Meral Akşener: Başkanlığa evet deseydim başbakan yardımcısıydım

 Akşener'in açıklamalarından satıbaşları:

 
"Başkanlık sistemine karşı çıkmasaydım, başbakan yardımcısı olacaktım. Ben kabul etmediğim için bu görev Tuğrul Türkeş'e verildi"

"Salonlarda başlattığımız yürüyüş meydanlarda iktidar yürüyüşüne dönüştü. Ve Milliyetçi Hareket Partisinin kurultayından çıktı. Partizanlaşmamış insanlarımızın katılımı ile iktidar'a alternatif bir siyasi harekete doğru yol almaya başladı"

"15 Temmuz'la birlikte ortaya çıkan milli birliği ve beraberliğin korunması gerektiğine inandığım için sessiz kaldım. Ancak bu süreçte şahsım ve arkadaşlarımı içine alan bir linç hareketi başlatıldı. İlk bir ay iğrenç bir işkence şekli ile geçti"

"Evimin önünde gün aşırı havuz medyasından birileri geldiler, kapımın zili çalındı. Ve ' Siz birazdan göz altına alınacaksınız, bizde geldik' şeklinde bir yöntem uygulandı. Komşularımızın kapısını çalıp 'bu eve kimler geldi gitti' şeklinde sorular soruldu"
 
Akşener şöyle devam etti:
 
" 1 Kasım seçimlerinden itibaren başlatmış olduğumuz yürüyüş önce Milliyetçi Hareket Partisinin Kurultayı ile ilgiliydi. Sadece üst kurul delegelerimize yönelik bir çalışma iken, şehirlere gitmeye başladığımızda bir şeyle karşılaştık. Önce  salonlarda başladık.  Sonra salonlara sığmamaya başlayınca meydanlara çıktık.

Milliyetçi Hareket Partisinin Kurultayı olmaktan çıktı. Halkın katılımı ile Partizanlaşmamış insanların katılımıyla bir iktidar yürüyüşüne döndü. Dolayısı ile 15 Temmuz'a kadar olan süreşte 37 İl'e gittim. Bazı İlleri hiç unutamıyorum.  Sinop, Kırşehir ve Nevşehir gibi, bunlar küçük İllerimiz ve bu İllerin bir kısmında Adalet Kalkınma Partisi, diğerinde Cumhuriyet Halk Partisi çok etkili konumda olan İller, oralarda meydanlarda toplandık biz. 

Meydanların doluluğunu otobüs tutarak diğer İllerden insanlar getirtmedik. Otellerde yemekler vermedik. Bunların duyuruları yapılmadı. Sadece şehirlerin içinde bilbortlara 'geliyor' şeklinde haber verme yöntemi uygulandı. 
 
Küçükşehirlerde meydanların doluluğu hepimizi şaşırttı ve iktidar yürüyüşüne döndü. 15 Temmuz'la birlikte bir darbe oldu, bir kalkışma oldu. Ve milli birliğin, beraberliğin korunması gerektiğine dair söylemler ortaya çıktı.

Bu söylemler bir taraftan konuşulurken, önce şahsımı ve benimle beraber yürüyen arkadaşlarımıda içine alan bir linç hareketi başlatıldı. İlk bir ay anlatamayacağım haksız, iğrenç bir işkence şekli ile geçti. 

Evimin önünde gün aşırı havuz medyasından birileri geldiler, kapımın zili çalındı. Ve ' Siz birazdan göz altına alınacaksınız, bizde geldik' şeklinde bir yöntem uygulandı. Komşularımızın kapısını çalıp 'bu eve kimler geldi gitti' şeklinde sorular soruldu. Bu hem insan haklarına, hemde insanın emniyetine, güvenine aykırı bir davranış biçimiydi. Daha ilginci evimin adresi sosyal medya da dağıtıldı. Bütün bunlsrın neticesinde kendi kendime sordum 'niçin bunlar bana yapılıyor' bu sorunun cevabı havlu atmam için yapılıyor. Çünkü iktidar yürüyüşüne dönmüş bir hareket bu, başladığımız iş.

Bu arada yargı ile çok ağır bir mücadele geçirdim. Biz Balgat yönetimi ile rekabet anlayışı içinde zannederken, iktidarın topu, tüfeği ile beraber karşımızda yer aldığını gördük. Adalet Bakanının talimatları ile verilen kararlar ile karşılaştık. Bir yıl iki aydır. Bir partinin delegelerinin talebi ile istedikleri kurultayı yaptırmaya çalışıyoruz. 

Şimdi bütün bunları alt alta niye söyledim. Kendimi acındırmak için değil, Sadece bu bile o meydanları dolduran insanların, en başından beri benimle yol yürüyen arkadaşlarımın imza veren üst kurul delegelerimizin ve dediğim gibi o meydanları dolduran belki Milliyetçi Hareket Partisinin seçmeni bile olmayan o insanlara yönelik boynumda bir vebal hissediyorum. O nedenle de, sıkça söylediğim bir sözdür. Neyle karşılaşcağımı bildiğim için tek başıma dahi olsam bu yürüyüşü devam ettiricem. 1. Bu.
Bir taraftan şöyle birşey yaşadık. Bana 'niye sessizsin' deniliyor. Bu büyük bir haksızlık. Sesimi duyuracağım yer yok. Şimdi ben hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Davet ettim davetime icabet ettiniz. 1. Bölgenin pek çok yayın organı olduğunu yerelde biliyorum. Davete icabet eden sizlersiniz. 

Bunun anlamı nedir. Bana bir vebalı muamelesi yapıldığının karşılığıdır. İnsanlarıo saygı ile karşılıyorum. Çünkü ekmek yiyorlar, hayatlarını kazanmak zorundalar ve açık net şekilde konulmuş bir tavır var, benle ilgili iktidar cephesinde bu nedenle sesimi duyurmada belki zorluk oldu.

Bir şey daha oldu. Milli birliği beraberliği bozmayalım şeklinde de bir atarftan atmosfer yaratıldı. Bunu bozan kişi olmamaya da gayret ettim ben. Şimdi İllere gitmeye başladım. Önce Bursa'ya gittim. Sonra Yalova'ya gidecektik. İzin verildi. Sonra Valilik iptal etti. Çınarcık kongresi var diye.

13-14 Ocak'ta Antalya'ya gidicem. Sonra Denizli, Çanakkale var. Yalova tekrar müracaat ediyor. İllere devam edeceğiz. Bu iktidar yürüyüşünün başka evrildiği alan şuan itibarı ile hepimizin bildiği gibi o'da sayın Bahçeli'nin talebi ile gündemize başkanlık geldik. Başkanlık sistemi ile ilgili bir taslak geldi meclise, anayasa komisyonunda görüşüldü. Meclise genel kurula iniyor. 
Orada 2012 yada 2013'de anayasa komisyonu kurulmuştu. Yeni anayasa yapmak için bütün siyasi partilerin katıldığı bir komisyon kurulmuştu. Dağılmasına yakın , Adalet ve Kalkınma Partisi bir anayasa taslağı getirmişti. Çok ilginçtir. O anayasa taslağından daha geride bir anayasa taslağı geldi meclise, yanı Adalet ve Kalkınma Partisinin getirdiği başkanlık taslağı partili cumhurbaşkanlığı taslağından daha iyiydi. 2013'de ortaya konan taslakta da yetkileri bir kişide toplama söz konusuydu. En zaından partisi ile başkanın iletişimi koparıyordu. Burada bir partinin genel başkanı partili cumhurbaşkanı oluyor ki;  evlere şenlik bir durum. 

Meclis görüşmelerini takip ediyoruz. Yol haritamız açısından söylüyorum. Meclis görüşmelerinde mümkünse mecliste çıkmaması için bir gayretimiz var. Diğer aday arkadaşlarımızında bu konuda çalışması var.  Burada anahtar Milliyetçi Hareket Partisi grubu, bugün (dün) grup konuşmasında sayın Bahçeli'nin yaptığı konuşma sonrası gazetecinin kendisine sorduğu cevap 'ben evet oyu vericem' oldu. Anlaşıyor ki; Bahçeli taslak metninin sahibi sanmış kendisini ve kendini devreye koyarak, kendini ortaya koyarak bu metnin geçmesi için büyük gayret edecek gibi görünüyor. 

Bizde Milliyetçi Hareket gurubunda yer alan milletvekillerinin hayır oyu vermesi için bir gayretin içinde olacağız. Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinden nasıl bir sonuç çıkar hep beraber göreceğiz. Sonuçta mecliste eğer bu konu geçmez ise,  tekrar 28 Mart'a gün verildi bizim kurultayımızda onunla ilgili çalışmalar devam edecek. 

İktidar'a yürüyüş çalışmalarımız devam edecek. Şimdi iktidar yürüyüşü çalışması dediğim şey, doğal olarak başkanlık sistemine hayır kampanyasına yani partili cumhurbaşkanı kampanyasına hayır kampanyasına dönüşecek. Şayet meclisten geçerse  o zamanda refaranduma gidecek. Biz üzerimize düşeni hayır kampanyasında yerine getirmeye çalışacağız. 
Refarandumda hayır çıktığı taktirde ben konuda ümitliyim. Yüzde yüz hayır çıkar mümkün değil, görmeden sokağı, yüzde  yüz evet çıkar garantisininde iktidar partisi tarafından görülmediğini görüyorum. Şuanda. 

Raferandumda hayır çıktığı taktirde, Türkiye'deki bütün siyasi aktörler komple değişir. Türkiye'deki siyaset alanı farklılaşır. Ve bu çalışmanın tam orta yerinde ağır biçimde elimizden ne geliyorsa yapmak üzere yol haritamız var.

ÖCALAN'A GİDİP GELİYORLAR

Abdullah Öcalan'a heyetler gidip geliyor. Bunu daha evvelde bir televizyon programında söyledim. Tekzip gelmedi.  Bazı HDP'li milletvekilleri ile el altından görüşülüyor. Bunu da söyledim. İktidar tarafından buna da tekzip gelmedi. 

Meclisten evet geçtikten sonraki fasla bakalım. Meclisten evet geçer ise benim tanıdığım Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticileri, Milliyetçi Hareket Partisi ile güney doğu'dan oy almak amaçlı aralarına bir mesafe koyarlar. İlk dirseği Bahçeli yer. Ondan sonra o oyları evet haline çevire bilmek için hepimizin gözü önünde pek çok işler olur. 

Milliyetçi Hareket Partisinin tabanı şuan itibarı ile zaten yüzde 70 oranında, bu araştırmacıların bulduğu bilgiler, sayın Murat Gezici'nin anketi yayınlandı. Aşşağı yukarı rakamlar böyle, yüzde 70'i hayırcı, yüzde 30'u evet verebilir konumda. 
Adalet ve Klkınma Partisinin yüzde 40,5'nin yüzde 25'i hayır diyor. Güney doğu da ise Adalet ve Kalkınma Partisinin seçmenin önemli bir kısmı yani o partinin bünyesinde yer alan oy olarak, geçmişin, DYP, ANAP, Refah Partisinin seçmenininde, sayın Cumhurbaşkanına yönelik bir tutum değil, bir kişinin üzerinde her türlü yetkinin toplanması sebebi ile endişe ve soru işareti ile bir kenarda duruşu söz konusu.

Bütün bunları kazanmak için tekrar çözüm süreci ile karşı karşıya kalabiliriz. Bunların neticesinde güney doğu'dan oyu getirmeye çalışırken, batıdan nasıl bir denge kurulacak.  Hep beraber göreceğiz. Evet çok kolay bir şey değil. 
Diyelim ki evet çıktı. 

2019'a kadar olan süreç ya sancılı bir süreç, çünkü bir taraftan anayasa geçmiş, sayın cumhurbaşkanı bir tarafı ile normal bir cumhurbaşkanı geçmişte seçilmiş bir cumhurbaşkanı gibi davranmak zorunda, bir taraftan anayasa geçmiş, yürülüğe 2019'da girecek daha beter bir iş olur. 

Dolayısı ile bunları anlatacağız, bizim milletimizin ferasetine gerçekten ben inanıyorum. Zor zamanlarda ilginç tutumlar sergileşmiştir.
 
BAGÇELİ'NİN MEŞRURİYETİ TARTIŞILIR
 

Sayın Bahçeli'nin zaten meşrutiyeti tartışılır durumdadır. Biz 19 Haziran'da bir kurultay yaptık. 674 üst kurul delegesi geldi. Bazı kararlar alındı. O kararlarda tüzük değişikleri, tüzük deşikleri 5 gün yürürlüğe girdi. sonra Ordulu eski milletvekili bir arkadaş 'benim asabım bozuldu' diyerek mahkemeye müracaat etti. Mahkeme bir tebbir kararı verdi. Şuanda hem hukuken, hem siyaseten meşruluk konusunda ciddi soru işareti var. Sayın Bahçeli ve ekibinin. Dolayısıyla o kurultayın bir siyasi sonucu var, bir hukuki sonucu var. 

Siyasi sonucu 'seni istemiyoruz' dendi. 'Yap şu kongreyi denmiş' 10 Temmuz için daha  öncesinde bir karar vermişsin, bunada Devlet Bahçeli sözü denmiş, ve Cemal Enginyurdun müracaatı neticesinde 5 gün sonra tebbir kararı verdiler. Yanı kurultayı askıya aldı. Yok farz etmiyor. Askıda sonrasında bir karar verilecek. Doğrumudur, eğrimidir. Şuanda bu karar havada.

Siyaseten seni istemiyoruz demiş, 674 üst kurul delegesi, şuan itibari ile siyasi bir zemini yok. En azından daha zarif olalım. İnce davranalım. Siyasi meşruriyeti tartışmalı bir konumdadır. Hem sayın Bahçeli'nin hemde Balgat yönetiminin. Hukuki sonucu var. 5 gün boyunca bizim genel kurulun karar verdiği, kurultay delegelerinin karar verdiği bir tüzük değişikliği var ve o geçerli oldu. Şuanda hangi tüzük geçerli o belli değil. Yapılan o değişikliğin. Askıda. Böyle bir hukuki sonucu var. 

Sayın Bahçeli'nin başkanlık sistemni kendi kafasına göre 'buyurun getirin, bizde evet diyeceğiz' deme hakkı yok. Bugün itibarı ile böyle olunca kendisine şu önerim oldu. Toplayın genel kurulu, sadece konusu başkanlık sistemi olsun. Ve sorun mensuplarımıza söz veriyorum bende katılmıcam. Onlar evet diyorsa, onların arkasında herkes durur. Onlar hayır diyorsa onların arkasında siz durmalısınız. Dolayısı ile böyle bir şeyden kaçtı. Sorunuzun cevabı şu, bütün bunlar ortadayken, birde kandırılmış modeline , çok modaya herkes kandırılıyor. Türkiye'yi yönetenlerin cezayi ehliyeti yok.  Çünkü çocuklar kandırılır. birde cezayi ehliyeti olmayan insanlar kandırılır. Normal insanlar kandırıla bilir mi? Aklı bali olmuş insanlar kandırabilirmi?

BAHÇELİ NE SÖYLERSE TERSİNİ YAPACAK BİR GRUB VAR

Milliyetçi Hareket Partisi tabanı bunu kabul etmez. Böyle birşeyi hoş görmez. 674 sayılı 'biz seni istemiyoruzun' karşılığı bugün yüzde 70 oranında ölçülür manada söylüyorum. Yüzde 12nin yüzde 70'i sayın Bahçeli'nin söylediği, ne söylerse tersini yapmaya kararlı bir insan  grubu oluştu. 

Milliyetçi Hareket Partisi sayın Bahçeli'nin sandalyesi uğruna tartışmasız hayırcı yaptı. Bizim tabanımız şöyle okuyor bu işi ' ver sandalyemi, al başkanlığı' dolayısı ile bunada müthiş direnç var. 

KARŞILARINDA SADECE BİZ VARIZ

Sayın Bahçeli hep oyunlardan, tuzaklardan bahseder, dolayısı ile oyun mu,tuzak mı, bizi izleyecek olan seyircilerimizle okuyucularınıza bırakıyorum.  Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı ve ondan sonraki Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkanları o yoldan devam ettiler. Başkanlıkla ilgili büyük bir çatı kuruyorlar.

Bakarsanız, sayın Çiller orada,Mehmet Ağar orada,  sayın Mesut Yılmaz orada, sayın Numan Kurtulmuş orada, sayın Süleyman Soylu orada bunların hepsi genel başkan, sayın Tuğrul Türkeş orada ve sayın Bahçeli'de orada, bunların dışında sadece ben ve arkadaşlarım varız.

O büyük çatının dışında, dolayısı ile sıfır nokta sıfır 1 konumunda siyasi oluşumu dahi tanzim eden bir üst akıl zaten var. Bu da Adalet ve Kalkınma Partsinin kurucu babaları.
Anahtar Kelimeler:
Meral AkşenerMhp
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.