MHP'nin Asenaları Türk Siyasetine Nasıl Bakıyor? ÖZEL RÖPORTAJ
 MHP Genel Merkez Kadın Kolları Koordinatörü Nevin TAŞLIÇAY ile seçime çok az bir zaman kala samimi bir sohbet gerçekleştirdik. MHP’yi ve Türk Kadınını konuştuk.

Türk siyasetinin hiçte alışık olmadığı şekilde; pozitif enerjinizle, samimi duruşunuzla ve gönüllere dokunan gülüşünüzle siyasete girdiniz. Bize aktif siyasi yaşamınızdan önceki Eczacı Nevin Taşlıçay’dan bahseder misiniz?


Teşekkür ederim güzel sözleriniz için, çok naziksiniz. Ancak ülkücüler zaten samimidirler, gönüle dokunmayı, milletin yüzünü güldürmeyi ibadet bilirler. Bu dediklerinizi tüm ülkücü hareketin nezdinde kabul edeyim.
 Sorunuza gelince, Kırşehir’in Kaman ilçesinde Milliyetçi bir ailenin kızı olarak büyüdüm. Ben küçük yaşlarda iken babam Almanya’ya işçi olarak gitmişti. Bundan dolayı, babası gurbette olan evin en büyük çocuğu olmanın verdiği sorumlulukla yaşadım.

 Ne gibi sorumluluklar? Bir örnek verebilir misiniz? 


Mesela bu yüzden küçük yaşlardan kalan bir alışkanlık var bende, üstüme aldığım sorumluluğu en iyi şekilde yapmak isterim. E tabi böyle bir yetişme tarzı size oldukça fazla sorumluluklar yüklüyor hayatta. “Neme lazımcı” olamıyorsunuz, “Aman bu da böyle olsun.” diyemiyorsunuz hiçbir şekilde. Her zaman için çevrenizdekilerin dertlerine çözüm bulma gereksinimi hissediyorsunuz. Ve nihayetinde meslek hayatınıza başladığınızda da mesleğinizle ilgili tüm dertleri, sizi ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin kendinize dert ediniyorsunuz. Yöneticilik hayatınızda bu yönünüzün etkisi oldukça fazla olsa gerek… Elbette! Bu dünya görüşü beni Eczacı Odasında sorumluluk almaya itti. Uzun yıllar Ankara Eczacı Odasında ve Türk Eczacılar Birliğinde büyük bir heyecan ve azimle yöneticilik yaptım. Diyebilirim ki, 2 kızımı Ankara Eczacı Odasında ve TEB’de büyüttüm. Tabi bu süreçte partimle bağım hiç kopmadı. 

Sivil toplumdaki bu aktif görevden Milliyetçi Hareket Partisinde siyasete uzanan süreci de bize kısaca anlatırsanız seviniriz.



 Siyaset benim için aynı sivil toplum gibi, milletime hizmet etmenin diğer bir aracı. Samimiyetle ifade edeyim ki, siyasette milletlime faydalı olmadığımı ya da olamayacağımı düşündüğüm güne kadar varım. Böyle olunca samimiyetinizden başka bir şey kalmıyor geriye. En büyük motivasyonunuz üretmek ve millete hizmet etmek oluyor. Bu motivasyonu kaybetmemek için samimiyetle işinizi yapıyorsunuz. Benim için değişen bir şey yok temelde, dün STK’larda bu düstur ile çalışıyordum bugün ise gençliğimden beri oy verdiğim, gönül verdiğim partim için aynı düstur ile çalışıyorum. 
Görev aldığınız STK’ların etki alanı ile şuan ki görevinizin etki alanını karşılaştırmanızı istesek neler söylersiniz? 
Tabi etki alanına gelince mukayese edilemez bir üstünlük var bugün ki emanetçisi olduğum makamla, görev yaptığım STK’lar arasında. Dün 30.000’in üzerinde eczacı meslektaşımı temsil ediyordum, bugün aklım erdiğinden beri milliyetçiliğini yaptığım milletimin kadınlarını temsil ediyorum. Aradaki fark muazzam. 

Göreve geldiğinizde yapıp-yapamayacağınıza dair bir tereddüt ya da düşünceniz oldu mu?



 Bu görev tevdi edildiğinde hiç tereddüt etmedim yapabilir miyim diye. İlk bir ay gözüme uyku girmemiş olsa da, bu endişeden değil, “en iyi nasıl yapabilirimden” kaynaklandı. Ve gördüm ki daha önceki tüm çalışmalarım bu makam içinmiş. Milletime dair çok çok fazla hayalim varmış. 

Göreve başladığınız günden bu yana 1 yılınız bile dolmadı. Ancak bu kısa süreçte sizin hakkınızda çok güzel şeyler duyduk. Neler yaptınız da ülkücülerin gönlünü fethettiniz, bize anlatır mısınız?


 Göreve geldiğim günden beri boş vakit kavramım yok. Gidip partide ülküdaşlarımızla bir arada olmayı pek çok şeye tercih ediyorum. Kişisel işlerimi hallettiğim anda partide alıyorum soluğu. Çünkü Türkiye’nin dört bir yanından aynı davaya gönül verdiğiniz insanları dinlemek, onlarla gülüp onlarla dertlenmek çok büyük haz. Malumunuz partiye her gün onlarca misafir geliyor. Sayın Genel Başkanımız bile onca yoğunluğu arasında her kapısını çalana vakit ayırmak için azami özen gösterirken bizim aksini yapmamız beklenemez. Ben de bu hedefle istiyorum ki bizim kata uğrayan hiç kimse kapı duvarla karşılaşmasın. Hiçbir şey olmazsa her şeye rağmen gülümsediğimizi, ümit var olduğumuzu görsünler. Biliyorum ki, bu milletin her şeyden çok güler yüze, umuda ihtiyacı var. Şükür ki bu sebeple de çok olumlu dönüşler de aldım. Bu davranışımızla hiçte yanlış yapmadığımızı gördüm. Gülümseyin siz, milletimiz iyiyi kötüyü ayırt edebilecek ferasete sahip.

 Türk siyasetinin hiç olmadığı kadar yoğun tempoda geçtiği bu süreçte yaşadıklarınızı bize anlatır mısınız? 


Öncelikle bu kısa zaman diliminde 2 seçim yaşamamız benim için büyük tecrübe oldu. Genel Başkanımızın 50’ye yakın mitinginde yanında olma fırsatı yakaladım. Bunun keyfi, bana kazandırdıkları çok farklıydı. Bu yoğun tempolu sürecin bu açıdan kendi adıma çok verimli geçtiğini söylemeliyim.
Henüz  2 yaşında bir oğlunuz var, bu süreç sizin için hayli zor geçmiştir. 
Bu yüzden her mitingden sonra Ankara’ya dönmek zorunda kaldım. Zorlandım da zaman zaman. Fakat itiraf etmeliyim ki, Genel Başkanımızın azmini, temposunu görünce yorgunluk adına cümle kurmaktan utanıyorsunuz. Ve garip bir şekilde tüm yorgunluk, bıkkınlık kavramlarını unutuyorsunuz, Allah gücünüze güç katıyor. Tabi ki akşam camda yolumu gözleyen oğlum da bu süreçte en büyük ödülüm oluyor. Zaten tüm uğraşlarımız onlar geleceği için değil mi? 

Özellikle MHP mitinglerinde kadınların çokluğu dikkatlerden kaçmadı. Kadın Kollarınız ne durumda? 


Bu süre zarfında MHP adına en büyük umudumuz miting meydanlarındaki gençler ve kadınlar oldu zaten. Elbette Genel Başkanımızın kadın kollarına verdiği önemin sonucudur bu. Dokunmadık el, girmedik gönül bırakmamak üzere verdiği direktifin gereği kadınlarımız sadece miting alanlarında da değildi; sokakta, pazarda, evde, tarlada ve her yerdeydi. Bugün de yine aynı azimle 60’a yakın il teşkilatımızla çalışmalarımız devam ediyor. 


Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin katılımıyla bir İstişare Toplantısı da yaptınız. Medyada “Bahçeli Asenalara; Ev Ev, Kapı Kapı Dolaşın.” dedi diye yer aldı.
 
Evet, Genel Başkanımızın katılımı ile 1 Kasım seçimleri için Ankara’da istişare toplantımızı büyük bir coşku ile yaptık. Ve aynı gün yollara revan olup, çalışmalarımıza başladık. Ve bugün de koordine halde seçim çalışmalarımız sürüyor. İnşallah, Milliyetçi Hareketin iktidarı kadınların iktidarı olacak. Bunu tüm Türkiye’de kadının nezaketiyle, kadının merhametiyle, kadının samimiyetiyle ilmek ilmek işliyoruz. 


Milliyetçi Hareket Partisine yapılan en büyük eleştiri terörden başka meselelerle ilgilenmediği üzerine yapılıyor. Bununla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?


Başta şunu ifade etmeliyim ki, taraf olmam dürüst olmama engel değildir. Ülkücüler dürüsttürler. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derler. Sorunuza gelince, bunu MHP’ye haksızlık olarak görüyorum. Türk milletinin problemleri pek tabi Türk milliyetçilerinin problemleridir. Bu ölçü ile düşündüğümüzde bölücülük, hırsızlık, yolsuzluk, orta gelir tuzağı, işsizlik, sosyal adaletsizlik, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, işçi ölümleri, çevre kirliliği, kadın cinayetleri, madde bağımlılığı gibi pek çok konu Türk milliyetçilerinin gündemini oluşturmaktadır. Mesela sanılmasın ki hırsızlıkla, yolsuzlukla mücadeleyi bölücülükten daha az önemsiyoruz. Hele hırsızlığın, yolsuzluğun meşrulaştırılmasının açtığı toplumsal deformasyonu her şeyden daha çok sorun ediyoruz. "Çalıyor ama çalışıyor." düşüncesinin etrafında meşrulaştırılan ahlaksızlık, İran'ın gayri meşru parasını aklayıp bunu vatanseverlik olarak lanse etmeye kadar vardı. Hukuk devletinin olmazsa olmaz olduğunu savunan bizler için, millet de bu algının oluşturulması gerçekten gelecek adına endişe verici. Buradan da anlaşılıyor ki milletimizin tahmin ettiğimizden çok daha derinlerde sorunları var. Yoksa hukuk devletine sadık kalarak pek çok sorunla savaşırsınız; yolsuzlukla mücadele edersiniz, terörü cezalandırırsınız. Ama bu tip sorunları meşrulaştırırsanız, işte o zaman Türkiye'nin bugünkü haline düşersiniz. Fransa'daki terör olayını kınamak için tüm dünya bir araya gelir, siz yüzlerce şehit verirsiniz herkes üç maymunu oynar. Çünkü terörü çoktan zihinlerde meşrulaştırmışınızdır. 4 bakanı istifa ettirirsiniz ama iş yargılamaya gelince hiçbir şey olmamış gibi davranmada bir beis görülmez. Çünkü, çoktan belediye başkanları üzerinden "Çalıyor ama çalışıyor." propagandası ile ahlak anlayışı bozulmuştur. Yani işimiz hukukun işleyişini sağlamakla bitmeyecek. 

Sorun olarak gördüğünüz bu durumun çözümü için sizce ne ya da neler yapılmalı?


 Milletin ahlak dünyasının, etik değerlerinin yeniden ihyaya ihtiyacı var. Kadıya "Beni cezalandırmasaydın seni bu hançerle öldürecektim." diyen Fatih'ler yetiştiren “ahlak, etik, devlet” anlayışını tekrar inşa etmekte pek kolay olmayacaktır tabi. Ancak Türk milleti bu girdaptan eninde sonunda çıkmayı başaracaktır. Tarihi referansımız buna yeter inşallah. Tam da bu bahisle, tüm siyasi kirliliğe, oynanan oyunlara rağmen tertemiz kalmış bir lider ile Milliyetçi Hareket Partisi bu toplumsal onarım için biçilmiş kaftan. Milletçe ihtiyaç olunan şey; önce ailem değil önce ülkem diyen dürüst lider. 

Kadın konusu mevzu bahis olunca Milliyetçi Hareket Partisi'ne eleştiriler yöneltiliyor? Bununla ilgili söylemek istediğiniz şeyler var mı?
 
Evet, kadın konusunda özellikle belirli çevrelerin algı yönetimi var MHP adına. Ancak, eleştirilerin kaynağına inince bu sorunların hiç de partimize özgü olmadığını görmek lazım. Kadının adı tarihimizin aksine ne yazık ki günümüz Türkiye'sinde yok. Belki de bir genelleme ile dünyada yok demek de abartı olmayacaktır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği modern dünyanın en büyük sorunlarından birisi olarak insanlığın önünde. Ve açık söylemek gerekirse bir kaç Avrupa Ülkesi hariç pek çok ülke "kadın" konusunda sınıfta kaldı. Bu çerçeveden bakınca MHP'nin başarısızlığı değil insanlığın başarısızlığı söz konusu. Ama görmek lazım ki MHP, Türkiye'deki kadın sorunun çözümünde lokomotif olacak zihniyete sahip tek parti.

 Neye dayanarak söylüyorsunuz bunu? 


Çünkü fikir dünyasının tüm örüntüsünde olan "kadın", Türk milliyetçiliğinin en hassas davrandığı konudur. 1923 yılında neşredilen ve başucu eserlerinden olan Türkçülüğün Esasları'nda geçen kadın bahsi bugünün Türkiye'sinden fersah fersah ileride bir kadını anlatır. Yine fikir dünyamızın mimarlarından İsmail Gaspıralı'nın düşüncelerinde kadının rolü önemlidir. Gaspıralı kadının cemiyette aktif rol almasını ister; Tercüman Gazetesi'nde de başarılı Türk kadınlarının faaliyetlerinden bahsederek onları bolca över o dönemde ve kadın mevzusuna o kadar önem verir ki, 1906 yılında bir kadın dergisi neşrettirir. Bu dergi, kızı Şefika Hanım'ın idaresinde çıkan Alem-i Nisvan, yani "Kadınlar Dünyası"dır. Gaspıralı çocuğun terbiyesinde, birinci derecede kadının rolü olduğuna inandığı için kadının kültürlü ve bilgili olmasına önem gösterir. Ve görüyoruz ki, mayaladığı Türk milliyetçilerinde bugün bu görüşü hâkim kılmayı başarmıştır. 

Kadim Türk tarihinde de kadın bu kadar ön planda ve önemli miydi? 


Kadın, Türk tarihinin en şanlı sayfalarında hep vardı. Bir bakmışınız hükümdar, bir bakmışınız diplomat. Düşünsenize, kimi zaman dünyanın ilk kadın iş örgütü ile karşınıza çıkar, kimi zaman savaşta verdiği destek ile ama hep hayatın içinde ve erkeğinin ne arkasında ne önünde tam yanında olarak vardır. Çit sürmeyi de becerir, ata binmeyi de. Çünkü kadın bulunduğu cemiyetin yarısıdır. Öyle görülür. Erkeğin yaptığı her şeyi yapabilmek mecburiyetindedir. Kaldı ki bunu da oldukça iyi becerir. Kimse fıtri farklılıktan bahsedemez o dönemde mesela. Erkek ile özdeşleşen kılıç kuşanmak bile kadının mahir olduğu alan olmak zorundadır. Erkek fethe çıkarsa, obada kalan kadın her türlü tehlikeye karşı tedbirli olmalı ve evini yuvasını en iyi şekilde savunmalıdır. Bir de şimdinin dünyasına bakın. Sözüm ona modern dünyaya. 80 bin deve sahibi tüccar  Peygamber eşinden, kadını eve kapatmayı İslam’ın şartı gören zihin dünyasındaki serüven ibretlik. İşte tam burada da Türk milliyetçilerine tarihi misyon yüklemekte liderimizin haklılığı ortaya çıkıyor. Bu konudaki hassasiyeti başta Milliyetçi Hareket Partisi'nde olmak üzere Türkiye'de kadını hak ettiği yere taşıyacaktır. Bundan hiç şüphem yok. "Mutlu Kadın Mutlu Türkiye" hayal değildir. Milliyetçi hareket partisi de tarihi bilinciyle ve dinamizmiyle bunun baş mimarı olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sındırgılı 1 yıl önce

MHP li kadınlar kamuoyunda hiç öne çıkmadığından MHP erkek partisi algısı oluşuyor.Bundan sonra kadınlarımızda ön saflarda yer almalı.Ülke genelinde MHP kadın kolları teşkilatlanmasında çok büyük eksiklik var.Umarım giderilir.