Mehmet Bülent Karataş: MHP'nin durduğu yer nettir!

MHP İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Bülent KARATAŞ: Terörle mücadelenin kararlı bir şekilde yapılması konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin durduğu yer nettir ve sonuna kadar "devlet" demektedir, sonuna kadar "millet" demektedir.

MHP GRUBU ADINA MEHMET BÜLENT KARATAŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi'nin Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu bütçeleri üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikli olarak konuşmamda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ne anlama geliyor, işlevleri nedir, beklentimiz nedir, beklentileri yeteri kadar karşılayabiliyor mu, neden bu kurum önemlidir hususlarında değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.

İnsan hakları, en genel tanımla, bütün insanlar için garanti altına alınması gereken temel hak ve özgürlükler olarak tanımlanır. İnsan hakları, kişinin insan olduğu için sahip olduğu haklardır. Dolayısıyla ahlakidir, dolayısıyla insanidir ve erdem yüklüdür.

Biz kendi kültürel müktesebatımıza baktığımızda, Türk kültürünün somut ve somut olmayan tüm değerlerinde insana dair yaklaşımlar görürüz. Orhun Kitabeleri'nden tutun, Kutadgu Bilig'e; Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye öğütlerinden tutun, cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e kadar bu meselin siyasi ve tarihî boyutunu görürüz.

Dinimiz İslam'ın temel naslarının belirleyicisi olan Efendimiz'in Veda Hutbesi'ni İslam tarihi açısından ele aldığımızda, insanlık ve insan hakları tarihinin de referans noktası olduğunu görürüz ve oralarda birey hak ve özgürlüklerinin satır aralarını okuruz. Çıkış noktası bireyi öncelediği için ve bireyi merkeze aldığı için, burada hürriyetçilik ve şahsiyetçilik temel çıkış noktasıdır. Birazdan bahsedeceğim konuyla bunun arasında ilinti kuracağım.

Partimizin kurucu lideri Başbuğ Alparslan Türkeş Dokuz Işık'ta "Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik" umdesinde "Disiplinsiz bir hürriyet anarşi, hürriyetsiz bir disiplin anlayışı ise diktatörlüktür." der. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi ise "Milliyetçilik ve demokrasi ikiz kardeştir ve bizim temel umdemiz hürriyetçilik ve şahsiyetçiliktir." Diyerek ifade eder. 

Siz, bireyin şahsiyetine tahakküm ederek onu, birtakım duygu ve düşüncelerle terörize edebilecek bir noktaya getirebiliyorsunuz. Bu bir insan hakları ihlalidir. Terör örgütlerinin çıkış noktası insan hakları ihlaliyle başlamış, insan hakları ihlaliyle sonuçlanmıştır. Sonuçta, Meclisin tepesinden bomba atan irade de Kandil'den talimat alarak bebekleri katleden caniler de bu manada eylemleriyle insan haklarını ihlal ederek, yaşam hakkını ellerinden alan suçları işlemişlerdir. Asıl olan, terör örgütüne insan devşirenlerin bireyi ve hürriyetçiliği referans almadan, o bireyi kontrol altına alarak, grup hareketleri içerisinde onun en insani hakkı olan özgürlüğünü kontrol altına almalarıdır. Bu konunun özellikle altını çizmek istiyorum ve terör örgütlerine bakış açısından, insan hakları ihlalinin bu yaklaşımını Batı'ya, insan hakları üzerinde bugün özgürlüklerin daraltıldığını iddia edenlere de bu çerçevede cevap verilmesi gerektiğini teklif ediyorum.

Batı'nın bu kapsamdaki yaklaşımlarının tarihî serüvenine baktığımızda, Birleşmiş Milletlerin güçlü ülkeleri haklara göre mi yoksa güçlüye göre mi politikalar uyguluyor? Politikaların belirlenmesi noktasında ne kadar insan haklarını hesaba katarak küresel sistemi dizayn ediyorlar? Karadeniz sahillerinden Yemen'e kadar tüm Orta Doğu'yu ve hinterlandındaki tüm coğrafyayı şekillendirme arzusunda bulunanlar tüm bunları insanlık için mi yapıyor yoksa kendi vatan coğrafyasındaki insanların hayat standardını artırabilecek birtakım çalışmaların zeminini oluşturmak için mi yapıyor? Doğu Türkistan'da soydaşlarımıza yapılan zulme sessiz kalınması ayrı bir soru işareti değil mi? Bu politikaların sonucu olarak ortaya çıkan ve en yakınımızda Suriye ve Orta Doğu neticesinde mültecilerle ve misafirlerle karşılaştığımız bu ortam içerisinde Türkiye 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaparken "Gelen, insanlarımızı rahatsız eder." diyerek kendi şehrinin içerisinde duvar çeken, çit çeken, tel örgü çeken Batılıları görmek doğrusu kendi içerisindeki çelişkileri de bize göstermiştir.

Diğer bir dikkat çekici husus, daha önceki bütçelerde İnsan Hakları Kurumu "İhtiyacımız yok." diyerek bütçemizi tekrar kaynaklarına aktarmış. Umarım ihtiyacımız olmayacak kadar insan hakları ihlallerinin az yaşandığı hatta yaşanmadığı bir ülke oluruz. Türkiye'de insan hakları ihlaliyle ilgili hususlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların da sayısının arttığını görmekteyiz.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının bunun bir tedbiri olarak önleyicisi olduğunu görmek olumlu bir gelişmedir fakat ülkemizde yaşanan hususlar ve maruz kaldığımız terör operasyonuna karşı devletin almış olduğu radikal tedbirler konusunda vicdani, ahlaki ve insani bir tutum yürütme gayretinde olan devlet yetkililerinin olduğu kadar, kurumlarda bu süreci istismar olarak görüp birbirini itibarsızlaştırıp herkesi aynı torbaya koyma niyetinde olanların varlığı da bilenen bir vakadır.

Terörle mücadelenin kararlı bir şekilde yapılması konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin durduğu yer nettir ve sonuna kadar "devlet" demektedir, sonuna kadar "millet" demektedir.

Değerli milletvekilleri, üzerinde durulması gereken benim değerlendirme yapacağım bir başka kurum Kişisel Verileri Koruma Kurumu. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, teknolojik gelişme ve değişimlerle beraber bilgiye erişimin bir tuşla mümkün olduğu ortamlarda bir zaruret olarak kurulmuş ve varlığını sürdüren bir kurumdur. 

Bu kişisel veriler meselesi iki boyutludur. Birincisi, kişiye ait olan özel bilgilerdir yani nüfus cüzdanı bilgeleri, telefon bilgileri, şahsa ait olan özel meselelerdir. İkincisi ise şahsa ait olan özelin de özeli olan dinî, inanç ve hürriyeti, etnik kökeni, mezhep farklılıkları ve mensup olduğu kültürel çevre, özel hayata, sağlık meselesi dâhil olmak üzere, bilgiye erişip erişememe konusunu muhafaza etme ve saklayabilme meselesidir. 

Yani devletin görevi, milleti ile devleti arasındaki hukuku tesis ederken -nasıl ki vatandaşlık hukukunun gereği, devletin, vatandaşın güvenliğini sağlama, hukukunu oluşturma, eğitimini verme- yukarıdan aşağı sorumlulukları varsa -aynı şekilde vatandaşın da devlete sorumlulukları varsa- devletin diğer sorumluluklarından bir tanesi de kişisel verilerin muhafazası üzerinde hassasiyetle durması, muhafaza etmesidir, bu mahremiyeti muhafaza etmesidir.

Bakın, birazdan söyleyeceğim konu benim şaşırarak dikkatle takip ettiğim bir meseledir. Kişisel verilere bir şekilde erişilerek insanların mezhepleri üzerinden, aidiyetleri üzerinden algı yönetmek ve kafa karıştırmak üzere açılmış sosyal medya hesapları var. Elbette ki kişisel veriler meselesi sosyal medya ve Twitter gibi alanlarda kişinin isteğine bağlı olarak kendisinin beyanıyla paylaşılabilir ama bu bilgilere erişim ve kafa karıştırmak için kullanmak isteyenlerin niyetleri nelerdir; bunlara dikkat etmek lazım. 

Neden dikkat etmek lazım? Kapılarına çarpı işareti konulan vatandaşlarımız meselesi ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor. Şimdi tekrar küresel baronlar yeni stratejiyi mezhep temelli, etnik temelli olarak, İslam dünyasını ve Müslümanları kendi içerisinde birbiriyle savaştırarak kaos teorisini yeniden gündeme getiriyor. Yani Kudüs hadisesi, beraberinde, İslam dünyasının gayrimüslimlerle olan çatışmasının ötesinde, İslam dünyasının kendi içerisinde bir aradalığı sağlayamaması, yeni fitne merkezlerini ve Beşinci kol faaliyetlerini de maliyeti en düşük alan olarak… Yine gerek sosyal medya ve dijital teknoloji üzerinden, gerekirse "çayın taşıyla çayın kuşu" meselesinden hareketle Müslümanları birbirine kırdırma stratejisi üzerinden yürüteceklerdir. Siyasi partilerin, bu manada, politik gündemleri ve kendi tutumları üstünde bu konulara yaklaşması gerekiyor. 

Mahremiyet alanına, kişisel verilerin paylaşımına ve gayriresmî ya da bu konuda bilgiye erişmese bile, farklı bilgileri manipüle ederek, değiştirerek kitlelerin kafasını karıştıracak haberlere, yayınlara hassaten dikkat etmek gerekiyor.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kurulları her alanda takip ederek gördüğümüz olumsuzlukları eleştirip olumluları teşvik etmekle vazifemize devam edeceğiz diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.