Mehmet Aslan:FETÖ'nün enaz sızabileceği parti MHP

 Mehmet Aslan'ın Posta gazetesinden Canan Danyıldız'a verdiği söyleşi şöyle:

- Üniversiteden arkadaşız Mehmet... O zaman da duyarlı bir çocuktun.

Evet, ‘Gel Kardeşim’ projesinden söz ediyorsun. 70 ilde 350 üniversite gezdim, 500 binden fazla öğrenciyle bir araya geldim.

- Büyük bir sosyal sorumluluk projesi. 

Bu terörden de fena bir durum. 80 milyonluk bir nüfusun ya kendisi ya da etrafında uyuşturucu kullanmayan yok. AMATEM’de yer yok. Şimdiye kadar 100 hayat kurtardık, ama yetmez.

- Durum niye bu kadar vahim? 

Uyuşturucuda dünyada en hızlı artış gösteren ülkeyiz. Gençler çok umutsuz ve mutsuz. Yalnızlar. İsteklerle gerçekler arasında çok büyük fark var. Mesela benim yaşantıma özeniyor, ama bir yandan da eleştiriyor. Oysa yaşamak istediği bu. Sorun burada başlıyor.


 
- Çok duygulandıran bir hikayen var mı? 

(Gözleri doluyor) Bağımlı, tedavi görmüş iki kişi vardı, sonra onlar da bağımlı gençleri kurtarmak için bu projede çalıştılar ve evlendiler. İkizleri oldu, birinin adı Mehmet diğerininki Aslan.

Maddi durumun iyi, işin gücün yerinde. Daha rahat bir hayat sürmek varken... 

Siyasete makam sahibi olayım diye girmedim. Bu sebeple halkla aramda bir samimiyet kuruldu. Hayalleri süsleyecek bir hayat yaşıyorum, ama bir zaman sonra içinde manevi duygular gelişiyor. Ülkenin insanlarına yardım etmek istiyorsun.

- Paris ve Boston’da okumanın da bunda katkısı var mı? 


Tabii, oralarda yaşamak milli duygularımı artırdı. Siyaseti halka hizmet olarak yapmak istedim. Yanlışı görüyor ve müdahil olmuyorsan vicdansızsın demektir.

"Babamın ülkeye damga vurduğu süre 50 yıl"

- Baban Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan da siyaset ilişkileri güçlü bir adamdı. Rolü var mı?

Rol modelim oldu, hayran olduğum bir insan. Bir dönem dediğimiz babamın ülkeye damga vurduğu süre 50 yıl. Siyaset de dahil her kesimden doktor, polis, avukatlarla ilişkileri güçlüydü. Tarih boyunca yüksek profilli babaların çocukları silik kalmış. Silik babaların çocukları da büyük kahramanlar olmuş.

- Bunun aksini mi ispatlamak istiyorsun? 

Hayır, babamın da benim de ortak tarafımız gerçekçi olarak hayallerimizin peşinden koşmak. Akıl ve vicdan terazisini çok iyi dengelemiş. Babam akıl dışı bir işe girişmemiş, ama akılcı diye de vicdanını geri plana atmamış. Ben de öyleyim.

- Ondan sana geçmiş en büyük şey nedir? 

Vicdan terazisi, çok çalışmak ve inanmak diyebilirim. Siyasete girdim ama öncesinde de sonrasında da rüşvet, skandal vs. utanılacak hiçbir şey yapmadım. Beni babamdan vurmaya çalıştılar.

- Nasıl?

‘Gazinocular Kralı’nın oğlunun MHP’de ne işi var?’ diye. Bunu hiç beklemiyordum. Babamın Alparslan Türkeş’le yakınlığını bilmeden konuştular. Babamın Gazinocular Kralı olmasından her zaman gurur duydum. Binlerce insana ekmek vermiş.

- MHP İstanbul İl Başkan Yardımcılığı yaptın. İş hayatında zorlandın mı?

Tabii. Bir yandan o iş, bir yandan kendi işim, bir yandan da oyunculuk vardı. Bazı dizilerde ya da kanallarda yer alamadım. Hükümete yakın kanallarda iş yapamadım. Sonra mücadele ettim, kendimi kabul ettirdim. Artık siyasi ideolojimi bilmesine rağmen karşı tarafla iş yapabiliyorum.

"Trump, erkeklerin düşündüğü ama söyleyemediği şeyleri söylediği için seçildi"

- Sence niye bu kadar sevildin ve kabul gördün?

Samimiyim. Boş konuşmam, okurum, öğrenirim. İnsanlar bana önyargılı baktı. Ben televizyoncuyum, beni hafife aldılar. Heyecanlanmam, sıkılmam. Onu unuttular. Donald Trump’ın da seçilmesinin sebebi samimiyet. Erkeklerin düşündükleri ama söyleyemedikleri şeyleri söylediği için seçildi.

"AK Parti ve CHP'den davet aldım"

- MHP’ye farklılık kattın mı sence?

(Gülüyoruz) Siyasete farklılık kattım! Şu an senle siyaset konuşuyoruz düşünsene! Dışa dönük olduğum için MHP’den eleştiri almıyorum. Üstelik kimseye ülkücülük taslamak için de orda değilim. ‘Orda ne işin var, eli yüzü düzgün adamsın’ diye hakaret edenler bile oldu.

- Devlet Bahçeli’den sonra sen bize çok renkli geldin! Herkesin bir duruşu var. Mesela Barış Manço’yu görmezden geldik. Onun sakalı nerden sanıyorsun? 

Aziz Sancar diye bir bilim adamı çıkıyor. Onun da ülkücü olduğunu görmezden geliyorlar. MHP’li çok farklı iyi isimler var ama bilmiyoruz.

- Devlet Bahçeli’yle ilk ‘selfie’ yapan adam da sensin! 

(Gülüyoruz) Tek midir bilmiyorum ama ilk selfie’si benle.

- CHP’den ya da Ak Parti’den de teklif aldın mı? 

Evet aldım! Hem de ‘Geldiğinde şu işi yapacaksın’ diyerek, bir mevkiye yerleştirilmek üzere.

- Partide Fahrettin Aslan’ın oğlu olmanın avantajları / dezavantajları oldu mu? 

Avantajları çok daha yüksek. Onun oğlu olmasaydım belki sanattan, siyasetten anlayan bu Mehmet olamayabilirdim.

- ‘Gazinocunun oğlu siyasetten ne anlar!’ dediklerinde kırıldın mı? 

Ya aslına bakarsan babam o masalarda Türkiye’yi yönetmiş. Birtakım ilişkiler, kararlar o masalarda alınmış. Büyük anlaşmalar yapıldığında ya da Fransa’dan önemli biri geldiğinde Maksim’e götürmüşler. Ben gazinocunun oğlu değil, Gazinocular Kralı’nın oğluyum. Anlatabildim mi?

- Hoş gör Mehmet ama, bununla bir doktorun, avukatın oğlu olmak arasında fark yok mu? 

Hayır yok! İş, utanılacak bir şey yapmamakta. Ben ya da babam utanılacak bir şey yapmadık ki! Bunlar beni yaralamıyor. Karşı tarafa ‘Vah zavallı’ dediğim zamanlar oldu.

- Siyasette hayal ettiğin bir yer var mı? 

Türk pasaportuyla bir ülkeye girerken ‘Hoş geldiniz’ dendiği, saygı duyulduğu günü gördüğüm zaman ‘Başarılı olmuşum, tamam’ diyeceğim. Bende para var, pul var, tip var ama Türk olduğum için çok ezildim.

"MHP'ye FETÖ sızmış olabilir"

- MHP’ye FETÖ sızmış mıdır?

Mesela Meral Akşener için de çok söylendi… Sızmış olabilir; sızmış olsa da en az ekmek yiyebileceği yer MHP’dir. Yapı olarak da birbirine zıtlar çünkü. FETÖ’cüler ülkücüleri sever gibi görünür ama hiç sevmezler. Parti içinde araştırılanlar vardır, ama birbirini karalamak için ‘Fetocü’ diyenler de vardır.

- MHP Kurultayı’na katıldın; sonrasında Devlet Bahçeli’yle aran açıldı mı? 

Genel Başkanıma ters düşmem diye bir şey söz konusu değil. Bizde de ‘Hah gitti kurultaya hain’ dediler benim için. Bana çakmak için yapanlar oldu. Ama kurultaya gidip “Hareketin başkanı Bahçeli’dir” dedim, bunu da herkes diyemez. Hukuk, kanun var. Hukuk bunu gerektirirse katılacağımı söyledim zaten. Ne zaman emrederse, o zaman yanına giderim.

- Hukuk bunu gerektirse bile ‘Mehmet katılma’ diyen oldu mu? 

“Bana şunu yap, bunu yapma” diyen hiçbir taraf olmadı. Baskı görmedim.

"Assolistlerle ilgili sırları anlatsam yer yerinden oynar!"

- Yurt dışındaydın niye Türkiye’ye döndün? 

12 yılın sonunda babamın rahatsızlığı yüzünden döndüm.

- Baba-oğul son zamanlarda en çok ne konuşurdunuz?

Bana hep ‘Dengeli ol’ derdi. Hayatta bir denge olduğunu bilirdi, aşırı her şey zarardır diye düşünürdü.

- Öteki çocuklarından daha farklı bir yerin var... 

Ben onun daha durgun, babalığın tadına vardığı zamanda olmuşum.

- Fahrettin Bey’in iç dünyasını, babalık hallerini pek bilmiyoruz. 

Sayısız anımız var. ‘Zaaflarına yenilme’ derdi. Bence kendi zaaflarına yenilmiş biri. Babam çok büyük kumar oynardı, hiçbir zaman onaylamadığım bir tarafı bu. ‘Kumar oynamasaydım sana 500 katı miras bırakırdım’ derdi.

- Annenin evlilikte ona katkısı büyük olmuş mu? 

Evet, savurganlığı azalmış, daha bir aile olmuş annemle. Bir gün Caddebostan sahilde bir taburenin üzerinde mısır yiyorduk. ‘Hayattaki en büyük mutluluğum, zevkim seninle burda, şimdi mısır yiyebilmek’ dedi.

- Babanı eleştir desem? 

Hataları olmuştur, fevri davranmış, kalp kırmıştır. Ama gönül almayı bilirdi. Küs yaşayamazdı. Çok insana yardım ederdi. Çok affediciydi, o da ona büyük zararlar verdi.

- Birçok insanı, kuyruklarını birbirine değdirmeden idare eden bir isim...

Evet, ilkokul mezunu ama hayat üniversitesi bitirmiş müthiş zeki biri. Çok üst düzey ilişkileri var. Ve bunları da dengede tutmuş. Karşısındakinden bir şey isterken onu zarara sokmamış. Sözü senet bir adam. Ağzından bir laf çıktı mı mutlaka yapardı.

- Çok şaşırtan bir hatıran var mı?

Bir gün Fransa’dayım. Senatoda, senatörlerin olduğu bir yerdeyim. Babamı bekliyorum, staj için oradayım. İçeri girdi, herkes ayağa kalktı. Babamı tanıyan yok bu arada! Ama herkeste ‘biri geldi’ hissi yarattı adam, öyle bir karizması var!

- Sonra?

O gün babamla acayip gurur duydum! Ben öyle olmak istediğime o gün karar verdim! Düşünsene gece okullarında ilkokulu bitirmiş, tüberkülozdan ciğerinin bir bölümünü kaybetmiş bir çocuk. Ve orada önce İngilizce, sonra Fransızca ‘Oğlumu arıyorum’ dedi. Ben şoka girdim! O ana kadar babamın İngilizce ya da Fransızca bildiğini bilmiyordum!

- Ama bu adam özel hayatında pek harika değil. Aşk hayatı karman çorman! 

(Gülüyoruz) Sonunda annemle doğruyu bulmuş ama! Bana ‘Evlen, boşanma ama’ derdi. 19 yaşında evlenmiş, çok genç. Sonra zenginleşiyor... E o da bir insan ve nefsi var.

- Gazinolardaki assolistlerle ilişkisi de olurmuş...

Vardır tabii! Behiye Aksoy’la da evlenmişti.

- Gazinodaki sırları bilir misin? 

Oralara girmem yasaktı, büyüdüğümde de gazino kalmamıştı. Ama bana her şeyi anlatırdı. Kimin ne olduğunu iyi biliyorum. Anlatsam yer yerinden oynar, öyle sırlar var. Sadece assolistlerle ilgili değil, iş adamlarıyla da ilgili.

- Baban siyasete neden hiç girmemiş? 

Hemen her partiden insanlarla çok iyi ilişkiler kurduğu için gerek görmemiş. Siyasi hizmeti, siyasete girmeden yapmış. Yani mesela bir yere okul yapılacak, bir valiye açar rica edermiş, o okul yaptırılırmış.

"Çocuklu kadına hayır demem"

- E, sende aşk meşk durumları nasıl? 

Çok iyi arkadaş olacağım biri olmalı. Sadece güzellik yetmez, akıllı da olacak. Şu anda ciddi bir ilişkim var, ama göstermiyorum.

- Evliliğe gider bir aşk mı bu? 

Hiçbir birlikteliğe bitsin diye başlamadım zaten. Kim olduğunu söylemem. Ben zor bir koca, harika bir baba olurum.

- Daha önce evlenmiş biriyle evlenir misin? 

Hayatta her şey olabilir. Hiç evlenmemiş birini alırsın, başka birini görür gider. Ya da daha önce evlenmiş biriyle, hatta bir hayat kadınıyla evlenirsin, senin için kurşunun önüne atlar.

- Çocuklu bir kadınla evlenir misin? 

Ne bileyim kızım! Tabularım yok! Yeter ki sevebilsin, prensiplerime uysun. Hayır demem.

- Çok çocuk istiyor musun? 

5-6 çocuk yapacağım.

- Senin normal kız arkadaşların da çok... 

Evet, kızların büyük sırdaşıyımdır. Bana her şeylerini anlatırlar.

"Baba parası yiyen silik bir karakter olamam"

- Bir günün nasıl geçiyor?

Genelde gece 1 gibi yatıp, 6.30 gibi kalkıyorum. Ticaretle uğraşıyorum, doğal taş üzerine. Ayrıca gayrımenkul işlerim de var.

- Televizyon? 

FOX TV’de ‘Dayan Yüreğim’ diye bir dizide olacağım, oyunculuğu seviyorum.

- İyi bir mirasın sahibisin, istesen kiralarla paşalar gibi yaşayabilirsin.

Evet, ama o zaman da silik bir adam oluyorsun. Baba parası yiyen silik bir karakter olmak istemedim. Ayrıca yan gelip yatmak karakterimde yok, üretmek var. Vasıfsız biri olamam. İhtiyaç duyulan biri olmayı istedim.

- Zor yolu seçmişsin...

Gidilen bir daveti, yenilen yemeği ya da sahip olunan bir şeyi kıskanmam. Ama bir ihtiyacında beni aramıyorsan o zaman gücenebilirim. E bir de babam bana bir şeyler bıraktı tamam. Peki ben çoluk çocuğuma ne bırakacağım?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.