Mağdurlara sonuna kadar sahip çıkacağız

 Kılıçdaroğlu, Filistin'in bağımsızlık gününe atıfta bulunarak, "Biz Filistinlilerin de partisiyiz" dedi. Mavi Marmara davasından kazanılan 20 milyon dolarlık tazminatların, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine verilmediğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Gelin açtığınız davalardan vazgeçin, imzanızı atın, sonra bu parayı size vereceğiz, diyorlar. Ben diyorum ya size bunlarda insanlık, ahlak yoktur. Ailelerin davasını sonuna kadar takip etmezseniz biz takip edeceğiz biz" ifadesini kullandı.

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Biz her türlü desteği size sağlayacağız, çünkü halkın partisiyiz biz Bugün KKTC'nin kuruluşunun 33. yılı. Sayın Cumhurbaşkanı'nın şahsında tüm Kıbrıslıları yürekten kutluyorum. Ve CHP olarak biz sürekli sizin yanınızda olacağız. Bizim işimiz öyle lafla değil, eylemledir. Bir şeye karar veririz ve gereğini yaparız. Rahmetli Ecevit de akan kana dur dedi ve gereğini yaptı. Bugün yine Ahıska Türklerinin sürgün edilişlerinin yıl dönümü. Acı vardır, gözyaşı vardır. Oralardan kimse ayrılmak istemezdi. O nedenle sakın Ahıska Türklerini de unuttuğumuzu sanmasınlar. Nerede bir mazlum varsa CHP orada. Ve bugün Filistin'in bağımsızlık günü, onuruyla mücadele eden, bağımsızlığı için çalışan Filistin halkı... Geçmişte Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin'e gidip mücadelesine destek verdiği Filistin halkı... Mahmut Abbas'ın şahsında onlara da CHP'den sevgilerimizi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Onların haklarını gerek Türkiye'de gerek uluslararası arenada sonuna kadar savunacağız. Biz aynı zamanda Filistinlilerin de partisiyiz.

"Mavi Marmara tazminatları, hayatını kaybedenlerin ailelerine verilmiyor"

Mavi Marmara gemisini gönderdiler, kaçak gönderdiler. Cesaret edip resmi gönderemediler, 9 yurttaşımız uluslararası alanda hayatını kaybetti. Kıyameti kopardılar, biz de kopardık. Gazze ablukası kalkmadan İsrail'le barışmayacağız dediler, aradan bir süre geçti yeri göğü inletenler resmi bir özür mektubu olmadan dahi kabul ettiler. Gazze ablukası kalkacaktı, kalkmadı. 20 milyon dolara Türkiye'nin itibarını sattılar. Filistinli kardeşlerime söylüyorum; onlar bizim itibarımızı sattı, biz sizin itibarınızı, sizin gücünüzü sonuna kadar savunacağız. Dediler ki; tazminat olarak vermeyiz dediler. Bizimkiler de süklüm püklüm vakıf gösterdiler. Şimdi merak ediyorum bu 20 milyon dolar o hayatını kaybeden çocukların ailelerine verildi mi? Verilmedi, verilmiyor. Gelin açtığınız davalardan vazgeçin, imzanızı atın, sonra bu parayı size vereceğiz diye. Ben diyorum ya size bunlarda insanlık, ahlak yoktur. Ailelerin davasını sonuna kadar takip etmezseniz biz takip edeceğiz biz!

Değerli arkadaşlarım,  devleti yönetmek kolay değildir. Devleti yönetmek her şeyden önce bilgi, ahlak, hukuka ve hukukun üstünlüğüne inanç gerektirir. Bunların olduğu bir yerde yönetici iyi bir yönetici olur, bilgiye birikime değer verir. Parlamentoya bir kanun verdi. Bir maddesi rektör seçimini kaldırıyordu. Doğrudan atama olsun diye. Buna itiraz edildi. Parlamentoda görüşüldü, AKP de dedi ki; madem parlamento istemiyor ben bu maddeyi geri çekiyorum dedi. Sonra KHK ile bu düzenlemeyi yaptılar. İlk sorum TBMM Başkanınadır; Eğer Gazi Meclisin itibarını koruyacaksınız önce sizin itiraz etmeniz gerekiyor. Neden dut yemiş bülbüle döndün. Parlamentonun saygınlığını korumak benden çok senin görevindir. TBMM'de geri çekilen düzenleme KHK ile kabul ediyorsa senin utanman lazım. Aklını kiraya verenler, TBMM Başkanlığı yapamazsın. Bizim çocuklarımızı yetiştiren hocalar kendilerine başkan seçecekler işte ne güzel. Neden kaldırdılar bunu? Efendim üniversitede insanlar birbirini kötülüyormuş. Yani genel seçimlerde de bir yerlerde olay olduğunda genel seçimleri tamamen kaldırmak mı lazım? Bir ülkenin gelenekleri çok önemlidir. İngiltere'de yazılı bir anayasanın olmamasının temel nedeni güçlü bir demokrasi olmasıdır. Trafikte hızlı giden bakan ceza yediğinde, ertesi gün istifa ediyorsa bu ahlak gerektirir. Bunlar 12 Eylül'e döndüler. Kenan Evren dönemine döndüler. Darbe ruhunu içselleştirmiş bir siyasal iktidarla karşı karşıyayız. 

Bakın Boğaziçi Üniversitesi'nden Gülay Barbarosoğlu aylar öncesinde seçilmişti. Aylarca bekledi ve atama yapılmadı. Niye yapılmadı, yüzde 86 oy almış. İnsanın sandığa saygısı varsa üniversitedeki hocalara saygısı varsa o atamayı yaparlar. Sonra seçimlere bile girmemiş birisini alır rektör olarak atarlar. Bunların demokrasi anlayışı bu, dikta yönetimini anlıyorlar. Aramızda bu konuda derin bir farklılık var.

Dönüyorum arkadaşlara söyledim, ya bu üniversite rektörleri nasıl atıyorlar Avrupa'ya bir bakın. Harvard önemli bir sistem geliştirmiş, orada rektörü Harvard'dan mezun olanlar seçiliyor. O yüzden en saygın üniversitelerinden biridir. Bizde de ODTÜ, Boğaziçi, İstanbul Üniversitesi kendi geleneklerini oluşturan üniversitelerdir. Şimdi siz bu kültürü reddediyorsunuz. Biz adalet, insan hakları, özgürlük diyoruz onlar kulaklarını kapatıyorlar. Ama benim üniversite hocalarına, öğrencilerine sözüm var. Biz CHP iktidarında seçimleri geri getireceğiz ve öğrenci temsilcileri de bu seçimlere katılacak. Üniversiteye giden öğrencilerin yurt sorunu da kalmayacak. Öğrenciler, şu cemaat bu tarikat demeden yurtlarında rahatça kalacaklar. Ben demokrasi diyorum, hukuk diyorum, kadın erkek eşitliği diyorum; bazılarına hayal gibi geliyor. "Ya siz bunu söylüyorsunuz da vatandaşın bunlarla ilgisi yok" diyorlar. Bunların tamamının olmadığı ülkede en büyük zararı esnaf, sanayici, demokrasimiz, iş adamımız, toplumun her kesimi görür. Neden hukukun üstünlüğü diyoruz? Herkes rahat, özgür ortamda yaşasın diye. Sanayici imalat yapsın huzur içinde. Demokrasinin olmadığı yerlerde bunların hiçbiri olmaz. Türkiye bir süre sonra korkunç bir imaj değişikliğiyle karşı karşıya kalır ve ekonomimiz kan kaybeder. Yumurta konusunda örnek vereceğim. İhracatta dünya üçüncüsüyüz. Yumurta denince akla gelen kent Afyon Karahisar, ama bugün yumurta üreticileri iflasla karşı karşıya. Ben bu konuda hiçbir yorum yapmayacağım.

Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt gibi ciddi pazarlar var. Buralara mal satacağız ama 45 günde gidiyor. Neden Mısır'la kavga ettiler. Dış politika neden milli olmak zorundadır diyordum? İşte bunun için. Belki yumurta üreticisi arkadaşlarım beni hiç dinlemiyorlardı ama o faturanın ilk faturasını onlar ödemeye başladı. Irak pazarını, Suriye pazarını öldürdüler. Ne diyorlardı "Talimat verdim, düşürdük" yarışına girdiler. Ne oldu? Araya adam koydular, aman pazarı aç dediler. Hala açmış değil. Putin beklediğini almış değil. Putin istediğimizi verin diyorlar. Ben merak ediyorum, Türkiye hala ne vermedi, neyi bekliyorlar.

Önümüzdeki salı günü ağırlıklı olarak esnafların sorununu dile getireceğim. Hangi sorununuzu dile getirmemi istiyorsanız bana yazabilirsiniz. Onlar mektuplardan korkarlar, biz korkmuyoruz. Eleştirebilirsiniz de, biz vatandaşın düşüncesine hep saygı gösterdik, saygı göstermeye devam edeceğiz. Biz milletimizi seviyoruz, ona hizmet etmeyi de kutsal bir görev sayıyoruz.

Türkiye bu hale liyakat sistemi çöktüğü için geldi. Liyakat sisteminin üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Devlet ayakta kalsın diye. Devleti yöneten kişilerin gelecek hedefleri olmalıdır. Efendim 2023'te ithalatımız şu kadar olacak, böyle olacak. Bu hedef değildir, hangi yöntemi izleyerek gerçekleştireceksin? Bunu ortaya koyamıyorlar, ceplerini düşünüyorlar. Biz zulmedene karşıyız, onlar zalimlerden yana. Bunun yolu nedir? Planlama arkadaşlar. Yumurta üreticisini planlayacaksın, tarım ürünlerini lanlayacaksın, gelecek hedefi koyacaksın. Türkiye ne olacak, nüfusu ne olacak, hangi sektörler öncelikli olacak? Emin olun bunlardan haberleri yok. Sabah akşam konuşuyorlar, ama tamamen boş konuşuyorlar. Halk uzun vadeli düşünmez arkadaşlar, dünyanın hiçbirinde düşünmez. Uzun vadeli düşünen devleti yöneten siyasetin aklıdır. Ama bunlar kendi ceplerini düşünmekten Türkiye'nin geleceğini ateşe atmış bulunmaktadır. 

 

"Sen Cumhuriyet'i
diktaya dönüştürmek istiyorsun"

Soru: Hollanda'dan neyimiz eksik? Türkiye'yi ve çiftçiyi düşünen siyasetimiz eksik. Gazi Musfata Kemal Atatürk, çifti milletin efendisidir derdi. Bugün efendi diyen var mı, şimdi çiftçiyi takan var mı, adamcağız perişan oldu. 

Protesto edilen senet rakamı 2002'de 816 milyon senet protesto edilirken bugün 8 milyar senet protesto edildi. 2002'de 1 milyon 655 bin kişi borç batağındayken bugün 17 milyon 777 bin kişi borç batağında arkadaşlar. Dolardaki her bir kuruşluk değer kaybının şirketlere maliyeti 2 milyar 100 milyon lira Şirketlerin bugüne kadarki zararları 77 milyar 700 milyon lira. Birikimlerini de bitirdiler. Doların yükselmesi Türkiye'nin gücünü gösterir diyorlar. Ya bu nasıl danışmandır, milleti aptal yerine koymak nedir. Allah akıl fikir versin, ben diyorum ya bunların yatacak yeri yok diye. Türkiye ateş yerine dönmüş bunlar tutturmuş başkanlık olacak Ya olmayacak arkadaşım. Ya gel dertlerimizi çözelim, ekonomiyi düzeltelim. Ne istiyorsan getir vallahi yaparız. İlla o başkan olacak. Niye başkan olacak? "E bizim aklımız yok, sadece onun aklı var. Biz ona üst akıl diyoruz o bize hayır şöyle yapacaksınız diyor. Aklını kiraya verenler ülkeyi felakete sürüklerler. Başkanlık, rejim tartışmasıdır. Sen Türkiye'nin rejimini değiştiriyorsun. Efendim 1923'te kaldı onlar. Hayır Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırırsan rejimini güçlendirmiş olursun, diktaya çevirirsen o rejim değişmiş olur. Sen Cumhuriyet'i diktaya dönüştürmek istiyorsun. 

 

"Kim ne derse desin; mağdurlara
sonuna kadar sahip çıkacağız"

Bunların bir genel başkan yardımcısı var, kendisi profesör aynı zamanda. AA'ya "Haydi biz saftık bilmiyorduk" diyor, "Ama sen biliyordun" bana söylüyor "...onların terör örgütü olduğunu. Kılıçdaroğlu yargılanmalı" Ama şu lafa bakın. Allah aşkına akademisyen bir de bu, öğrencilerini nasıl yetiştirmiş acaba merak ediyorum. Sevgili Yasin Aktay, senin önüne, senin partinin önüne 2004 yılında bir belge koydular. Hem MİT Müsteşarlığı hem Genelkurmay Başkanlığı verdi. "Bak bunlar himmet topluyor" dendi. Bugün Meclis'te aynısını söylüyorlar. "Amma da büyüttünüz" demişler. Herkesin gelip kandırdığı bir adam Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetebilir mi? Yarın birilerinin gelip sizi başka türlü kandırma gücü olursa ne yapacağız. Üç tane terör örgütünü zaten siz bela ettiniz, her gelen sizi kandırdı. Efendim CHP bunlara ses çıkarmamış. Ben diğer gazetelerden değil de AKP'yi koşulsuz destekleyen bir gazeteden destek vereceğim (Akit)  Bakın CHP'den Gülen'i bitirin önergesi. Biz 2013'te önerge vermişiz. Sonra aradan zaman geçiyor "Gülen'i AK Parti kurtardı" diyor. Kim yaptı bunu? Bunlar yaptılar. Siz saf değilsiniz, bir şey söyleyeceğim de burada söylenmez. Şimdi bunun faturasını askeri öğrencilere çıkarıyorlar. İş adamlarına çıkarıyorlar. Kardeşim talimatı veren belli, gidersin yakalarsın. Ha birileri yargılanmalı, Türkiye'yi bu hale kim getirdiyse onların yargılanması lazım.

Devlet yönetiminde kin ve öfkenin olmaması gerektiğini söylemiştim Devlet mağdurlar yaratmaz arkadaşlar. Hele hele iktidar olanların mağdur ailelere dönüp de "Ağacın kökünü yesinler" denmez. O zaman sen de zıkkımın kökünü ye. Biz mağdurlara sahip çıkınca bağırıyorlar koro halinde "FETÖ'ye sahip çıkıyorsunuz" diye. Yok kardeşim. Geçmişte bizi Ergenekoncu diye suçluyorlardı bugün haklı çıktık. İçeride mağdur olanlara sahip çıkacağız. Ya linç edilen erlerin ne günahı var. Hepsinin ayağına milletvekillerimi gönderdim. İzmir'deki aileye bizzat ben gittim. Bana oy verdi mi vermedi mi bakmam. Benim onlara sahip çıkmam en kısa tabirleri ailemin bana verdiği terbiyedir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.