kuklalarını işgal edilmiş vatan topraklarından kovmak için başlattıkları kutlu yürüyüşün ilk adımı olan Samsun’da gerçekleştireceğiz.

 

“Şark Meselesi” ile yok edilmek istenen Anadolu Türklüğünün direnişi, Türk milletinin haysiyet ve bağımsızlık mücadelesi ve Cumhuriyetimizin müjdecisi olması hususiyeti ile binlerce senelik Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olan, kurtuluş meşalesinin ilk tutuşturulduğu vilayet, güzel Samsun’umuzda yapılacak “Kurtuluş” mitinginde, Millî Mücadele’ye önderlik etmek üzere Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Atatürk’ün, buradan başlattığı bağımsızlık yürüyüşüne atıfta bulunulması amaçlanmaktadır. Samsun’da bizleri karşılamaya hazır Karakaş Mustafa’lara şimdiden teşekkürlerimizi iletiyoruz. Her Samsunlu Karakaş Mustafa gibi çektiği küreklerle bir milletin geleceğini taşıdığını iyi bilmektedir. Tarih, Samsun’un yiğit evlatlarına yeniden kutlu bir vazife vermiştir.

 

Derin millet ve vatan sevgisinin ateşlediği Milli Mücadele süreci, milliyetçiliğin yol haritasıdır. Atatürk’ün Samsun’a çıkışından çok önce halk Millî Mücadele için kolları sıvamıştır. Nitekim Atatürk, Anadolu’ya geçtiğinde Türk milletini düşman işgallerine karşı mukavemete hazır, müteyakkız ve kıyam hâlinde bulmuştur. Bugün Sevr’i yeniden hayata geçirerek topraklarımızı bölmek, milletimizi ayrıştırmak isteyen bölücü emeller karşısında milletimiz tek vücut olarak ayaktadır. Bu hakikati gözler önüne sermek üzere, millî vicdanı temsil eden Milliyetçi-Ülkücü camia, Samsun “Kurtuluş” mitinginde hep bir ağızdan bağımsızlık ve hükümranlık yemini edecektir.

 

Bizler de Samsun toplantımıza kadar Anadolu’yu karış karış gezmiş ve düzenlediğimiz 7 büyük açık hava toplantısı ile de milletimizin millî duruşundaki kararlılığı görmüş bulunmaktayız. Anadolu ve dahi İstanbul, yeniden dirilişe hazırdır. Tüm ülke yeniden şahlanış için Samsun’dan başlayacak yürüyüşü beklemektedir ve bu yürüyüş Allah’ın izniyle 26 Ekim günü Samsunlu vatanseverlerin göstereceği irade ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin yol başçılığıyla başlayacaktır.

 

Değerli Basın Mensupları,

Ülkemiz; Mustafa Kemal ve vatan-millet aşığı yol arkadaşlarının Milli Mücadeleyi başlattığı o tarihten tam 94 yıl sonra teslimiyetçi AKP iktidarı tarafından başladığı noktaya geri döndürülmüştür. Bugün,  karşı karşıya kaldığımız tehditler ve şartlar 1919 tarihindeki küresel dayatmalarla ve yaşadığımız milli buhranla ciddi benzerlikler göstermektedir. Milletimiz Lozan öncesine döndürülmek istenmekte, Sevr şartları birer birer önümüze getirilmektedir.

 

Dış politikasını taviz, teslimiyet, tutarsızlık ve ilkesizlik; iç politikasını ise yalan, talan, istismar ve kayırma temelinde şekillendiren 11 yıllık AKP iktidarında; Türkiye’miz kuşatılmakta, milletimiz aşağılanmakta, devletimiz içeriden çökertilmekte, kutsallarımız tartışmaya açılmakta, milli birlik ve beraberliğimiz sarsılmakta, vatanımız bölünme ile tehdit edilmektedir.

 

Büyük kahramanlık, kararlılık ve fedakârlık gösteren ecdadımız tarafından miras bırakılan; bedeli kanla ödenerek kazanılmış bağımsızlığımız, bin yıl boyunca sevgi ile yoğurduğumuz kardeşliğimiz, 94 yıl boyunca alın terimizle oluşturduğumuz milli varlıklarımız, birlikte yaşanan binlerce yılın ürünü olan milli kültürümüz, hoşgörü ile oluşmuş manevi değerlerimiz, inançlarımız, milli dayanışmanın temeli olan huzur ve asayişimiz, çok büyük tehdit ve tehlike altındadır.

 

Millet ve devletçe içinde bulunduğumuz durum maalesef budur.

Bu vahim durumun sorumlusu, AKP hükümetleridir.

 

Başbakan Erdoğan, adına demokratikleşme paketi dediği ihanet paketini açmıştır. Başbakan Erdoğan’ın tarihî olarak tarif ettiği sözde demokratikleşme paketi, her hâliyle milletimiz adına büyük bir utanç vesikasıdır.

 

Başbakan Erdoğan, bu paketi, gerçekten de Türkiye’nin demokratikleşme tarihinin, özellikle de son 11 yıllık buhran döneminin tabii bir sonucu olarak görüyorsa; bu demektir ki, aklını Kandil’de, zekâsını da İmralı’da kaybetmiştir.

 

Daha da yürek burkucu olanı ise bu paketin PKK’nın emrivakilerini, tehditlerini, bölücü oburluğunu ve kan tutkusunu tatmine yönelik olarak kaleme alınmış olmasıdır. Bu paket Türk hariç her türlü unsurda etnik fitneye sebebiyet verecek tehlikelerle doludur. Türk'e kefen biçilmeye çalışılmaktadır.

 

Sayın Başbakan Mor Gabriel Vakfı arazisini Süryanilere veriyormuş. Oraları Türk milletinin değilmiş. Acaba İstanbul, Bursa, Edirne illerimiz AKP’nin bölücü zihniyetine göre hangi milletin topraklarıdır? Yoksa Bizans’ı yeniden diriltip cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han adına onlardan özür mü dilenecektir?

 

“Demokratikleşme paketi” adını verdikleri bu paket Türk milletini bir etnisiteye indirgemekte ve diğer etnisitelere; bölünmeyi teşvik edici tahrikler, hak adı ile verilmektedir. Türk milleti ise AKP iktidarının sihirli oyunlarıyla uyutulmaya çalışılmaktadır. Ancak Türk milleti onların zannettiği gibi uyuyan bir millet değildir. Türk milleti aldatıldığının, kandırıldığının farkındadır. AKP’nin 3. iktidar döneminde zirveye çıkan bu aldatma ve kandırma oyunlarına milletimiz sandıkta cevap vereceğinin sinyallerini vermiştir. İhanetin sonu AKP için sonun başlangıcı olacak ve AKP, Türk siyasi tarihinden yok olup gidecektir.

 

Başbakan ihanet paketini açıklarken, 1839'da Gülhane'de heyecan içinde ferman okuyan aciz devlet adamını andırmıştır. Post-modern Tanzimat Fermanı başbakan tarafından ilan edilmiştir. “Kürtçe kanal açtık, ülke bölünmedi; Kürtçe seçmeli ders yaptık, ülke bölünmedi.” diyen AKP zihniyeti, 1923’de tarihe karışan Osmanlı Devleti’nin aslında 1839 yılındaki aciz devlet adamının okuduğu o fermanla yıkılmaya başladığını göremeyecek kadar kör değildir; iktidar bizzat bölünmenin taşeronluğunu bilerek ve isteyerek yapmaktadır.

 

Bu paket, müstemleke anayasasının alt yapısıdır. Mandacı zihniyetin tescilidir. PKK’ya sunulmuş, üzeri şehit kanıyla ciro edilmiş bölünme çekidir.

 

 Yumruklar sıkılıysa tokalaşma mümkün değildir.” diyen başbakana soruyoruz; Kim kime karşı yumruk sıkmaktadır? Bu sıkılan yumrukları kime karşı açmaya çalışmaktasınız?

 

Değerli misafirler,

Bir milletin yeniden dirilişinin ve şahlanışının adı olan Milli Mücadele'nin ilk adımının atıldığı Samsun'da yeniden bu necip millet kendini manda ve himayeye mahkûm etmeye çalışanlardan ebediyen kurtulacaktır.

 

Tertipler ne kadar fazla olursa olsun, uyanan aziz milletimiz Mahalli İdareler Seçimleri’nde Başbakan ve partisini uyaracak ve aşağıya çekecektir.

 

Türkiye, daha fazla sarsılmadan, zedelenmeden bir an önce AKP iktidarından kurtulmalıdır. Türkiye'nin bağımsızlığına, Türkiye'nin üniter yapısına, Türkiye'nin milli devlet anlayışına, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne el uzatılmasına asla müsaade edilmeyecektir.

 

Bu çözülmeyi önlemenin tek yolu milliyetçiliğin tek başına iktidarından geçmektedir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için milletimizle hasbıhal etmeye işbirliği yapmaya Samsun’a geliyoruz.

 

 19 Mayıs ruhu 26 Ekim’de Samsun'da yeniden şahlanacaktır.

Cumhurbaşkanlığı ya da içten içe Başkanlık rüyası gören Başbakan Erdoğan büyük hayal kırıklıkları yaşayacak ve kaybetmekten başka şansı da olmayacaktır.

 

Kimliği aşağılanan, tarihi kişiliği alaya alınan ve tüm varlığı hücuma uğrayan aziz milletimiz, Allah’ın izniyle Başbakan Erdoğan karabasanından ve bu şahsiyetin karanlık dolu emellerinden kurtularak aydınlık ve parlak günlere ulaşacaktır. Türk milletini borç batağına sokan ve “Ben gidersem…”le başlayan cümlelerle tehdit eden Başbakan, sen yeter ki git, Milliyetçi Hareket’in bu milletin kalbine de, cebine de iyi gelecek projeleri ve çalışmaları mevcuttur.  Mutlu, huzurlu ve güzel günler uzak değildir.

 

Sözlerime burada son verirken katılımlarınız için hepinize en kalbî duygularımla teşekkür ediyor; tüm vatandaşlarımızı Türk milletinin kendisine biçilmiş kefeni yırtarak tarihi yeniden yazdığı bir dönemin başlangıcı olan Samsun’da, Cumhuriyet Meydanında 26 Ekim saat 16.00’da gerçekleştireceğimiz“Kurtuluş” mitingimize, bu aziz milletin kurtuluşuna destek olmaya davet ediyorum.

 

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türklüğe hizmet edene. Ne Mutlu Türk’üm Diyene. Sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.