Kılıçdaroğlu:İlk kez Türkiye başka bir tablo ile karşı karşıya'

 

Kılıçdaroğlu, siyasetçinin görevinin zenginleşmek değil, halka hizmet olduğunu söyledi.
Siyasete girenlerin, 'Siyaset bana ne verecek?' değil, 'Ben topluma ne vereceğim?' diye düşünmesi gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Bizim siyaset anlayışımız, toplumun değişik katmanlarının sorunları varsa onlara çözüm üretmektir. Biz siyasete bunun için girdik. Biz siyasete girerken, etnik kimlik üzerinden siyaset, din üzerinden, yaşam tarzı üzerinden yapmıyoruz ve bunu doğru bulmuyoruz. Kişilerin özeline girmek istemiyoruz. Onun özeline, manevi dünyasına da müdahale etme konusunda da kendimizi yetkili de görmüyoruz. Bizim derdimiz, kamyoncu yük mü alamıyor, vatandaş borç batağında mı bu sorunlara çözüm üretmektir."

"ÖNSEÇİM KARARINI PARTİ MECLİSİ VERECEK"

Konuşmasında ön seçime de değinen Kılıçdaroğlu, CHP dışında grup başkan vekilliği için seçim yapan başka hiçbir parti olmadığını, CHP'nin seçim yapmaması halinde parlamentoda demokrasi olup olmadığının bile tartışılabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:"2011 seçimlerinde 29 yerde ön seçim yaptık. Tüzüğümüzü değiştirdik, kurultayda. Yüzde 85 ön seçim, yüzde 15 merkez yoklaması kararı aldık. Nerelerde ön seçim, merkez yoklaması veya kontenjan yapılacak bunun kararının 14 Şubat tarihinde toplanacak parti meclisimiz verecek."

"PARLAMENTER SİSTEMİMİZİN NEYİ EKSİK"

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sisteminin çok başlılığı ortadan kaldıracağına ilişkin açıklamalarına ilişkin görüşü sorulunca bu sistemin Türkiye'de yeterince tartışılmadığını söyledi. Kişiye göre rejimin, siyasetin olamayacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:"Politika; halk için üretilir. 150 yıllık parlamenter deneyimimiz var. Aksaklıkları elbette var. Aksaklıklar elbette giderilebilir. 150 yıllık bir geleneği, niye birden değiştiriyoruz; 'Birisi başkan olsun' diye. Niçin, hangi gerekçeyle yapıyoruz? Bunlar doğru değil. Siz eğer rejimi değiştireceksiniz, bu ayrı birşey. Seçim, hükümet, programına koydunuz mu 'Biz başkanlık sistemini getireceğiz' diye. Hayır. Halka verilmiş böyle bir sözünüz yok. Ama baskıcı bir toplum yarattınız. Toplumu baskıladınız. Düşünce özgürlüğünü ortadan kaldırdınız, üniversiteleri susturdunuz, sivil toplum örgütlerini susturdunuz, kendi baskıcı yönetiminizi oluşturdunuz. Şimdi topluma bir başka rejimi dayatıyorsunuz. 'Ben başkanlık sistemini getireceğim' Niçin? Sorun Başbakan'ın görevini yapamamasından kaynaklanıyor. Çünkü Başbakan'ın seçimi, demokrasinin kaldıracağı türden bir seçim değildi. Daha Başbakan olmadan önce Başbakanlığı açıklandı. Kim tarafından? Başkan olma heveslisi olan kişi tarafından açıklandı. 'Bu kişi Başbakan olacak. Bu kişi AKP'nin Genel Başkanı olacak' Kurultaydan sonra da öyle bir karar alındı. Buna demokrasi denmez. Kişilerin özgür iradesiyle oy kullanmadığı rejimin adı demokrasi değildir. Bu sistemi bilimsel olarak kabul etmediğimi gibi bu sistemin Türkiye'ye geleceği konusunda ciddi endişelerim var. Böyle bir tartışma olabilir, yapılıyor zaten ama bunun hayata geçme şansının çok zor olduğunu söyleyeyim."

"PADİŞAHLIK MI GETİRECEKSİNİZ?"

Cumhurbaşkanının üstlendiği görevlerinin Anayasa'da tanımlandığını kaydeden CHP Lideri, o görevin dışında başka bir görev yapamayacağını, bu konuda TBMM'de namus ve şerefi üzerine yemin ettiğini, buna bağlı kalmak zorunda olduğunu söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:"Namus ve şeref kavramı bu kadar ucuzlatılamaz. Kişiye göre başkanlık sistemi olmaz. Padişahlık mı getireceksiniz? Başkanlık sisteminden kastettiğiniz nedir? 'Milletvekillerini ben belirleyeceğim. Valileri, rektörleri ben belirleyeceğim. Yargıçları ben belirleyeceğim.' Bu mudur başkanlık sistemi? bu başka bir sistemdir. Bu otoriter sistemidir. Dikta sistemidir, bu. Diktatörlüktür bu. 80 sonrası Kenan Evren'in kurduğu düzeneğe bakın. O kendisini devlet başkanı olarak tanımlamıştı, oturdu oraya. Ama o bile parlamenter sistemden vazgeçemedi. Rektörleri, yargıçları tayın etti. Tek yetkiliydi. Ona biz demokrasi diyor muyuz? Hayır. O zaman o özenti neden? Yeri geldiği zaman Kenan Evren'i eleştiriyorlar. 12 Eylül Darbesi'ni eleştiriyorlar. Yeri geldiği zaman o sisteme çok uygun sistem diyorlar. Olmaz. Doğru değil."

"KUZU'NUN AKADEMİK KARİYERİ BİLE TARTIŞMALI"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun katıldığı bir televizyon programında 4 eski bakan ile ilgili, "Başbakan benim partimin lideri. Bakanlar, benim kankam. Bir kısmı benim dünürüm. Bu adamlarla neden muhalefet olayım. Demek istediğim, oğlan bizim, kız bizim" dediği hatırlatılınca şöyle konuştu:"4 bakan hangi gerekçe ile istifa etti? 4 bakana ne söylendi? 'Lütfen istifa edin. Dönemin başbakanını rahatlatın' diye Kim söylüyor bunu? Erdoğan Bayraktar söylüyor. 'ben niye istifa edeceğim?' dedi. 'O talimat verdi. Ben de yaptım. Ben değil, onun istifa etmesi lazım' dedi. Bunu ben söylemedim. Onun bakanı söyledi. Hangi gerekçeyle siz onları Yüce Divan'a göndermiyorsunuz? Onların aklanma haklarını niye ellerinden alıyorsunuz? Götürün Yüce Divan'a yargılansınlar. Suçsuzuz diyorlar. Bir insan suçsuzluğunu nerede kanıtlar? Yargıda kanıtlar. 'Oğlan bizim, kız bizim' Yani hırsız da bizim, hırsız olmayan da bizim. Böyle bir anlayış olabilir mi?"
KIlıçdaroğlu, Kuzu'nun akademik kariyerinin tartışmalı olduğunu öne sürerken bu nedenle Anayasa Hukuku konusunda ders vermesinin mümkün olmadığını söyledi. Bilimin, dinde olduğu gibi ahlak gerektirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu şöyle dedi:"Eğer siz yolsuzluk yapanı korursanız, ahlaktan uzaklaşır ve o kavramı içselleştiremezsiniz. Böyle bir tabloyu bizim kabul etmemiz mümkün değil. Kuzu onu söylemiş, bir başkası bunu söyler falan ama şu bir gerçek. Bir yolsuzluk var mı, var. Kasalar var mı, var. Kasaların içinde paralar var mı, var. Ayakkabı kutularında dolarlar var mı, var. Onların satın aldıkları gayrimenkuller var mı, var. Mal varlığı ile elde edilen gelirler arasında uyumsuzluk olduğuna dair Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun Bilirkişi raporu var mı, var. Bu bilirkişiyi atayan kim? Kendi Maliye Bakanları. Bu tablo ortadayken ne söyleyebilirsiniz? Hırsızı yakalamışsınız, hesap verecek. Öyle bir bağırıyor ki sanki masum insanlar suçluymuş gibi. Bu ülkenin insanları bu kadar çalışıp gelir elde edemezse, onların emeğinin karşılığı geliri kim elde eder? Onlar elde eder. 100 liralık gelirin yüzde 54'ünü yüzde bir alıyor. kalanı 99 kişi paylaşıyor."
Kılıçdaroğlu, hakkı olmadığı halde milyar dolarları götürenler olduğunu, İran'da açılan soruşturma dosyalarının Türkiye'de kapatıldığını kaydedederek, "Bu ülkenin itibarını sıfırlar. Avrupa Parlamentosu'ndan bir yetkili 'bu kadar büyük yolsuzluk var. Dosyanın kapatılmasını nasıl görüyorsunuz' dedi. Emin olun cevap vermekte zorlandık ne diyeceksiniz. bu saatten sonar AKP grubu suç ortağıdır. Yani grup şaibelidir. Bu dosya bugün için kapandı. Ama bu dosya er geç açılacak. Din, iman, Kuran üzerinden siyaset yaptılar. Niçin? Çalmak için. Din çalmanın aracı asla olamaz. İnsanın manevi dünyası bu kadar sömürülemez. Yazık günahtır bu ülkeye. Eğer bir ülkede hırsızların at koşturduğu, namuslu insanların da köşelerine çekildiği bir tabloyu yaratırsak çocuklarımıza bunun hesabını veremeyiz" dedi.
Kılıçdaroğlu, "Ekonomi dergilerinde milyonerler kulübüne her yıl yeni işadamlarının katıldığı listeler yayınlıyor ama o aynı iş adamalarını vergi rekortmeni listelerinde göremiyoruz. Nedeni nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:"Malum işadamlarının vergi listelerinde görülmemesi son derece doğal. Hırsızlıktan beslenen bir sistem, götürüp kayıtlarını vergi dairesine verebilir mi? Onlara zaten devlet, yurttaşın ödediği vergileri aktarıyor. Zaten sorulması gereken hesap budur. Sokaktaki vatandaş şunu söylemeli. Ben vergi veriyorum. Bu vergi nereye harcanıyor? Aldığımız nefes dışında hayatın her alanında vergi vardır. Ödediğim vergiler nereye harcanıyor? Bunun sorulması lazım. İktidarın en temel görevi de verginin hesabını vatandaşa vermektir ama bu olmadı."
Bu konuda sivil toplum kuruluşları ve meslek kuruluşlarının, TOBB gibi, 'bizim ödediğimiz vergileri nereye harcadınız' demediğini söyleyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bütçe kanunları parlamentoya geldi. TBMM adına kamu harcamalarını denetleyen Sayıştay'ın raporu gelmedi. Çıkıp TOBB'nin bu vergilerin hesabının verilmesi gerektiğini dillendirmesi gerekirdi. Ama korkudan söyleyemiyorlar" dedi.
Kılıçdaroğlu, "TÜSİAD'ın dillendirmesi gerekir ama korkudan söyleyemiyorlar. Demokrasinin çıkış kaynağı. Eğer bu hesabı sormazsanız, kaynakların nereye gititği konusunda da kuşkuları beslemiş olursunuz. Malum insanlar listelerde görünmüyorlar diyorsunuz. Niye görünsünler ki. Vergi ödemek onurlu bir iştir. Ülkeye karşı görevini yerine getirmektir. Siyasi iktidarın da topladığı vergilerin hesabını vermesi gerekir. Başkan Davutoğlu İsviçre'de bir konuşma yaptı. Konuşmasında 'Avrupa'da işsizlik varsa, Türkiye'ye gelsinler. Biz onlara iş veririz' dedi. Ya senin ülkede 5,5 milyon insan işsiz. Üstelik konuşma yaptığı ülkedeki işsizlik oranı yüzde 3,5. Demek ki Sayın Davutoğlu Türkiye gerçeklerinden haberi yok. Türkiye'deki işsizlik oranını bilmiyor. Türkiye iyi yönetilmiyor" yanıtını verdi.
Ak Parti'ye en fazla oy veren bölgelerde uyuşturucunun giderek yaygınlaştığını öne süren Kılıçdaroğlu, bu durumun Bursa'nın yanı sıra İstanbul, Ankara ve diğer illerde de görüldüğünü, manevi değerlerin kullanıp, dinin istismar ederek yola çıkıldığını, fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık, yolsuzluğun arttığını, bunun işin içinde bir yanlışlık olduğunu gösterdiğini söyledi. CHP olarak ülkenin en temel sorunlarına kalıca çözümler üreten bir parti olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, toplumu bilgiye taşımak istediklerini anlattı.

“YUNANİSTAN İLE ARAMIZDA BİR FARK VAR"

CHP olarak herkesten oy istediklerini anlatan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, "Yunanistan ile aramızda bir fark var. Bu farkı herkesin çok iyi bilmesi lazım. Bugüne kadar Türkiye'de siyasi partiler ülkeyi yönetmek için iktidar oldu. Rejimi değiştirmek için değil. Şimdi ilk kez Türkiye başka bir tablo ile karşı karşıya rejimi değiştirmek için iktidara gelen bir parti var. Kan ve gözyaşı ile kurduk cumhuriyeti. Yeniden ve sıfırdan cumhuriyeti, parlamenter sistemi güçlendirmek için güç birliği yapmak zorundayız. Hem sağdan hem de soldan oy istiyorum. Biz siyaseti zenginleşme aracı olarak görmüyoruz. Biz yırtık ayakkabı ile siyasete girmedik. Siyasete girdiğimiz zaman mal varlığımız açıkladık. Bugün de aynı mal varlığımız var. Ama birileri yırtık ayakkabı ile girdi. Bugün han, hamam, yalı, saray, malikane, havuzlu villalarda oturuyorlar. Bunun hesabını sormak zorundayız. Halkın sırtına binip, ağzından lokmasını alan bir siyaseti biz siyaset olarak kabul etmiyoruz. Onun adını başka birşeydir. Biz baskıcı bir rejim istemiyoruz. Herkesin yaşam tarzına saygı istiyoruz. Herkesi CHP'nin çatısı altına bekliyoruz" dedi.


"OTORİTER BİR SİSTEMİ KABUL ETMİYORUZ"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kentten yayın yapan Olay TV'nin programına katılırken, Türkiye'nin başkanlık sistemine mi gittiği sorusu üzerine ülkenin rejim değişikliğine hazır olup olmadığını sorduktan sonra şöyle dedi: "Cumhuriyet'i, parlamenter sistemi nasıl kurduk, bunun tarihini biliyor muyuz? 150 yıllık parlamenter sistem deneyimimiz var. Şimdi 150 yıllık defteri kapatacağız yeni bir sayfa açacağız. Halk parlamenter sistemden şikayet ediyor mu? Parlamenter sistemin artısı, eksisi nedir oturup masaya tartıştık mı? Varsa eksilerini gidermek için oturup çalıştık mı? Şu anda Türk siyasetinin en temel sorunu kirlenmişliktir. Siz hırsızları siyasetten arındırdınız mı? Onları parlamentodan attınız mı? Sistemin dışına çıkardınız mı? Halkı soymaktan kurtardınız mı? Kurtarmadınız. Adına ne derseniz deyin olmaz. Önce bunu yapacaksınız. Bunu yapmak için yola çıktınız mı? Hayır. Ne demek başkanlık sistemi? Mesela ben merak ediyorum ne demek? İlla Erdoğan'a göre bir rejim mi oluşturacağız biz? Parlamenter sistem var, 150 yıllık deneyimimiz var. Aksayan yönleri var mı? Elbette var bende biliyorum. Giderebilir miyiz? Elbette giderebiliriz. 150 yıllık bir deneyimi çöpe atacaksınız hiç bilmediğimiz bir sisteme geçeceğiz birisinin keyfi olacak diye. Bu doğru değil. Toplum rejimi değiştirmeye hazır mı, değil mi önce bir buna bakmamız lazım. Bu rejimi biz kanla, gözyaşıyla kurduk. Yazık günahtır bu ülkeye. Birisinin keyfine göre ülke yönetilmez. Otoriter bir sistemi kabul etmiyoruz. Otoriter sistem diktatörlüğü getirir. Otoriter sistem yolsuzluğu getirir. Otoriter sistem insanlara düşünmemeyi öğretir. Otoriter sistem tek merkezden talimat alın onun dışına çıkmayın algısı ve uygulamasını yaratır. Toplum buna hazır mı, bunu istiyor mu? Hayır. Biz demokrasiyi, insan haklarını savunuyoruz. Temel sorun Başkanlık mıdır? Aştan, işten, ekmekten, işsizlikten bahseden dünya kadar insan var. Bunların derdiyle ilgilenen var mı?"
CHP Genel Başkanı halkın boğazından kesilen vergilerle yaptırılan kaçak sarayda oturan, "Başkan olacağım" diyen birisinin rejimini meşrulaştırmek istediğini öne sürerken, "Kaçak bir şey meşrulaşmaz. Yolsuzluk üzerine inşa edilen bir düşünce, bir felsefe, bir inanç, bir kültür, bir bina meşrulaşmaz" dedi.
DHA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.