Koalisyonda belirleyici parti MHP

BÜLENT KORUCU ZAMAN

Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin tercihleri kendisi ve partisi adına hayati önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ve AK Parti içindeki bir grubun MHP'li koalisyonu düşündüğüne dair bilgiler kulislere yayılıyor. İki parti arasında kan ve doku uyuşması olduğu, bürokraside zaten bir ortaklık gerçekleştirildiği gibi tezler iktidar medyasında dile getiriliyor. Aslında olmazları gösterip erken seçimi dayatacağı ileri sürülen Erdoğan'ın manevralarından biri mi yoksa gerçekten AKP-MHP koalisyonu isteniyor mu? O sorunun cevabını önümüzdeki günlerde alacağız. Ben her halükarda MHP'nin hedefteki parti olduğunu düşünüyorum.

Muhtemel erken seçimde AK Parti'nin oy kapmaya çalışacağı yegâne adres MHP. CHP yüzde 25'lik kemik oy oranını korudu, zaten AKP ile geçişkenliği fazla değil. HDP dindar Kürtlerin, bir de AKP ile arası iyice açılan beyaz Türklerin oyunu aldı. Her iki kesimden de kısa sürede AKP'ye oy gitmesi kolay görünmüyor. AKP-MHP koalisyonunda bu ihtimal sıfıra kadar iner. Kürtlerden umudu kesen Erdoğan'ın, MHP'den büyük kopuşlara bel bağlaması kaçınılmaz hale geldi.

Erdoğan, 7 Haziran'dan önce ne yaptı? Eleştireni vatan haini ve kan emici ilan ettikleri çözüm süreci masasını niye devirdi? MHP'den oy kapmak ve oraya yönelecekleri durdurmak için. Yeni seçimde de bundan başka oyun planı kuramaz. HDP barajı geçse bile yüzde 44-45 oy alan AKP tek başına iktidar olabiliyor. Bunun yolu ise İç Anadolu başta olmak üzere MHP'ye gidenleri geri çağırmak. Sonuca etki eden yüzergezer oylar istikrar temalı bir seçimde AKP'ye yönelebilir. İki parti tahterevallide oturuyor, biri yükseldiğinde öbürü inecek.

MHP'yi hedef alan ikinci tuzak ise çözüm sürecinin bitirilmesi vebalini yüklemek. Yaklaşık iki yıl yoğun propaganda çalışmasıyla çözüm sürecine hassas bir kamuoyu oluşturuldu. Erdoğan, başkanlık hayalini onunla gerçekleştirebileceğini umdu, yanıldı. Devirdiği masayı tamamen dağıtabilir. Allah korusun gelecek şehit cenazelerinin faturasını MHP'ye keserek süreci tamamen bitirebilir. Bildiğim kadarıyla en milliyetçi kesimler bile sürecin yönetilme biçimine karşı. Meclis'in devrede olmadığı, şeffaflıktan uzak, bir gün yalanlanıp ertesi gün kabul edilen tarza itirazlar var. Hem sivil alanlardaki çatışma riski, hem de provokatif karakol saldırıları merkez seçmeni MHP'den uzaklaştırabilir. Erdoğan'ın dev propaganda makinesi, projeye gönüllü asker olur.

Bütün bu ihtimallere karşı MHP'nin şansı Devlet Bey'in tecrübesi. 2002 yılında baraj altında kalan partilerden ANAP ve DYP yok oldu, DSP can çekişiyor. Sadece MHP küllerinden doğabildi. Ve bugün AK Parti'den oy alabilen ve ikinci parti tercihinde en yüksek potansiyele sahip parti. Hiç şüphesiz bunda en büyük pay Genel Başkan Bahçeli'nin. 1999 yılında kurulan DSP-ANAP-MHP hükümetinde ekonominin dümeninde oturmadığı halde krizin faturasına ortak oldu; barajın altında kaldı. Şimdi AKP'nin dümende olduğu ve 7 Haziran öncesiyle hesaplaşmanın yaşanmadığı bir koalisyonun ne anlama geldiğini çok iyi görüyor.

Benim göremediklerimi de gördüğü için Erdoğan'ın salvolarına en sert tepki Bahçeli'den geliyor. Erdoğan'ın seçim kararında ‘çözümsüzlüğün adresi' olarak MHP'yi göstermek istemesi uzak ihtimal değil. MHP liderinin bu hamleye cevabı nasıl olur merak ediyorum. Bence Ankara'da satrancın asıl oyuncuları Erdoğan ve Bahçeli. Siyasete heyecan geldi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.