MHP; AKP inkar etsede YOKSULLUK yükselişe geçti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının 2012 yılına ait sonuçları kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu kapsamdaki ilk çalışmaların yayınlanması 2002 yılında 57’nci Hükumet döneminde başlatılmış olup, içeriğinde bazı farklılaşmalar olsa da halen sürdürülmektedir.

Yoksulluk ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sonuçlar hiç kuşkusuz evrensel bir sorun olarak görülmelidir. Yoksulluk, küreselleşmeden kaynaklanan pek çok sebepten dolayı yeni beslenme ve güçlenme alanları bulmakta, en gelişmiş olan ülkelerden en geri kalmış olanına kadar hemen her ülkede değişik şiddet ve boyutlarda görülebilmektedir.

Gelir dağılımında son 10 yıldır varlığını sürdüren adaletsiz bir yapının olması, başta yoksulluk olmak üzere ekonomik ve sosyal hayatı etkileyen pek çok faktörü destekleyerek Türkiye’de yeni sorun alanlarının ortaya çıkmasını da tetiklemektedir.

Bu yöndeki gelişmelerin seyrini bize aktaran adı geçen çalışma, Türkiye’de gelir dağılımı ve insan ilişkileri konusunda çok önemli bilgileri sunmaktadır. Bu çalışmanın irdelenmesinden elde edilen sonuçlar ise ne yazık ki AKP Hükümetlerinin Türkiye’yi iyi yönetemediğinin en güzel delili olarak tarihi kayıtlarda yerini almaktadır.

Hane halkı kullanılabilir gelirlerinin 2002-2012 dönemine ait dağılımı dikkate alındığında, en yoksul nüfus grubunun gelirlerinde son on yılda hemen hemen hiç bir iyileşme göze çarpmamaktadır. Oysa en yoksul kesimin GSYH’dan aldığı paylarda azalma söz konusudur. Bu kesimin refahı 2005 yılından itibaren azalmıştır. En zengin olan kesim ise 2005 yılından itibaren GSYH’den aldığı payını artırmıştır.

Bu durum her ne kadar istatistiklerde özenle gizlenmeye çalışılsa da güneş balçıkla sıvanmamaktadır. Nitekim 2002-2012 dönemi yoksulluk rakamları ve araştırmalardan elde edilen çapraz sorgulamalar bize bu gerçeği açıkça göstermektedir.

2002 yılında 10,0 milyon olan yoksul sayısı 2012 yılında 12,0 milyona yükselirken, Aynı dönemde yoksulluk oranı yüzde 14,7’den yüzde 16,3’ yükselmiş,

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL MERKEZİ BASIN BİRİMİ TARİH: 03/10/2013

En düşük gelire sahip yüzde 10’luk grup ile en zengin yüzde 10’luk grup arasındaki gelir farkı ise tam 12 kata ulaşmış, İşsiz sayısı ise 10 yıldır hiç azalmamıştır. Bireysel borçlanma ve borçluluk oranları Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına ulaşmıştır.

Böylece AKP 10 yılda 2,0 milyon yeni yoksul yaratmış, gelir grupları arasındaki gelir makasını daha da açarak kendine yakın zenginler yaratırken, vatandaşı da faiz lobilerine esir etmiştir.

AKP’nin ulusal ölçekte gelir adaletsizliği ve yeni yoksul yaratmadaki başarısı, sosyal yardımlar alanında da görülmüş ve 2002 yılında 18,5 milyon olan toplam yardım alan kişi sayısı 10 yılın sonunda neredeyse 25,0 milyon kişiye yaklaşmıştır.

Ülkemizin bölünmesi ve parçalanması amacına hizmet eden sözde demokrasi paketi ile memleketin gerçek sorunlarını göz ardı ederek gizleyen AKP hükümeti, yoksulluğu borçluluğu ve işsizliği hızla artan insanların en kısa sürede hangi ekonomik ve sosyal paketlere ihtiyacı olduğunu ne yazık ki görmezden gelmektedir.

İşsizlik ve yoksulluğun kontrolden çıkması, özellikle gençler arasında gelecek dönemlere ilişkin umudun kaybolması, borçlanma endişesinin giderek dayanılmaz hale gelmesi ve Ülkenin bölünmesine ilişkin endişelerin artması bu alanda öne çıkan sorunlardır. Bunlar çok geniş kitlelerin sorunu olmaya devam etmektedir.

İşçi, memur, esnaf ve ticaret erbabı başta olmak üzere bütün toplum kesimleri kredi kartı borcu ilk planda olmak üzere, değişik gerekçelerle altından kalkamayacakları ölçüde borç yükü altına girmiş ve gelecek 10 yıllarının gelirlerini bugünden faiz lobisine rehin etmişlerdir.

Gelir yapısı bozulan bu insanlar herhangi bir çıkış yolu bulamadıklarında da ya intihar yolunu tercih ederek hayatlarına son vermiş, ya da en yakınında bulunan eş ve çocukları ile diğer aile efradına ölüme kadar uzanabilen şiddet biçimlerini uygulama yoluna gitmişlerdir.

Bu durum ortaya çıktıkça Türk aile sistemi onarılmaz yaralar almaya başlamış, diğer bir ifadeyle AKP, uyguladığı ötekileştirme, dışlama, ekonomik ve sosyal ayırımcılığa tabi tutma ve sosyal dokuyu çökertme politikalarıyla gelinen bu noktada ocakların söndürülmesine katkıda bulunmuştur.

Son on yıldır AKP tarafından yönetilen Türk insanının mutsuz ve umutsuz olduğunu ortaya çıkartan Avrupa Sosyal Tatmin Araştırmasının elde ettiği bulguları 2012 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması da desteklemektedir.

Bu açıdan bakıldığında, kendisi ve ailesi için bir beklentisi kalmayan insanların hayata dair beklentilerini sıfırladığı, yoksul da olsalar bu gelişmenin etkilerini harcamalarında gösterdikleri bilinmektedir. Bu manada en yoksul yüzde 20’lik nüfus grubunun tüketim harcamalarında son 10 yılda ortaya çıkan gelişmelerin sosyolojik anlamda manası büyüktür.

Zira, sorunlarının çözümünde çare bulamayan bazı yoksul vatandaşlarımız alkolde teselli aramaktadır. En yoksul hanelerin 2002 yılında alkollü içeceklere ayırdığı pay toplam bütçesinin yüzde 4,4’ü iken, bu oran 2012’ de yüzde 5,4’e yükselmiştir.

Başka bir ifadeyle geçimini sağlamakta zorlanan bu insanların yaşam koşullarının ağırlığı, gelecek umutlarının veya beklentilerinin azalması ve yıllardır süren ve çekilmez hale gelen AKP yönetimin yarattığı baskılar sonunda teselliyi alkollü içeceklerde bulduğu ve AKP’yi unutmak istediği görülmektedir.

Diğer yandan, son 10 yılda özellikle akaryakıt ürünlerine yapılan inanılmaz fahiş zamlar sebebiyle yoksul kesimin ulaştırma harcamalarının toplam harcama bütçesi içindeki payı 10 yılda yüzde 100’den fazla artmıştır. Bu durum, özellikle fakir kesimlerin gıda maddelerine yaptığı tüketim harcamalarında belli oranda kısıntılara gitmesine yol açmıştır.

Yoksul ve dar gelirli vatandaşlarımız boğazından kesmiş, evinden işine giderken veya çocuğunun okul servis parasını öderken zengin yoksul ayırımı yapılmadan belirlenen vergilerle devlete ÖTV ve KDV ödemeye mahkûm edilmiştir.

İnsanlarımızın hala oldukça önemli bir kısmı sağlıklı ve sürdürülebilir bir işe sahip değildir ve her gün işten atılma korkusu yaşamaktadır. Yine bunların oldukça önemli bir kısmı da kabul edilebilir ölçüler veya standartlar içindeki konutlarda oturma fırsatına da ulaşamamış, sosyal refah açısından da AB ve OECD ülkeleri içinde de en son sıralarda yer almıştır.

Bu bağlamda, AKP’nin sürdürmekte olduğu ekonomik ve sosyal politikaları ile bu kapsamdaki diğer politikalarının içinin boş çıktığı, özetle söylemek gerekirse 11 yıldır iktidarda olan bu hükümetin 76 milyon insanımıza hayatı dar ettiği görülmektedir.

İşte bu bir AKP başarı öyküsüdür. Tabi yutarsanız.

Oysa bu devranın böyle sürmeyeceği açıktır.

Bu sıkıntılara muhatap olan insanlarımızın kendisine bu kadar eziyeti reva gören AKP’den demokratik yollardan en kısa zamanda hesabı isteyeceğinin işaretleri görülmektedir.

Biliyoruz ki o gün çok uzak olmayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.