MHP'li Ersoy; Sözcü'nün karşıt görüşlü manşetine tepki gösterdi!

 MHP’Lİ ERSOY: KARŞIT GÖRÜŞLÜLER DEĞİL TERÖRİSTLER İLE VATAN MİLLET SEVDALISI TÜRK MİLLİYETÇİLERİ DİYECEKSİNİZ!



MHP MYK Üyesi ve Osmaniye Milletvekili Doç.Dr.Ruhi Ersoy, 490 Sıra Sayılı Kanun Tasarı üzerinde MHP grubu adına konuştu.
Ersoy, konuşmasında “adalet” ve “hukuk” kavramlarına değindi. Hukuk, adalet, kanun, vicdan birbirini tamamlayan unsurlardır diyen Ersoy, hukuk alanında alınan kararların bazen vicdanlarda yer bulmadığına ve bu nedenle de “adalet”li olmadığına değindi.

Ege Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Ege Üniversitesi başkanı şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu 20 Şubat 2015 tarihinde öğrenim gördüğü üniversite kampüsü içerisinde saldırıya uğramış ve kurtarılamamıştı. Ülkücü camiada derin bir üzüntüye sebebiyet veren olay ile ilgili olarak devam eden uzun mahkeme süreci dün itibariyle sonuçlanmış ve katil zanlısı ağırlaştırılmış müebbete mahkûm edilmişti. Söz konusu olayı hatırlatan Ersoy, üniversitelerin terör sempatizanı gruplardan bir an önce temizlenmesi gerektiğini belirterek Ülkücü camiada uzun süren “adalet” bekleyişinin sonucunda çıkan kararın bir nebze olsun vicdanlardaki acıyı hafiflettiğini, bu nedenle kamu vicdanında adaletin hızlı tecelli etmesinin önemli olduğunu söyledi.

Terör sempatizanlarının, en insani hak olan eğitim hakkından yararlanmaya çalışan vatan ve millet sevdalısı gençlere saldırılarının medyada “karşıt görüşlü öğrenciler” olarak verilmesini eleştiren Ersoy, devletin mahkemesi kararını vermiş, sanığın terörist olduğunu ilan etmiştir diyerek artık benzer haberlerin “Karşıt Görüşlü” öğrenciler yerine “Teröristler ile Vatan Millet Sevdalısı Türk Milliyetçileri” olarak verilmesi gerektiğini söyledi.

Ersoy, teröristler tarafından kaçırılıp birkaç gün sonra Munzur Çayında öldürülmüş olarak bulunan şehit öğretmen Necmettin Yılmaz’ı hatırlatarak Munzur Çayını şehit öğretmenin kanıyla sulayan hainlere “haktır, hukuktur” diyerek yaşam hakkı mı tanınacak diye sordu.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi olarak çeşitli insan hakkı ihlallerinin dillendirilmesi sonucunda komisyonun hemen ilgili alanlara inceleme gezisi yaptığını belirten Ersoy, komisyona getirdiği önerisinin kabul edilmesiyle GATA ve Bilkent’teki rehabilitasyon merkezlerinde gazilerle bir araya geldiklerini, bu konuda sözde insan hakları savunucularının bir cümle etmediklerini fakat komisyon olarak şehit yakınları ve gaziler için ellerinden geleni yapacaklarını, yeni çalışmalar içerisinde olduklarını söyledi.

15 Temmuz Darbe Girişimi gecesi mecliste olan milletvekillerinden birisi olarak meclisi bombalayan, milli iradenin tepesine bomba atan, Gölbaşı Özel Harekât polislerinin üzerine bomba atan sadece bir yerde 49 özel harekâtçımızı şehit eden pilotun hukuksal olarak alacağı en ağır cezanın bile vicdanları rahatlatmayacağını söyledi.

Bu nedenle “hukuk” ve “adalet” kavramlarının aynı anlamı taşımadığını belirten Ersoy, yüzlerce vatan evladını şehit edenlerin, onlara yardım ve yataklık yapanların İngilizce “Kahraman” yazılı tişörtlerle şov yapmalarına, milletle dalga geçmelerine seyirci kalınmaması gerektiğini, terör suçlularının cezaları konusunda kamu vicdanının da hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Kamu vicdanında “adalet” duygusunun sarsılmasının toplumsal düzenin sarsılmasına sebebiyet vereceğini söyleyen Ersoy, terör suçluları hakkında bir an önce ivedilikle kararlar alınması gerektiğini belirterek sözlerini sonlandırdı.


TUTANAK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI

Dönem: 26 Yasama Yılı: 2 Tarih: 18.7.2017 Birleşim: 113 Ham Tutanak Sayfası:201-205

Konuşmacı: RUHİ ERSOY Seçim Çevresi: OSMANİYE

Tutanak Metni:

________________________________________

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle hayırlı akşamlar diliyorum.

Üzerinde tartıştığımız madde, bölge idare mahkemelerinin yapılandırılmasında birtakım sorunların çözümüne dair ifadelerdir ama konu hukuk olduğu için... Hukuk, adalet, kanun, vicdan, bunlar birbirini tamamlayan kavramlar ve birbiriyle örtüşen ifadelerdir. Biz buradan ne anlıyoruz? Bu, durduğunuz yere ve baktığınız yere göre de adalet, hukuk kavramları açısından, insanlığın ortak birikimi açısından değişmemeli ama benim baktığım yere göre, adalette gecikmenin de adaletsizlik kadar bir problem olduğunu düşünmektir. Temel olarak adaletin tesisindeki hızlılık ve onun sonuca ulaşabilmesi için yapılan reformlar desteklenmelidir ama adaletin hızı, adil olmayan işlere vesile olmamalıdır.

Bugün, milliyetçi, ülkücü hareket açısından sekiz yüz seksen gün sonra tecelli eden bir adalet Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun şehadet adaletidir ve katillerinin aldığı ömür boyu müebbettir. Kısmen bu karar kamu vicdanında nispi de olsa biraz rahatlamaya sebebiyet vermiştir. Buradan hareketle, Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun Ege Üniversitesinde şehit edilmesinin haberlerini o dönem içerisinde karşıt görüşlü öğrenci kavgası olarak verenler, eğitim hakkına erişmek için en evrensel vatandaşlık hakkına, en insani hakkına erişmek isteyen bir gencin okulunda katledilmesine zemin hazırlayan uygulamaya olan isyanın da bir noktada ifadesiydi.

Burada şunu ifade etmek istiyorum: Aynı zamanda İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi olarak, adaletin kamu vicdanını sarsan uygulamalarında ya da devlet otoritesinin bazı insan hakları ihlaliyle ilgili hususlarda derhâl Komisyonumuz durumdan vazife çıkarıyor, cezaevlerine ve olay mahallerine gidiyor. Ben bir öneri getirdim Komisyonumuza. En evrensel hayat hakkını, yaşam hakkını riske ederek vatandaşın huzur ve güvenliği için terörle mücadele veren gazilerimiz ve şehit ailelerimizi ziyaret edelim, GATA'da rehabilitasyon ünitesinde kolu, bacağı patlamış, kopmuş bu insanlar bir insan hakları ihlaline maruz kalmışlarsa "Bunun arka planına dair birtakım çalışmaları da yapalım." önerilerimiz üzerine bazı çalışmalar yaptık.

Bunu niye anlatıyorum, biliyor musunuz? Asıl bağlayacağım konu şu: Bu Meclis bombalandığı gün buradaydık. Ben bu Meclisi bombalayan pilotu, pilot görünümlü teröristi, 49 vatan evladına Gölbaşı'ndaki Özel Harekâta bomba atarak şehadet şerbetini içiren o hainleri yargılamak istiyorum ve kamu vicdanıyla ona birkaç kelam etmek istiyorum ama adalet yerinde duruyor ve ona yardım ve yataklık yapan "Kahramanım" diye tişörtlerle çıkıp görüntü yapıyor.

O hâlde, adaletin tesis edilme sürecinde kamu otoritesine karşı maruz kalanların her zaman hakkını savunmak bir taraftan, evet, doğru ama kamu otoritesi de adalette serilikle ilgili kamu vicdanını rahatlatmak gibi mecburiyete sahiptir. O hâlde, hukuk ve adalet kavramını tartışırken bir şey yasal olabilir ama ahlaki olmayabilir; bir konu hukuki olabilir ama vicdani olmayabilir. Bunlar ne kadar ahlaki ve vicdani, toplumsal birikimle, etik değerlerle mütenasip oluyorsa kamu vicdanında o kadar adil duygusunu uyandırır. Kamu vicdanında adalet duygusu sarsılırsa

toplumsal düzen sarsılmaya başlanır. Bu da baktığınız yere göre değişir ama adalet duygusunu politize bir hâlle siyasallaştıran argümanlarla kullanmaktan çok, en yukarıda tutarak "Bir arada yaşama kültürünü yok etmek isteyen teröristlere adil davranacağız." diyerek kamu vicdanına aykırı işler yaparsanız bu da adaletin dışındadır. O hâlde, bölge idare mahkemeleriyle ilgili hususları değerlendirirken adaletin de idari yargıda seri olması hususunda işler yapılması gerekiyor.

Öte yandan, nasıl Necmettin Öğretmen'in durumunu izah edeceğiz? Munzur Çayı'nı kirletenlere ne diyeceğiz? Munzur Çayı'nı kirleten alçaklara "Adalettir, haktır, hukuktur." diye yaşam hakkı mı vermeye çalışacağız? İnsanları yaşatmak için canını ortaya koyan güvenlik güçlerinin, öğretmenin, aydınlatmak için giden öğretmenin canına kastedenlere "Hukuktur bu." diyerek yaşam hakkı mı vereceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.